BAŞBAKAN SOYER: “FRANSA İLE RUM TARAFININ GERÇEKLEŞTİRDİĞİ SAVUNMA
ANLAŞMASI TÜM GERÇEKLERE AYKIRI”
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Fransa ile Kıbrıs
Rum tarafının gerçekleştirdiği savunma işbirliği anlaşmasının asla kabul
edilemez olduğunu vurguladı. Fransa ile Rum tarafı arasındaki savunma
anlaşmasının, 1960 Kuruluş Anlaşması’na, garanti sistemine ve bugünkü tüm
gerçeklere aykırı bir durum olduğunu ifade ederek, bu konuda kararlı bir
çerçevede mücadelenin sürdürüleceğini belirtti.
Başbakan Soyer, “Bu hâkimiyetçi anlayışın gündeme getirdiği tüm unsurlara
kendi ulusal ve demokratik değerlerimize dayanarak evrensel değerlerin
kuralları ile hukuk, siyaset ve akıl yolunda mücadele vermeyi sürdüreceğiz”
dedi.
Soyer, hakimiyetçi anlayışa karşı mücadele verirken ekonominin
güçlendirilmesi, tüm kurumlarla her alanda güçlü ve etkili olunması
gerektiğini vurguladı.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Güney Kıbrıs’ın
hakimiyetçi anlayışının, ada coğafyasının yüzyıllardır en önemli gıda
ürünlerinden hellim peynirine, “hallumi” dedirtmek için büyük çaba harcağını
ifade ederek, bunun karşısında, akılla, sağduyuyla, kararlılıkla Avrupa’nın
temel insani değerlerine dayanan bir yaklaşımla mücadelenin sürdüğünü ifade
etti.
Soyer, hellimi, “hallumi” diye tescil etmek isteyenlere, gasp ettikleri
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki toplumlu bir cumhuriyet olduğunu ve anayasasında da
Türçe’nin de iki ana dilden biri olduğunu hatırlatmak gerektiğine işaret etti.
Soyer, Türkçe’nin adanın iki resmi ana dilinden biri olduğunu vurgulayarak,
anayasada bulunan bu dilin, bu çerçevede ele alınmasının hiçbir zaman kabul
edilemeyeceğini kaydetti.
Söz konusu girişimin, Bulgaristan’da bir dönem isimlerin değiştirilmesini
çağrıştırdığını söyleyen Soyer, Güney’deki hakimiyetçi anlayışın, bu
girişimle, Avrupa Birliği ilkelerine aykırı tutumunu ortaya koyduğunu
vurguladı.
RAŞİT PERTEV “RUM YÖNETİMİ BM ARACILIĞIYLA TÜRK TARAFINA YENİ
ÖNERİ SUNDU”
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev, Rum
yönetiminin; BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki Özel Temsilcisi Michael Möller
aracılığıyla Türk tarafına yeni bir öneri sunduğunu, ancak bunun; yeni bir
durum olmadığını, Gambari süreci içerisinde tarafların BM aracılığıyla
birbirine sunduğu yüzlerce öneriden biri olduğunu açıkladı.
Süreç içerisinde bu tip önerilerin basın önünde yapılmadığına dikkat çeken
Pertev, ancak bu sefer Rum yönetiminin, öneriyi, Türk tarafına iletilmeden
basın yoluyla duyurmasını garipsediklerini söyledi.
Pertev, içeriğini açıklamadığı söz konusu öneriyi değerlendirdikten sonra,
karşı önerilerde bulunacaklarını kaydetti.
Bu karşılıklı önerileşme sürecinin uzun zamandır devam ettiğini ve bunun da
Möller aracılığıyla yapılmakta olduğunu belirten Pertev, “Bunlar çoğu zaman
basın önünde yapılmayan önerilerdir ve basından uzak olarak bu işin
mahremiyetine de biraz özen göstererek ve işin ilerlemesi amacıyla pek basın
yoluyla yapılmak istenmeyen önerilerdir ve bugüne kadar da böyle devam ediyor”
şeklinde konuştu.
Müsteşar Pertev, dün de Michael Möller aracılığıyla Kıbrıs Rum tarafının
bir başka öneri yaptığını açıklarken, “aynı şekilde bizim de öteki tarafa, her
zaman yapmış olduğumuz gibi, öneriler sunacağımız gibi” ifadesini kullandı ve
şöyle devam etti:
“Ama bu sefer nedense Kıbrıs Rum tarafı bu önerileri yapmış olduğunu basın
yoluyla kayda geçirmek gereğini duydu ve bu önerilerin benim elime geçmeden
-Sayın Michael Möller tarafından- onu basın aracılığıyla duyduk ve bazı
büyükelçiler kanalıyla duyduk. Bunu da biraz garipsedik doğrusu, çünkü
normalde bir öneriyi birine yapacaksan, bir tarafa yapacaksan o önerinin karşı
tarafa gitmesini beklersin ve ondan sonra ‘böyle bir öneri yaptık’ diye
bahsedersin.”
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev şöyle
devam etti:“Bu arada iki taraf günlük birçok konuyla birbiriyle muhatap
oluyor. Polisiye olaylarından olsun, çevreyle ilgili olaylardan olsun, bir
yıldır bu gibi konularda bile bir yol katedemedik ve kendini çağdaş addeden
iki taraf ve AB toprağı olmakla anılan Kıbrıs; Kıbrıs’ın iki tarafı, iki halkı
bugüne kadar en basit konularda dahi hiçbir işbirliği yapamamıştır.
CUMHURBAŞKANLIĞI SÖZCÜSÜ ERÇAKICA: “KIBRIS’IN YENİDEN
BİRLEŞTİRİLMESİ HEDEFİNE BAĞLIYIZ”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca,
haftalık basın brifinginde, Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs’ın yeniden
birleştirilmesi hedefine bağlı olduğunu ve Kıbrıs Türk halkının bu hedef için
üzerine düşen fedakarlıkları yaptığını vurguladı.
Erçakıca, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Rum
idaresini meşru Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kabul etmediğini ve etmeyeceğini
ifade ederek, böyle bir kabul olsaydı, Kıbrıs sorunu diye tanımlanan bir sorun
olmayacağını kaydetti. Rum tarafının son zamanlarda giderek artan ölçüde
Kıbrıs sorunu veya Kıbrıs’taki yaşamla ilgili alınacak her kararın “Kıbrıs’ın
yeniden birleştirilmesine hizmet etmesi gerektiğini söylediğine” işaret
ederek, şöyle konuştu.
Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir: Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs’ın
yeniden birleştirilmesi hedefine bağlıdır. Kıbrıs Türk halkı, bu hedef için de
üzerine düşen fedakarlıkları yapmıştır. Kıbrıslı Türkler için de çeşitli
sorunlar içermesine karşılık, Kıbrıs’ın geleceğini yeniden şekillendireceği
düşüncesiyle BM Çözüm Planı’na ‘evet’ demiştir.
Hem BM Çözüm Planı’nı reddederek, hem de evet demek için ne istediğini
ortaya koymayarak, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesini engelleyen, Kıbrıs Rum
tarafı olmuştur ve olmaktadır.”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Kuzey Kıbrıs’ın izolasyonunun
devam ettirilmesinin, AB olanaklarının Kıbrıslı Türkler aleyhine
kullanılmasının, dünyayla ilişkilerinin engellenmesinin kabul edilemeyeceğini
veya Kıbrıs’ın birleştirilmesi gerekçesine dayandırılamayacağını vurguladı.
Kıbrıs Türk tarafının, Rumların gerçekleri çarpıtma çabasının yeterince
farkında olduğunu belirten Erçakıca, “Ne var ki bu gerçekleri çarpıtma çabası
Kıbrıs Türk tarafından çok, yabancı ülke diplomatlarının, Kıbrıs sorununa
barışçıl çözüm bulunması arzusunu sık sık dile getiren yabancı devlet
adamlarının dikkatini çekmelidir” dedi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Kıbrıs’ın, Rumların yapmaya
çalıştığı gibi Kıbrıslı Türklerin osmosis yoluyla Kıbrıs Rum idaresine entegre
olmasıyla birleşemeyeceğini ifade ederek, “Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs Rum
idaresini meşru Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kabul etmemektedir ve etmeyecektir.
Böyle bir kabul olsaydı, bütün dünyanın ‘Kıbrıs sorunu’ diye tanımladığı bir
sorun olmayacak; Kıbrıs’ın birleştirilmesi çabalarına da gerek kalmayacaktı”
diye konuştu.
Erçakıca, Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti” olarak tanınmanın
sağladığı avantajları kullanarak, Kıbrıslı Türkleri izole etme ve Kıbrıs Türk
halkını kendi istediği çözüme razı etme stratejisini yürürlükte tuttuğu sürece
Kıbrıs sorununa çözüm bulmanın mümkün olmayacağını söyledi.
Rumlara bunu anlatmanın ve çözüme motive etmenin yolunun Kuzey Kıbrıs’a
uygulanan izolasyonların kaldırılmasından geçtiğini belirten Hasan Erçakıca,
“Kıbrıs sorununa barışçıl bir çözüm bulunmasını arzulayanların bu gerçeğe
uygun davranması, barışçıl çözüm çabalarına verilebilecek en büyük destek
olacaktır” dedi.