CUMHURBAŞKANI TALAT:“RUMLAR, OYALAMA VE ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ SÜRDÜRME,
ZAMANA HAVALE ETME VE BÖYLECE TÜRKİYE’NİN AB’DA ATACAĞI ADIMLARDAN
YARARLANARAK AVANTAJ ELDE ETME POLİTİKASI GÜDÜYOR”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ilk resmi ziyaretini
KKTC’ye yapan TBMM Başkanı Köksal Toptan ve heyetini kabulünde, Rumların,
“oyalama ve çözümsüzlüğü sürdürme, zamana havale etme ve böylece Türkiye’nin
AB’da atacağı adımlardan yararlanarak avantaj elde etme” politikası
belirlediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türk halkının Türkiye ile
birlikte Kıbrıs sorununun çözümü için elinden gelen her türlü çabayı ortaya
koymaya devam ettiğini belirterek, bunun tüm dünya tarafından da böyle
görüldüğünü ifade etti.
Rum tarafının “müzakereler için zemin hazırlığı gerekir”
iddiaları üzerine 8 Temmuz 2006’da bir sürecin başlamasını kabul ettiklerini
de anlatan Talat, o günden bu yana öngörülen süreci işletmemek için Rum
tarafının elinden gelen tüm çabayı gösterdiğini ve bunu da başardığını ifade
etti.
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’a 5 Eylül’deki son
görüşmede, 8 Temmuz sürecini hızlandırmak ve sonuç alıcı hale getirmek için
yeni bir öneri yaptıklarını anlatan Talat, 8 Temmuz anlaşmasının sınırları
içerisindeki hızlandırma önerisiyle hazırlıklara zaman tahdidi koymayı
öngördüklerini belirtti. Papadopulos’un bunu da kabul etmediğini ve 8 Temmuz
süreci üzerinden 14 ay geçmesine rağmen “başa dönerek başlayalım” dediğini
anlatan Talat, “Rumların, oyalama ve çözümsüzlüğü sürdürme, zamana havale etme
ve böylece Türkiye’nin seçimlerden sonra AB’da atacağı adımlardan yararlanarak
avantaj elde etme” politikası güttüğünü kaydetti.
Talat, kendilerinin çok rahat olduklarını, çünkü
önerilerinin hem 8 Temmuz sürecini ileriye götürme hem de sürecin öngördüğü
bütünlüklü çözümün koşullarını yaratmayı hızla gerçekleştirmeyi, ardından da
bütünlüklü çözüm için müzakerelerin başlamasını öngördüğünü söyledi.
Ekonomik gücün müzakerelerde önemli olduğunu belirten
Talat, TBMM mensuplarının vereceği desteğin hem siyasi, hem ekonomik alanlarda
olduğunu, Türkiye’nin kayıtsız şartsız desteğini unutmayacaklarını söyledi.
Kıbrıs Türkü’nün KKTC’nin geleceğine olan inancını ve
kararlılığını bir kere daha yerinde görmekten mutlu olduğunu vurgulayan TBMM
Başkanı Toptan ise, ülkenin ekonomisinde ve sosyal hayatında meydana gelen
gelişmeyi, kişi başına gelirin 12 bin dolarlara yükselişini görmekten büyük
mutluluk duyduklarını kaydetti.
Türkiye’nin başta TBMM olmak üzere tüm kurumlarıyla KKTC
konusunda elinden gelen her gayreti göstermeye devam edeceğini vurgulayan
Toptan, KKTC ve Türkiye’nin çabalarının Kıbrıs Türkü’nü istediğ hedeflere
vardıracağına inancını dile getirdi.
Adada iki ayrı halk, iki ayrı devlet ve iki ayrı demokrasi
olduğunu yineleyen Toptan, Kıbrıs Türkleri üzerindeki haksız izolasyonların
kaldırılması ve adil, kalıcı, kapsamlı bir barış için herkesin çaba sarf edip
destek olması gerektiğini de söyledi.
ERÇAKICA: “SÜRECİN NASIL İLERLEYECEĞİ,
MÖLLER’İN AYRI AYRI YAPACAĞI TEMASLAR SONRASINDA ORTAYA ÇIKACAK”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün
gerçekleştirdiği basın brifinginde Kıbrıs Rum tarafında Kıbrıs sorununa
ilişkin görüşme süreci hakkında ortaya atılan senaryoların, sorundan çok seçim
kampanyalarıyla ilgili olduğuna işaret ederek soğukkanlı değerlendirilmesi
gerektiğini söyledi.
Sürecin nasıl ilerleyeceğinin, BM Genel Sekreteri Kıbrıs
Özel Temsilcisi Michael Möller’in ayrı ayrı yapacağı temaslar sonrasında
ortaya çıkacağını kaydeden Erçakıca, Möller’in 5 Eylül sonrasında
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev’le telefonda 1-2 defa görüştüğünü
belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca dünkü basın
brifinginde şunları kaydetti:
“5 Eylül 2007 tarihinde, Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat
ile Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos arasında gerçekleşen görüşme
ile ilgili gerçekleri yeniden vurgulamak istiyoruz:
1. Kıbrıs Türk tarafı, bu görüşmeye iyi niyetle, 8 Temmuz
sürecini disiplin altına almak, hızlandırmak ve sonuçta 8 Temmuz anlaşmasını
hayata geçirmek amacıyla gitmiştir. Bu anlaşma, kapsamlı çözümün daha fazla
ertelenmemesi gerektiğine vurgu yaparak, kapsamlı çözüm müzakerelerinin
başlaması için çalışma grupları aracılığı ile hazırlık yapılmasını
öngörüyordu.
2. 8 Temmuz 2006’dan bu yana geçen 14 ay nedeniyle, Kıbrıs
Türk tarafı, anlaşmanın uygulanmasına bir süre kısıtlaması konulmasını ve bu
sürenin sonunda anlaşmanın amacına uygun olarak kapsamlı çözüm müzakerelerinin
başlamasını önermiştir. Yine 8 Temmuz anlaşmasına bağlı kalarak, Kıbrıs
sorununun 2008 yılı sonuna kadar çözümlenmesi konusunda bir irade beyanında
bulunulmasını önermiştir.
3. Kıbrıs Rum lider Papadopulos, Kıbrıs Türk tarafının bu
önerilerini reddetmiş ve alternatif öneriler de getirmeyerek, sadece bir-iki
çalışma grubunun oluşturulmasını ve sürecin akıntıya bırakılmasını
savunmuştur. Papadopulos’un bu yaklaşımı, geçen 14 aylık süreyi umursamadığını
göstermesi bakımından ilgi çekicidir. Bu tutum, 8 Temmuz anlaşmasına tam
anlamı ile aykırıdır. Hatta, 8 Temmuz anlaşmasının kapsamlı çözümün
ertelenmemesi gerektiğine vurgu yaptığını dikkate alarak, aradan geçen 14 ayın
hesabının sorulmasının gerektiğini söyleyebiliriz.
4. 5 Eylül’den bu yana geçen süre içinde yaşanan
tartışmalar, yukarıda anlattıklarımızı doğrular niteliktedir. Buna karşın,
Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat’ın “14 ay, 14 yıl veya 140 yıl” bekleyip
bekleyemeyeceğimiz sorusunu ortaya atmasına Kıbrıslı Rum lider Tasos
Papadopulos’un yanıt vermekten kaçınması anlamlıdır. 8 Temmuz anlaşmasının
kimin tarafından benimsendiğini veya benimsenmediğini belirleyecek olan şey,
bu soruya verilecek olan yanıttır. Papadopulos, bu soruya yanıt vermekten
kaçınarak 8 Temmuz anlaşmasını benimsemediğini ve bu anlaşmayı kapsamlı çözüm
görüşmelerinden kaçmak için bir araca dönüştürmek gayretinde olduğunu da
göstermiştir.
5 Eylül görüşmesinden sonra Kıbrıs Rum tarafında, Kıbrıs
sorununa ilişkin görüşme süreci hakkında çok farklı senaryolar üretilmektedir.
Bu senaryoları soğukkanlılıkla değerlendirmek gerekir. Kıbrıs Rum tarafında
seçim dönemine girilmiş olduğu; Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs Türk halkı ile
ilişkilerin seçim dönemi kampanyalarının başlıca konusu olduğu; bu
senaryoların Kıbrıs sorunundan daha fazla seçim kampanyaları ile ilgili
olabileceği mutlaka hesaba katılmalıdır.”
CUMHURBAŞKANLIĞI MÜSTEŞARI PERTEV BRÜKSEL’DE
REHN’LE GÖRÜŞTÜ
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev, Avrupa Birliği’nin
Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn’le Brüksel’de bir saatlik görüşme
yaptı.
Pertev, Rehn’i, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Rum
Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’la 5 Eylül’de yaptığı görüşme ve KKTC ile
AB arasındaki konular hakkında bilgilendirdi.
Görüşme sonrasında TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev, Rehn’le yapıcı ve olumlu bir görüşme
yaptıklarını söyledi. Avrupa Komisyonu’nun yakında yeni çalışma dönemine
başlayacağını, bunun öncesinde iyi bir görüş teatisinde bulunma fırsatı elde
ettiklerini kaydeden Pertev, Rehn’i 5 Eylül görüşmesi yanında AB’yle ilgili
konular hakkında bilgilendirmeye çalıştığını anlattı.