CUMHURBAŞKANI TALAT ABD’YE GİTTİ
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, New York’a gitmek üzere dün
sabah Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden ayrıldı.
Eşi Oya Talat’la birlikte ABD’ye giden Cumhurbaşkanı
Talat’ın, New York temaslarını tamamlamasının ardından 18 Ekim Perşembe akşamı
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne dönmesi bekleniyor.
Cumhurbaşkanı Talat’ın eşi Oya Talat da New York’ta çeşitli
temaslar yapacak. BM Sivil Toplum Örgütleri Komitesi Bölüm Şefi Yardımcısı
Michelle Fedoroff’la görüşecek olan Oya Talat, Kadın Ayrımcılığına Karşı Forum
örgütünün onuruna düzenleyeceği çaya da katılacak.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile salı günü New York’ta
yapacağı görüşme için dün sabah uçakla İstanbul’dan ABD’ye hareket eden Talat,
hareketinden önce Atatürk Havalimanı Devlet Konukevinde basın mensuplarının
sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, “BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon
ile görüşmesinde Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin yeni bir öneri götürüp
götürmediğine” ilişkin bir soru üzerine de “Yeni bir öneriden çok, açıklık
getireceğimiz bazı düşüncelerimizi Sayın Genel Sekretere götüreceğiz. Tabii,
tartışmanın seyri içerisinde bazı yeni görüşler ortaya koyabiliriz. Ancak bunu
görüşme olmadan yorumlamak mümkün değil” diye konuştu.
Talat, Kıbrıs Rum yönetiminin KKTC’nin izolasyonuna yönelik
hareketlerini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de, ulaşım hakkının
en temel insan haklarından biri olduğunu belirterek, şöyle dedi:“Bu aslında
Kıbrıslı Türklere reva gördükleri muamelenin bir tezahürüdür. Sanki Kıbrıslı
Türkleri adanın içine hapsedecekler. Yazık ediyorlar. Biz Kıbrıs
Cumhuriyeti’nin kurucu ortağı olan bir halkız. Dolayısıyla ne kadar
uğraşırlarsa uğraşsınlar bundan bir adım bile geri çekilmemiz söz konusu
değil. İzolasyonları kaldırmak hedefimiz olmaya devam edecek. Ama esas
hedefimiz Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümüdür. Bu da BM çerçevesinde olacak.
Genel Sekreterle görüşmemizin ana gündemi de bu.”
Talat, bir gazetecinin “Avrupa Parlamentosu üyesi Rum
milletvekili Marios Matsakis’in, İncirlik Üssü’nün kapatılması durumunda
Baf’taki Andreas Hava Üssü’nün ABD’ye verilmesi önerisini nasıl
değerlendirdiğini” sorması üzerine, şunları söyledi:“Sayın Matsakis’in
kendinden menkul görüşleri var. Böyle bir öneri ancak ondan gelirdi diye
düşünüyorum. Buyursunlar isterlerse değerlendirsinler.”
Cumhurbaşkanı Talat, “Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıs’taki
Türk askerlerinin adadan çıkarılması görüşünü dile getirirken, başka bir ülke
askerlerine üs teklifini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine de,
“Matsakis sadece Kıbrıs’taki Türk askerlerinin değil, aynı zamanda İngiliz
üslerinin de çıkarılmasını istiyor. Üslerin kapatılmasını istiyor. Çelişki her
aşamada, sadece Türk askerine yönelik yaklaşımında değil. Ona özgü bir öneri”
dedi.
BAŞBAKAN SOYER, ALMANYA’DAN YURDA DÖNDÜ
Başbakan Soyer, 9 Ekim Salı günü gittiği Almanya’nın
başkenti Berlin’deki temaslarını tamamlayarak önceki gece yurda döndü.
Almanya ziyaretinin oldukça faydalı sonuçlar doğurduğunu
belirten Başbakan Soyer, Almanya’nın eski başbakanlarından aynı zamanda
siyasal yaşamda oldukça etkili bir isim olan Gerhard Schroeder’in 2008’in ilk
dönemi içinde Kuzey Kıbrıs’ı ziyaret edeceğini açıkladığını; bu ziyaret için
gerekli organizasyonlara başlayacaklarını bildirdi.
Soyer, Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth’un da
gelecek yıl bir heyetle ülkeyi ziyaret edeceğini kaydetti. Schroeder ve
Roth’un Kıbrıs Türk halkı üzerinde süren izolasyonların anlamsızlığını ve
Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün Avrupa’ya yarattığı sıkıntıları oldukça net
şekilde dile getirdiğini belirten Başbakan Soyer, “Ve Avrupa’nın vicdani
sorumluluğunun Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonların kaldırılması
olduğunu oldukça net vurgulamışlardır” dedi.
Başbakan Soyer, görüştüğü Alman yetkililerin BM
parametrelerine bağlı görüşme sürecinin bir an evvel başlaması ve Kıbrıs
sorununa kalıcı, kapsamlı bir çözüm gelmesi için olağanüstü bir gayret sarf
edilmesi gerektiği üzerinde durduğunu kaydetti.
Berlin’de ayrıca Sosyal Demokrat Parti Meclis Grup Başkan
Yardımcıları ve sözcüler Axel Schaefer, Walter Kolbow, Ute Kumpf, Çalışma
Bakanlığı Müsteşarı ve SPD Türkiye-Kıbrıs Politikaları Sorumlusu Gert Andres;
Türkiye kökenli milletvekilleri Lale Akgün, Emine Demirbüken, Filiz Polat,
Murat Kalmış, Bilkay Öney, Özcan Mutlu ve Hakkı Keskin’le görüştüğünü; Berlin-Brandenburg
Türk Alman İş Adamları Birliği (TDU) Başkanı Remzi Kaplan ve yönetim kurulu
üyeleriyle bir araya geldiğini; bazı medya kuruluşlarına açıklamalar yaptığını
belirten Soyer, “Oldukça verimli ve güzel bir çalışma gerçekleşmiştir” diye
konuştu.
Başbakan Soyer, Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğe dayalı
çözümün haklı, istekli bir tarafı olduğunun ve üzerinde süren izolasyonların
anlamsızlığının Alman kamuoyunca net olarak anlaşıldığını belirterek,
görüştüğü Alman yetkililerin bugünkü çözümsüzlük şartlarının kabul edilmez
olduğunu da vurguladıklarını ifade etti.
DIŞİŞLERİ BAKANI TURGAY AVCI KURİER
DERGİSİYLE MÜLAKAT YAPTI
Hollanda’da yayınlanan Kurier dergisi, Başbakan Yardımcısı
ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı ile Kıbrıs sorunu konusunda yapılan bir
mülakata yer verdi.
Dışişleri Bakanlığı’ndan verilen bilgiye göre “Kıbrıs:
Afrodit’in Sorunlu Çocuğu” başlığıyla verilen haberde, Avrupa Birliği ve
Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs konusunda yapılan görüşmelerdeki durgunluktan
endişe duyduğu ifade ediliyor.
Yazıda Bakan Avcı’nın, Kıbrıs Türk tarafının çözüm
yönündeki iyi niyetini açıkladığı belirtilirken, Avcı’nın bu iyi niyete “Annan
Planı’na ‘Evet’imiz bunun en açık göstergesidir” ifadeleriyle vurgu yaptığını
kaydetti.
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, mülakatta; Kıbrıs’ta çözümün
BM himayesi ve AB’nin güçlü taahhüdüyle mümkün olabileceğini ifade etti.
Avcı, “AB’nin güçlü taahhüdüyle neyi kastediyorsunuz”
sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Birincisi, AB’nin bölünmüş bir Kıbrıs’ı üye
olarak alması yanlıştı. İkincisi, Almanya’nın dönem başkanlığının başında AB
ile serbest ticaret yapabileceğimiz temin edildi. Ancak geriye iki aylık bir
süre kaldı ve Almanya bunu sonuçlandıramadı. Sizce daha küçük devletler,
Portekiz ya da Slovenya bunu başarabilecek mi? AB büyük taleplerle karşımıza
çıkacağına öncelikle vermiş olduğu sözleri yerine getirmeli. Bizim hedefimiz
AB üyeliğidir. Biz Kıbrıslı Rumlardan daha demokratik ve Avrupalıyız.”
Referandum öncesinde bir ışık olduğunu belirten Avcı, Rum
tarafının eşit haklar sunan bir çözüme hazır olmadığını ve Papadopulos’un güç
paylaşımı istemediğini belirtti. Kıbrıs Türk tarafının sonsuza dek
bekleyemeyeceğini de söyleyen Turgay Avcı, çözümün, ne kadar gecikirse o kadar
zor olacağını vurguladı.
Bakan Avcı, mülakatta “En büyük anlaşmazlık noktalarından
biri Ada’daki Türk ordusu” yorumuna ise, Türk askerinin bir çözüm bulunana dek
adada kalacağını,1964’teki çatışmaların sonucu olarak adada bulunduğunu ve
1974’ten bu yana güvenlik ve istikrarın garantisi olduğunu ifade etti.