DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI ALMANYA TEMASLARINA BAŞLADI
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı,
Almanya’nın Köln kentindeki temaslarına başladı.
Temaslarda bulunmak ve bazı milletvekilleriyle görüşmek
üzere Almanya’ya giden Avcı, dün Köln’de Almanya’nın haber kanalı NTV
televizyonunun dış haberler bülteni için mülakat verdi; RPR 1 radyosunun ve
WEISS ajansının sorularını yanıtladı.
Mülakatlarda özellikle Kıbrıs sorunu başlığında soruları
yanıtlayan Bakan Avcı, Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türkler ile hiç bir ortak
noktada buluşmaya hazır olmadığını dile getirdi, bu durumun bugüne kadar
yaşadıkları çeşitli süreçlerde rahatça görüldüğünü ifade etti.
Avcı, Avrupa Birliği’nin Rumlara baskı yapması ve Kıbrıslı
Türkleri daha net anlaması gerektiği üzerinde durarak, bunun olmaması
durumunda Kıbrıslı Rumların masaya oturmasının çok zor olacağını belirtti.
Bakan Avcı, Kıbrıs Türklerine uygulanan ve özellikle
eğitim, sportif, kültürel başlıkları taşıyan izolasyonların insanlık dışı
olduğuna dikkat çekerek, Kıbrıs Türkünün; Papadopulos’un insafını bir 40 yıl
daha beklemek zorunda olmadığının altını çizdi.
Avcı, Kıbrıslı Rumların, Ada’nın tümü hakkında söz
söylemeye hakkı olmadığını belirttiği konuşmasında, Ada’da bugün mevcut iki
devletin, Rumların 1963’te ortaklık devletini yıkması nedeniyle var olduğunu
hatırlattı.
Köln’deki temaslarını tamamlayan Bakan Avcı’nın Berlin’e
geçerek burada Alman Parlamentosu’ndan bazı milletvekilleri ve bazı
yerel yöneticilerle bir araya geldi.
ERÇAKICA: “GÜNEY’DEKİ SEÇİM TARTIŞMALARI PEK
ÇOK KONUYA AÇIKLIK GETİRDİ”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün düzenlediği
basın brifinginde, Kıbrıs Rum tarafında, Birleşmiş Milletler kapsamlı çözüm
planından (Anan Planı) bir “günah” gibi söz edilen seçim tartışmalarının,
Kıbrıs sorunuyla ilgili pek çok konuya açıklık getirdiğini vurguladı.
“Kıbrıs Rum tarafı samimiyetsiz ve güvenilmezdir. Onların
gizli bir ajandaları ve planları vardır. Bu Kıbrıs Rum tarafını 1 Mayıs 2004
tarihinden önce ‘tek yanlı olarak AB üyesi’ yapmaktı. Bugünkü planları ise
ozmosistir” diyen Erçakıca’nın açıklaması şu şekildedir:
“Kıbrıs Rum tarafında yaşanan seçim tartışmaları Kıbrıs
sorunu ile ilgili pek çok konuya açıklık getirmiştir.
Seçim kampanyası dahilinde yapılan konuşmalarda, Birleşmiş
Milletler Kapsamlı Çözüm Planı’ndan bir “günah” gibi söz edilmektedir. Oysa
bugünkü seçim tartışmalarında taraf olanların hepsi, referandumdan önceki
süreçte Annan Planı’ndan olumlu şekilde söz etmekte ve hatta Türk tarafını bu
plan temelinde çözüm bulunmasını istememekle suçlamakta idiler.
Kıbrıslı Rum lider Tasos Papadopulos, 2 Nisan 2003
tarihinde dönemin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Rauf
Denktaş’a gönderdiği mektupta benzer suçlamalar yapmakta ve Annan Planı’nın
Kıbrıs’ın AB üyeliğinden sonra bile “tek çözüm zemini” olarak kalacağından söz
etmekte idi.
Kıbrıslı Rum liderler, “tek çözüm zemini” olarak gördükleri
Annan Planı’nın 24 Nisan 2004 referandumunda Kıbrıslı Rumlar tarafından
reddedilmesini sağladıktan sonra bile bu planı görüşme ve çözüm zemini olarak
kabul ettiklerini beyan etmişlerdi.
Şimdiki tartışmalar ışığında, Kıbrıs Rum tarafının
davranışlarının güvenilirlikten ve samimiyetten uzak olduğunu, 1 Mayıs 2004
tarihinden önceki hareket planlarının Kıbrıs Rum tarafının tek yanlı olarak AB
üyeliğini sağlamak olduğunu söyleyebiliriz.
Benzer şekilde, Kıbrıs Rum tarafının 24 Nisan 2004
referandumundan sonra ise Annan Planı’ndan görüşme ve çözüm zemini olarak söz
ederek, “hayır” oyunun uluslararası alandaki etkilerini silmek için
çalıştığını görmekteyiz.
Uluslararası camia, gerekli girişimleri yapmakta yetersiz
kaldıkça, Kıbrıs Rum tarafı görüşme zeminini yok etmek için cesaretlenmiş ve
nihayet bugün BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde yürütülen
müzakerelerinde ortaya çıkan parametreleri ve çözüm müktesebatını reddetme
noktasına gelmiştir. Bu süreç, Kıbrıs Rum tarafının tutumu bakımından öğretici
olmalıdır.
Kıbrıs Rum tarafındaki bu tutum değişikliği, Kıbrıs
sorununa kapsamlı çözüm bulma müzakerelerinin motive edilebilmesi için
Kıbrıslı Türklere uygulanmakta olan izolasyonların kaldırılmasının
gerekliliğini bir kez daha ortaya koymuştur.
Kıbrıs Rum tarafının bu gelişimi, hem Kıbrıs Türk kamuoyu,
hem de uluslararası topluluk bakımından öğretici olmalıdır.”