BAŞBAKAN SOYER’İN BERLİN TEMASLARI
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Cuma gününe kadar sürecek
temasları için önceki gün gittiği Almanya’nın başkenti Berlin’de, yoğun
temaslarda bulunuyor.
Başbakan soyer dün, Berlin-Brandenburg Türk-Alman İş
Adamları Birliği (TDU) yetkililerinin ardından, Almanya hükümetinin büyük
ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) Milletvekilleri Lale Akgün ve bu partinin
Avrupa Politikaları Sözcüsü de olan Milletvekili Alex Schaefer’le Federal
Parlamento’da bir araya geldi. Soyer, daha sonra Sosyal Demokrat Parti (SPD)
Meclis Grubu Başkan Yardımcısı Walter Kolbow ve Almanya Birlik 90/ Yeşiller
Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth’la görüştü.
Başbakan Soyer, Lale Akgün Alex Schaefer’le yaptığı görüşme
sonrasında yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorunu çözümsüz kaldığı için Akdeniz’in
ortak bir ekonomik alan olamadığını, Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün kimseye fayda
getirmediğini, Güney Kıbrıs’ın da baskı altında bulunduğunu söyledi. Soyer,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’la yapacağı
görüşmenin Kıbrıs sorununun çözümü için yeni avantajlar getireceğini
kaydederek, “Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü, tahammül sınırlarının aştı” dedi.
Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs’ta çözüm ve eşitlik ilkeleriyle
dünyada yer almak istediğini vurgulayan Ferdi Sabit Soyer, haksızlıklara karşı
yollarını yürümeye devam edeceklerini belirtti.
Başbakan Soyer, Rum tarafının çözümden önce hem kendini hem
de dünyayı aldatarak AB’ye üye olduğunu, Türkiye’nin AB üyeliğini engellemeye
ve Kıbrıs Türk halkı üzerinde hakimiyet kurmaya çalışan yanlış politikasıyla
dünyadan ağır eleştiriler aldığını söyledi.
Soyer, BM görüşme süreci ve parametrelerinde siyasi eşitlik
ve iki bölgeliliğe dayalı bir çözüm bulunduğunu; Türkiye’nin de garantör ülke
olarak bu çözümün bir parçasını oluşturduğunu söyledi.
Almanya Sosyal Demokrat Parti’nin Türkiye kökenli
milletvekili Lale Akgün ise, Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların
kalkmasını ve Kıbrıslı Türklerin de Avrupa’nın parçası olmalarını
istediklerini söyledi.
Akgün, Kuzey Kıbrıs’taki insanların da Güney’deki kadar
refah içinde ve iyi yaşamasını sağlamanın görevleri olduğunu belirtti. Kıbrıs
Türk tarafının Kıbrıs’ta çözüm için hep özverili olduğuna işaret eden ve 24
Nisan 2004 referandumunun sonucunu hatırlatan Lale Akgün, bu olumlu yaklaşım
karşısında Almanya’ya da Kıbrıslı Türklere destek vermek düştüğünü vurguladı.
Lale Akgün, görüşmelerinin, bir araya gelmelerinin
izolasyonların yavaş yavaş kalktığının bir sembolü olduğunu söyledi. Direkt
ticaretin henüz istedikleri gibi gelişmediğini ancak Almanya Federal
Meclisi’nde aldıkları kararla Kuzey Kıbrıs’a izolasyonların kalkmasını,
Kıbrıslı Türklerin daha iyi yaşamasını ve Avrupa’nın bir parçası olmasını
istediklerini vurguladı.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Alman hükümetinin büyük ortağı
Sosyal Demokrat Parti (SPD) Meclis Grubu Başkan Yardımcısı Walter Kolbow’la
görüşmesinde, Kolbow ve Weiss’e Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs sorunuyla ilgili
görüşlerini aktardı.
Kolbow da Kıbrıs’ta çözümün şart olduğunu ve kendilerinin
de buna katkı için inisiyatifler üstlendiklerini söyledi. Başbakan Soyer’in
Kıbrıslı Türklerin adada çözüm ve barış isteğini ve Rumların engellemelerini
anlatmasına ve AB’nin buna karşı baskı yapması gerektiğini söylemesine atıfta
bulunan Kolbow, Soyer’in haklı olduğunu ve kendisine sempati duyduğunu
belirtti.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Almanya Birlik 90/ Yeşiller
Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth, Almanya’nın başkenti Berlin’deki
görüşmelerinde Kıbrıs’ta barış mesajı verdiler.
Soyer, Yeşiller Partisi’nden, Kıbrıs’ta Birleşmiş Milletler
nezdinde görüşmelerin başlaması için düşünsel baskı üretmesini istedi;
Avrupa’ya da bağnaz, dar milliyetçiliğe yenilmemeleri çağrısı yaptı.
Soyer, adada kalıcı bir federal çözümden yana olduklarını,
duvarları istemediklerini ve Doğu Akdeniz’in barış ve işbirliği alanına
dönüşmesi için uğraş verdiklerini anlattı; çözümsüzlük uzadıkça fiziki
duvarların beyinlerdeki duvarlara dönüştüğüne dikkat çekti. Başbakan Soyer,
duvarların yıkılması için BM çözüm planına dört elle sarıldıklarını vurguladı.
Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth ise, Avrupa’nın,
Kıbrıslı Rumların tutumundan ve her şeyi tıkamalarından bıktığını söyledi.
Roth, Almanya’nın ortak evleri Avrupa’da duvarların
yıkılması için özel sorumluluk hissettiğini, Kıbrıs’taki duvarın Avrupa için
utanç olduğunu kaydederek, insanların izole edilmesine de karşı olduklarını
vurguladı. Kıbrıs’ta referandumda çıkan sonucu anımsatan Claudia Roth, barışa
ulaşılması için görüşmelerin BM çerçevesinde sürmesi, adanın birleşmesinin
takvimlemesinin hazırlanması gerektiğini belirtti.
Roth, Başbakan Soyer’i resmi bir ziyaret için Yeşiller
Parti Merkezi’ne bilinçli davet ettiklerini de vurguladı ve Soyer’in Kıbrıs
sorununun çözümü konusunda dile getirdiklerini sonuna kadar doğru bulduklarını
söyledi.
“Bugüne dek birçok delegasyonun başında bulundum ve
rahatlıkla söyleyebilirim ki Avrupalı siyasetçiler Rum politikacıların
tutumundan, her şeyi tıkamasından bıktık, çok rahatsızız” diyen Roth, Başbakan
Soyer’in adaya barış ve adil çözüm söylemlerine destek belirtti.
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un Kıbrıs sorununun
çözümü için verdiği sözlere rağmen BM çözüm planına “hayır” demesini eleştiren
Claudia Roth, kendisine yönelik güveni de istismar ettiğini vurguladı.
DIŞİŞLER BAKANI AVCI NİKİFOROS TATBİKATINI
GERÇEKLEŞTİRMİŞ OLMASINDAN DOLAYI RUM YÖNETİMİ’Nİ ELEŞTİRDİ
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, çözüm
çabalarına destek verilmesi gereken bir dönemde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin
adada ve Doğu Akdeniz’de güvensizlik ve gerilim yaratma potansiyeline sahip
faaliyetlerde bulunmasının, Rum tarafının Kıbrıs konusuna bakış açısını açıkça
ortaya koyduğunu vurguladı.
Avcı yazılı açıklamasında, şu ifadelere yer verdi:
“İki halk arasındaki güvensizliği derinleştirmeyi göze
alarak silahlanma faaliyetlerini son zamanlarda daha da hızlandıran Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi “Rum Milli Muhafız Ordusu” Nikiforos planlı askeri
tatbikatına başlamış bulunmaktadır.
Hatırlanacağı üzere, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi askeri
tatbikatlara son verilmesi konusunda varılan mutabakata aykırı davranarak son
üç yıldır tatbikatlar düzenlemektedir. Bu yıl düzenlediği askeri tatbikatta da
GKRY yüz milyonlarca Kıbrıs Lirası harcayarak satın aldığı silah sistemlerini
sergilemektedir.
Kıbrıs’ta siyasi eşitlik, iki bölgelilik ve yeni ortaklık
gibi BM parametreleri çerçevesinde bir çözüme varılması yönündeki çabalara
destek verilmesi gereken bir dönemde, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin adada ve
Doğu Akdeniz’de güvensizlik ve gerilim yaratma potansiyeline sahip
faaliyetlerde bulunması, Rum tarafının Kıbrıs konusuna bakış açısını açıkça
ortaya koymaktır. Rum Milli Muhafız Ordusu’nun tatbikat gerçekleştirmesi, Rum
tarafının çözüm konusunda sahte tavır takındığını da kanıtlamaktadır.
İki taraf arasındaki güven ortamının oluşmasına katkı
yapacağı düşüncesiyle, Kıbrıs Türk tarafı daha önceden varılan mutabakat
çerçevesinde askeri tatbikatların durdurulmasını desteklemektedir. Ancak, Rum
tarafının bu mutabakatı tek yanlı ihlal etmeye devam etmesi Kıbrıs Türk
tarafınca kabul edilecek bir durum değildir.”