www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber 19 Haziran 2007
 

CUMHURBAŞKANLIĞI SÖZCÜSÜ ERÇAKICA: “İKİ HALKIN DA ÇIKARINA HİZMET EDECEK TEK YOL MÜLKİYET SORUNUNUN KAPSAMLI ANLAŞMAYLA ÇÖZÜLMESİ”

 


 
 

CUMHURBAŞKANLIĞI SÖZCÜSÜ ERÇAKICA: “İKİ HALKIN DA ÇIKARINA HİZMET EDECEK TEK YOL MÜLKİYET SORUNUNUN KAPSAMLI ANLAŞMAYLA ÇÖZÜLMESİ”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, haftalık basın brifinginde, Rum yönetiminin, Kıbrıs sorunu çözülmeden önce Kıbrıslı Rumların mülkiyet sorununu çözmeye çalışırken, Kıbrıslı Türklerin haklarını çözüm sonrasına ertelemekte bir sakınca görmediğine işaret etti ve Kıbrıs’ta iki halkın da çıkarına hizmet edecek tek yolun; kapsamlı bir anlaşmayla mülkiyet sorununu da çözmek olduğunu vurguladı.

Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu 2. Hrisostomos’un, Kıbrıs sorununu bir din savaşına dönüştürmek için çalışmayı sürdürdüğünün belirtildiği ve dinler arası diyaloğa önem verilmesi gereken bugünlerde Kıbrıs sorununu dini temellerle tanımlamayı çok tehlikeli bulunduğunun vurgulandığı brifingde şu ifadelere yer verildi:

“Kıbrıs Rum Başpiskoposu II. Hrisostomos, inkar etmesine karşın Kıbrıs sorununu bir “din savaşına” dönüştürmek için çalışmaya devam ediyor.

Hrisostomos geçtiğimiz hafta Karpaz’a metropolit tayin ederek İslam dinini kötüleyen konuşmalar yapmış, Karpaz Piskoposluğu yolunun kapalı olduğundan, Piskoposluğa girebilmek için dikenli telleri, utanç duvarını geçmek, umut kırıcı yıkıntılarla yüz yüze gelmek gerektiğinden, yeni inananlara rastlanacağından ancak bunların Ortodoks Hristiyanlar değil, Müslüman olacağından söz etmiştir. Bunlar, Hrisostomos’un dini duyguları kullanarak, Ortodoks Hristiyan Kıbrıslı Rumları, Kıbrıslı Türklere karşı kışkırttığının kanıtıdır.

Hrisostomos, Kıbrıslı Türkleri aşağılama ve Hristiyan dünyanın liderlerine şikayet etme çabalarını da sürdürüyor.

Hrisostomos, geçtiğimiz hafta Roma’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında, Kıbrıs sorununa ilişkin Rum tutumunu anlatmak için büyük çaba göstermiş ve sonuçta Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Lillikas’ın övgülerine mazhar olmuştur.

Diğer göstergeler bir yana, Hrisostomos’un bu çabası bile, Kıbrıs sorununun dini bir sorun olarak lanse edilmeye çalışıldığını yeterince kanıtlamaktadır.

Hrisostomos, bu çabaları sırasında Kuzey Kıbrıs’ta terk edilen dini eserlerin yağmalanmasından söz ettiği halde, Vatikan’a yapmış olduğu ziyarette, 17’nci yüzyıla ait tarihi değere sahip olan bir ikonu izin almadan ada dışına çıkarıp, Papa’ya hediye etmiş ve bu davranışı ile kendi toplumundan büyük eleştiriler almıştır.

Buna karşın, Kıbrıs’taki dini mekanların uzun yıllardan beri devam eden Kıbrıs sorunundan zarar gördüğünü ve bu zararın giderilmesi için harcanan faaliyetleri gizlemeye çalışmış; bu durumu “Kıbrıs Rum milli davası” için istismar etmekle yetinmiştir.

Hrisostomos’un bu çabalarının, Kıbrıs sorununda yeni bir cephe açmak anlamına gittiği açıktır. Bu yeni cephe, Kıbrıs’taki iki halkın ilişkilerini olumsuz yönde etkileyecek ve Kıbrıs sorununun çözümünü kolaylaştırmak yerine zorlaştıracaktır.

Kıbrıs Rum yönetimi, Kıbrıs sorununun tüm parametrelerinde olduğu gibi mülkiyet konusunda da çifte standartlı bir politika izlemektedir.

Kıbrıslı Rumların Kuzey’de kalan mülklerinin hemen geri iade edilmesi gerektiğini savunan Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıslı Türklerin Güney’de kalan malları için ise her gün yeni oldu-bittiler yaratmaktadır.

Kıbrıs Rum Yüksek Mahkemesi’nin Kıbrıslı Türklerin, Güney’deki mallarını kullanma haklarının bulunmadığı ve Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunana kadar bu hakkı kullanmaktan men edilmiş olduklarına ilişkin kararı bütün dünya tarafından mutlaka dikkate alınması gereken ibret verici bir karardır.

Bu arada, Kıbrıs Rum tarafının, Güney’deki Kıbrıs Türk mallarını mülklerini tasarruflarında bulunduran Kıbrıslı Rumlara, bu mülkleri daha etkili bir şekilde kullanma ve devretme yetkisi verme kararı aldığı da duyurulmuştur. Bu hakların içinde devretme ve ipotek verme yetkisi de bulunmaktadır.

Bütün bu gelişmeler, mülkiyet sorununun Kıbrıs sorununun temel unsurlarından biri olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.

Mülkiyet sorununa kalıcı çözümler bulmak, iki taraf arasında varılacak nihai bir anlaşmayla mümkündür.

Kıbrıs Türk tarafı bunun bir an önce gerçekleşmesi ve böylece çözümsüzlükten kaynaklanan sorunların daha fazla sürüp gitmemesi için elinden geleni yapmaktadır.

Buna karşın Kıbrıs Rum tarafı ise Kıbrıslı Rumların mülkiyet sorununu istismar etmekte; Kıbrıslı Rumların sorunlarını Kıbrıs sorununa nihai bir çözüm bulmadan çözmenin yollarını ararken Kıbrıslı Türklerin haklarını çözüm sonrasına ertelemekte bir sakınca görmemektedir.

Kıbrıs’ta iki halkın da çıkarına hizmet edecek tek yol, kapsamlı bir anlaşmayla mülkiyet sorununu da çözmektir. Kıbrıs Türk tarafı bu görüştedir ve bunun için çalışmaya devam edecektir.

İslam Başkentleri ve Kentleri Teşkilatı 11. Genel Konferansı’ndaAnkara Büyükşehir Belediyesi’nin, Lefkoşa, Girne ve Gazimağusa belediyelerinin üyeliğini gözlemci statüsünden aktif üyelik statüsüne çıkarma istemini değerlendirmiş ve “Kıbrıs Türk Devleti”nin, İslam Konferansı Örgütü’nde temsil ediliyor olması ışığında, Lefkoşa, Girne ve Gazimağusa şehirlerimizin üyeliği, gözlemci statüsünden aktif üyelik statüsüne çıkarılmıştır.

Ankara’da gerçekleşmekte olan İslam Başkentleri ve Kentleri Teşkilatı 11. Genel Konferansı’nda, 3 Kıbrıs Türk Belediyesine aktif üyelik verilmesini, çok olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor, Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonları kaldırma çabamızda önemli bir adım olarak görüyoruz.

Hiç kuşkusuz bu gelişmeler, Kıbrıs sorununa erken ve kapsamlı bir çözüm bulunmasını sağlamak bakımından değerlendirilmelidir ve Kıbrıs Türk tarafı bu tür gelişmelerden aldığı gücü bu doğrultuda kullanmaya devam edecektir.

Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat, 26 Haziran’da İsveç ve Finlandiya’yı ziyaret etmek üzere adadan ayrılacaktır. Cumhurbaşkanımız İsveç’te Dışişleri Bakanı Carl Bildt ile görüşecek ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde bir toplantıya katılacaktır.

Cumhurbaşkanımız İsveç’ten sonra Finlandiya’nın başkenti Helsinki’ye geçecek ve Dışişleri Bakanı İlkka Kanerva ile görüştükten sonra adaya dönecektir.”

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU