BAŞBAKAN YARDIMCISI
VE DIŞİŞLERİ BAKANI TURGAY AVCI’NIN BM GENEL SEKRETERİ’NİN KIBRIS RAPORUYLA
İLGİLİ AÇIKLAMASI
Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un
bugün Güvenlik Konseyi’nde görüşülecek Kıbrıs raporuyla ilgili
değerlendirmelerde bulundu. Açıklamanın metni şöyledir:
BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon
Kıbrıs ile ilgili ilk raporu olma özelliği taşıyan 25 Kasım 2006 - 25 Mayıs
2007 dönemini kapsayan BM Barış Gücü taslak raporunu 5 Haziran 2007
tarihinde Güvenlik Konseyi’ne sunmuştur. Devem eden değerlendirmelerimiz
ışığında taslak raporun olumlu unsurlar içerdiği gözlemlenmiştir. Ancak
sözkonusu rapor beklentilerimizi tam anlamıyla karşılamamaktadır. Rapora
ilişkin detaylı görüşlerimiz Bakanlığımız tarafından muhatabına iletilecektir.
Genel Sekreter Ban Ki-Moon’un,
raporunda eski Genel Sekreter Annan’ın 28 Mayıs 2004 tarihli raporuna atıfta
bulunması ve izolasyonların kaldırılması gerektiği yönündeki yaklaşımı
benimsemesinin kayda geçirilmesi memnuniyet vericidir. Raporda Avrupa
Birliği’nin Kıbrıslı Türklere yönelik mali yardım paketinin uygulanmaya
başlanmasının, selefinin 28 Mayıs 2004 tarihli raporunda yapmış olduğu
Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonların kaldırılmasına yönelik çağrı
doğrultusunda olumlu bir adım olarak görülmesi gerektiğini belirtmektedir.
Bunun yanısıra Genel Sekreter Ban Ki-Moon’un Ada’da varılacak çözüm şeklinin
Annan Planı olduğunu belirten ve referandumların ardından çözüm yanlısı
tutumumuz ışığında maruz kaldığımız haksız izolasyonların kaldırılması yönünde
uluslararası camiaya güçlü çağrıda bulunan sözkonusu raporun arkasında
durduğunu vurgulaması, raporda yer alan önemli saptamaların selefinin kişisel
saptamaları olarak değil BM Genel Sekreterliği’nin tutumu olduğunu göstermesi
açısından önemlidir. Bu vesileyle bir kez daha altını çizmek isteriz ki, 28
Mayıs 2004 tarihli raporunun yerleşmiş BM uygulamasının aksine Güvenlik
Konseyi’nde halen ele alınmaması ve bir karar üretilmemesi Kıbrıs Türk tarafı
açısından hayal kırıklığı yaratmaktadır.
Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm
bulma amacıyla tam teşekküllü müzakerelerin zaman kaybetmeden başlamasına
hazır olduğunu defalarca duyuran Kıbrıs Türk tarafı, bu yönde gerekli adımları
atarak sürecin ileriye götürülmesine katkı koymaktadır. Tüm çabasını Kıbrıs
sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasına yoğunlaştıran Kıbrıs Türk
tarafının tutumunun aksine Kıbrıs Rum tarafı, BM himayesi altında yıllardır
sürdürülen müzakereler sonucu oluşan yerleşmiş BM parametrelerini ortadan
kaldırmaya ve Kıbrıs sorununu BM platformundan AB zeminine kaydırmaya
çalışmaktadır. Bu nedenle, raporda kapsamlı çözüme varılması için yerleşmiş
parametreler olduğunun kayda geçirilmesi Kıbrıs Türk tarafınca olumlu
değerlendirilmektedir.
Raporda 8 Temmuz sürecine
ilişkin en önemli sıkıntılardan birinin günlük konuların saptanmasında yaşanan
zorluklar olduğu belirtilmektedir. 8 Temmuz mutabakatında günlük konuların
Teknik Komitelerde, özlü konuların ise Çalışma Gruplarında ele alınması
kararlaştırılmıştır. Kıbrıs Türk tarafı bu yaklaşıma bağlı kalarak sürece
angaje olmaya devam etmekte ve sürecin başarıyla tamamlanması için elinden
geleni yapmaktadır. Raporda karşılıklı suçlamaların sona erdirilmesi yönünde
yapılan çağrıya ilişkin olarak belirtmek isteriz ki, Kıbrıs Rum liderliğinin
sürece ilişkin bilgileri basına sızdırma, içte ve dışta kamuoyunu yanıltmak
amacıyla aleyhimize yürüttüğü yoğun suçlama kampanyasına karşın Kıbrıs Türk
tarafı sadece gerektiği durumlarda açıklamalarda bulunmaktadır.
Kıbrıs Türk tarafı Ada’nın
mayınlardan temizlenmesi faaliyetlerine her zaman destek vererek olumlu bir
tutum sergilemektedir. Son raporda yer alan mayın temizleme faaliyetlerine
ilişkin Kıbrıs Türk tarafını suçlayıcı ifadelere yer verilmesi üzüntüyle
karşılanmıştır. Bilindiği üzere, raporda da belirtildiği gibi Mali Yardım
Tüzüğü ekonomimizin kalkınması ve izolasyonların kaldırılmasına yönelik bir
katkı olarak hazırlanıp kabul edilmiştir. Bu gerçek gözardı edilerek,
sözkonusu Tüzük bütçesinden mayın temizleme faaliyetlerine kaynak ayrılması
hiç şüphesiz Tüzüğün kullanım amacı ile bağdaşmamaktadır.
Kıbrıs’taki BM Barış Gücü’nün
faaliyetlerine ilişkin raporda Kuzey Kıbrıs’taki inşaat sektörü faaliyetlerine
yer verilmesi ekonomimizi baltalamaya çalışan Rum tarafını memnun etmeye
yöneliktir. İzolasyonlar altında ekonomisini güçlendirmeye çalışan Kıbrıs Türk
tarafı açısından inşaat sektörü önemli bir rol oynamaktadır. Bu konuda siyasi
bir değerlendirme yapılırken, kapsamlı çözüme yönelik çabalara zarar veren Rum
tarafının Kıbrıslı Türklere ait Güney Kıbrıs’taki malları istimlak etmekte
olduğundan, ikili anlaşmalar imzalamak suretiyle Ada’da olduğu kadar Doğu
Akdeniz’de de istikrarı ve barışı olumsuz etkileyen girişimlerinden ve artan
silahlanma faaliyetlerinden bahsedilmesi de haklı beklentimizdir.
İnsani bir konu olan ve Kıbrıs
Türk tarafı açısından büyük önem taşıyan Limasol’da halen bir Türk okulu
açılmamasına atıfta bulunulması memnuniyetle karşılanmaktadır. Ancak, raporun
BM Barış Gücü’nün Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın açtığı davaya ilişkin
gelişmeleri takip etmekte olduğu ve Limasol’daki Rum okulunda öğrenim gören
Kıbrıslı Türk öğrencilerin eğitim şartlarının iyileştirilmesi çabalarına devam
ettiğini kayda geçirmekle yetinmesi beklentimizden uzaktır. Bunun yanısıra Rum
tarafının Limasol’da bir Kıbrıs Türk okulu açmasına ilişkin taahhüdü BM
yetkililerinin de iyi bildiği gibi Mart 2005’e değil yıllar öncesine
dayanmaktadır. Beklentimiz raporda temel insan haklarından biri olan kendi
dilinde eğitim görme hakkını açık şekilde ihlal eden Rum tarafına bu yönde
somut bir adım atması için çağrıda bulunulmasıydı.
BM yeni Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un
Kıbrıs konusunda ilk raporu olması da gözönüne alındığında, Kıbrıs Türk tarafı
raporun siyasi kısımlarında kullanılan terminolojide gösterilen hassasiyeti ve
dengeli bir lisanla kaleme alınmasını olumlu değerlendirmektedir.
Kıbrıs Türk tarafı olarak BM
Genel Sekreteri’nin himayesinde Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunması
yönündeki çabalarımıza devam edeceğimizi duyurur, BM ve Barış Gücü ile
işbirliğini ileriye götürme konusundaki kararlılığımızı teyit ederiz.
7 Haziran 2007, Lefkoşa