ERÇAKICA: “TÜRK TARAFI BASKI ALTINDA DEĞİL”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca zor durumda olan
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un 8 Temmuz sürecindeki
başarısızlığının sorumluluğunu Türk tarafına yıkmak için basını kullanarak
manipülasyon yaptığına dikkat çekti. Sözcü Erçakıca Kıbrıs sorununun
çözümlenmesi için ne istediğini bilen arkasında siyasi gücü bulunan bir
muhataba ihtiyaç duyulduğunu da vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, 5 Eylüldeki
liderler buluşmasının ardından Güney Kıbrıs’ın konuya ilişkin bakış açısını
BRT’ye değerlendirdi.
Erçakıca Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile görüşmesinde Türk tarafına baskı
yapılmasını isteyeceği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel
Temsilcisi Michael Möllerin yeni bir plan üzerinde çalıştığı yönündeki
haberleri değerlendirirken, Rum tarafının, özellikle Papadopulos ve
destekçilerinin 8 Temmuz anlaşmasını yürütememekteki sorumluluklarını
gizlemeye çalışarak manipülasyon yapmaya devam ettiklerine dikkat çekti.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel
Temsilcisi Michael Möller’in 5 Eylül görüşmesinden sonra bazı temaslarda
bulunmasının doğal olduğunu belirten Erçakıca, Kıbrıs sorununda iyi niyet
misyonu olan Möller’in iki taraf arasındaki temasları sağlama görevi
bulunduğunu kaydetti.
Ortada büyük bir olağan çaba olduğunun söylenemeyeciğine
dikkat çeken Erçakıca, Cumhurbaşkanı Talat’ın Ekim ayından Birleşmiş Milletler
Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile yapacağı görüşmede 5 Eylül buluşmasının da ele
alınacağını belirtti.
Papadopulos’un “8 Temmuz anlaşmasının uygulanmasını
istedim, Talat reddeti” dediğini belirten Erçakıca, Papadopulos’un kendi
isteğinin ne olduğunu ise açıklamadığına dikkat çekti.
Türk tarafının ne istediğinin açık olduğunun altını çizen
Erçakıca, 8 Temmuz anlaşmasında, kapsamlı çözümün hedef alındığını
ve statükonun kabul edilemez olduğunun da ilke olarak benimsendiğini
anımsattı.
“Bu hedeflere gidecek bir 8 Temmuz süreci ve bu hedeflere
ulaşılması için de süreci hızlandırmak istiyoruz ve hazırlık sürecinde de
zaman kısıtlaması istiyoruz” diyen Erçakıca, Papadopulos’un ise ne istediğinin
açık olmadığını ve bu nedenle açıklamalarını dolaylı olarak yaptığını ifade
etti.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca 8 Temmuz
anlaşmasına bağlı kalınarak Türk tarafının, Rumların kapsamlı çözüm
müzakerelerine razı olması ve görüşmelerin başlamasını istediğini vurguladı.
Erçakıca, buna rağmen 14 ay boyunca bu isteğin
gerçekleşmesine engel olan Rumların yine aynı taktiği kullanarak, hazırlık
sürecinin zamanla kısıtlanmasını engellemeye çalıştıklarına işaret etti.
Erçakıca, 5 Eylül’ün ardından Möller ile telefon
görüşmeleri yapıldığını ancak, somut bir plan üzerinde çalışıp çalışmadığı
konsunda henüz kendilerine bir şey ulaşmadığına da işaret etti.
Güney Kıbrısın Türk tarafının baskı altında olduğu yönünde
izlenim yaratmaya çalıştığını ancak bunun doğru olmadığını kaydeden Erçakıca,
baskının Papadopulos’a yönelmesi gerektiğini belirtti.
Erçakıca, 5 Eylül görüşmesinde Michael Möller’in Türk
tarafının istediği zaman kısıtlmasının Gambari sürecine aykırı olmadığını
söylemesinin baskının Kıbrıs Türk tarafına yönelmesinin söz konusun olmadığını
gösterdiğini anlattı.
KKTC’NİN NEW YORK GEÇİCİ MASLAHATGÜZARI
SOYSAL’DAN BM GENEL SEKRETERİ’NE MEKTUP...
“GKRY’NİN DOĞU AKDENİZ’DEKİ DENİZ SAHASI YETKİ ALANINA
GETİRMEYEÇALIŞTIĞI SINIRLAMALAR DOĞU AKDENİZ’DEKİ TÜM ÜLKELERİN YASAL
HAKLARINI İHLAL EDİYOR”
KKTC’nin New York’taki Geçici Maslahatgüzarı Murat Soysal
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Doğu Akdeniz’deki deniz sahası yetki alanına
getirmeye çalıştığı sınırlamaların ve doğal gaz ile petrol arama yönündeki
girişimlerin sadece Kıbrıslı Türklerin değil Doğu Akdeniz’deki tüm ülkelerin
yasal haklarını ihlal ettiğini belirtti.
Soysal, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin BM nezdindeki Daimi
Temsilcisi Andreas Mavroyiannis’in BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a
gönderdiği, “Türk Hava Kuvvetleri uçaklarının Lefkoşa FIR hattını ve Kıbrıs
Cumhuriyeti’nin’ ulusal hava hattını ihlal ettiği” yönündeki iddialarını
içeren mektubuna cevaben Genel Sekretere bir mektup göndererek, bu iddiaların
yanlış ve maksatlı olduğunu kaydetti.
BM Belgesi olarak yayımlanan mektubunda Soysal, KKTC’nin
bağımsız hava sahasında gerçekleşen uçuşların KKTC Devleti’nin bilgisi ve
ilgili makamların izni dahilinde olduğunu vurguladı ve Rum Yönetimi’nin bu
konuyla ilgili söz söyleme yetkisi bulunmadığını kaydetti. Soysal, KKTC Sivil
Havacılık Dairesi’nin hava trafiğini ve havacılık bilgi hizmetini düzenleyen
tek yetkili otorite olduğunun altını çizerek, Rumların “Lefkoşa FIR hattının
ihlal edildiği” yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu açıkladı.
Bu tür suçlamaların Rumların adanın tümüne hakim olma
iddiasından kaynaklandığını vurgulayan Soysal, bu suçlamaların adada yaşanan
gerçeklerden uzak olduğunu da kaydetti.
Soysal, “Kıbrıslı Rumların sürekli tekrarladıkları
iddiaları ve Kıbrıslı Türklerin yasal haklarını yasadışı olarak gösterme
girişimleri boşunadır” dedi ve Kıbrıs Rum tarafının yasal olarak sahip
olmadığı hak iddiaları içine girmekten vazgeçmesinin ve Kıbrıslı Türklere
yönelik düşmanca hareketlerine son vermesinin adadaki iklimi iyileştirmeye
fayda sağlayacağını ifade etti.
Murat Soysal bu arada Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Doğu
Akdeniz’deki deniz sahası yetki alanına getirmeye çalıştığı sınırlamaların ve
doğal gaz ile petrol arama yönündeki girişimlerin sadece Kıbrıslı Türklerin
değil Doğu Akdeniz’deki tüm ülkelerin yasal haklarını ihlal ettiğini belirtti.
KKTC FAHRİ
TEMSİLCİSİ ULİ PİLLER, KENAN KAYIŞ’IN KONUK OLDUĞU BİR OKUMA GÜNÜ DÜZENLEDİ
KKTC Münih Fahri
Temsilcisi Uli Piller, 31 Ağustos’ta Münih/Unterschleissheim’de Türk yazar
Kenan Kayış’ın konuk olduğu bir okuma günü düzenledi. Kayış, Yunus ve
Mehmet’in hikayesini anlatan ilk kitabı “Harup Ağacı”ndan bölümler okudu.
Hikaye, Kıbrıs’ın Kuzeyinde büyüyen iki gencin hikayesidir. Gençlerden biri
adadan ayrılarak Türkiye’ye yerleşir ve ayrılmadan önce arkadaşına küçük bir
harup ağacı fidanı verir. Harup ağacı iyice büyümeden döneceğine söz verir.
Altmış yıldan fazla zaman, o dönmeden geçer.
Kuzey Kıbrıs’ı birkaç kez
ziyaret eden Kayış, adayı çok sevdiğini söylemiştir. 1960 yılında Giresun’da
doğmuş, fakat 27 yaşındayken Almanya’ya gelmiştir. Spor öğretmeni olarak
burada işe başlamış ve Almanca öğrenmiştir. “Harup Ağacı”nı Almanca yazmasının
sebebinin de bu olduğunu belirten yazar, siyasi mesajı edebiyat resimleriyle
tamamlamanın gerekli olduğunu söyledi. Satır aralarında Kıbrıslı Türklerin
haklarının tanınmasını talep eden Kayış, bir gün romanın Türkçe tercümesini
tamamlayıp Kuzey Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türk okurlarına sunmak istediğini
belirtti.
Okuma günü etkinliği,
Almanya’nın ilk Kıbrıs Büyükelçisi Josef Koenig’in kızı Ursula Schölz –Koenig’in
2002 yılında kurduğu yerel yardım kuruluşu “Kırmızı Güvercin-Red Dove”
yararına düzenlendi. 2003 yılında KKTC Fahri Temsilcisi Uli Piller ile
birlikte Kuzey Kıbrıs’ı ziyaret eden Ursula Schölz –Koenig, KKTC’de özellikle
yardıma ihtiyacı olan bazı kırsal hastaneler tespit etmişti.
O günden beri derneği için
yardım toplayan Ursula Schölz –Koenig, 2007 baharında yeterli finansal desteği
toplayıp Lefke, Cengiz Topel Hastanesi’ne ilk ekipmanı göndermeyi arzu
ediyordu. Ne yazık ki, büyük bir trafik kazasında yaralanmış ve Kuzey Kıbrıs’a
seyahat etmesi mümkün olamamıştır.
Kayış, okuma gününün
ardından “Kırmızı Güvercin”i gelecekte de desteklemeyi arzu ettiğini söyledi.
KKTC Fahri Temsilcisi Uli Piller de derneğin 2008 baharında hasteneye ilk
yardımı gerçekleştirmeyi planladığının altını çizdi.