BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ. DR. TURGAY AVCI RUM YÖNETİMİ’NİN RUSYA FEDERASYONU İLE MANİFESTO İMZALAMASINI ELEŞTİRDİ
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, 20 Kasım 2008 tarihinde yaptığı yazılı açıklama ile Rum Yönetimi’nin Rusya Federasyonu’yla manifesto imzalamasını değerlendirdi.
Açıklamanın tam metni aşağıdaki gibidir:
“19 – 20 Kasım 2008 tarihleri arasında Rusya’ya bir ziyaret gerçekleştiren Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Hristofyas’ın Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Medvedev ile Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin bir “siyasi manifesto” (memorandum) imzalandığını öğrenmiş bulunmaktayız. Bakanlığımız, GKRY ve Rusya arasında imzalanmış bulunan anlaşma ve memorandum metinlerini halen incelemeye almış bulunmakla beraber, aşağıdaki hususları yapacağımız daha detaylı değerlendirmenin öncesinde halkımızın ve ilgili uluslararası tarafların dikkatine getirmeyi gerekli görmektedir.
Sözkonusu manifesto, kabul edilemez bir şekilde üniter Kıbrıs Cumhuriyeti’nin federasyon haline dönüşmesini öngörmektedir. Halbuki, BM parametreleri üniter Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamından veya bu Cumhuriyet’in federal bir yapıya dönüştürülmesinden bahsetmemektedir. Ayrıca, sözkonusu Manifesto’da bir çözüm sonrasında ortaya çıkacak federasyonun iki Kurucu Devletten oluşacağı yönündeki iki liderin ortak mutabakatına değinilmekten kaçınılmıştır.
Manifesto’nun içeriği açıkça göstermektedir ki Rum tarafı masada çözüm istediğini sadece uluslararası kamuoyu nezdinde puan toplamak için söylemektedir. Oysa gerek İngiltere ile imzalamış olduğu memorandum gerekse Rusya ile imzaladığı manifesto da göstermektedir ki Rum tarafı, Kıbrıs Türk tarafının muhatap almaktan kaçınmakta ve Kıbrıs’ta bir çözümün sadece kendi belirleyeceği şartlarda oluşmasını istemektedir.
İmzalanan mutabakat, Rum tarafının müzakere masasında öne sürdüğü uzlaşmaz görüşlerle birebir örtüşmektedir. Rum tarafı, “hakemlik” ve “suni takvimler” gibi kavramlar kullanarak, esasen biran önce çözüme ulaşılmasını engellemeye çalışmaktadır. GKRY’nin bu tutumunun arkasında çözümü oyalamak ve bu şekilde Türkiye’ye, AB üyelik sürecinde baskı uygulamak suretiyle masada haksız kazanımlar elde etmeye çalışmaktadır.
Sözde barış çağrısında bulunan GKRY Lideri Hristofyas’ın, bununla da kalmayıp, Rusya’ya giderken cebinde götürmüş olduğu milyonlarca euro’yu silah almak amacıyla kullanıyor olması Hristofyas’ın sözüyle özünün bir olmadığın daha ispatlamıştır.
Rum tarafı, çözümü müzakere masasında Kıbrıs Türk tarafı ile aramak yerine, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleriyle çözümle ilgili “oldu-bittiler” yaratmaya çalışmaktadır. GKRY’nin, Rus Ortodoks dostlarıyla imzaladığı siyasi manifesto, esasen Mayıs 2008’de İngiltere ile imzalamış olduğu memorandumla başlatmış olduğu propaganda seferinin devamını oluşturmaktadır.
BM Güvenlik Konseyi’nin Daimi üyesi bir ülkenin, BM’nin uhdesi atlında gerçekleştirilmekte olan müzakereler sürecini taraflardan birini kayırmak suretiyle etkilemeye çalışması kabul edilebilir değildir. BM Daimi Üyesi olarak Rusya’ya düşen görev görüşmelerin içeriğine müdahil olmak değil, tarafları bir uzlaşıya varmak için gereken siyasi iradeyi göstermeleri hususunda desteklemektir. Ne yazık ki, bugün sergilemekte olduğu tutum bize Rusya’nın 1963-1974 yılları arasında Makarios’un terör gruplarını eğitmeye çalıştığı dönemi anımsatmıştır.
Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm uluslararası camianın Rusya’nın AB’deki taşeronluğunu yapan GKRY’nin bu son davranışı karşısında sessiz kalmayacağını umuyor, GKRY’nin biran önce çözümü masada araması için gereken telkini yapacağına inanıyoruz.
20 Kasım 2008, Lefkoşa