www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber 7 Mart 2007
 

BAŞBAKAN SOYER: “FRANSA İLE RUM TARAFININ GERÇEKLEŞTİRDİĞİ SAVUNMA ANLAŞMASI TÜM GERÇEKLERE AYKIRI”

RAŞİT PERTEV “RUM YÖNETİMİ BM ARACILIĞIYLA TÜRK TARAFINA YENİ ÖNERİ SUNDU”

CUMHURBAŞKANLIĞI SÖZCÜSÜ ERÇAKICA: “KIBRIS’IN YENİDEN BİRLEŞTİRİLMESİ HEDEFİNE BAĞLIYIZ”

 


 
 

BAŞBAKAN SOYER: “FRANSA İLE RUM TARAFININ GERÇEKLEŞTİRDİĞİ SAVUNMA ANLAŞMASI TÜM GERÇEKLERE AYKIRI”

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Fransa ile Kıbrıs Rum tarafının gerçekleştirdiği savunma işbirliği anlaşmasının asla kabul edilemez olduğunu vurguladı. Fransa ile Rum tarafı arasındaki savunma anlaşmasının, 1960 Kuruluş Anlaşması’na, garanti sistemine ve bugünkü tüm gerçeklere aykırı bir durum olduğunu ifade ederek, bu konuda kararlı bir çerçevede mücadelenin sürdürüleceğini belirtti.

Başbakan Soyer, “Bu hâkimiyetçi anlayışın gündeme getirdiği tüm unsurlara kendi ulusal ve demokratik değerlerimize dayanarak evrensel değerlerin kuralları ile hukuk, siyaset ve akıl yolunda mücadele vermeyi sürdüreceğiz” dedi.

Soyer, hakimiyetçi anlayışa karşı mücadele verirken ekonominin güçlendirilmesi, tüm kurumlarla her alanda güçlü ve etkili olunması gerektiğini vurguladı.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Güney Kıbrıs’ın hakimiyetçi anlayışının, ada coğafyasının yüzyıllardır en önemli gıda ürünlerinden hellim peynirine, “hallumi” dedirtmek için büyük çaba harcağını ifade ederek, bunun karşısında, akılla, sağduyuyla, kararlılıkla Avrupa’nın temel insani değerlerine dayanan bir yaklaşımla mücadelenin sürdüğünü ifade etti.

Soyer, hellimi, “hallumi” diye tescil etmek isteyenlere, gasp ettikleri Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki toplumlu bir cumhuriyet olduğunu ve anayasasında da Türçe’nin de iki ana dilden biri olduğunu hatırlatmak gerektiğine işaret etti.

Soyer, Türkçe’nin adanın iki resmi ana dilinden biri olduğunu vurgulayarak, anayasada bulunan bu dilin, bu çerçevede ele alınmasının hiçbir zaman kabul edilemeyeceğini kaydetti.

Söz konusu girişimin, Bulgaristan’da bir dönem isimlerin değiştirilmesini çağrıştırdığını söyleyen Soyer, Güney’deki hakimiyetçi anlayışın, bu girişimle, Avrupa Birliği ilkelerine aykırı tutumunu ortaya koyduğunu vurguladı.

 

RAŞİT PERTEV “RUM YÖNETİMİ BM ARACILIĞIYLA TÜRK TARAFINA YENİ ÖNERİ SUNDU”

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev, Rum yönetiminin; BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki Özel Temsilcisi Michael Möller aracılığıyla Türk tarafına yeni bir öneri sunduğunu, ancak bunun; yeni bir durum olmadığını, Gambari süreci içerisinde tarafların BM aracılığıyla birbirine sunduğu yüzlerce öneriden biri olduğunu açıkladı.

Süreç içerisinde bu tip önerilerin basın önünde yapılmadığına dikkat çeken Pertev, ancak bu sefer Rum yönetiminin, öneriyi, Türk tarafına iletilmeden basın yoluyla duyurmasını garipsediklerini söyledi.

Pertev, içeriğini açıklamadığı söz konusu öneriyi değerlendirdikten sonra, karşı önerilerde bulunacaklarını kaydetti.

Bu karşılıklı önerileşme sürecinin uzun zamandır devam ettiğini ve bunun da Möller aracılığıyla yapılmakta olduğunu belirten Pertev, “Bunlar çoğu zaman basın önünde yapılmayan önerilerdir ve basından uzak olarak bu işin mahremiyetine de biraz özen göstererek ve işin ilerlemesi amacıyla pek basın yoluyla yapılmak istenmeyen önerilerdir ve bugüne kadar da böyle devam ediyor” şeklinde konuştu.

Müsteşar Pertev, dün de Michael Möller aracılığıyla Kıbrıs Rum tarafının bir başka öneri yaptığını açıklarken, “aynı şekilde bizim de öteki tarafa, her zaman yapmış olduğumuz gibi, öneriler sunacağımız gibi” ifadesini kullandı ve şöyle devam etti:

“Ama bu sefer nedense Kıbrıs Rum tarafı bu önerileri yapmış olduğunu basın yoluyla kayda geçirmek gereğini duydu ve bu önerilerin benim elime geçmeden -Sayın Michael Möller tarafından- onu basın aracılığıyla duyduk ve bazı büyükelçiler kanalıyla duyduk. Bunu da biraz garipsedik doğrusu, çünkü normalde bir öneriyi birine yapacaksan, bir tarafa yapacaksan o önerinin karşı tarafa gitmesini beklersin ve ondan sonra ‘böyle bir öneri yaptık’ diye bahsedersin.”

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev şöyle devam etti:“Bu arada iki taraf günlük birçok konuyla birbiriyle muhatap oluyor. Polisiye olaylarından olsun, çevreyle ilgili olaylardan olsun, bir yıldır bu gibi konularda bile bir yol katedemedik ve kendini çağdaş addeden iki taraf ve AB toprağı olmakla anılan Kıbrıs; Kıbrıs’ın iki tarafı, iki halkı bugüne kadar en basit konularda dahi hiçbir işbirliği yapamamıştır.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI SÖZCÜSÜ ERÇAKICA: “KIBRIS’IN YENİDEN BİRLEŞTİRİLMESİ HEDEFİNE BAĞLIYIZ”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, haftalık basın brifinginde, Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesi hedefine bağlı olduğunu ve Kıbrıs Türk halkının bu hedef için üzerine düşen fedakarlıkları yaptığını vurguladı.

Erçakıca, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Rum idaresini meşru Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kabul etmediğini ve etmeyeceğini ifade ederek, böyle bir kabul olsaydı, Kıbrıs sorunu diye tanımlanan bir sorun olmayacağını kaydetti. Rum tarafının son zamanlarda giderek artan ölçüde Kıbrıs sorunu veya Kıbrıs’taki yaşamla ilgili alınacak her kararın “Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesine hizmet etmesi gerektiğini söylediğine” işaret ederek, şöyle konuştu.

Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir: Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesi hedefine bağlıdır. Kıbrıs Türk halkı, bu hedef için de üzerine düşen fedakarlıkları yapmıştır. Kıbrıslı Türkler için de çeşitli sorunlar içermesine karşılık, Kıbrıs’ın geleceğini yeniden şekillendireceği düşüncesiyle BM Çözüm Planı’na ‘evet’ demiştir.

Hem BM Çözüm Planı’nı reddederek, hem de evet demek için ne istediğini ortaya koymayarak, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesini engelleyen, Kıbrıs Rum tarafı olmuştur ve olmaktadır.”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Kuzey Kıbrıs’ın izolasyonunun devam ettirilmesinin, AB olanaklarının Kıbrıslı Türkler aleyhine kullanılmasının, dünyayla ilişkilerinin engellenmesinin kabul edilemeyeceğini veya Kıbrıs’ın birleştirilmesi gerekçesine dayandırılamayacağını vurguladı.

Kıbrıs Türk tarafının, Rumların gerçekleri çarpıtma çabasının yeterince farkında olduğunu belirten Erçakıca, “Ne var ki bu gerçekleri çarpıtma çabası Kıbrıs Türk tarafından çok, yabancı ülke diplomatlarının, Kıbrıs sorununa barışçıl çözüm bulunması arzusunu sık sık dile getiren yabancı devlet adamlarının dikkatini çekmelidir” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Kıbrıs’ın, Rumların yapmaya çalıştığı gibi Kıbrıslı Türklerin osmosis yoluyla Kıbrıs Rum idaresine entegre olmasıyla birleşemeyeceğini ifade ederek, “Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs Rum idaresini meşru Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kabul etmemektedir ve etmeyecektir. Böyle bir kabul olsaydı, bütün dünyanın ‘Kıbrıs sorunu’ diye tanımladığı bir sorun olmayacak; Kıbrıs’ın birleştirilmesi çabalarına da gerek kalmayacaktı” diye konuştu.

Erçakıca, Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti” olarak tanınmanın sağladığı avantajları kullanarak, Kıbrıslı Türkleri izole etme ve Kıbrıs Türk halkını kendi istediği çözüme razı etme stratejisini yürürlükte tuttuğu sürece Kıbrıs sorununa çözüm bulmanın mümkün olmayacağını söyledi.

Rumlara bunu anlatmanın ve çözüme motive etmenin yolunun Kuzey Kıbrıs’a uygulanan izolasyonların kaldırılmasından geçtiğini belirten Hasan Erçakıca, “Kıbrıs sorununa barışçıl bir çözüm bulunmasını arzulayanların bu gerçeğe uygun davranması, barışçıl çözüm çabalarına verilebilecek en büyük destek olacaktır” dedi.

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU