www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber  26 Aralık 2007
 

GKK VE BM BARIŞ GÜCÜ YENİ BİR MAYIN TEMİZLEME ANLAŞMASI İMZALADI

ERÇAKICA: “AB RUMLARIN APARATI OLMADIĞINI TÜZÜKLERLE GÖSTERSİN”

 


 
 

GKK VE BM BARIŞ GÜCÜ YENİ BİR MAYIN TEMİZLEME ANLAŞMASI İMZALADI

Kıbrıs’taki mayınlı alanların temizlenmesi konusunda Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ile Birleşmiş Milletler Barış Gücü arasında yeni bir anlaşma imzalandı.

Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz ile BM Kıbrıs Barış Gücü Komutanı Tümgeneral Rafael Jose Barni arasında 13 Aralık’ta mektup teatisi yöntemiyle imzalanan mayın temizleme anlaşması yürürlüğe girdi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca’nın dünkü haftalık basın brifinginde açıkladığı anlaşma, mayın temizleme anlaşmasının genişletilmesini amaçlıyor ve mayın temizlenmesinde iki kuvvetin işbirliğinin prensiplerini belirliyor.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, geçen hafta Rum basınında yer alan “mayınsızlaştırma rafa kalktı” konulu haberlerin asılsız olduğuna işaret ederek, Kıbrıs Türk tarafının ilgili anlaşmanın Kıbrıs Türk Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ile BM Barış Gücü arasında imzalanması talebi nedeniyle Rum basınının bu iddiada bulunduğunu söyledi.

Erçakıca, Kıbrıs Türk tarafının AB’nin mali yardımından bir miktarı mayın temizleme çalışmalarının finansmanına aktardığını da belirterek, mayın temizleme işlemlerinin daha önce olduğu gibi Arjantinli ekip tarafından yürütüleceğini bildirdi.

 

ERÇAKICA: “AB RUMLARIN APARATI OLMADIĞINI TÜZÜKLERLE GÖSTERSİN”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün düzenlediği haftalık basın brifinginde, Avrupa Birliği’nin Rum tarafının aparatı olmadığını göstermesinin yolunun, Mali Yardım Tüzüğü’nü etkili bir şekilde hayata geçirmek ve Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü kabul etmek olduğunu söyledi.

Erçakıca, geçtiğimiz hafta AB çatısı altında yaşananların, Kıbrıs Rum tarafının AB üyeliğini Kıbrıslı Türkler aleyhine kullanmaya devam ettiğini bir kez daha ortaya koyduğuna işaret etti.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer’in daha önceden planlanan Brüksel temaslarının Rum tarafının girişimleriyle etkisizleştirilmek istendiğini ve AB’ın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn’le görüşmesinin Rum şantajlarıyla engellendiğini anımsatan Erçakıca, Rum tarafının bununla da kalmayarak Türkiye’nin üyelik müzakereleriyle ilgili iki başlığın açılmasına onay karşılığında Kıbrıs sorunuyla ilgili gelişmelerin Avrupa Konseyi Sonuç Bildirgesi’nde kendi istedikleri şekilde yer almasını sağlamaya çalıştığını anlattı.

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un osmosis siyasetini fütursuzca savunurken, AB üyeliğini kullandığını da bizzat ortaya koyduğuna işaret eden Erçakıca, şöyle konuştu.

“Hafta sonu bir Rumca gazetede yayınlanan demecinde, isteklerinin kabul edilmemesi halinde Türkiye’yle ilgili 2 başlığın açılmasına yardımcı olmalarının mümkün olmadığını AB’daki ortaklarına anlatırken kararlılık gösterdiklerinden ve Türkiye’nin AB katılım sürecinin değerlendirilmesinin temel stratejilerinin parçası olduğundan söz etmiştir.

Kıbrıs Rum tarafının geçtiğimiz hafta sergilediği tutum, Avrupa Birliği’nin bölünmüş Kıbrıs’ı üye olarak kabul etmekle ne kadar büyük bir hata yaptığını, ayrıca Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı olmak istiyorsa Rum tarafının şantajlarına karşı çıkmanın yollarını bir an önce bulmak zorunda olduğunu yeniden kanıtlamıştır.”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, AB’ın Kıbrıs Türk halkına izolasyonların kaldırılması sözünü tutması gerektiğini de yineleyerek, bunun için iki somut çalışma alanının Mali Yardım ve Direkt Ticaret tüzükleriyle ilgili olduğunu söyledi.

Erçakıca, şunları kaydetti:

“Avrupa Birliği üyelerinin önünde, kendilerini Rum tarafının aparatı haline getirmeyeceklerini göstermek için kullanabilecekleri bir yol bulunmaktadır: Mali Yardım Tüzüğü’nün etkili bir şekilde hayata geçirilmesi ve Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün kabul edilmesi… Avrupa Birliği üyeleri, Doğu Akdeniz’de barış ve işbirliğinin gelişmesine katkıda bulunmak istiyorlarsa, Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son vermek ve bunun ilk adımı olarak da yukarıda anılan eylemleri gerçekleştirmek için kararlı olmalıdırlar.”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Güney Kıbrıs’ta şubat ayındaki başkanlık seçimi sonrasında yapılacak girişimin amacının, Kıbrıs sorununa acil ve kapsamlı bir çözüm olması gerektiğini söyledi.

Erçakıca, seçimin en güçlü iki adayı Tasos Papadopulos ile Dimitris Hristofyas’ın seçime yönelik açıklamalarının esasını Kıbrıs sorunu ve bu sorunu nasıl çözeceklerine ilişkin görüşlerin oluşturduğunu, ancak bu açıklamaların şubat sonrası için ümitlenmelerini sağlayacak unsurlar içermediğini de ifade etti.

8 Temmuz anlaşmasının Kıbrıs sorununa bulunacak çözümün iki kesimli, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon olacağını bir kez daha karara bağladığını ve bu parametrelerin çerçevesinin BM Güvenlik Konseyi kararları ile bugüne kadar elde edilmiş müktesebatla büyük ölçüde belirlendiğini anlatan Erçakıca, şöyle konuştu:

“Bu nedenle 8 Temmuz sürecinde kaybedilen bunca zamandan sonra Papadopulos’un hala yeni bir girişim için ‘zamanının çok iyi seçilmesi ve yüksek düzeyde gerekli hazırlıkların yapılması’ koşullarını ileri sürmesi ve Rum Dışişleri Bakanı Erato Markulli’nin ‘önümüzdeki yıl çözüme ilişkin yeni bir zemin bulunacağını’ belirten açıklamaları, herkesin büyük bir umutla beklediği şubat sonrası girişiminin daha şimdiden sonuçsuz bırakılması çabalarından başka bir şey değildir.

Öyle görülüyor ki Papadopulos zihniyeti, çözümü erteleme stratejisini terk etmek niyetinde değildir. Bu strateji yürürlükte kaldığı sürece uluslararası girişimlerin Kıbrıs sorununa erken ve kapsamlı bir çözüm bulunması ile sonuçlanması elbette zor olacaktır.”

Rum başkan adaylarından AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas’ın seçim kampanyasında kullandığı ifadeler ve ortaya koyduğu tavırların da şubat sonrası girişimini şimdiden etkisiz bırakmaya yönelik olduğunu belirten Erçakıca, şunları kaydetti:

“Hristofyas’ın Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili olarak ortaya koyduğu hedefler, ‘sınırlarının Girne’de bittiğini’ söylemesi ve Kıbrıslı Türkleri ‘Türkiye’ye güçlü bir hayır’ demeye çağırması, bu sorunu hala daha anlayamadığını göstermekte ve şubat sonrası için umutlu olmamızı ne yazık ki engellemektedir.”

Erçakıca, haftalık basın brifinginde Lokmacı kapısının açılması konusundaki soru üzerine, Lefkoşa’nın Arasta bölgesindeki Lokmacı kapısının Kuzey ve Güney Kıbrıs arasında yeni bir geçiş kapısı yapılmasına Kıbrıs Türk tarafının her an hazır olduğunu, bu kapının sınır tartışmaları yapılmadan açılması gerektiğini, BM’nin kapı açıldıktan sonra da iki tarafın askeri komutanlıklarıyla sınır belirleme çalışmalarını sürdürebileceğini söyledi.

Bölgenin statüsüyle ilgili tartışmalara girilmeden, Lokmacı’nın mevcut statüsüyle açılabilmesi gerektiğini kaydeden Erçakıca, “Eğer hedefimiz iki halkın işbirliğini, temasını geliştirmekse hiç bu tartışmalara girmeden bu kapıyı açmamız gerekiyor” dedi.

İTALYAN PARLAMENTOSU ÜYESİ MİLLETVEKİLİ TURCO İLE İTALYAN RADİKAL PARTİ GENEL KONSEYİ ÜYESİ PERDUCA KKTC VATANDAŞLIĞINA MÜRACAAT ETTİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN 19 TEMMUZ 2007 TARİHİNDE YABANCI BASIN MENSUPLARI ONURUNA VERDİĞİ KAHVALTI TOPLANTISINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA METNİ
(19.07.07)

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU