CUMHURBAŞKANI
TALAT: “RUM LİDERLİĞİNİN TSK’YI ‘TEK DÜŞMAN’ GÖREN ANLAYIŞI SORUNUN ÇÖZÜMÜ
ÖNÜNDEKİ BAŞLICA ENGEL”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, Kıbrıs Rum liderliğinin, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni “tek düşman” olarak
gören anlayışının, Kıbrıs sorununun çözümü önündeki başlıca engel olduğunu
belirtti.
Cumhurbaşkanı Talat, Rum
Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un basın toplantısında söyledikleriyle
ilgili olarak TAK Ajansı’nın sorularına verdiği yanıtlarda, Papadopulos’un
tutumunu değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Talat, “Kıbrıs
Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos’un, basın toplantısında söylenenleri nasıl
değerlendiriyorsunuz?” sorusuna, şu yanıtı verdi:
“Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı
Tasos Papadopulos, dün akşam (11.09.2007) düzenlediği basın toplantısında
yaptığı açıklamalarla, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün neden devam ettiğine
açıklık getirmiş bulunuyor.
Papadopulos, açıklamalarının
bütününde, herhangi bir çözüm girişimine karşı olacağının açık mesajını vermiş
ve tek hedefinin Kıbrıs Rum Devleti’nin egemenliğini bütün adaya yaymak
olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Kıbrıs sorununa çözüm bulma
çabaları ile ilgili sorulara verdiği yanıtlarla, 8 Temmuz sürecinden anladığı
tek şeyin de bu çabasına yardımcı olacak şekilde, bazı komitelerin kurulması
ve sorunun çözümünün zamana terk edilmesi olduğunu bir kez daha
kanıtlamıştır.”
Cumhurbaşkanı Talat’ın,
“Papadopulos’un Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ‘tek düşman’ olarak lanse etme
çabalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tutum Kıbrıs sorununu nasıl
etkiliyor?” sorusuna verdiği yanıt ise şöyle:
“Basın toplantısında,
bilinen siyasi görüşlerini tekrar etmekle yetinen Papadopulos, ‘tek düşman’
olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ni göstermeye kalkışarak, Kıbrıs Rum halkına
yanlış mesajlar vermiş; Kıbrıs sorununu anlamadığını ve sorunu çözme
çabalarına katkıda bulunma kapasitesine sahip olmadığını göstermiştir.
Herkesin bildiği gibi, Türk
Silahlı Kuvvetleri adada uluslararası anlaşmalardan doğan görevleri gereği
bulunmaktadır. Bu gereklilik, Papadopulos’un da yazıcıları ve uygulayıcıları
arasında bulunduğu Akritas Planı gibi Kıbrıs’ın egemenliğini tek başına ele
geçirme planlarının var olması ve uygulanmak istenmesi ile ortaya çıkmıştır.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin
adamızdaki varlığı, adadaki asayişin korunmasının temel unsurudur. Bu asayişi
her gün için Kuzey Kıbrıs’ı ziyaret eden çok sayıda Kıbrıslı Rum da
gözlemlemektedir. Aslında adanın tümünde var olan sükunet de buna bağlıdır.
Aksi halde, düşman ordusunun var olduğu koşullarda güneyde ve kuzeyde yatırım
iklimi verimli olabilir miydi?
1963-1974 yılları arasında
adamızda çok sayıda saldırı gerçekleştirilmiş ve cinayet işlenmiş olmasına
karşın, 1974’ten sonra bu olayların sona ermesine Türk Silahlı Kuvvetleri’nin
adamızdaki varlığı neden olmuştur.
Kıbrıs Rum liderliğinin Türk
Silahlı Kuvvetleri’ni ‘tek düşman’ olarak göstermesi ve Kıbrıs sorununu bir
‘işgal sorunu’ olarak lanse etmesi, Kıbrıs sorununun çözümlenmesinin de
başlıca engeli durumundadır. Kıbrıs Rum liderliğinin, Türk Silahlı
Kuvvetleri’nin adadan ayrılmasının çözüm için yeterli olacağını düşünmeye
devam etmesi, Papadopulos’un dünkü basın toplantısına yansıyan ‘çözümü Kıbrıs
Türk tarafı ile anlaşmakta görmeme’ anlayışının da sürmesini sağlayacak ve
çözüm arayışlarının önündeki başlıca engeli oluşturmaya devam edecektir.”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, Kıbrıs Rum liderliğinin, Kıbrıs sorununun, iki halkın adanın eşit
sahibi olarak barış ve güven içerisinde yaşamasını sağlayacak kapsamlı çözüm
bulunması ile sonuçlanacağı gerçeğini kabul ettiği gün, Kıbrıs sorununun
çözümü için en önemli adım atılmış olacağını belirtti ve Kıbrıs Türk tarafı
olarak kendilerinin, bu süreçte kapsamlı çözüm arayışlarını, Kıbrıs Rum
liderliğinin engellemelerine karşın sürdürmeye kararlı olduğunu kaydetti.
PAPADOPULOS’UN AÇIKLAMALARI
AVCI: “ÇÖZÜM PARAMETRELERİNİ DİNAMİTLEMEYE ÇALIŞIYOR”
Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos’un bugüne
kadar gerçekleştirilen müzakereler sonucunda ortaya çıkan Kıbrıs sorununun
çözüm parametrelerini dinamitlemeye çalıştığını söyledi.
Avcı, Anavatan Türkiye ile
onun Silahlı Kuvvetlerini “işgal ordusu” olarak niteleyen Papadopulos’un,
Kıbrıs sorununun esas nedenini oluşturan ve yazılmasında bizzat kendisinin de
etkin rol aldığı EOKA’nın kanlı tarihini gizlemeye çalıştığını belirtti.
Turgay Avcı, dün yayınladığı
yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Rum Yönetimi Lideri Tasos
Papadopoulos’un 11 Eylül günü Rum televizyonunda kendisiyle gerçekleştirilen
söyleşide yaptığı mantık dışı açıklamalar, 5 Eylül günü BM Genel Sekreteri
Kıbrıs Özel Temsilcisi Möller’in de katılımıyla yeralan görüşmede sadece seçim
öncesi yatırım amacıyla hazır bulunduğunu açık ve net bir şekilde ortaya
koymuştur.
Papadopoulos, esasen Kıbrıs
Türk tarafının girişimleriyle başlatılmış 8 Temmuz sürecini, sanki kendi
çabalarıyla ortaya çıkmış bir süre ve çözümü engelleyen taraf sanki kendisi
değilmiş gibi yansıtmaya çalışarak uluslararası camiayı kolayca kandıracağını
sanmaktadır. Papadopoulos bu şekilde davranmakla sadece kendi kendisini
aldattığını bilmelidir. Papadopoulos’un 8 Temmuz sürecinin başından beri Sayın
Cumhurbaşkanımızın görüşme çağrılarını defaten reddetmesinin ve Rum Başkanlık
seçimlerine 6 ay kala bu çağrılara olumlu cevap vermek zorunda kalmasının
nedenleri gayet açıktır. Çözümü hangi tarafın istediğini 2004 referandumları
somut olarak göstermiştir.
Papadopoulos Rum
televizyonunda yayınlanan mülakatı sırasında, yeni bir çözüm temeli aramakla
bugüne kadar gerçekleştirilen müzakereler sonucunda ortaya çıkan Kıbrıs
sorununun çözüm parametrelerini dinamitlemeye çalışmakla kalmayıp, Birleşmiş
Milletler Örgütüne olan güvensizliğinin bir göstergesi olarak çözüm sürecinin
Birleşmiş Milletler gözetiminde devam etmesine de açıkça karşı çıkmıştır.
1960 Antlaşmalarından
kaynaklanan meşru haklarını kullanarak Ada’mıza gelen Türk Barış Kuvvetleri,
Yunan darbesinin ardından Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını engellemiş,
Kıbrıs Türk halkını katledilmekten kurtarmış ve Ada’da kalıcı barışı ve
istikrarı sağlamıştır. Gerçekler böyleyken, Anavatan Türkiye ile onun Silahlı
Kuvvetlerini “işgal ordusu” olarak niteleyen Papadopoulos’un, Kıbrıs sorununun
esas nedenini oluşturan ve yazılmasında bizzat kendisinin de etkin rol aldığı
EOKA’nın kanlı tarihini gizlemeye çalıştığı aşikardır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, Rum
liderliğinin uzlaşmaz tutumu ve doymak bilmeyen silahlanması karşısında yegane
güvenlik teminatımızdır. Kıbrıs Türk halkının rızasıyla KKTC’de bulunan Türk
Silahlı Kuvvetlerine, halkımızın duyduğu sevgi başta Papadopoulos olmak üzere
Kıbrıs Rum liderliğine, gerekli yanıtı vermektedir. Bu vesileyle, Şanlı Türk
ordusuna olan derin saygı ve şükranımızı bir kez daha vurgulamak isteriz.
Uluslararası camiayı bir kez
daha, Papadopoulos’un gerçek amacını görerek KKTC üzerindeki insanlıkdışı
izolasyonları biran önce kaldırılmaya ve çözümün önünü açmaya davet ediyoruz.”