CUMHURBAŞKANI TALAT-BAN GÖRÜŞMESİ
ERÇAKICA: “GENEL SEKRETER’DEN DAHA AKTİF OLMASINI TALEP EDİP, İKİ HALK
ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN İYİLEŞTİRİLMESİNİ ÖNGÖREN ÖNERİ YAPACAĞIZ”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat’ın 16 Ekim’de görüşeceği BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a,
kapsamlı çözüm için neler yapılması gerektiğine dair Kıbrıs Türk tarafının
görüşünü aktararak, Kıbrıs’ta iki halk arasındaki durumun iyileştirilmesine
dönük önerilerde bulunacağını söyledi.
Haftalık basın brifinginde gazetecilerin sorusu üzerine
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Pazar günü gideceği New York’tan 18 Ekim
Perşembe günü döneceğini söyleyen Erçakıca, Türk tarafının Talat-Ban
görüşmesinin mümkün olduğunca en üst düzeyde verimli olabilmesi için “ev
ödevini iyi yapacağını” kaydetti.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, BM Genel Sekreteri Ban
Ki Moon’un yanı sıra ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Nicholas Burns’le de
görüşeceğini belirtti. Erçakıca, New York ziyareti sırasında Rum Yönetimi
Lideri Tasos Papadopulos’u da ziyaret eden Burns’ün, Cumhurbaşkanı Talat’ı da
ziyaret etmesinin planlandığını belirtti.
Hasan Erçakıca, bir başka soruya yanıtında, Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat’ın Ban’a talep ve önerilerde bulunacağını söyledi.
Görüşmenin Kıbrıs Türkü’nün politik duruşu çerçevesinde
gerçekleşeceğini kaydeden Erçakıca, Genel Sekreter’den daha aktif olmasını
talep etmenin yanı sıra iki halk arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesini
öngören öneri yapacaklarını belirtti.
Erçakıca, “Bunlar yıllara yayılan politikamıza damgasını
vuran hedeflerdir. Kapsamlı çözüm için çalışmak, çalışırken de Kıbrıs’taki iki
halkın yaşamını, aralarındaki ilişkileri geliştirecek tedbirler almaktır”
şeklinde konuştu.
Erçakıca, bir başka soruya yanıtında, BM Genel Sekreteri
Ban Ki Moon’un önce Rum lider Papadopulos’la görüşmesinin Türk tarafı için bir
dezavantaj oluşturmayacağını söyledi.
Ban’ın Papadopulos’la gerçekleştirdiği görüşmeyi “Çok kısa
ve etkisiz” olarak niteleyen Erçakıca, “Etkili olmasını tercih ederdik. Çünkü
etkili bir konuşmadan sonra Cumhurbaşkanı Talat’ın Ban Ki Moon’la görüşmesinin
de daha etkili olma olasılığı ortaya çıkmış olurdu” dedi.
BAŞBAKAN SOYER BERLİN’DE TEMASLARINA BAŞLADI
Temaslarda bulunmak üzere Almanya’ya giden Başbakan Ferdi
Sabit Soyer, Berlin’deki ilk gününde Berlin Branderburg Türk Alman İşadamları
Birliği yetkilileriyle bir araya geldi.
Başbakan Soyer ve beraberindeki heyet, Türk Alman
İşadamları Birliği Remzi Kaplan, birlik yöneticileriyle yaptığı görüşmede,
Almanya’daki Türk kökenli işadamlarının Kuzey Kıbrıs’a yatırımlar yapması
üzerinde durdu.
Başbakan Soyer, görüşmenin ardından Alman Sosyal Demokrat
Parti Federal Milletvekili Lale Akgün ve bir grup milletvekiliyle Almanya
parlamentosunda görüşecek.
ERÇAKICA: “PAPADOPULOS, ORTADA KONUŞULABİLECEK
HERHANGİ BİR DEĞER BIRAKMAMAYA, GÖRÜŞMELERİ OLANAKSIZ HALE GETİRMEYE
ÇALIŞIYOR…”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos’un ortada üzerinde konuşabilecek herhangi bir değer
bırakmamaya ve böylece görüşmeleri olanaksız hale getirmeye çalıştığını
vurguladı.
Rum liderin “kapsamlı çözüm” tanımlamasını ağzına
almadığına dikkat çeken Erçakıca, Kıbrıs sorununu “işgal” sorunu olarak
göstermeye çalışan Papadopulos’un tek amacının, Türk ordusunun adadan
çekilmesiyle birlikte Kıbrıslı Türkleri “ozmosis” yoluyla kendi yönetimi
içinde eritmek olduğunu söyledi.
Erçakıca, haftalık basın brifinginde, Rum Yönetimi Başkanı
Tasos Papadopulos’un BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayı ve Türkiye
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Köksal Toptan ile Dışişleri Bakanı
Ali Babacan’ın KKTC’ye ziyaretlerini değerlendirdi.
Hasan Erçakıca, Papadopulos’un BM Genel Kurulu’ndaki
konuşmasında, Kıbrıs sorununa ve dolayısıyla Kıbrıslı Türklere yönelik bakış
açısını bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Papadopulos’un buradaki
konuşmasında dile getirdiği hususların, 2004 yılından beri Kıbrıs sorununda
yaşanan tıkanıklığı ve bunun 8 Temmuz süreci yoluyla neden aşılamadığını çok
net anlattığını söyleyen Erçakıca, “Kıbrıs sorununu çözme çabalarının ‘bir
değerler sistemi ve uluslararası hukuk normları süzgecinden geçirilmediğini’
ileri sürerek, bugüne kadar ortaya konan bütün çabaları ve BM çerçevesinde
yaratılmış bütün zemini berhava etme eğiliminde olduğunu açıkça ilan etti”
dedi.
Erçakıca, 8 Temmuz süreci de dahil Kıbrıs sorunuyla ilgili
her BM girişimini Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının siyasi eşitliğine
dayalı, kalıcı ve adil bir çözüm bulunabilmesi amacıyla yapılmış olmasına
rağmen, Rum liderin sorunun ‘diğer tarafı’ olarak Türkiye’yi hedef alarak
Kıbrıslı Türkleri ve onların Kıbrıs’taki haklarını hiçe saydığını söyledi.
Erçakıca, şöyle dedi:
“Kıbrıs sorununu ‘işgal’ ve kendi yönetimiyle Türkiye
arasında bir sorunmuş gibi lanse ederken, 1964 yılından beridir BM Barış
Gücü’nün neden adada olduğunu, neden Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar
arasındaki sorunların çözümü yönünde çaba harcadığını açıklamamakta ve
Kıbrıs’taki sorunu bu misyonun görev alanı dışında bir sorunmuş gibi
göstermeye çalışmaktadır.”
“Daha önceki konuşmasında ozmosise açıkça atıfta bulunan
Papadopulos, bu kez ‘ozmosis’ kelimesini açıkça telaffuz etmeden bu hedefe
giden yolun parametrelerini konuşmasının satır aralarında anlatmaktan yine
kendini alamamıştır” diyen Erçakıca, Papadopulos’un gerçek niyetinin iki
tarafın uzlaşısı yoluyla ve eşitlik temelinde bir çözüm bulunması olmadığının
bu konuşmayla bir kez daha ortaya çıktığını anlattı. Erçakıca, “8 Temmuz
anlaşmasının veya herhangi bir başka BM girişiminin sonucunda varılacak bir
anlaşma bu temelde bir çözümü öngöreceği için de bunun yolunu açacak yapıcı
tavrı niye sergilemediği kolayca anlaşılmaktadır” dedi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Türkiye
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Köksal Toptan ve Türkiye Dışişleri
Bakanı Ali Babacan’ın KKTC ziyaretinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türk
halkına ve devletine verdiği destek ile önemin fiili göstergesi olduğunu da
söyledi.
Erçakıca, “Bu ziyaretlerde, Kıbrıs sorununa bütünlüklü bir
çözüm bulunabilmesi için Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından harcanan çabalara
Türkiye’nin en üst düzey yetkililerinden destek ve takdir belirtilmesi bizleri
memnun etmiş, bu yolda yalnız olmadığımızı bizlere bir kez daha göstermiştir”
dedi.
Türkiye ve KKTC hükümetlerinin, Kıbrıs’ta en erken zamanda
çözüme ulaşılması vizyonuna sıkı sıkıya bağlı olmaya ve bu yöndeki çabalara
destek vermeye devam etme kararlılığında olduğunu kaydeden Erçakıca, “Bu
çabaların, adada varolan gerçeklere dayanması gereğinin dile getirilmiş olması
bir çelişki olarak algılanmamalı ve Kıbrıs’ta adil bir çözüm için varolan
niyetin Türk tarafınca bir kez daha tescil edilmiş olmasına odaklanılması
gerekir” dedi.
Erçakıca, şöyle devam etti:
“Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün son Avrupa Konseyi
Parlamenterler Assamblesi Genel Kurulu’na hitaben yaptığı konuşmada da
belirttiği gibi Türk tarafı, yerleşik BM parametreleri temlinde ve BM Genel
Sekreteri’nin iyiniyet misyonu çerçevesinde Ada’nın yeniden birleşmesini
sağlayacak siyasi bir çözümü desteklemeye devam etmektedir. Türkiye’den
ülkemize yapılan ziyaretlerden ve yapılan açıklamalardan bunun ötesinde
anlamlar çıkarmaya çalışmak sadece çözümsüzlüğe ve gerginliğe hizmet
edecektir.”
RYAN: KAPSAMLI MÜZAKERELERİN YOLUNU AÇACAK
GÖRÜŞMELER BAŞLATILMALI
İngiltere Başbakanı Gordon Brown'ın geçen hafta Kıbrıs'ı
ziyaret eden özel temsilcisi Enfield milletvekili Joan Ryan, adada kapsamlı
müzakerelerin yolunu açacak görüşmelerin başlatılması gerektiğini söyledi.
Ryan, düzenlediği basın toplantısında, geçen hafta adaya
yaptığı ziyareti değerlendirdi. Şubat ayında Rum kesiminde yapılacak seçimin
ardından Mart ayında süreci ileri götürmek, kapsamlı ve sürdürülebilir bir
anlaşmaya ulaşmak için gerçek bir fırsatın doğacağını kaydeden Ryan, Kıbrıs
adasında yaşayan bütün kesimlerin atmosferin değiştirilmesi ve karşılıklı
anlayışın artırılması için çaba göstermesi gerektiğini ifade etti.
Kapsamlı müzakerelerin başlatılması için açık ve ciddi bir
görüşme sürecinin başlatılması gereğine de işaret eden Ryan, Kıbrıs'ta
bulunduğu süre içinde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile son derece olumlu ve
faydalı bir görüşme yaptığını, Talat'ın da sürecin ileriye götürülmesi
gereğine olan inancını vurguladığını bildirdi.
Süreç uzadıkça ilerleme sağlamanın zorlaştığına da dikkat
çeken Joan Ryan, “Daha da zorlaşmadan harekete geçmeliyiz, çünkü zaten şu anda
da yeterince zorluk var” dedi.
KKTC ekonomisinin geliştirilmesi ve izolasyonların
kaldırılması için çabaların sürdüğüne işaret eden Ryan, AB tarafından KKTC'ye
yapılan yardımın memnuniyet verici olduğunu kaydetti.
Ryan, olabildiğince hızlı bir şekilde müzakerelere
başlanması ve geçen yıllar içinde halkın karamsarlığının artmasının önüne
geçilmesi gerektiğini belirtti.
Ryan, kayıplar konusunda da kayıpların bulunması ve kederli
ailelerinin acılarının azaltılması gerektiğini ifade etti.
Özel temsilci Ryan bir soru üzerine, anlaşma sağlanırsa
Kıbrıslı Türklerin de AB sürecinde aktif biçimde yer almalarının sağlanacağını
söyledi.