www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber  10 Ekim 2007
 

CUMHURBAŞKANI TALAT-BAN GÖRÜŞMESİ
ERÇAKICA: “GENEL SEKRETER’DEN DAHA AKTİF OLMASINI TALEP EDİP, İKİ HALK ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN İYİLEŞTİRİLMESİNİ ÖNGÖREN ÖNERİ YAPACAĞIZ”

BAŞBAKAN SOYER BERLİN’DE TEMASLARINA BAŞLADI

ERÇAKICA: “PAPADOPULOS, ORTADA KONUŞULABİLECEK HERHANGİ BİR DEĞER BIRAKMAMAYA, GÖRÜŞMELERİ OLANAKSIZ HALE GETİRMEYE ÇALIŞIYOR…”

RYAN: KAPSAMLI MÜZAKERELERİN YOLUNU AÇACAK GÖRÜŞMELER BAŞLATILMALI

 


 
 

CUMHURBAŞKANI TALAT-BAN GÖRÜŞMESİ
ERÇAKICA: “GENEL SEKRETER’DEN DAHA AKTİF OLMASINI TALEP EDİP, İKİ HALK ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN İYİLEŞTİRİLMESİNİ ÖNGÖREN ÖNERİ YAPACAĞIZ”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın 16 Ekim’de görüşeceği BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a, kapsamlı çözüm için neler yapılması gerektiğine dair Kıbrıs Türk tarafının görüşünü aktararak, Kıbrıs’ta iki halk arasındaki durumun iyileştirilmesine dönük önerilerde bulunacağını söyledi.

Haftalık basın brifinginde gazetecilerin sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Pazar günü gideceği New York’tan 18 Ekim Perşembe günü döneceğini söyleyen Erçakıca, Türk tarafının Talat-Ban görüşmesinin mümkün olduğunca en üst düzeyde verimli olabilmesi için “ev ödevini iyi yapacağını” kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un yanı sıra ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Nicholas Burns’le de görüşeceğini belirtti. Erçakıca, New York ziyareti sırasında Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos’u da ziyaret eden Burns’ün, Cumhurbaşkanı Talat’ı da ziyaret etmesinin planlandığını belirtti.

Hasan Erçakıca, bir başka soruya yanıtında, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Ban’a talep ve önerilerde bulunacağını söyledi.

Görüşmenin Kıbrıs Türkü’nün politik duruşu çerçevesinde gerçekleşeceğini kaydeden Erçakıca, Genel Sekreter’den daha aktif olmasını talep etmenin yanı sıra iki halk arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesini öngören öneri yapacaklarını belirtti.

Erçakıca, “Bunlar yıllara yayılan politikamıza damgasını vuran hedeflerdir. Kapsamlı çözüm için çalışmak, çalışırken de Kıbrıs’taki iki halkın yaşamını, aralarındaki ilişkileri geliştirecek tedbirler almaktır” şeklinde konuştu.

Erçakıca, bir başka soruya yanıtında, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un önce Rum lider Papadopulos’la görüşmesinin Türk tarafı için bir dezavantaj oluşturmayacağını söyledi.

Ban’ın Papadopulos’la gerçekleştirdiği görüşmeyi “Çok kısa ve etkisiz” olarak niteleyen Erçakıca, “Etkili olmasını tercih ederdik. Çünkü etkili bir konuşmadan sonra Cumhurbaşkanı Talat’ın Ban Ki Moon’la görüşmesinin de daha etkili olma olasılığı ortaya çıkmış olurdu” dedi.

 

BAŞBAKAN SOYER BERLİN’DE TEMASLARINA BAŞLADI

Temaslarda bulunmak üzere Almanya’ya giden Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Berlin’deki ilk gününde Berlin Branderburg Türk Alman İşadamları Birliği yetkilileriyle bir araya geldi.

Başbakan Soyer ve beraberindeki heyet, Türk Alman İşadamları Birliği Remzi Kaplan, birlik yöneticileriyle yaptığı görüşmede, Almanya’daki Türk kökenli işadamlarının Kuzey Kıbrıs’a yatırımlar yapması üzerinde durdu.

Başbakan Soyer, görüşmenin ardından Alman Sosyal Demokrat Parti Federal Milletvekili Lale Akgün ve bir grup milletvekiliyle Almanya parlamentosunda görüşecek.

 

ERÇAKICA: “PAPADOPULOS, ORTADA KONUŞULABİLECEK HERHANGİ BİR DEĞER BIRAKMAMAYA, GÖRÜŞMELERİ OLANAKSIZ HALE GETİRMEYE ÇALIŞIYOR…”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un ortada üzerinde konuşabilecek herhangi bir değer bırakmamaya ve böylece görüşmeleri olanaksız hale getirmeye çalıştığını vurguladı.

Rum liderin “kapsamlı çözüm” tanımlamasını ağzına almadığına dikkat çeken Erçakıca, Kıbrıs sorununu “işgal” sorunu olarak göstermeye çalışan Papadopulos’un tek amacının, Türk ordusunun adadan çekilmesiyle birlikte Kıbrıslı Türkleri “ozmosis” yoluyla kendi yönetimi içinde eritmek olduğunu söyledi.

Erçakıca, haftalık basın brifinginde, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayı ve Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Köksal Toptan ile Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın KKTC’ye ziyaretlerini değerlendirdi.

Hasan Erçakıca, Papadopulos’un BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, Kıbrıs sorununa ve dolayısıyla Kıbrıslı Türklere yönelik bakış açısını bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Papadopulos’un buradaki konuşmasında dile getirdiği hususların, 2004 yılından beri Kıbrıs sorununda yaşanan tıkanıklığı ve bunun 8 Temmuz süreci yoluyla neden aşılamadığını çok net anlattığını söyleyen Erçakıca, “Kıbrıs sorununu çözme çabalarının ‘bir değerler sistemi ve uluslararası hukuk normları süzgecinden geçirilmediğini’ ileri sürerek, bugüne kadar ortaya konan bütün çabaları ve BM çerçevesinde yaratılmış bütün zemini berhava etme eğiliminde olduğunu açıkça ilan etti” dedi.

Erçakıca, 8 Temmuz süreci de dahil Kıbrıs sorunuyla ilgili her BM girişimini Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının siyasi eşitliğine dayalı, kalıcı ve adil bir çözüm bulunabilmesi amacıyla yapılmış olmasına rağmen, Rum liderin sorunun ‘diğer tarafı’ olarak Türkiye’yi hedef alarak Kıbrıslı Türkleri ve onların Kıbrıs’taki haklarını hiçe saydığını söyledi.

Erçakıca, şöyle dedi:

“Kıbrıs sorununu ‘işgal’ ve kendi yönetimiyle Türkiye arasında bir sorunmuş gibi lanse ederken, 1964 yılından beridir BM Barış Gücü’nün neden adada olduğunu, neden Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar arasındaki sorunların çözümü yönünde çaba harcadığını açıklamamakta ve Kıbrıs’taki sorunu bu misyonun görev alanı dışında bir sorunmuş gibi göstermeye çalışmaktadır.”

“Daha önceki konuşmasında ozmosise açıkça atıfta bulunan Papadopulos, bu kez ‘ozmosis’ kelimesini açıkça telaffuz etmeden bu hedefe giden yolun parametrelerini konuşmasının satır aralarında anlatmaktan yine kendini alamamıştır” diyen Erçakıca, Papadopulos’un gerçek niyetinin iki tarafın uzlaşısı yoluyla ve eşitlik temelinde bir çözüm bulunması olmadığının bu konuşmayla bir kez daha ortaya çıktığını anlattı. Erçakıca, “8 Temmuz anlaşmasının veya herhangi bir başka BM girişiminin sonucunda varılacak bir anlaşma bu temelde bir çözümü öngöreceği için de bunun yolunu açacak yapıcı tavrı niye sergilemediği kolayca anlaşılmaktadır” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Köksal Toptan ve Türkiye Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın KKTC ziyaretinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türk halkına ve devletine verdiği destek ile önemin fiili göstergesi olduğunu da söyledi.

Erçakıca, “Bu ziyaretlerde, Kıbrıs sorununa bütünlüklü bir çözüm bulunabilmesi için Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından harcanan çabalara Türkiye’nin en üst düzey yetkililerinden destek ve takdir belirtilmesi bizleri memnun etmiş, bu yolda yalnız olmadığımızı bizlere bir kez daha göstermiştir” dedi.

Türkiye ve KKTC hükümetlerinin, Kıbrıs’ta en erken zamanda çözüme ulaşılması vizyonuna sıkı sıkıya bağlı olmaya ve bu yöndeki çabalara destek vermeye devam etme kararlılığında olduğunu kaydeden Erçakıca, “Bu çabaların, adada varolan gerçeklere dayanması gereğinin dile getirilmiş olması bir çelişki olarak algılanmamalı ve Kıbrıs’ta adil bir çözüm için varolan niyetin Türk tarafınca bir kez daha tescil edilmiş olmasına odaklanılması gerekir” dedi.

Erçakıca, şöyle devam etti:

“Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün son Avrupa Konseyi Parlamenterler Assamblesi Genel Kurulu’na hitaben yaptığı konuşmada da belirttiği gibi Türk tarafı, yerleşik BM parametreleri temlinde ve BM Genel Sekreteri’nin iyiniyet misyonu çerçevesinde Ada’nın yeniden birleşmesini sağlayacak siyasi bir çözümü desteklemeye devam etmektedir. Türkiye’den ülkemize yapılan ziyaretlerden ve yapılan açıklamalardan bunun ötesinde anlamlar çıkarmaya çalışmak sadece çözümsüzlüğe ve gerginliğe hizmet edecektir.”

 

RYAN: KAPSAMLI MÜZAKERELERİN YOLUNU AÇACAK GÖRÜŞMELER BAŞLATILMALI

İngiltere Başbakanı Gordon Brown'ın geçen hafta Kıbrıs'ı ziyaret eden özel temsilcisi Enfield milletvekili Joan Ryan, adada kapsamlı müzakerelerin yolunu açacak görüşmelerin başlatılması gerektiğini söyledi.

Ryan, düzenlediği basın toplantısında, geçen hafta adaya yaptığı ziyareti değerlendirdi. Şubat ayında Rum kesiminde yapılacak seçimin ardından Mart ayında süreci ileri götürmek, kapsamlı ve sürdürülebilir bir anlaşmaya ulaşmak için gerçek bir fırsatın doğacağını kaydeden Ryan, Kıbrıs adasında yaşayan bütün kesimlerin atmosferin değiştirilmesi ve karşılıklı anlayışın artırılması için çaba göstermesi gerektiğini ifade etti.

Kapsamlı müzakerelerin başlatılması için açık ve ciddi bir görüşme sürecinin başlatılması gereğine de işaret eden Ryan, Kıbrıs'ta bulunduğu süre içinde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile son derece olumlu ve faydalı bir görüşme yaptığını, Talat'ın da sürecin ileriye götürülmesi gereğine olan inancını vurguladığını bildirdi.

Süreç uzadıkça ilerleme sağlamanın zorlaştığına da dikkat çeken Joan Ryan, “Daha da zorlaşmadan harekete geçmeliyiz, çünkü zaten şu anda da yeterince zorluk var” dedi.

KKTC ekonomisinin geliştirilmesi ve izolasyonların kaldırılması için çabaların sürdüğüne işaret eden Ryan, AB tarafından KKTC'ye yapılan yardımın memnuniyet verici olduğunu kaydetti.

Ryan, olabildiğince hızlı bir şekilde müzakerelere başlanması ve geçen yıllar içinde halkın karamsarlığının artmasının önüne geçilmesi gerektiğini belirtti.

Ryan, kayıplar konusunda da kayıpların bulunması ve kederli ailelerinin acılarının azaltılması gerektiğini ifade etti.

Özel temsilci Ryan bir soru üzerine, anlaşma sağlanırsa Kıbrıslı Türklerin de AB sürecinde aktif biçimde yer almalarının sağlanacağını söyledi.

İTALYAN PARLAMENTOSU ÜYESİ MİLLETVEKİLİ TURCO İLE İTALYAN RADİKAL PARTİ GENEL KONSEYİ ÜYESİ PERDUCA KKTC VATANDAŞLIĞINA MÜRACAAT ETTİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN 19 TEMMUZ 2007 TARİHİNDE YABANCI BASIN MENSUPLARI ONURUNA VERDİĞİ KAHVALTI TOPLANTISINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA METNİ
(19.07.07)

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU