TC CUMHURBAŞKANI GÜL, KKTC’Yİ ZİYARET
ETTİ
GÜL: TÜRK TARAFI İYİ NİYETLİ ÇÖZÜMDEN YANA YAKLAŞIMINI
KORUMAK AZMİNDEDİR
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ilk yurtdışı resmi
ziyaretini gerçekleştirdiği KKTC’de uluslararası topluma önemli mesajlar
verdi. Abdullah Gül, Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve kapsamlı bir çözüme ulaşılması
için üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiğinin artık uluslararası toplumda
da kabul gören bir gerçek olduğunu belirterek, Türk tarafının iyi niyetli
çözümden yana yaklaşımını koruma azminde olduğunu belirtti.
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün özel ANA uçağıyla
KKTC’ye geldi. Cumhurbaşkanı Gül ve eşi Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve
Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin tarafından karşılandı.
Gül, KKTC’ye varışının ardından Kıbrıs Türk Halkının
Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük’ün Anıt Tepe’deki kabrine çelenk
koyduktan sonra Cumhurbaşkanlığı’nda KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile
başbaşa görüşme ve ardından heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdi. Türkiye
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı’na gelişinde resmi törenle
karşılandı.

Görüşmelerin ardından her iki cumhurbaşkanı basına ortak
bir açıklamada bulundu.
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, uluslararası toplumu
daha fazla gecikmeden KKTC halkının üzerindeki kısıtlamalara son verilmesi
için somut adımlar atmaya çağırdı.
Kıbrıs meselesinin çözülememiş olmasının sorumlusunun
uzlaşmaz tutumunu her vesileyle ortaya koyan Rum yönetimi olduğunu vurgulayan
Gül, Kıbrıs Türkü’nün barış, demokrasi ve dünyayla bütünleşmek adına çözümden
yana hareket ettiğini; Kıbrıs Türk halkının izolasyonlara maruz bırakılmasının
kabul edilemez olduğunu söyledi.
“Adil, kalıcı ve kapsamlı bir çözüme ulaşılması için Türk
tarafının üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiği, artık uluslararası
toplumda da kabul gören bir gerçektir” diyen Gül, Türk tarafının iyi niyetli
ve çözümden yana yaklaşımını koruma azminde olduğunu vurguladı.
Bu çözümün adada mevcut gerçeklere dayanacağını ve bu
gerçeklerin de Kıbrıs’ta iki halk, iki demokrasi ve iki devletin mevcudiyeti
olduğunu kaydeden Gül, Türkiye’nin garantör ülke olarak bu bağlamda üzerine
düşen sorumluluğun gereğini yerine getirmeye muktedir olduğunu söyledi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kıbrıs’ta adil, kalıcı
ve kapsamlı bir çözüme ulaşılması için Türk tarafının üzerine düşeni
fazlasıyla yerine getirdiğinin artık uluslararası toplumda da kabul gören bir
gerçek olduğunu, Kıbrıs Türk halkının referandumdaki yaklaşımının dünyadaki
algılamayı değiştirdiğini söyledi.
Türk tarafının iyi niyetli ve çözümden yana yaklaşımını
koruma azminde olduğunu vurgulayan Gül, Kıbrıs Türk halkının referandumdaki
yaklaşımının “Kıbrıs Türklerinin daima çözümsüzlükten yana olduğu”
algılamasını değiştirdiğini söyledi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Gül, BM öncülüğünde adanın
gerçeklerini dikkate alarak kapsamlı bir çözümün bulunması yönünde Türkiye’nin
destek vermeye devam edeceğini de vurguladı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise yaptığı açıklamada,
Cumhurbaşkanlığı görevine başlamasından kısa süre sonra ilk ziyaretini KKTC’ye
yapan Gül’ün büyük bir jestte bulunduğunu ve ziyaretin Kıbrıs sorununun
bütünlüklü çözümünün yakalanması için çabalarına Türkiye Cumhuriyeti’nin açık
bir desteği olduğunu söyledi.
Talat, Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyaretini, Türkiye
Cumhuriyeti’nin Kıbrıs’ta barışı, bir daha gerginlik yaşanmamasını
arzulamasının ve buna destek vermesinin göstergesi diye niteledi.
Gül ve heyetiyle, hem Kıbrıs sorunu hem de diğer sorunlarla
ilgili çok yararlı bir görüşme yaptıklarını ifade eden Talat, bu görüşmenin
son olmayacağını ve derin çaplı çalışmaların süreceğini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Talat, davetlerine kısa sürede cevap verip
ziyaret etmesinden dolayı Gül’e teşekkür ederek, şöyle konuştu:
“Kendilerinin her şart altında koşullar ne olursa olsun
bizlere yönelik desteğini yanımızda bulmak, bizleri daha da cesaretlendiriyor,
güçlendiriyor. Kıbrıs’ta varlığını sonsuza kadar sürdürecek bir halk olarak
yaşanan sorunu bir an önce çözmek için elinden gelen her çabayı ortaya koyan
bir halk olarak, yolumuzun doğru olduğunu ve çabalarımızı bundan sonra da
devam ettireceğimizi bir kez daha vurgulamamıza fırsat verdiği için
kendilerine teşekkür ediyoruz. Bundan sonra da dayanışmamızın devam
edeceğinden emin olduğumuzu vurgulamak istiyoruz.”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la birlikte düzenledikleri
ortak basın toplantısında konuşan Türkiye Cumhurbaşkanı Gül de, Cumhurbaşkanı
seçilmesinin sonrasında ilk yurt dışı ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti’ne gerçekleştirmekten gurur ve memnuniyet duyduğunu belirtti.
Gül, Talat’la Kıbrıs sorununun içinde bulunduğu aşamayı
değerlendirdiklerini ve Türkiye’yle KKTC arasındaki dayanışma ile yakın
işbirliğini daha da güçlendirmeye yönelik karşılıklı görüş alışverişinde
bulunduklarını kaydetti.
“Adil, kalıcı ve kapsamlı bir çözüme ulaşılması için Türk
tarafının üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiği, artık uluslararası
toplumda da kabul gören bir gerçektir” diyen Gül, Türk tarafının iyi niyetli
ve çözümden yana yaklaşımını koruma azminde olduğunu vurguladı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kıbrıs Türk halkının
referandumdaki yaklaşımının, dünyada var olan “Kıbrıs Türklerinin daima
çözümsüzlükten yana olduğu” algılamasını değiştirdiğini söyledi.
KKTC’deki ekonomik ve demokratik gelişmelerden mutluluk
duyduklarını belirten Abdullah Gül, bu gelişmelerin adadaki iki ayrı gerçek,
iki ayrı demokrasi, devlet, dil, din bulunduğunu da gösterdiğine işaret etti.
BM öncülüğünde adanın gerçeklerini dikkate alarak kapsamlı
bir çözümün bulunması yönünde Türkiye’nin destek vermeye devam edeceğini
vurgulayan Gül, şöyle konuştu:
“KKTC’de son yıllarda gördüğümüz ekonomik gelişme, milli
gelirin iki misli artması çok gurur vericidir. Bu yönde Türkiye üstüne düşen
her türlü görevi yerine getirecektir ve Kıbrıs’taki Türk kardeşlerinin gerek
güvenlik, gerek haklı davalarının savunulması, gerek ekonomik ihtiyaçlarının
giderilmesi açısından daima yanında olacaktır.
Bugün yaptığımız görüşmeler bu anlamda çok faydalı
olmuştur. İnanıyorum ki bir gün adada barış hakim olacaktır. Türkiye’nin
vizyonu şudur: Eğer kapsamlı bir çözüm bulunursa Kıbrıs’ın tamamı, Türkiye,
Yunanistan, Doğu Akdeniz’le büyük bir işbirliği merkezi oluşturabilir ve Doğu
Akdeniz’i çok cazip bir alan haline getirir. Bu anlamda her türlü olumlu
desteğimizi vermeye devam edeceğiz.”
Gül, ilk ziyaretini KKTC’ye yapmaktan duyduğu gurur ve
mutluluğu ifade ederek, Kıbrıs Türk halkına Türk halkının sevgi ve selamlarını
iletti.
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Cumhurbaşkanı Talat,
Cumhurbaşkanlığı’ndaki ortak basın açıklamalarından sonra gazetecilerin
sorularını yanıtladı.
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un, Türk Silahlı
Kuvvetleri’ni “düşman” ilan eden açıklamasıyla ilgili soru üzerine de Gül,
şunları kaydetti:
“TSK adaya barışı getirmiştir, barışı güney için de
getirmiştir, bunu herkes bilmektedir. TSK adaya geldiğinde o gün adada neler
olduğu hafızalar tazelenirse hatırlanacaktır. O günkü cumhurbaşkanı bile
adadan kaçmak durumunda kalmıştı. TSK sadece adaya barış getirmemiş, geniş
bölgeye de demokrasinin yerleşmesine fırsat vermiştir. O bakımdan bunları
tamamen yersiz suçlamalar görüyoruz. TSK adada barışın sembolüdür. Bunun
ötesinde herhangi bir niyetimiz de yoktur.”
Türkiye Cumhurbaşkanı Gül, bir başka soruyu yanıtlarken,
adada iki ayrı devlet, demokrasi, dil, din bulunduğunu vurgulamasının yeni
olmadığını, bunları sürekli söylediğini, dışişleri bakanlığı ve başbakanlık
yaptığı 5 yıl boyunca hep bunlarla ilgilendiğini söyledi.
Gül, “Sizce Annan Planı hâlâ çözüm için bir zemin teşkil
ediyor mu yoksa öldü mü?” sorusuna karşılık da, Annan Planı’yla önemli
mesafeler alındığına dikkat çekti. Kıbrıs sorunuyla ilgili çalışmalara
sıfırdan başlama yaklaşımı olamayacağını, Annan Planı’nın bu bağlamda önemli
bir çalışma olduğunu kaydeden Gül, iki halkın referandumuna sunulan bu planın
unutulacak, tamamen boş verilecek, referans kabul edilmeyecek bir çalışma
olmadığını vurguladı.
TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI GÜL’ÜN ZİYARETİNE
RUMLARIN TEPKİSİ…
AVCI: “ZAVALLILIKLARININ ÜRÜNÜ... DÜŞMANLIKTAN BAŞKA AMACA
HİZMET ETMEZ”
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı,
Rumların Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün KKTC ziyaretiyle ilgili
açıklamalarını “zavallılıklarının ürünü” olarak niteledi ve bu tür
açıklamaların düşmanlıktan başka bir amaca hizmet etmediğini belirtti.
Avcı yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“GKRY Dışişleri Bakanlığı tarafından ‘Yurtta Sulh Cihanda
Sulh’ ilkesini kendine hedef seçmiş Türk ulusunun 11. Cumhurbaşkanı Sayın
Abdullah Gül’ün KKTC’ne yapmakta olduğu ziyarete nezakete sığmayan çirkin
ifadelerle değinen açıklaması, Rum tarafının zavallılığının bir ürünü olup,
düşmanlıktan başka bir amaca hizmet etmediği aşikardır.
Anavatan Türkiye ile KKTC arasında en üst düzeyde
gerçekleştirilen bu temaslar ezelden beri süregelen bir devlet geleneği olup,
bundan böyle de devam edecektir.
Bu açıklama, herşeyden önce Papadopoulos’un seçim
kampanyasını yürütmeyi kendine görev edindikleri anlaşılan Rum devlet
yetkililerinin bir süredir başlattıkları Türk Silahlı Kuvvetleri’ni karalama
kampanyasının devam edeceğine işaret etmektedir. Bu çerçevede, Rum Dışişleri
Bakanlığı’nın da bu konuda öncü rolü üstlendiğini görmekteyiz.
Rum tarafının çözümsüzlüğü körükleyen, düşmanca ve tehdit
kokan ifadeleri sarılması mümkün olmayan derin yaralara neden olması
kaçınılmazdır. Bu ve benzeri açıklamalar Rum tarafının BM parametreleri
temelinde adil ve kalıcı bir çözüm hususunda samimi olmadığını ve görüşmelere
göstermelik olarak katıldığını kanıtlamaktadır. Rum tarafı osmosis dışında bir
alternatife çözüm gözüyle bakmamaktadır. Bir yandan BM’nin iyi niyet misyonunu
ortadan kaldırmaya çalışmakta, diğer yandan Kıbrıs sorununu AB platformuna
çekmeye çabalamaktadır.
AB üyeliği arkasına saklanan Rum tarafı, sergilediği bu
tutumla Türkiye ile AB üyesi ülkeleri karşı karşıya getirmeye çalışarak
oldukça tehlikeli ve sinsi bir oyun oynamaktadır. GKRY’nin AB üyeliğinden
Türkiye ve KKTC’yi zor durumda bırakmaktan öte birşey anlamadığını her geçen
gün daha da somut örneklerle görmekteyiz. Avrupa Birliği üyeliğini Türkiye’ye
ve KKTC’ye karşı bir silah olarak kullanan Rum tarafının bu tavrının başta
Avrupa Birliği yetkililerince hak ettiği değerlendirmeye tabi tutulacağına
inanıyoruz.
Bir yandan görüşme masasından kaçan Rum tarafı, diğer
yandan da Kıbrıs Türk tarafı üzerindeki insanlık dışı izolasyonların
sürdürülmesi ve ağırlaştırılması için her fırsatı değerlendirmektedir. Bunu
üyesi olduğu AB’nin ilke ve kararlarına karşı çıkma pahasına yapmaktadır. Bu
ve benzeri açıklamalar, Rum tarafının çözüm maskesi arkasına sakladığı
‘osmosis’ politikasını su yüzüne çıkarmaktan başka herhangi bir amaca hizmet
edememektedir.
Demokratik ve çağdaş değerler üzerine kurulan Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti, Anavatanımız Türkiye’nin sağladığı güven ve sarsılmaz
destekle geleceğe güvenle bakmaya devam edecektir.”