TÜRKİYE CUMHURİYETİ 84 YAŞINDA…
TALAT: EŞİTLİK HAKKIMIZI YOK SAYAN ZİHNİYETE TESLİM OLMAYACAĞIZ
Türkiye Cumhuriyeti’nin 84’üncü kuruluş yıldönümü dün
Türkiye’de olduğu gibi KKTC’nin dört bir yanında da kutlandı.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle tüm yurtta törenler ve
çeşitli etkinlikler düzenlendi. Başkent Lefkoşa’da Atatürk Anıtı ve Lefkoşa
Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda iki ayrı tören yapıldı. Kutlamalar Türkiye
Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin ile Kıbrıs Türk Barış
Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu’nun tebrik kabulüyle başladı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Dr. Fazıl Küçük
Bulvarı’ndaki Cumhuriyet Bayramı töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye
Cumhuriyeti’nin 84. kuruluş yıldönümünü her zamankinden daha anlamlı bir
dayanışma ruhu içinde kutladıklarını belirterek Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak
bütünlüğünü, demokratik birliğini teröre karşı koruma mücadelesinde yeni bir
aşamaya gelindiğine işaret etti.
Kıbrıs Türk halkının dünyayla bütünleşme, hak ve
çıkarlarını ilerletme uğraşısında da yeni bir evreye gelindiğini kaydeden
Talat, tarihten güç alarak yeni hamleler yapmak için 29 Ekim 1923’ün bir kez
daha hatırlanmasını istedi.
Cumhurbaşkanı Talat, “Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri
düzeydeki öngörüsü, en zor şartlar altındaki cesareti, birçoklarının imkânsız
saydığı devrimlerle Türkiye Cumhuriyeti’ni kurması, hepimize ilham kaynağı
olmaya devam ediyor… İçinde bulunduğumuz yeni aşamada bize derin bir güç ve
mücadele azmi veriyor” diye konuştu.
Talat, bugün artık Avrupa Birliği içinde yer almaya
hazırlanan bir Türkiye Cumhuriyeti olduğuna dikkat çekti ve ekonomisiyle,
toplumsal, idari, hukuki düzeniyle dünyada bir model oluşturan, her anlamda
bölgesel güç olan bir Türkiye Cumhuriyeti bulunduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türklerin, Türkiye
Cumhuriyeti’nin 84. yılındaki bu parlak gelişmesinden gurur duyduğunu, çünkü
Türk ulusal kurtuluş savaşına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna destek
olduklarını belirterek şöyle konuştu:
“Anadolu ve Rumeli Muhacirlerine Yardım Cemiyetleri,
İttihat-Terakki ve Kuvay-ı Milliye ile çeşitli düzeylerde işbirliği, nihayet
Cumhuriyetin ilk döneminde yetkin insan kaynaklarının devlet kuruculuğunda
çeşitli roller üstlenmesine kadar, Kıbrıs Türk halkı da, Türkiye
Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde aktif biçimde yer aldı. O nedenle Kıbrıs
Türkü kendisiyle de gurur duyuyor.”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, konuşmasının sonunda, 84
yıl önce atılan temellerin sağlamlığına olan inançla Atatürk Türkiye’sinin
ülkeye yönelen her türlü tehdide, tarihteki örnekleriyle de kanıtlandığı gibi,
susturucu yanıt vereceğinden en küçük bir kuşku duymadıklarını belirtti.
Konuşmasında Kıbrıs sorununa da geniş biçimde değinen
Talat, Kıbrıslı Türklerin çözümle AB’yle bütünleşmesini sağlamanın ve aynı
zamanda da kesintisiz bir uyum süreciyle Türkiye Cumhuriyeti’nin AB’ye tam
üyeliğini desteklemenin, halkın kendilerine verdiği önemli bir görev olduğunu
ifade etti.
Avrupa Birliği’nin, Kıbrıs Rum tarafını BM zemininde çözüm
için teşvik etmesi, Kıbrıslı Türklere verilen sözleri yerine getirmesi
gerektiğini belirten Talat, aksi takdirde Türkiye’de olduğu gibi, Kıbrıslı
Türkler arasında da AB’nin, giderek inandırıcılığını, itibarını daha da
yitireceği uyarısında bulundu.
Kıbrıs Türk halkının hâlâ ambargo ve izolasyon altında
kapalı bir toplum hayatına mecbur edilmesinin kabul edilemez bir tutum
olduğunu vurgulayan Talat, “Kıbrıs Rum Yönetimi’nin dayatmalarına uluslararası
toplum ve Avrupa Birliği teslim olsa dahi, biz hiçbir zaman bunu kabul
etmeyecek, bu ülkedeki eşitlik ve ortaklık haklarımızı yok sayan zihniyete
teslim olmayacağız. Kıbrıs Rum yönetimi anlayamıyorsa bile, artık bunu
uluslararası toplumun anlaması gerekir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Talat, bugün, KKTC’nin içinde bulunduğu
açmazların büyük ölçüde uluslararası toplumun ve Avrupa Birliği’nin
hatalarından, tek yanlı tutumundan, Kıbrıs Türk halkının temel hak ve
özgürlüklerini göz ardı etmesinden kaynaklandığını vurguladı.
Kıbrıslı Türklerin özellikle son yıllarda uluslararası
toplumla, Avrupa değerleriyle ne kadar uyumlu davrandığını ve dünya dili
konuşan olgun bir halk olduğunu artık herkesin bildiğine işaret eden Talat,
“Buna rağmen, gerek Avrupa Birliği, gerekse uluslararası toplum kendi
yanlışından dönmek için gereken adımları atmıyor. Kıbrıs Türk halkının hala
ambargo ve izolasyon altında kapalı bir toplum hayatına mecbur edilmesi kabul
edilemez bir tutumdur. Kıbrıs Rum Yönetimi’nin dayatmalarına uluslararası
toplum ve Avrupa Birliği teslim olsa dahi, biz hiçbir zaman bunu kabul
etmeyecek, bu ülkedeki eşitlik ve ortaklık haklarımızı yok sayan zihniyete
teslim olmayacağız. Kıbrıs Rum yönetimi anlayamıyorsa bile, artık bunu
uluslararası toplumun anlaması gerekir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Talat, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bugün, Rum tarafının ortaya koyduğu olumsuz irade
nedeniyle hâlâ süren Kıbrıs sorununun, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliği, iki
kesimlilik ve Türkiye’nin garantörlüğünün devamı çerçevesinde çözümünün,
sadece adamızda değil, bölgemizde ve dünyamızda da barışın sağlanmasına
katkıda bulunacağı kuşkusuzdur. Biz barış istiyoruz. Kıbrıs sorununun çözümü,
BM zemininde ve 40 yılı aşkın bir süreçte biçimlenmiş olan BM parametreleri
çerçevesinde gerçekleşebilir. Rum tarafının dayatmacılığı çıkış yolu değil,
olsa olsa yeni bir düşmanlık ve ayrılık için kışkırtıcılıktır. Avrupa
Birliği’nin de, Kıbrıs Rum tarafını BM zemininde çözüm için teşvik etmesi,
Kıbrıslı Türklere verilen sözleri yerine getirmesi gerekir. Yoksa Türkiye’de
olduğu gibi, Kıbrıslı Türkler arasında da AB, giderek inandırıcılığını,
itibarını daha da yitirecektir.
Kıbrıs Rum tarafının tek yanlı AB üyeliğiyle elde ettiği
avantajlı konumu, Kıbrıs’ta barışçı ve adil bir çözümü zorlaştırmak için
kullanmasının önüne geçmek Avrupa Birliği’nin birincil görevi olmalıdır. Biz,
Türk tarafı olarak her türlü yapıcı görüşmeye hazırız. Gerek Birleşmiş
Milletler, gerekse Avrupa Birliği nezdinde attığımız son adımlarla da
barıştan, çözümden, uzlaşmadan yana tutumumuzu ortaya koyduk.”
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Rum tarafının, çözüm olmadan
AB’ye girmesine fırsat verilmesinin bir hata olduğunu, şimdi Avrupa’daki en
yetkili ağızlardan daha sık duymaya başladıklarına işaret ederek, bunu
seslendirmenin tek başına bir şey ifade etmediğini; gereğinin de yapılması
gerektiğini vurguladı.
Talat, “Kıbrıs Türklerinin bugün karşı karşıya bulunduğu
birçok olumsuzluk bunun sonucudur ve çıkış yolu da burada yatıyor: Halkımız
‘çözüm ve AB’ diyerek bu çıkış yolunu göstermiş ve bu hedef doğrultusunda bize
görev vermiştir. Kıbrıslı Türklerin çözümle Avrupa Birliği ile bütünleşmesini
sağlamak, aynı zamanda da kesintisiz bir uyum süreciyle Türkiye
Cumhuriyeti’nin AB tam üyeliğini desteklemek, halkımızın bize verdiği önemli
bir görevdir” dedi.
Her hal ve şartta, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların
kendi ülkelerinde barış içinde yaşamasının sağlanabileceğine inanç belirten
Cumhurbaşkanı Talat, şöyle devam etti:
“Bunu çocuklarımız için sağlamalıyız... Her geçen gün
Kıbrıs’taki bölünmenin daha kalıcı olduğu, geri dönülmez bir yola girdiğimiz
doğrudur. Kıbrıs Rum liderliğinin de var olan kesin ve kalıcı bölünme
tehlikesini açık seçik görmesi ve aynı zamanda bir barış ve çözüm için hala
geç kalmadığımıza inanç duyarak harekete geçmesi beklentimizdir. Bunun fazla
iyimser bir beklenti olduğunu düşünenlerin sayısı gün geçtikçe artsa da, biz
iyimserliği elden bırakmadan çalışmaya devam edeceğiz. Tıpkı, Mustafa Kemal
Atatürk’ün yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ve bugünlere getiren tüm
siyasilerin gösterdiği iyimser kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.”
BAŞBAKAN SOYER’İN CUMHURİYET BAYRAMI MESAJI
“TÜRKİYE; ATATÜRK'ÜN AYDINLATTIĞI YOLDA VE GÖSTERDİĞİ HEDEF
DOĞRULTUSUNDA İLERLEMESİNİ SÜRDÜRMÜŞ, LAİK VE DEMOKRATİK YAPISIYLA ÖRNEK
ALINAN BİR MODEL, İSTİKRAR VE GÜÇ ÖĞESİ DURUMUNA GELMİŞTİR”
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye Cumhuriyeti’nin 84’üncü
kuruluş yıldönümü dolayısıyla yayınladığı “Cumhuriyet Bayramı Mesajı”nda, yüce
Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin 84. yıldönümünü Kıbrıs
Türk halkı olarak coşku içinde kutladıklarını belirterek, Türk halkına gün
dolayısıyla saygılarını ve en iyi dileklerini sundu.
“Türkiye, Cumhuriyet’in ilanıyla, Türk halkının kötüye
giden yazgısını tersine çevirmiş, Atatürk'ün aydınlattığı yolda, O’nun
gösterdiği hedef doğrultusunda ilerlemesini sürdürmüş, laik ve demokratik
yapısıyla örnek alınan bir model, istikrar ve güç öğesi durumuna gelmiştir”
diyen Soyer, Cumhuriyet’in, “toplumu ümmetten ulus, bireyi kuldan yurttaş
konumuna yükselten bir Aydınlanma Devrimi” olduğunu kaydetti.
29 Ekim’in bir doğuşun ve bir devrimin yıldönümü olduğunu
ifade eden Başbakan Soyer, mesajında şunları kaydetti:
“Dünya tarihinde seçkin yeri bulunan bu Devrim, 20.
yüzyılın en büyük çağdaşlaşma hareketlerinden biridir, Türkiye’nin çağdaş
ülkeler ve değerler sistemine girebilmesini, orada kalabilmesini sağlamıştır.
Atatürk, ‘Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimin amacı,
Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün anlam ve biçimi ile uygar
bir toplum haline ulaştırmaktır. Devrimimizin temel ilkesi budur’ sözüyle,
Türk Devrimi’nin çerçevesini ortaya koymuştur.
Türk Ulusunu demokrasi, hukuk devleti, temel hak ve
özgürlükler gibi evrensel değerlerle buluşturan Cumhuriyet yönetimi, köklü
değişim sürecinin temeline laiklik ilkesini yerleştirmiştir. Laiklik, Türkiye
Cumhuriyeti'nin yeniliklere açık, aklı ve bilimi ön plana çıkaran en temel
niteliğidir.”
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye Cumhuriyeti’nin
vazgeçilmez önemdeki niteliklerinden birinin de “ulus devlet olması” olduğunu
belirterek, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal sınırlar içinde, aynı geçmişi ve
geleceği paylaşan yurttaşların oluşturduğu bir ulus devlet olarak kurulduğunu
vurguladı.
Soyer, Cumhuriyet’in, etnik kökeni ne olursa olsun tüm
yurttaşlarını Türk Ulusu çatı kimliğinde birleştirdiğini de ifade ederek,
“Türkiye Cumhuriyeti halkı ve dünyanın her bir yanında yaşayan Türkler için en
önemli yere haiz olan bu özel günü, bu duygu ve düşüncelerle kutluyor, herkese
esenlikler diliyorum” dedi.
BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI
AVCI: “TÜRK ULUSUNA SAVAŞ İLAN ETMİŞ DÜŞMANLAR VE ONLARIN KUKLALARI OLAN ALÇAK
TERÖRİSTLER EMELLERİNE ASLA ULAŞAMAYACAKLAR”
Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, 29 Ekim
1923’ün ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti’nin, Anavatan Türkiye’nin güvenlik ve
refah içinde, hukuk devleti ve insan haklarına dayalı bağımsız bir Türk
devleti olarak yaşama kararlılığına ulaşmak adına atılmış en önemli adımlardan
bir olduğunu kaydetti.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tugay Avcı, Türkiye
Cumhuriyeti’nin 84. yıldönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda şu ifadelere yer
verdi:
“29 Ekim 1923, Anavatan Türkiye’nin güvenlik ve refah
içinde, hukuk devleti ve insan haklarına dayalı bağımsız bir Türk devleti
olarak yaşama kararlılığına ulaşmak adına atılmış en önemli adımlardan
birisidir. 84 yıl önce bugün, Yüce Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti’nin
Kuruluşunu ilan etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Atatürk ve
mücadele arkadaşlarının gösterdiği “çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma”
hedefine yakınlaşmış olan ve bu ideal çerçevesinde yılmadan çalışan Yüce Türk
milleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütünlük içinde çağdaş dünyayla
bütünleşmek için kararlılığını ve mücadelesini kesintisiz sürdürmektedir ve
sürdürmeye devam edecektir.
Bu yıl Cumhuriyet bayramını buruk kutluyoruz. Anavatandaki
terör olayları, bütün Türk alemini derinden yaralamıştır. Fakat acımız, azim
ve kararlılığımızı asla engelleyemez. Anavatan Türkiye’nin ve KTC’nin bağımsız
ve egemen devletler olarak sonsuza kadar yaşaması için canlarını vermiş olan
Aziz Şehitlerimizin Ruhları Şa’d olsun. Şehitlerimiz, ulusumuzun kalbinde
yaşamaya devam ediyorlar.
Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, KKTC halkının
güvencesi, umudu ve gururu olarak bizlere güç vermeye devam etmektedir.
Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin 84. Kuruluş yıldönümünü ve Cumhuriyet
Bayramımızı büyük bir heyecan, gurur, onur, fakat en çok da coşku içinde
kutluyoruz. Türk Ulusuna savaş ilan etmiş düşmanlarımızın ve onların kuklaları
olan alçak teröristlerin emellerine ulaşmaları asla söz konusu olamayacaktır.
Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu için can vermiş,
kan dökmüş ve mücadele etmiş bütün şehitlerimizi, gazilerimizi, isimsiz
kahramanlarımızı saygıyla ve minnetle anıyoruz. Bu kutsal mücadeleyi sürdüren
kahraman Mehmetçiklerimize ve Türk ulusunun bütün fertlerine Kıbrıs Türkleri
olarak her koşulda yanlarında olduğunu hatırlatmak istiyoruz.
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
Bağımsız ve Egemen Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC, Sonsuza
Kadar Yaşayacaktır.”
BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.
DR. TURGAY AVCI’NIN AÇIKLAMASI
“KKTC TERÖRİZMLE MÜCADELEDE ULUSLARARSI TOPLUMLA DAYANIŞMA VE GÜÇ BİRLİĞİ
İÇİNDE”
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı,
“terörizme kucak açmakla” suçladığı Avrupa Birliği üyesi Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi’ni şiddetle kınayarak “uluslararası camiaya Rum tarafının teröre
yataklık etmesine izin verilmemesi gerektiğini hatırlatırız”dedi.
Avcı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin terörizmle
mücadelede uluslararası toplumla tam bir dayanışma ve güç birliği içinde
hareket etmekte olduğunu vurguladığı 26 Ekim 2007 tarihli açıklamasındfa şu
ifadeleri kullandı:
“Eli kanlı terör örgütü PKK’nın Anavatan Türkiye’ye yönelik
hain saldırıları sürerken Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin kucak açtığı PKK
militanları dün, Güney Kıbrıs’ta Türkiye ve ülkemizi hedef alan çirkin
sloganların atıldığı bir miting düzenledi. Ülkemizin ve Türkiye’nin seçilmiş
liderlerine hakarette bulunmalarını ve bulunmalarına izin verilmesini şiddetle
kınıyoruz.
Güney Kıbrıs’ta büro açan ve faaliyet gösteren otuz binden
fazla Türk vatandaşını katleden bölücü terör örgütü PKK’nın yıkıcı
faaliyetlerine GKRY’nin destek vermekten kaçınmadığı bir kez daha gün ışığına
çıkmıştır. PKK’nın Güney Kıbrıs’ta artan faaliyetlerini engellemek bir yana,
Rum Yönetimi’nin terör örgütüne verdiği siyasi, maddi ve lojistik destek
Kıbrıs Türk tarafınca ilgili tüm taraflara defalarca duyurulmuştur.
Hatırlanacağı üzere, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri
Bakanlığı’nın 2007 yılında yayınladığı “2006 Terörizm Raporu” da, PKK’nın
Güney Kıbrıs’taki terörizmi destekleyen faaliyetlerini teyit etmişti. Bunun
yanında, terörist başı Abdullah Öcalan’ın Kenya’da Kıbrıslı Rum istihbarat
görevlisi Lazaros Mavros’a ait Kıbrıs Rum diplomatik pasaportuyla Yunan
Büyükelçiliği’nde yakalandığı hala hafızalardadır.
1955-1974 yılları arasında insanlığa karşı suç işleyen EOKA
terörüne bizzat maruz kalan ve 1960 Ortaklık Cumhuriyeti’nden silah zoruyla
dışlanan Kıbrıs Türk halkı terörizmi, kaynağı ne isterse olsun, her zaman
lanetlemektedir. Kıbrıs Türk halkının temsilcisi Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti’nin terörizmle mücadelede uluslararası toplumla tam bir dayanışma
ve güç birliği içinde hareket etmekte olduğunu bir kez daha duyururuz.
Uluslararası toplumun dünya barış ve güvenliğini tehdit
eden terörizme karşı ortak mücadele çabalarının aksine, terörizme kucak açan
AB üyesi GKRY’ni şiddetle kınar, uluslararası camiaya Rum tarafının teröre
yataklık etmesine izin verilmemesi gerektiğini hatırlatırız.”
TALAT: “PAPADOPULOS’UN ÖNERİLERİ ÇÖZÜMÜ
ERTELEMEYİ AMAÇLIYOR”
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ALİTHİA gazetesine
verdiği söyleşide, 2008 içerisinde çözüm taahhüdünde bulunduğunu belirterek
Kıbrıs sorunundaki mevcut durum hakkında açıklamalarda bulundu.
Bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Talat, BM Genel Sekreteri
Ban Ki Moon’la yaptığı görüşmeye değinerek Genel Sekreter’den; 2008’de çözümü
hedefleyen bütünlüklü müzakereler süreciyle ilgili olarak inisiyatif
üstlenmesini talep ettiğini söyledi.
Güney Kıbrıs’taki birçok siyasetçinin ve de Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos’un, kendisini ve “8 Temmuz anlaşmasının hayata
geçmesine imkân vermeyen” Türkiye’yi “uzlaşmaz” olarak suçladığına işaret
edilmesi üzerine Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Papadopulos’a 8 Temmuz
sürecinin ön hazırlık döneminin 2.5 ayla sınırlandırılmasını ve 2008 yılı
sonuna kadar çözüm bulunması için iki liderin müzakerelere başlamasını
önerdiğini hatırlattı.
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un BM Genel
Sekreteri Ban Ki Moon’a, 8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesinin ileriye
götürülmesiyle ilgili 8 önerisinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, Papadopulos’un önerilerinin çözümü ertelemeyi ve çözümü bilinmeyen ve
belirsiz bir zaman havale etmeyi amaçladığını söyleyerek, belirsiz bir süreç
içerisine girilmesi durumunda kaybedileceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Talat
ayrıca Papadopulos’un önerilerinin Gambari’nin mektubunun bazı açık olmayan
noktalarından daha çok karışıklığa neden olduğunu, söz konusu önerilerde ne
belirlenmiş tarihlerin, hedeflerin, ne de özlü bir şeyin bulunmadığını
belirtti ve tek bahsedilen şeyin görüşmeler için bir araya gelinmesi olduğunu
ifade etti.
Cumhurbaşkanı Talat, Papadopulos’un önerileri hakkında
“Bizi verimsiz konuşmalarla ilgili karanlık bir zaman tüneli tuzağına
düşürmeye çalışıyor” dedi.