www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber 13 Haziran 2007
 

ERÇAKICA: “MÜLKİYET SORUNUNU KIBRIS SORUNUNDAN AYIRMAK VE SADECE RUMLARIN SORUNU DİYE LANSE ETMEK İNSAFSIZLIK”

 


 
 

ERÇAKICA: “MÜLKİYET SORUNUNU KIBRIS SORUNUNDAN AYIRMAK VE SADECE RUMLARIN SORUNU DİYE LANSE ETMEK İNSAFSIZLIK”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün yaptığı haftalık basın brifinginde Güney Kıbrıs’tan, Kıbrıslı Türklere ait konutlar ile diğer malların talan edildiğine dair ciddi bilgiler gelmekte olduğuna dikkat çekerek, “Böylesi bir ortamda mülkiyet sorununu Kıbrıs sorunundan ayırmak ve sadece Kıbrıslı Rumların bir sorunu olarak dünyaya lanse etmek insafsızlıktır” dedi.

Erçakıca’nın yaptıı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Son haftalarda, Kıbrıs sorununun önemli yönlerinden biri olan mülkiyet konusunda çeşitli tartışmalar ve gelişmeler yaşanmaktadır.

Mülkiyet konusu, Kıbrıs sorunun ana unsurlarından biridir ve kapsamlı bir çözüm gerçekleşmeden, mülkiyet sorununa bütünlüklü ve kalıcı bir çözüm bulmak mümkün değildir. Ancak, kapsamlı çözüme ulaşana kadar, bazı yöntemlerle sorunun acil olabilecek yönlerini kabul edilebilir hale getirmek mümkündür. Kuzey Kıbrıs’ta oluşturduğumuz Taşınmaz Mal Komisyonu, bu yöntemlerden biridir.

Taşınmaz Mal Komisyonu ile mülkiyet sorununda, acil olanlara çözüm için iç hukuk yolu yaratılmıştır ve bu yöntem uluslararası camiada giderek artan oranda kabul görmektedir. Ne var ki Rum yetkililer bu komisyona başvuranları, adeta “vatan hainliği” ile suçlamaktadır. Rum Yönetimi’nin bir yandan mülkiyet hakkının bir “insan hakkı” olduğunu söyleyip vatandaşlarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göndermesi; diğer yandan mülkiyet hakkından yararlanmak isteyen ve Taşınmaz Mal Komisyonuna başvuran vatandaşlarını aforoz etmesi, kendi içlerinde yaşadıkları çelişkinin en büyük kanıtıdır.

Taşınmaz Mal Komisyonu’nun çalışmaları, mülkiyet sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmasının gereksizliğini değil, tam tersine çözüme ulaşılmasının aciliyetini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.

Unutulmamalıdır ki mülkiyet konusu, sadece Kıbrıslı Rumların değil, aynı zamanda Kıbrıslı Türklerin de sorundur. Nitekim son zamanlarda, mağdur olduğuna inanan bazı Kıbrıslı Türkler de Güney Kıbrıs’taki iç hukuk yollarına başvurmakta ama olumsuz sonuçlar ile karşılaşmaktadırlar.

Bu arada, Güney Kıbrıs’tan Kıbrıslı Türklere ait konutlar ile diğer malların talan edildiğine dair çok ciddi bilgiler bize kadar ulaşmakta ve bu bilgiler Rumca basın-yayın organlarında yer almaktadır.

Bugün, Kıbrıslı Türklerin Güney’de bıraktıkları evlerin taşlarının ve kapılarının sökülüp, satıldığını öğrenmekteyiz. 2003 yılında sınır geçişlerinin karşılıklı olarak başlamasıyla birlikte pek çok Kıbrıslı Türk, Güney’de bırakmış olduğu evlerini ve diğer mallarını görmeye gitmiş ancak büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştır. Türk köylerinin bir kısmının yerinde yeller esmektedir. Evler, mezarlıklar, camiler, okullar harabeye dönmüş vaziyettedir. Pek çok köy yerle bir edilmiştir. Haritada isimleri olmasa ziyaretçiler, oraların sadece arazi olduğu fikrine kapılacaklardır.

Böylesine bir ortamda mülkiyet sorununu Kıbrıs sorunundan ayırmak ve sadece Kıbrıslı Rumların bir sorunu olarak dünyaya lanse etmek en azından insafsızlıktır.

Kıbrıs Rum tarafının bu konudaki faaliyetleri de, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanınmayı Kıbrıslı Türkler aleyhine ne kadar insafsızca kullanmakta olduğunu gösteren örneklerden biridir.”

Basın brifinginde verilen bilgiye ve dökümanlara göre, Güney Kıbrıs’ta yok edilen Türk köyleri şunlar:

“Larnaka; Esendağ (Pertrofan), Softalar.

Baf; Akkargı (Pitargu), Beşiktepe (Melendra), Dağaşan (Vretçça), Dereboyu (Evretu), Faslı, Gökçebel (Falya), Gündoğdu (Antriliku), Kervanyolu (Karamulliyes), Kurtağa, Kuşluca (Sarama), Olukönü (Lukurnu), Uluçam (Marona), Moronero, Susuz, Tabanlı (İstinco), Tatlıca (Zaharga), Uzunmeşe (Tremetusa), Yakacık (Magunda), Yuvalı (Prastyo).

Limasol; Aşağı Kivides, Yerovası (Yerovasa).

Lefkoşa; Alevkaya, Alifodez, Arpalık (Ay Sozomeno), Aybifan, Kurtboğan (Yukarı Kutrafa), Selçuklu, Yağmuralan (Vroişa).”

BM Genel Sekreteri’nin BM Barış Gücü’yle ilgili raporunda yer alan 8 Temmuz sürecine ilişkin bölümü de değerlendiren Erçakıca şöyle konuştu:

“Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon tarafından hazırlanan BM Kıbrıs Barış Gücü raporu ile ilgili görüşlerimizi geçtiğimiz günlerde kamuoyu ile paylaşmış ve raporun iyi niyet misyonu ile ilgili bölümlerini genel olarak olumlu bulduğumuzu duyurmuştuk. Dışişleri Bakanlığımız ise raporun teknik yanlarına ilişkin daha kapsamlı bir açıklama yapmıştı.

Ban Ki-moon tarafından hazırlanan raporun 8 Temmuz sürecine ilişkin bölümü özellikle önem taşımaktadır. 8 Temmuz süreci devam etmektedir. Bu nedenle bu süreçte yaşanan sorunların neler olduğunu göstermesi veya bu sorunların BM tarafından algılanış biçiminin ne olduğunu saptaması bakımından raporun büyük önemi vardır. Herhalde, süreçteki bundan sonraki gelişmeleri bu saptamalara uygun olarak ele almak gerekecektir.

Raporda, 8 Temmuz sürecinde esas hedefin, “özlü konuları ele alacak olan iki toplumlu çalışma gruplarının ve her iki halkın gündelik hayatını etkileyen konuları müzakere edecek olan iki toplumlu teknik komitelerin” kurulması olduğu açık-seçik olarak belirtilmiştir. Kıbrıs Türk tarafı bu hedefle tam bir uyum içindedir.

Rapor, bugünkü aşamadaki sorunların ise “günlük hayatı etkileyen konuların ne olduğu ve anlaşmazlıkların çözümü için kullanılacak mekanizma” konularında yaşanmakta olduğunu belirtmektedir.

Doğaldır ki, 8 Temmuz sürecinin ilerleyebilmesi için tarafların bu sorunları çözüme kavuşturmaları gerekmektedir. Kıbrıs Türk tarafının bu konudaki görüşü ve tutumu da açıktır ve muhataplarımıza defalarca sözlü ve yazılı olarak iletilmiş bulunmaktadır.

BM Genel Sekreterliği’nin bu saptamalarından sonra, sorunları görmezlikten gelmeden, uzlaşmacı bir tutumla ilerlemeye çalışırsak, 8 Temmuz sürecini başarı ile sonuçlandırmak ve Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmasını hedefleyecek kapsamlı çözüm müzakerelerini başlatmak mümkün olacaktır. Kıbrıs Türk tarafı bu doğrultuda çalışmaya devam edecektir.”

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU