www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber  3 Ekim 2007
 

TALAT: “RUM YÖNETİMİNİN YENİ ZEMİN HEDEFİ BÖLÜNMENİN KALICI HALE GELMESİ ANLAMINI TAŞIR”

DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI YEMEN VE AZERBAYCAN DIŞİŞLERİ BAKANLARIYLA GÖRÜŞTÜ

ERÇAKICA: “RUM SİYASİLER, KIBRIS SORUNUNUN BAŞLICA SORUMLUSU”

 


 
 

TALAT: “RUM YÖNETİMİNİN YENİ ZEMİN HEDEFİ BÖLÜNMENİN KALICI HALE GELMESİ ANLAMINI TAŞIR”

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, bugüne kadar yapılan tüm çalışmaları çöpe atarak, sil baştan yeni bir zemin yaratma hedefini ortaya koyduğunu söyledi. Talat, bunun; Kıbrıs sorununun çözümlenememesi ve Ada’nın bölünmesinin kalıcı hale gelmesi anlamına geldiğini belirtti.

Rum yönetimi liderliğinin, aslında buna oynadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, “Ya bunu söylemekten endişe etmektedir, kendi halkının tepkisinden çekinmektedir. Ya da bütün dünyayı geri zekâlı, ahmak zannetmektedir” dedi.

Kamu-Sen Genel Merkezi’ni ziyaretinde Papadopulos’un BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma hakkında değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Talat, Rum liderliğinin tutumunu en azından tüm Kıbrıslı Türklerin anladığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Talat, Türk tarafı olarak Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik politikalarının sürdüğünü, bunun için ellerinden gelen gayreti ortaya koyduklarını, ancak hiçbir şekilde haklarından vazgeçme niyetinde olmadıklarını vurguladı.

Papadopulos’un BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayı ilk kez değerlendirmekte olduğunu, konuşmanın çok ciddi yorum gerektirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, “Bu konuşma son derece tahrik edici, bizi son derece uyarıcı ve çözüme taban tabana karşıt olmuştur. Bir yandan iki kesimli, iki toplumlu federal çözüm demiştir, ama diğer ortaya koyduğu argümanlarla bunların çok dışında olduğu, Kıbrıs sorununun çözümünü Ada’daki Türk askerinin çekilmesi olarak gördüğünü ifade etmiştir” dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, Tasos Papadopulos’un bütün konuşmasının, sadece Türkiye’ye ve Türk ordusuna saldırı şeklinde ortaya konulduğunu, buradaki amacın da; Kıbrıs sorununu yeni bir şekle büründürmek, yeni bir kamuflaj yaratmak ve güya Kıbrıs sorununu iki halk arasındaki sorun değil, sadece “bir gün ansızın Ada’yı işgal eden Türkiye ile Kıbrıs arasında bir sorun” gibi göstermek olduğunu belirtti.

Talat, Papadopulos’un “Türk Ordusu çekilirse Kıbrıs sorunu çözülür” dediğini anımsatarak şöyle devam etti:

“Türk Ordusu’nun çekildiğini ve Kıbrıs sorununun çözüldüğünü düşünün. Bu ne demektir: Kıbrıs Rum tarafının Ada’nın bütününde egemenliğini ilan etmesi demektir. Ada’nın bütününde egemenliğini ilan etmesi demek, Kıbrıslı Türkleri de kendilerinin yönetmesi demektir. Bunu Kıbrıslı Türklerin kabul edebileceğini kim düşünebilir, kim aklından geçirebilir. Eğer sayın Papadopulos’un böyle bir düşüncesi varsa, doğrudan doğruya gerginliğe ve çatışmaya davetiye çıkarıyor demektir. Bunu BM Genel Kurulu’nda ifade etmektedir… Daha birçok hususta Kıbrıslı Türklerin haklarını ortadan kaldırmaya çalışması bir yana, belki bundan da önemlisi, bugüne kadar BM’nin yaptığı tüm çalışmaları yerle bir etmekte, bütün bunları Türkiye’nin lehine ve bundan dolayı da Türkiye tarafından desteklenir olarak gösterip, yepyeni bir zemin hazırlığı gerektiğini ifade etmektedir. Böylece bugüne kadar yapılan tüm çalışmaları çöpe atmakta, yeni baştan yeni bir zemin yaratma hedefini ortaya koymaktadır. Bu artık Kıbrıs sorununun çözümlenememesi demektir.”

 

DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI YEMEN VE AZERBAYCAN DIŞİŞLERİ BAKANLARIYLA GÖRÜŞTÜ

New York’taki temaslarına devam eden Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Yemen Dışişleri Bakanı Abubakır Al Qirbi ve Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Maharram’la görüştü.

Avcı’nın, Yemen Dışişleri Bakanı Abubakır Al Qirbi’yle, New York’da bulunan Yemen’in Birleşmiş Milletler nezdindeki daimi temsilcilik binasında yaptığı görüşme yaklaşık 1 saat sürdü.

İki ülke arasındaki ikili ilişkilerin daha da ileriye götürülmesi amacını taşıyan görüşmede, Bakan Avcı, muhatabı Oirbi’ye, Kıbrıslı Türklerin haklı davasına verdiği destekten dolayı teşekkür etti. Avcı, görüşmede ayrıca, Kıbrıs sorununun geldiği son aşama hakkında bilgiler aktardı.

Yemen’li Bakan Qirbi de, görüşmede, Kıbrıslı Türkler’in mücadelesinde yanlarında oldukları mesajını vererek, ilişkilerin güçlendirilmesi konusunda işbirliğine gidilmesini gündeme getirdi.

İki Bakan arasındaki görüşmede ayrıca, Yemen’li öğrencilerin KKTC üniversitelerinde öğrenim imkanları üzerinde duruldu ve Avcı tarafından üniversiteler hakkında bilgi verildi.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, gün içerisindeki ikinci görüşmesini Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Maharram’la gerçekleştirdi. Birleşmiş Milletler binasında gerçekleşen görüşme yaklaşık yarım saat sürdü.

Bakan Avcı, Azerbaycan ile KKTC arasındaki ilişkilerin çok iyi bir boyutta olduğunun altını çizerek, bu ilişkilerin son dönemlerde işadamlarının yoğun ilgisiyle yatırımlar nezdinde daha da güçlendiğini ifade etti.

Özellikle turizm yatırımları konusunda daha yakın ilişkiler içerisine girilebileceğini belirten Bakan Avcı, bu konuda hükümet olarak üzerlerine düşen görevi yerine getireceklerini ifade etti.

Bakan Avcı, muhatabı Maharram’a iki dost ve kardeş ülke gördükleri KKTC ve Azerbaycan arasındaki ilişkilerin daha da güçlenmesi için çalışacakları mesajını verdi.

Görüşmede ayrıca bölgesel alanda yaşanan son gelişmeler de ele alındı

 

ERÇAKICA: “RUM SİYASİLER, KIBRIS SORUNUNUN BAŞLICA SORUMLUSU”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Kıbrıs sorununu askeri varlığın yoğunluğuna indirgeyip, çözümsüzlüğü Türk Silahlı Kuvvetleri’nin varlığıyla açıklamaya çalışan Rum siyasilerin sorunun başlıca sorumluları olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün gerçekleştirdiği haftalık brifinginde şu ifadelere yer verdi:

“Kıbrıslı Rum lider Tasos Papadopulos’un Amerika’da yaptığı temaslardan sonra, Kıbrıs Rum basınının, çok yaygın olarak, kapsamlı ve erken çözümü amaçlayan yeni girişimlerden söz ettiği ve özellikle Kıbrıs Rum tarafında Şubat 2008’de yapılacak seçimlerden sonra gerçekleşeceğini ileri sürdükleri bu girişimler için olumsuz ifadeler kullandıkları gözlemlenmektedir.

Kıbrıs Rum tarafına bir kez daha seslenmek istiyoruz: Kapsamlı çözüm korkulacak bir şey değildir. Tam tersine, en korktukları şey olan “bölünme” kapsamlı çözüm çabaları sona erdiği ve umutlar tükendiği zaman ciddi bir tehlike olarak karşılarına dikilecektir. Bölünmenin panzehiri, acil ve kapsamlı bir çözümdür.

Bu noktada, Kıbrıs Rum Sözcü’nün “Kıbrıs halkına ulusal sorunumuzda kapsamlı bir çözüme gitmek için kısa zamanda bir çözüme ulaşılacak beklentisi vermemeli, sorunun özüyle ilgili görüşmelerin en erken zamanda başlayacağı beklentisi yaratmamalıyız” ifadelerini hatırlatmak isteriz.

Kıbrıs Rum Sözcüsü’nün bu ifadesi, kendilerini ele vermektedir. Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs sorununa müzakereler yoluyla çözüm arama pozisyonunda değildir. Bu çerçevede Kıbrıs Rum tarafının 8 Temmuz sürecinden beklentisinin kapsamlı çözüm müzakerelerini başlatmak değil, zaman kazanmak olduğu bir kez daha açığa çıkmış olmalıdır.

Buna karşın, Kıbrıs Türk tarafının amacının, 8 Temmuz kararlarının etkin bir şekilde uygulanarak, kapsamlı çözüm müzakerelerini en erken zamanda başlatmak ve 2008 sonuna kadar Kıbrıs sorununu çözüme kavuşturmak olduğunun altını bir kez daha çizmek isteriz.

Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı adaylarından AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofias’ın Türkiye televizyonlarından NTV’ye verdiği demeçte, Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat’ın çözüm konusundaki çabalarının önemini azaltmaya çalıştığına ve Kıbrıs sorununun varlığını ve çözümsüzlüğünü adamızda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin varlığı ile açıklamaya çalıştığına tanık olduk.

Hristofias’ın söyleşisinin yayınlandığı gün, Güney Kıbrıs’ta büyük bir askeri geçit töreni düzenlenmiş olması ise dikkat çekici olmuştur. 1 Ekim gibi, uyduruk bir “ulusal gün” dolayısı ile yapılmış olan törende yer alan askeri kuvvetin, Kıbrıslı Türklerin adamızdaki varlığına yönelmiş bir tehdit olduğunu ve varlığının 1974 öncesine dayandığını da bu vesile ile hatırlatmak isteriz.

Bilindiği gibi, adamızda, kuzeyde ve güneyde, bu kadar yoğun asker bulunması, Kıbrıs sorununun yarattığı bir sonuçtur ve Kıbrıs sorununun ortaya çıkmasının başlıca sorumlusu Kıbrıs Türk halkının varlığını ve egemenlikteki haklarını kabul etmek istemeyen Kıbrıs Rum tarafıdır.

Kıbrıs sorunu ve adada yaşayan iki halkın ilişkileri, adamızdaki askerlerin yoğunluğundan elbette etkilenmektedir. Buna karşın, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmadan adadaki askeri varlığın nasıl bir şekil alacağını belirlemek de mümkün değildir. Bu sorun kapsamlı çözümle birlikte sonuçlanacak bir sorundur.

Siyasi liderlerin, sorunu adamızdaki askeri varlığın yoğunluğuna indirgemeleri, kendi rollerini küçümsemeleri veya başka bir değişle, kendi sorumluluklarını başkalarına yüklemeleri demek olur. Nitekim, Sayın Dimitris Hristofias, sorumlu siyasi bir lider olarak BM Kapsamlı Çözüm Planı’nın Kıbrıs Rum halkı tarafından onaylanmasına katkı koymuş olsaydı, adamızdaki askeri varlıklar bugün çok daha sınırlı bir noktaya ulaşmış olacaktı.

Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halklarının barış içinde yaşaması hedefini benimsemiş liderlerin, sorumluluğu başkalarına yüklemek yerine, üzerlerine düşeni ve hatta daha fazlasını yaparak Kıbrıs sorununa acil ve kapsamlı bir çözüm bulunması için çalışması; bunun için halklarına öncülük etmesi gerekmektedir.”

 

İTALYAN PARLAMENTOSU ÜYESİ MİLLETVEKİLİ TURCO İLE İTALYAN RADİKAL PARTİ GENEL KONSEYİ ÜYESİ PERDUCA KKTC VATANDAŞLIĞINA MÜRACAAT ETTİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN 19 TEMMUZ 2007 TARİHİNDE YABANCI BASIN MENSUPLARI ONURUNA VERDİĞİ KAHVALTI TOPLANTISINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA METNİ
(19.07.07)

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU