TC CUMHURBAŞKANI GÜL, CUMHURİYET
MECLİSİ’NDE KONUŞTU
GÜL:“KIRBIS KONUSUNUN TEMEL PARAMETRESİ SİYASİ EŞİTLİK VE DENGEDİR”
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, iki günlük KKTC
ziyaretini tamamlamasının ardından dün adadan ayrıldı. Gül, temasları
çerçevesinde dün Cumhuriyet Meclisi’ni ziyaret etti ve burada bir konuşma
yaptı.
Meclis’te ilk olarak Cumhurbaşkanı Talat’ın da katılımıyla
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu ile bir araya gelen Gül, daha sonra
Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen siyasi parti başkanlarıyla görüştü.
Görüşmelerin ardından Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu,
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün konuşması için olağanüstü toplandı.
Toplantıda, ilk olarak Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma
Ekenoğlu konuştu. Ekenoğlu, konuşmasında, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül’ün ilk resmi yurtdışı ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne
yapmasının, Kıbrıs Türkü için onur verici olduğunu bildirdi. Ekenoğlu, Gül’ün
ziyaretinin, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hiç bir
kuşkuya yer bırakmayacak dayanışmasının bir kez daha en üst düzeyde teyidi
olduğunu vurguladı.
Ekenoğlu, Gül’ün ziyaretinin, Kıbrıs Türk halkına, geleceğe
güvenle bakma konusunda yüksek düzeyde moral ve motivasyon sağladığına işaret
ederek, şöyle konuştu:
“Türkiye’nin destek ve dayanışmasıyladır ki, Kıbrıs Türkü
varoluş mücadelesini yüksek bir moralle sürdürmüş ve bugünlere ulaşılmıştır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurumlaşmasında ve bugünkü sosyal ve
ekonomik seviyeyi yakalamasında da Türkiye’nin önemli maddi manevi desteği
olmuştur ve halen de bu destek devam etmektedir”
Daha sonra Ekenoğlu tarafından kürsüye davet edilen Türkiye
Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bir konuşma yaptı.
Gül konuşmasında, Kıbrıs konusunun temel parametresinin
siyasi eşitlik ve denge olduğuna işaret ederek, çözümün, “Kıbrıs’ta iki ayrı
halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet vardır” gerçeklerinin
gözetilmesi ve Türk ile Rum tarafları arasında siyasi eşitliğe dayalı hassas
dengenin tesisiyle mümkün olduğunu söyledi.
Kıbrıs Türkü’nün kendi kaderini belirleme hakkın başarıyla
kullanışının simgesi olan Cumhuriyet Meclisi’nde KKTC’nin de ilan edildiğine
işaret eden Gül, “Böylece Kıbrıs Türkü’nün ümit ve beklentileri tarihin
akışıyla buluşmuştur” dedi.
KKTC’nin hukukun üstünlüğüne dayalı, insan hak ve
özgürlüklerine saygılı, çoğulcu demokratik niteliğini kanıtladığını kaydeden
Gül, bu değerler ve ilkeler üzerinde gelişen ve ilerleyen KKTC’nin saygın
yapısıyla, bölgenin barış ve istikrarı için önemli bir kazanç olduğunu
belirtti.
Abdullah Gül, Türkiye ve KKTC’nin dünyanın stratejik
bakımından en önemli bölgelerinden birinde yer aldığını söyledi. Gül, Avrupa,
Balkanlar, Doğu Akdeniz, Orta Asya, Kafkaslar, Orta Doğu ve Afrika’nın
kesiştiği bu bölgenin, istikrar, barış ve refahın tesisine dönük çabalar
bağlamında, büyük potansiyele sahip olduğunu belirtti.
Gül, “Avrasya coğrafyasında işgal ettikleri stratejik konum
ile çağımızın sunduğu sınırsız imkanlar yan yana dizildiğinde, Türkiye ve
KKTC’nin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sorunlu bir bölgenin
güvenlik ve refah üreteni, sorumlu aktörleri olacaklarına şüphe
bulunmamaktadır” dedi.
Abdullah Gül, şöyle devam etti:
“Kıbrıs sorununun çözüme kavuşturulmasıyla birlikte,
ülkemizin bu potansiyelini daha da güçlendiren yepyeni bir tablonun ortaya
çıkacağı açıktır. Gerek boru hatları, gerek deniz ulaşımı bağlamında, Doğu
Akdeniz coğrafyası artan bir stratejik değer kazanmaktadır. Bakü-Tiflis-Ceyhan
boru hattı ve buna paralel olarak üzerinde çalışılan güzergahların, doğu-batı
koridorundaki müşterek potansiyelimizin örnekleridir. Bu denklemde Türkiye ve
KKTC’nin güçlü bir rüzgarı arkalarına alacaklarına kuşku yoktur”
Cumhurbaşkanı Gül, büyük önder Atatürk’ün “yurtta barış,
dünyada barış” ilkesinin, dış politikanın temelini oluşturduğuna işaret
ederek, bu ilke doğrultusunda, Türkiye’nin amacının öncelikle bölgedeki
çatışma ve ihtilafların giderilmesi, sorunların barışçı yollardan çözülmesi,
barış ve istikrar ortamının yaratılması olduğunu söyledi. Gül, “Türkiye,
bölgesinde güvenlik, barış ve istikrarın teminatıdır. Anavatan ve Garantör
olarak KKTC ile birlikte çözüm yolunda çaba harcamaya devam etmekteyiz” dedi.
Türkiye’nin AB üyeliğinin, dış politikanın temel hedefi
olduğunu kaydeden Gül, AB üyeliğinin bölgenin refah ve istikrarına da önemli
katkılarda bulunacağına inanç belirtti. Gül, “Tabiatıyla, Kıbrıs Türk halkının
uluslar arası toplumda hak ettiği yere ulaşma azmi ve benimsediği AB
perspektifi bu çabalarımızla bütünleşmektedir” şeklinde konuştu.
Abdullah Gül, Kıbrıs konusunun temel parametresinin siyasi
eşitlik ve denge olduğuna işaret ederek, Kıbrıs’ta iki ayrı halk, iki ayrı
demokratik düzen ve iki ayrı devlet bulunduğunu söyledi. Gül, “Çözüm, Ada’daki
bu gerçeklerin gözetilmesi ve Türk ve Rum tarafları arasında siyasi eşitliğe
dayalı hassas dengenin tesisiyle mümkündür” dedi.
Gül, şöyle devam etti:
“Bugün artık Kıbrıs Türkleri’nin kendi yönetimlerinden,
eşit statü ve eşit ortaklıktan vazgeçerek, azınlık olarak yaşamayı kabul
edebileceklerini ummak boş bir hayalden başka bir şey değildir. Kıbrıs Türk
halkı ve KKTC’nin, kapsamlı çözümde, kurucu ve eşit iki taraftan biri olması
zaruridir. Bu doğrultuda yeni bir ortaklık ancak iki kesimlilik, siyasi
eşitlik ve Türkiye’nin garantörlüğü gibi vazgeçemeyeceğimiz temel ilkeler
üzerine inşa edilebilir”
Türkiye Cumhurbaşkanı Gül, sorunun çözüm yerinin Birleşmiş
Milletler olduğunu, çözümün de BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu
çerçevesinde, iki halkın irade ve rızasına dayanacağını söyledi.
Rum tarafının Birleşmiş Milletler çatısı altında Kıbrıs
Türk tarafıyla eşitlik temelinde yetki paylaşımına dayanan bir çözümü
reddettiğine işaret eden Gül, çözüm için açılımda bulunmayıp, varolan
süreçleri de baltalayan Rum tarafının uzlaşmaz tutumunu son olarak 5 Eylül
2007 tarihinde gerçekleştirilen görüşmede bir kez daha ortaya koyduğunu
belirtti.
Gül, şöyle devam etti:
“Kıbrıs Rum Yönetimi, Avrupa’yı biçimlendiren hoşgörü,
uyum, karşılıklı saygı, kültürel ve toplumlar arasında yakınlaşma ve işbirliği
değerlerini henüz benimseyip hazmedemediğini ne yazık ki her geçen gün yeniden
ortaya koymaktadır”
Abdullah Gül, bugüne kadar barış için her türlü çaba ve
fedakarlığı gösteren Türk tarafının 24 Nisan referandumlarından bu yana her
vesileyle yapıcı yaklaşımını ortaya koyduğunu söyledi.
Birleşmiş Milletler’in kapsamlı çözüm önerisinin Rum
tarafındaki referandumda reddedilmesiyle tarihi bir fırsat kaçırıldığını
kaydeden Gül, Kıbrıs Türk halkının Türk tarafının uzlaşmaz olduğu yönündeki
propagandayı boşa çıkararak, Avrupa’dan İslam alemine kadar tüm dünyaya
Türkler’in uzlaşı, çözüm, barış yanlısı olduklarını şüpheye yer bırakmayacak
şekilde kanıtladığını belirtti.
Gül, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın son olarak 2008 yılı
sonuna kadar Kıbrıs sorununa bir çözüm bulmak için kapsamlı müzakerelere
başlamaya hazır olduğu yönündeki teklifinin Rum tarafı tarafından kabul
edilmediğine dikkat çekerek “Çözüm için karşı tarafın da aynı ölçüde iyi
niyetli, yapıcı yaklaşımı gereklidir. Bugüne kadar böyle bir yaklaşım
görebilmiş değiliz” dedi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül konuşmasında, Rum
tarafının, Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik söylemlerine de dikkat çekerek
“her iki toplum bakımından da Ada’ya barış ve huzur getirmiş olan Türkiye ve
Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan yakışıksız beyanlar kabul edilemez. Türk
Silahlı Kuvvetleri Ada’da barış ve huzurun teminatı olmaya devam edecektir”
ifadelerini kullandı.
TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kıbrıs sorunu ile
Türkiye’nin AB üyeliği arasında herhangi bir bağlantı kurulmasının doğru
olmadığını söyledi.
Gül, “Bu, yanlış bir hesaptır. Kıbrıs sorunu Türkiye’nin
Avrupa Birliği katılım sürecinin yavaşlatılması veya engellenmesi için
kullanılmamalıdır. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da bu girişimlere
kararlılıkla karşı durmaya devam edeceğiz” dedi.
Gül, şöyle devam etti:
“Hiç kimse, iyi niyetten yoksun ve oyalamaya dönük
yaklaşımlarla bize zaman kaybettiren politik oyunlara göz yumarak, ilanihaye
bekleyeceğimiz üzerine hesap yapmamalıdır. Henüz kalıcı barışın sağlanamadığı
da gözden kaçırılmamalıdır”
Abdullah Gül, uluslararası toplumun da artık, Kıbrıs Türk
halkına uygulanan ayrımcılık ve kısıtlamalara son vermesi gerektiğini
anlamasını beklediklerini söyledi. Gül, “Rum tarafının uzlaşmaz siyasetinin
bedelinin Kıbrıs Türkü’ne ödetilmesi büyük bir haksızlıktır. Kıbrıs Türkü,
insanlık suçu işlememiş, etnik temizlik yapmaya kalkışmamış, kurucu olduğu
devletten ortağını silah zoruyla uzaklaştırmamıştır” dedi.
Gül, şunları söyledi:
“Bütün bunlara rağmen, beş asıdır yaşadığı topraklarda
eşitlik mücadelesi veren ve haklarına sahip çıkan Kıbrıs Türkü, çelikten
iradesi, özgüveniyle bu uzun soluklu mücadeleyi başarıyla sonuçlandırmaya
muktedirdir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın”
Gençliğimden bugüne kadar Kıbrıs meselesiyle doğrudan ve
yakından meşgul olan bir kişi olarak KKTC’nin bugün siyasal, sosyal ve
ekonomik alanlarda vardığı noktadan gurur duyduğunu söyledi.
Gül, “Karşımızda, kendine güven duyan bir devlet yapısı
bulunmaktadır. Devletimiz, dünya ile ilişkilerini de geliştirmekte ve çağdaş
değerleriyle uluslar arası toplum tarafından da giderek benimsenmektedir”
dedi.
Halledilmemiş meseleler bulunabileceğini ancak sorunlar
geçici, işlemekte olan bu devlet yapısının ise kalıcı olduğunu kaydeden Gül,
bu sorunları aşma ve KKTC’yi tüm kurum ve kuruluşlarıyla daha ileri noktalara
taşıma sürecinde, geçmişte olduğu gibi bundan böyle de işbirliği, karşılıklı
dayanışma, anlayış ve güvenin temel dayanak olacağını belirtti.
