BAŞBAKAN SOYER: “LİMANLARIMIZ KAPALI DEĞİL..
ULUSLARARASI HUKUKA GÖRE GİRİŞ ÇIKIŞ YASAK DEĞİL”
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Avrupa Birliği (AB)
Komisyonu’nun, Rum Yönetimi’nin Mağusa-Lazkiye seferlerinin iptali için
yaptığı başvuru üzerine aldığı kararın, Kıbrıs Türk halkının izlediği
politikaların dünyada vicdani destekten öte çok önemli sonuçlar elde ettiğini
gösterdiğini söyledi.
Başbakan Soyer, Komisyonun bu kararıyla Rum tarafına,
Mağusa, Girne ve Güzelyurt limanlarının uluslararası hukuk bağlamında kapalı
olmadığını ve yabancı gemilerin giriş ve çıkışlarının uluslararası hukuka göre
yasak olmadığını teyit ettiğini vurguladı.
Soyer, Rumların, Kuzey Kıbrıs’taki limanların yasaklı
olduğuna ilişkin propagandalarının yanlışlığını ortaya koyan AB Komisyonu
kararının Mağusa, Girne ve diğer limanların deniz ticareti açısından daha da
gelişmesi için uygun zemin yaratacağını belirtti.
Başbakan Soyer, Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde
yaptığı açıklamada, Kıbrıs Rum tarafının Suriye’yle başlayan feribot seferleri
nedeniyle duyduğu tepkiyi ileriye taşımak için AB Komisyonu’na, geçmişte
Azerbaycan’la direkt uçuşlar konusunda yaptığı girişimin benzeri bir girişimi
gündeme getirdiğini hatırlattı.
Rumların AB Komisyonu’nun Suriye hükümetine baskı yaparak
feribot seferlerini durdurması için girişimi sonucunda, Kıbrıs Rum tarafının
izlediği çözümden uzak, Kıbrıs Türk halkını dünyadan izole etme politikasının
çok önemli ölçüde sıkıntısını yaşadığını söyleyen Başbakan Soyer, Avrupa
Komisyonu’nun tam metnini de okudu.
AB Komisyonu’nun kararının tam metni şöyle:
“Komisyon Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti’nin 1974 yılında,
Kıbrıs’ın kuzeyindeki deniz limanlarını yasakladığının ve tüm gemilere
kapattığının farkındadır. Bu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kendi iç hukukundan
kaynaklanan tek taraflı bir kararı olup, uluslararası hukuk açısından herhangi
bir sonuç doğurmamıştır.
Bir başka deyişle, Komisyon’un anlayışına göre Kıbrıs’ın
kuzeyinde bulunan deniz limanlarına giriş ve çıkış genel uluslararası hukuka
göre yasak değildir.
Bunun yanında ne BM Güvenlik Konseyi ne de AB hiçbir
dönemde ilgili bölgelere ticaret ambargosu koymamıştır. Bunu göz önüne alarak
Komisyon 2004 yılında Doğrudan Ticaret Tüzüğü olarak adlandırılan öneride
bulunmuştur.
Bu geçmişe göre, Komisyon bu meselede Suriye Arap
Cumhuriyeti otoritelerine müdahale etme durumunda değildir. Konu Kıbrıs
Cumhuriyeti ile Suriye arasında ikili olarak çözülmelidir.”
Başbakan Soyer, şöyle konuştu: “Dolayısıyla önümüzde kalan
tek problem, 1995’te büyük ihmaller sonucu büyük ölçüde müdahale edilmeden
gerçekleşen ve bize acılar yaşatan ABAD kararıyla gelen Avrupa’yla tercihli
ticaret hakkımızın kısıtlanmasıdır. AB Komisyonu da bütün bunları dikkate
alarak Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü gündeme getirdiğini vurgulamakla, Kıbrıs
Türk halkının Avrupa’yla doğrudan ticari ilişkiye girmesinin önemli bir
mesajını da vermektedir. Bu, Kıbrıs Rum tarafının sürdürdüğü yanlış
politikanın ve 24 Nisan iradesine karşı çıkarak günümüzde hem ABAD
kararlarının gelmesini sağlayan hem de izolasyonların kaldırılması
mücadelemize sempati duymayıp, destek vermeyen, kendini ana muhalefet olarak
gösterenlerin de 50 defa daha düşünmesini gerektiren bir sonucu
doğurmaktadır.”
Soyer, “Bu karar Rum tarafının AB’de yalnızlığını getirecek
bir olaydır ve Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün hayat bulmasına büyük bir imkân,
destek ve manevi siyasi katkı getirecek siyasi bir aşamadır” dedi ve AB
Komisyonu Başkanı ve üyelerine bu kararları için Kıbrıs Türk halkı adına
teşekkür etti.
Kıbrıs Türk halkının eşitlik temelinde çözüm istediğini
vurgulayan Soyer, büyüyen AB içinde sorunsuz bir Kıbrıs’ın şerefle yerini alıp
Türk-Yunan ilişkilerine ve Doğu Akdeniz’e barış ve huzur getirmesini
istediklerini ifade etti.