GKK
VE BM BARIŞ GÜCÜ YENİ BİR MAYIN TEMİZLEME ANLAŞMASI İMZALADI
Kıbrıs’taki mayınlı alanların temizlenmesi konusunda
Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ile Birleşmiş Milletler Barış Gücü arasında
yeni bir anlaşma imzalandı.
Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz ile BM
Kıbrıs Barış Gücü Komutanı Tümgeneral Rafael Jose Barni arasında 13 Aralık’ta
mektup teatisi yöntemiyle imzalanan mayın temizleme anlaşması yürürlüğe girdi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca’nın dünkü haftalık
basın brifinginde açıkladığı anlaşma, mayın temizleme anlaşmasının
genişletilmesini amaçlıyor ve mayın temizlenmesinde iki kuvvetin işbirliğinin
prensiplerini belirliyor.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, geçen hafta Rum
basınında yer alan “mayınsızlaştırma rafa kalktı” konulu haberlerin asılsız
olduğuna işaret ederek, Kıbrıs Türk tarafının ilgili anlaşmanın Kıbrıs Türk
Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ile BM Barış Gücü arasında imzalanması talebi
nedeniyle Rum basınının bu iddiada bulunduğunu söyledi.
Erçakıca, Kıbrıs Türk tarafının AB’nin mali yardımından bir
miktarı mayın temizleme çalışmalarının finansmanına aktardığını da belirterek,
mayın temizleme işlemlerinin daha önce olduğu gibi Arjantinli ekip tarafından
yürütüleceğini bildirdi.
ERÇAKICA: “AB RUMLARIN APARATI OLMADIĞINI
TÜZÜKLERLE GÖSTERSİN”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün düzenlediği
haftalık basın brifinginde, Avrupa Birliği’nin Rum tarafının aparatı
olmadığını göstermesinin yolunun, Mali Yardım Tüzüğü’nü etkili bir şekilde
hayata geçirmek ve Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü kabul etmek olduğunu söyledi.
Erçakıca, geçtiğimiz hafta AB çatısı altında yaşananların,
Kıbrıs Rum tarafının AB üyeliğini Kıbrıslı Türkler aleyhine kullanmaya devam
ettiğini bir kez daha ortaya koyduğuna işaret etti.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer’in daha önceden planlanan
Brüksel temaslarının Rum tarafının girişimleriyle etkisizleştirilmek
istendiğini ve AB’ın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn’le görüşmesinin
Rum şantajlarıyla engellendiğini anımsatan Erçakıca, Rum tarafının bununla da
kalmayarak Türkiye’nin üyelik müzakereleriyle ilgili iki başlığın açılmasına
onay karşılığında Kıbrıs sorunuyla ilgili gelişmelerin Avrupa Konseyi Sonuç
Bildirgesi’nde kendi istedikleri şekilde yer almasını sağlamaya çalıştığını
anlattı.
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un osmosis
siyasetini fütursuzca savunurken, AB üyeliğini kullandığını da bizzat ortaya
koyduğuna işaret eden Erçakıca, şöyle konuştu.
“Hafta sonu bir Rumca gazetede yayınlanan demecinde,
isteklerinin kabul edilmemesi halinde Türkiye’yle ilgili 2 başlığın açılmasına
yardımcı olmalarının mümkün olmadığını AB’daki ortaklarına anlatırken
kararlılık gösterdiklerinden ve Türkiye’nin AB katılım sürecinin
değerlendirilmesinin temel stratejilerinin parçası olduğundan söz etmiştir.
Kıbrıs Rum tarafının geçtiğimiz hafta sergilediği tutum,
Avrupa Birliği’nin bölünmüş Kıbrıs’ı üye olarak kabul etmekle ne kadar büyük
bir hata yaptığını, ayrıca Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorununun çözümüne
yardımcı olmak istiyorsa Rum tarafının şantajlarına karşı çıkmanın yollarını
bir an önce bulmak zorunda olduğunu yeniden kanıtlamıştır.”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, AB’ın Kıbrıs Türk
halkına izolasyonların kaldırılması sözünü tutması gerektiğini de yineleyerek,
bunun için iki somut çalışma alanının Mali Yardım ve Direkt Ticaret
tüzükleriyle ilgili olduğunu söyledi.
Erçakıca, şunları kaydetti:
“Avrupa Birliği üyelerinin önünde, kendilerini Rum
tarafının aparatı haline getirmeyeceklerini göstermek için kullanabilecekleri
bir yol bulunmaktadır: Mali Yardım Tüzüğü’nün etkili bir şekilde hayata
geçirilmesi ve Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün kabul edilmesi… Avrupa Birliği
üyeleri, Doğu Akdeniz’de barış ve işbirliğinin gelişmesine katkıda bulunmak
istiyorlarsa, Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son vermek ve bunun ilk adımı
olarak da yukarıda anılan eylemleri gerçekleştirmek için kararlı
olmalıdırlar.”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Güney Kıbrıs’ta
şubat ayındaki başkanlık seçimi sonrasında yapılacak girişimin amacının,
Kıbrıs sorununa acil ve kapsamlı bir çözüm olması gerektiğini söyledi.
Erçakıca, seçimin en güçlü iki adayı Tasos Papadopulos ile
Dimitris Hristofyas’ın seçime yönelik açıklamalarının esasını Kıbrıs sorunu ve
bu sorunu nasıl çözeceklerine ilişkin görüşlerin oluşturduğunu, ancak bu
açıklamaların şubat sonrası için ümitlenmelerini sağlayacak unsurlar
içermediğini de ifade etti.
8 Temmuz anlaşmasının Kıbrıs sorununa bulunacak çözümün iki
kesimli, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon olacağını bir
kez daha karara bağladığını ve bu parametrelerin çerçevesinin BM Güvenlik
Konseyi kararları ile bugüne kadar elde edilmiş müktesebatla büyük ölçüde
belirlendiğini anlatan Erçakıca, şöyle konuştu:
“Bu nedenle 8 Temmuz sürecinde kaybedilen bunca zamandan
sonra Papadopulos’un hala yeni bir girişim için ‘zamanının çok iyi seçilmesi
ve yüksek düzeyde gerekli hazırlıkların yapılması’ koşullarını ileri sürmesi
ve Rum Dışişleri Bakanı Erato Markulli’nin ‘önümüzdeki yıl çözüme ilişkin yeni
bir zemin bulunacağını’ belirten açıklamaları, herkesin büyük bir umutla
beklediği şubat sonrası girişiminin daha şimdiden sonuçsuz bırakılması
çabalarından başka bir şey değildir.
Öyle görülüyor ki Papadopulos zihniyeti, çözümü erteleme
stratejisini terk etmek niyetinde değildir. Bu strateji yürürlükte kaldığı
sürece uluslararası girişimlerin Kıbrıs sorununa erken ve kapsamlı bir çözüm
bulunması ile sonuçlanması elbette zor olacaktır.”
Rum başkan adaylarından AKEL Genel Sekreteri Dimitris
Hristofyas’ın seçim kampanyasında kullandığı ifadeler ve ortaya koyduğu
tavırların da şubat sonrası girişimini şimdiden etkisiz bırakmaya yönelik
olduğunu belirten Erçakıca, şunları kaydetti:
“Hristofyas’ın Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili olarak
ortaya koyduğu hedefler, ‘sınırlarının Girne’de bittiğini’ söylemesi ve
Kıbrıslı Türkleri ‘Türkiye’ye güçlü bir hayır’ demeye çağırması, bu sorunu
hala daha anlayamadığını göstermekte ve şubat sonrası için umutlu olmamızı ne
yazık ki engellemektedir.”
Erçakıca, haftalık basın brifinginde Lokmacı kapısının
açılması konusundaki soru üzerine, Lefkoşa’nın Arasta bölgesindeki Lokmacı
kapısının Kuzey ve Güney Kıbrıs arasında yeni bir geçiş kapısı yapılmasına
Kıbrıs Türk tarafının her an hazır olduğunu, bu kapının sınır tartışmaları
yapılmadan açılması gerektiğini, BM’nin kapı açıldıktan sonra da iki tarafın
askeri komutanlıklarıyla sınır belirleme çalışmalarını sürdürebileceğini
söyledi.
Bölgenin statüsüyle ilgili tartışmalara girilmeden,
Lokmacı’nın mevcut statüsüyle açılabilmesi gerektiğini kaydeden Erçakıca,
“Eğer hedefimiz iki halkın işbirliğini, temasını geliştirmekse hiç bu
tartışmalara girmeden bu kapıyı açmamız gerekiyor” dedi.