Gelişmiş bir demokrasiye sahip olan KKTC’de canlı bir
tartışma ortamı içinde, iktidar ve muhalefetin siyasi mücadeleyi sürdürmesinin
rejimin sağlıklı olduğunun işareti olduğunu söyledi.
Gül, “Diğer taraftan demokrasilerde siyasi tartışmaların
devletin ve kurumlarının meşruiyetini sarsar hale gelmemesi esastır” dedi.
Gül, şöyle devam etti:
“Bu bağlamda, iktidarı ve muhalefetiyle, demokrasinin tüm
mekanizmalarının işletilmesine özen gösterilmesi önem taşımaktadır. Kıbrıs
Türkü’nün eşitlik ve özgürlük mücadelesi her türlü politik kaygının üzerinde
tutulmalıdır. Kıbrıs Türkü bugünlerde birlik ve beraberliğini her koşulda
koruyarak gelmiştir. Bu ruh ve anlayış birliğinin muhafazası, verilen
mücadelenin başarıya ulaşmasının temel şartıdır”
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kıbrıs’ta barışın da,
istikrarın da temelinde KKTC’nin ekonomik ve sosyal bakımdan güçlenmesinin
yattığını söyledi. Bu yönde hayli mesafe alındığına işaret eden Gül, KKTC’nin
refah seviyesinde Türkiye’den ve üçüncü ülkelerden gelen yatırımlarla son
yıllarda hissedilir bir artış meydana geldiğini belirtti.
Gül, ODTÜ’nün ardından, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin de
Kuzey Kıbrıs’ta bir kampus kurması için gerekli çalışmalar başlattığı eğitim
sektörünün gelişebilmesi için eğitim kalitesinin ön planda tutulmasının hayati
önem taşıdığını kaydetti.
Gül, şöyle devam etti:
“Turistik tesis sayısı ve yatak kapasitesindeki artış
sürmektedir. Turizm altyapısı kısa sürede herkesin gıpta ettiği bir düzeye
ulaşmıştır. Ekonominin önemli sektörlerinden biri olan üniversitelere
belirlenen hedeflere ilerlemektedir. Önümüzdeki on yıllık dönemde, KKTC’nin
yüksek öğrenim ve turizm alanında bölgenin bir çekim merkezi haline gelmesi,
milli gelirin mevcut seviyenin iki katına çıkarılması, hepimiz için öncelikli
hedeftir. Türkiye bütün olanaklarını bu uğurda seferber etmeye kararlıdır”
Abdullah Gül, sosyal kalkınmanın ilk şartının eğitim
olduğuna dikkat çekerek, Kıbrıs Türkü’nün bugüne kadar eğitime verdiği önem
sayesinde, milli kimlik ve değerlerine sahip çıkmayı, en zor şartlarda bile
direnmeyi ve ayakta kalmayı başardığını söyledi.
Eğitim konusunda Türkiye’nin her türlü desteği vermeye
hazır olduğunu kaydeden Gül, “KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının bekası eğitim
alanında ve milli ve manevi benliğini koruma konusunda göstereceğimiz başarıya
bağlıdır” dedi.
Gül, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:
“Kıbrıs Türkü, Yüce Türk Ulusu’nun ayrılmaz bir parçasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin her vatandaşı, Kıbrıs davasını yüreğinde taşımakta,
sizlerle üzülüp, sizlerle sevinmektedir. Verdiğimiz insan hakları ve hukuk
mücadelesinde tek hedefimiz, Kıbrıs Türkü’nün layık olduğu yaşam düzeyine
kavuşmasıdır. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da güç ve gönül birliği
içerisinde bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Başarıya ulaşmak konusundaki irade ve
inancımız tamdır.
Türkiye, geçmişte olduğu gibi, bugün, yarın ve daima Kıbrıs
Türkü’nün barış ve esenliğinin en büyük teminatı olacaktır. Anavatan, siyasi,
ekonomik ve güvenlik çıkarlarının korunması ve iyileştirilmesinde sonuna kadar
Kıbrıs Türkü’nün yanında olacaktır”
Meclis’teki konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat ile birlikte Cumhurbaşkanlığı’na gelen Gül, Cumhurbaşkanlığı’nda
düzenlenen askeri törenle uğurlandı.