www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber  20 Eylül 2007
 

TC CUMHURBAŞKANI GÜL, CUMHURİYET MECLİSİ’NDE KONUŞTU
GÜL:“KIRBIS KONUSUNUN TEMEL PARAMETRESİ SİYASİ EŞİTLİK VE DENGEDİR”

 


 
 

TC CUMHURBAŞKANI GÜL, CUMHURİYET MECLİSİ’NDE KONUŞTU
GÜL:“KIRBIS KONUSUNUN TEMEL PARAMETRESİ SİYASİ EŞİTLİK VE DENGEDİR”

Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, iki günlük KKTC ziyaretini tamamlamasının ardından dün adadan ayrıldı. Gül, temasları çerçevesinde dün Cumhuriyet Meclisi’ni ziyaret etti ve burada bir konuşma yaptı.

Meclis’te ilk olarak Cumhurbaşkanı Talat’ın da katılımıyla Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu ile bir araya gelen Gül, daha sonra Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen siyasi parti başkanlarıyla görüştü.

Görüşmelerin ardından Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün konuşması için olağanüstü toplandı.

Toplantıda, ilk olarak Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu konuştu. Ekenoğlu, konuşmasında, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ilk resmi yurtdışı ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapmasının, Kıbrıs Türkü için onur verici olduğunu bildirdi. Ekenoğlu, Gül’ün ziyaretinin, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak dayanışmasının bir kez daha en üst düzeyde teyidi olduğunu vurguladı.

Ekenoğlu, Gül’ün ziyaretinin, Kıbrıs Türk halkına, geleceğe güvenle bakma konusunda yüksek düzeyde moral ve motivasyon sağladığına işaret ederek, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin destek ve dayanışmasıyladır ki, Kıbrıs Türkü varoluş mücadelesini yüksek bir moralle sürdürmüş ve bugünlere ulaşılmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurumlaşmasında ve bugünkü sosyal ve ekonomik seviyeyi yakalamasında da Türkiye’nin önemli maddi manevi desteği olmuştur ve halen de bu destek devam etmektedir”

Daha sonra Ekenoğlu tarafından kürsüye davet edilen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bir konuşma yaptı.

Gül konuşmasında, Kıbrıs konusunun temel parametresinin siyasi eşitlik ve denge olduğuna işaret ederek, çözümün, “Kıbrıs’ta iki ayrı halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet vardır” gerçeklerinin gözetilmesi ve Türk ile Rum tarafları arasında siyasi eşitliğe dayalı hassas dengenin tesisiyle mümkün olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türkü’nün kendi kaderini belirleme hakkın başarıyla kullanışının simgesi olan Cumhuriyet Meclisi’nde KKTC’nin de ilan edildiğine işaret eden Gül, “Böylece Kıbrıs Türkü’nün ümit ve beklentileri tarihin akışıyla buluşmuştur” dedi.

KKTC’nin hukukun üstünlüğüne dayalı, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, çoğulcu demokratik niteliğini kanıtladığını kaydeden Gül, bu değerler ve ilkeler üzerinde gelişen ve ilerleyen KKTC’nin saygın yapısıyla, bölgenin barış ve istikrarı için önemli bir kazanç olduğunu belirtti.

Abdullah Gül, Türkiye ve KKTC’nin dünyanın stratejik bakımından en önemli bölgelerinden birinde yer aldığını söyledi. Gül, Avrupa, Balkanlar, Doğu Akdeniz, Orta Asya, Kafkaslar, Orta Doğu ve Afrika’nın kesiştiği bu bölgenin, istikrar, barış ve refahın tesisine dönük çabalar bağlamında, büyük potansiyele sahip olduğunu belirtti.

Gül, “Avrasya coğrafyasında işgal ettikleri stratejik konum ile çağımızın sunduğu sınırsız imkanlar yan yana dizildiğinde, Türkiye ve KKTC’nin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sorunlu bir bölgenin güvenlik ve refah üreteni, sorumlu aktörleri olacaklarına şüphe bulunmamaktadır” dedi.

Abdullah Gül, şöyle devam etti:

“Kıbrıs sorununun çözüme kavuşturulmasıyla birlikte, ülkemizin bu potansiyelini daha da güçlendiren yepyeni bir tablonun ortaya çıkacağı açıktır. Gerek boru hatları, gerek deniz ulaşımı bağlamında, Doğu Akdeniz coğrafyası artan bir stratejik değer kazanmaktadır. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı ve buna paralel olarak üzerinde çalışılan güzergahların, doğu-batı koridorundaki müşterek potansiyelimizin örnekleridir. Bu denklemde Türkiye ve KKTC’nin güçlü bir rüzgarı arkalarına alacaklarına kuşku yoktur”

Cumhurbaşkanı Gül, büyük önder Atatürk’ün “yurtta barış, dünyada barış” ilkesinin, dış politikanın temelini oluşturduğuna işaret ederek, bu ilke doğrultusunda, Türkiye’nin amacının öncelikle bölgedeki çatışma ve ihtilafların giderilmesi, sorunların barışçı yollardan çözülmesi, barış ve istikrar ortamının yaratılması olduğunu söyledi. Gül, “Türkiye, bölgesinde güvenlik, barış ve istikrarın teminatıdır. Anavatan ve Garantör olarak KKTC ile birlikte çözüm yolunda çaba harcamaya devam etmekteyiz” dedi.

Türkiye’nin AB üyeliğinin, dış politikanın temel hedefi olduğunu kaydeden Gül, AB üyeliğinin bölgenin refah ve istikrarına da önemli katkılarda bulunacağına inanç belirtti. Gül, “Tabiatıyla, Kıbrıs Türk halkının uluslar arası toplumda hak ettiği yere ulaşma azmi ve benimsediği AB perspektifi bu çabalarımızla bütünleşmektedir” şeklinde konuştu.

Abdullah Gül, Kıbrıs konusunun temel parametresinin siyasi eşitlik ve denge olduğuna işaret ederek, Kıbrıs’ta iki ayrı halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet bulunduğunu söyledi. Gül, “Çözüm, Ada’daki bu gerçeklerin gözetilmesi ve Türk ve Rum tarafları arasında siyasi eşitliğe dayalı hassas dengenin tesisiyle mümkündür” dedi.

Gül, şöyle devam etti:

“Bugün artık Kıbrıs Türkleri’nin kendi yönetimlerinden, eşit statü ve eşit ortaklıktan vazgeçerek, azınlık olarak yaşamayı kabul edebileceklerini ummak boş bir hayalden başka bir şey değildir. Kıbrıs Türk halkı ve KKTC’nin, kapsamlı çözümde, kurucu ve eşit iki taraftan biri olması zaruridir. Bu doğrultuda yeni bir ortaklık ancak iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve Türkiye’nin garantörlüğü gibi vazgeçemeyeceğimiz temel ilkeler üzerine inşa edilebilir”

Türkiye Cumhurbaşkanı Gül, sorunun çözüm yerinin Birleşmiş Milletler olduğunu, çözümün de BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde, iki halkın irade ve rızasına dayanacağını söyledi.

Rum tarafının Birleşmiş Milletler çatısı altında Kıbrıs Türk tarafıyla eşitlik temelinde yetki paylaşımına dayanan bir çözümü reddettiğine işaret eden Gül, çözüm için açılımda bulunmayıp, varolan süreçleri de baltalayan Rum tarafının uzlaşmaz tutumunu son olarak 5 Eylül 2007 tarihinde gerçekleştirilen görüşmede bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.

Gül, şöyle devam etti:

“Kıbrıs Rum Yönetimi, Avrupa’yı biçimlendiren hoşgörü, uyum, karşılıklı saygı, kültürel ve toplumlar arasında yakınlaşma ve işbirliği değerlerini henüz benimseyip hazmedemediğini ne yazık ki her geçen gün yeniden ortaya koymaktadır”

Abdullah Gül, bugüne kadar barış için her türlü çaba ve fedakarlığı gösteren Türk tarafının 24 Nisan referandumlarından bu yana her vesileyle yapıcı yaklaşımını ortaya koyduğunu söyledi.

Birleşmiş Milletler’in kapsamlı çözüm önerisinin Rum tarafındaki referandumda reddedilmesiyle tarihi bir fırsat kaçırıldığını kaydeden Gül, Kıbrıs Türk halkının Türk tarafının uzlaşmaz olduğu yönündeki propagandayı boşa çıkararak, Avrupa’dan İslam alemine kadar tüm dünyaya Türkler’in uzlaşı, çözüm, barış yanlısı olduklarını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtladığını belirtti.

Gül, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın son olarak 2008 yılı sonuna kadar Kıbrıs sorununa bir çözüm bulmak için kapsamlı müzakerelere başlamaya hazır olduğu yönündeki teklifinin Rum tarafı tarafından kabul edilmediğine dikkat çekerek “Çözüm için karşı tarafın da aynı ölçüde iyi niyetli, yapıcı yaklaşımı gereklidir. Bugüne kadar böyle bir yaklaşım görebilmiş değiliz” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül konuşmasında, Rum tarafının, Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik söylemlerine de dikkat çekerek “her iki toplum bakımından da Ada’ya barış ve huzur getirmiş olan Türkiye ve Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan yakışıksız beyanlar kabul edilemez. Türk Silahlı Kuvvetleri Ada’da barış ve huzurun teminatı olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kıbrıs sorunu ile Türkiye’nin AB üyeliği arasında herhangi bir bağlantı kurulmasının doğru olmadığını söyledi.

Gül, “Bu, yanlış bir hesaptır. Kıbrıs sorunu Türkiye’nin Avrupa Birliği katılım sürecinin yavaşlatılması veya engellenmesi için kullanılmamalıdır. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da bu girişimlere kararlılıkla karşı durmaya devam edeceğiz” dedi.

Gül, şöyle devam etti:

“Hiç kimse, iyi niyetten yoksun ve oyalamaya dönük yaklaşımlarla bize zaman kaybettiren politik oyunlara göz yumarak, ilanihaye bekleyeceğimiz üzerine hesap yapmamalıdır. Henüz kalıcı barışın sağlanamadığı da gözden kaçırılmamalıdır”

Abdullah Gül, uluslararası toplumun da artık, Kıbrıs Türk halkına uygulanan ayrımcılık ve kısıtlamalara son vermesi gerektiğini anlamasını beklediklerini söyledi. Gül, “Rum tarafının uzlaşmaz siyasetinin bedelinin Kıbrıs Türkü’ne ödetilmesi büyük bir haksızlıktır. Kıbrıs Türkü, insanlık suçu işlememiş, etnik temizlik yapmaya kalkışmamış, kurucu olduğu devletten ortağını silah zoruyla uzaklaştırmamıştır” dedi.

Gül, şunları söyledi:

“Bütün bunlara rağmen, beş asıdır yaşadığı topraklarda eşitlik mücadelesi veren ve haklarına sahip çıkan Kıbrıs Türkü, çelikten iradesi, özgüveniyle bu uzun soluklu mücadeleyi başarıyla sonuçlandırmaya muktedirdir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın”

Gençliğimden bugüne kadar Kıbrıs meselesiyle doğrudan ve yakından meşgul olan bir kişi olarak KKTC’nin bugün siyasal, sosyal ve ekonomik alanlarda vardığı noktadan gurur duyduğunu söyledi.

Gül, “Karşımızda, kendine güven duyan bir devlet yapısı bulunmaktadır. Devletimiz, dünya ile ilişkilerini de geliştirmekte ve çağdaş değerleriyle uluslar arası toplum tarafından da giderek benimsenmektedir” dedi.

Halledilmemiş meseleler bulunabileceğini ancak sorunlar geçici, işlemekte olan bu devlet yapısının ise kalıcı olduğunu kaydeden Gül, bu sorunları aşma ve KKTC’yi tüm kurum ve kuruluşlarıyla daha ileri noktalara taşıma sürecinde, geçmişte olduğu gibi bundan böyle de işbirliği, karşılıklı dayanışma, anlayış ve güvenin temel dayanak olacağını belirtti.

Gelişmiş bir demokrasiye sahip olan KKTC’de canlı bir tartışma ortamı içinde, iktidar ve muhalefetin siyasi mücadeleyi sürdürmesinin rejimin sağlıklı olduğunun işareti olduğunu söyledi.

Gül, “Diğer taraftan demokrasilerde siyasi tartışmaların devletin ve kurumlarının meşruiyetini sarsar hale gelmemesi esastır” dedi.

Gül, şöyle devam etti:

“Bu bağlamda, iktidarı ve muhalefetiyle, demokrasinin tüm mekanizmalarının işletilmesine özen gösterilmesi önem taşımaktadır. Kıbrıs Türkü’nün eşitlik ve özgürlük mücadelesi her türlü politik kaygının üzerinde tutulmalıdır. Kıbrıs Türkü bugünlerde birlik ve beraberliğini her koşulda koruyarak gelmiştir. Bu ruh ve anlayış birliğinin muhafazası, verilen mücadelenin başarıya ulaşmasının temel şartıdır”

Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kıbrıs’ta barışın da, istikrarın da temelinde KKTC’nin ekonomik ve sosyal bakımdan güçlenmesinin yattığını söyledi. Bu yönde hayli mesafe alındığına işaret eden Gül, KKTC’nin refah seviyesinde Türkiye’den ve üçüncü ülkelerden gelen yatırımlarla son yıllarda hissedilir bir artış meydana geldiğini belirtti.

Gül, ODTÜ’nün ardından, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin de Kuzey Kıbrıs’ta bir kampus kurması için gerekli çalışmalar başlattığı eğitim sektörünün gelişebilmesi için eğitim kalitesinin ön planda tutulmasının hayati önem taşıdığını kaydetti.

Gül, şöyle devam etti:

“Turistik tesis sayısı ve yatak kapasitesindeki artış sürmektedir. Turizm altyapısı kısa sürede herkesin gıpta ettiği bir düzeye ulaşmıştır. Ekonominin önemli sektörlerinden biri olan üniversitelere belirlenen hedeflere ilerlemektedir. Önümüzdeki on yıllık dönemde, KKTC’nin yüksek öğrenim ve turizm alanında bölgenin bir çekim merkezi haline gelmesi, milli gelirin mevcut seviyenin iki katına çıkarılması, hepimiz için öncelikli hedeftir. Türkiye bütün olanaklarını bu uğurda seferber etmeye kararlıdır”

Abdullah Gül, sosyal kalkınmanın ilk şartının eğitim olduğuna dikkat çekerek, Kıbrıs Türkü’nün bugüne kadar eğitime verdiği önem sayesinde, milli kimlik ve değerlerine sahip çıkmayı, en zor şartlarda bile direnmeyi ve ayakta kalmayı başardığını söyledi.

Eğitim konusunda Türkiye’nin her türlü desteği vermeye hazır olduğunu kaydeden Gül, “KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının bekası eğitim alanında ve milli ve manevi benliğini koruma konusunda göstereceğimiz başarıya bağlıdır” dedi.

Gül, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:

“Kıbrıs Türkü, Yüce Türk Ulusu’nun ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin her vatandaşı, Kıbrıs davasını yüreğinde taşımakta, sizlerle üzülüp, sizlerle sevinmektedir. Verdiğimiz insan hakları ve hukuk mücadelesinde tek hedefimiz, Kıbrıs Türkü’nün layık olduğu yaşam düzeyine kavuşmasıdır. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da güç ve gönül birliği içerisinde bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Başarıya ulaşmak konusundaki irade ve inancımız tamdır.

Türkiye, geçmişte olduğu gibi, bugün, yarın ve daima Kıbrıs Türkü’nün barış ve esenliğinin en büyük teminatı olacaktır. Anavatan, siyasi, ekonomik ve güvenlik çıkarlarının korunması ve iyileştirilmesinde sonuna kadar Kıbrıs Türkü’nün yanında olacaktır”

Meclis’teki konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile birlikte Cumhurbaşkanlığı’na gelen Gül, Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlenen askeri törenle uğurlandı.

İTALYAN PARLAMENTOSU ÜYESİ MİLLETVEKİLİ TURCO İLE İTALYAN RADİKAL PARTİ GENEL KONSEYİ ÜYESİ PERDUCA KKTC VATANDAŞLIĞINA MÜRACAAT ETTİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN 19 TEMMUZ 2007 TARİHİNDE YABANCI BASIN MENSUPLARI ONURUNA VERDİĞİ KAHVALTI TOPLANTISINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA METNİ
(19.07.07)

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU