www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber  19 Aralık 2007
 

BAŞBAKAN SOYER: “DİREKT TİCARET TÜZÜĞÜ AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMALI”    

CUMHURBAŞKANI SÖZCÜSÜ ERÇAKICA: “RUSYA TAM BİR RUM MİLİTANI GİBİ HAREKET ETTİ”

KKTC’NİN ROMA TEMSİLCİLİĞİ AÇILDI

 


 
 

BAŞBAKAN SOYER: “DİREKT TİCARET TÜZÜĞÜ AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMALI”    

             

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Brüksel temasları çerçevesinde dün AP Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı Jan Wiersma ile bir araya geldi. Başbakan bu görüşmenin ardından İngiliz AP Sosyalist Grup Milletvekili Michael Cashman ile görüştü.

 

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Brüksel temaslarına ilişkin değerlendirmesinde, “AB’nin Rum şantaja ve Kıbrıs Türkü’nün rehin tutulmasına ne kadar daha tahammül edeceğini” sorarak, Direkt Ticaret Tüzüğü ile ilgili konunun AB tarafından açıklığa kavuşturulmasını istediklerini söyledi.

 

Başbakan Soyer, görüşmelerinden sonra temaslarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Başbakan, Brüksel temaslarında görüştüğü AB ve AP yetkililerine, artık AB’nin Direkt Ticaret Tüzüğü’yle ilgili tutumuna açıklık getirmesini istediklerini aktardığını belirterek, eğer tüzük Rum engellemeleri yüzünden hayata geçmiyorsa, AB’nin, “Bunu bu yüzden başaramıyoruz, Rumların bu pozisyonuna boyun eğdik” demesini istedi. Soyer, “Meseleyi sürüncemede bırakmaya gerek yok” dedi.

 

AB’ye uyum için kendilerine verilen AB müktesebatı çerçevesindeki 12 başlığı ekiplerinin görüşmeye hazır olduğunu belirten Soyer, ancak Kıbrıs Türkü’nün her şeyi net olarak bilmek durumunda olduğunu ifade ederek, “AB; Rum şantajına boyun eğecekse kendi ilkelerini sürdürme yeteneğini sorgulamalı” dedi.

 

Başbakan, bugünkü görüşmelerinin ardından yaptığı açıklamada, AB yetkilileriyle temaslarında, Kıbrıs Türk halkının AB ilkelerine bağlı olduğunu ve AB içerisinde demokratik kimliğiyle yer almayı hedeflediğini vurguladıklarını belirterek, ancak bugünün koşullarında AB ilkelerindeki meşruiyete aykırı bir durum bulunduğunu söyledi.

 

Kıbrıs sorunu çözülmeden Güney Kıbrıs’ın AB üyesi olduğunu ve Rumların bunu “bir koşul, bir şantaj unsuru” olarak kullandıklarına dikkat çeken Başbakan, “AB’nin bu şantaja ve Kıbrıs Türklerinin rehin tutulmasına ne kadar daha tahammül edeceğini” sordu. “AB kendi kavramlarını hayata geçiremeyecek bir konumdaysa bunu gizlemeye gerek yoktur” diyen Başbakan Soyer, bu mesajı her görüşmesinde AB yetkililerinin dikkatine getirdiğini söyledi.

 

AB’nin Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un “bölücü” ilan ettiği Annan Planını desteklediğini anımsatan Soyer, Rum liderin, “Annan Planı’nda etnik farklılıklara dayanarak oy kullanma hakkının bulunduğunu ve bunun bölücü olduğunu” savunduğunu, görüştükleri tüm AB yetkililerine 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, iki toplumlu fonksiyonel federatif ilkeler temelinde yapılan ayrı seçimlerle demokratik organlarını oluşturdukları bir cumhuriyet olduğunu anlattıklarını söyledi.

 

Papadopulos’un bugün gasp ettiği “Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanlığı” makamının 1960 anlaşmasına göre Kıbrıs Rum halkının oylarıyla belirlendiğini AB yetkililerine anlattıklarını kaydeden Soyer, Papadopulos’un, söylemleriyle, “1963’te Kıbrıs Cumhuriyeti’nin darbeyle işgalini sağlayan ve cumhuriyet anayasasını buzlukta tutan eski hâkimiyetçi anlayışın temsilcisi” olduğunu belirtti. Bu mantıkla federal çözüm üretilemeyeceğini söyleyen Soyer, “AB şimdi 1963’te darbeyi yaparak Kıbrıs Cumhuriyeti’ni gasp eden ve onun iki toplumlu karakterini değiştiren ve Elen karakterli yapıya döndüren bu darbeci anlayışı mı desteklemektedir” dedi.

 

Soyer, dün, AB’nin Genişleme’den Sorumlu Komiseri Olli Rehn’in ekibiyle yaptıkları görüşmede, “Rehn ve ekibinin, Maraş konusunu Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nden ayırdıkları ve onu bütünlüklü çözümün parçası olarak tanımlayan tavırlarının önemli olduğunu, ayrıca, Mali Yardım Tüzüğü’nün hayata geçmesi ve Kuzey’de AB ofisinin açılması sürecinde gösterdikleri dirayetin, Girne, Gazimağusa ve Gemikonağı limanlarının uluslararası hukuka göre kapalı olmadığı yönündeki duruşlarının son derece olumlu olduğunu” belirttiğini kaydetti.

AB yetkililerine, Kıbrıs Türk halkını AB’ye hazırlamak için kendileriyle yakın çalışma içinde olmaları gerektiğini söylediğini de anlatan Soyer, AB müktesebatına uyum süreci için AB yetkilileri tarafından kendilerine iletilen başlıklar altındaki sürecin ele alınmasına hazır olduklarını söyledi.

 

Soyer, bunu ilerletmek istediklerini AB yetkililerine anlattıklarını ifade ederek, hiç bir ülkenin AB adaylığı sürecinde tek başına hazırlanmadığını, AB uzmanlarının AB uyum sürecinde devreye girdiklerini, bu çerçevede AB uzmanlarının desteğine ihtiyaç bulunduğunu, Kuzey’in her yönden AB’ye hazırlanmasının sadece üyelik açısından değil siyasi eşitlik temelinde bir çözüme de katkı yapacağını vurguladıklarını söyledi.

 

Başbakan, Kıbrıs Türk halkının artık her şeyi bilecek durumda olduğunu, AB müktesebatına uyum konularını görüşmeye hazır olduklarını, ancak AB; “kendi hukuksal durumunu öne sürerek” Rum şantajlarına boyun eğmeyi sürdürecekse, Kopenhag, Maastricht kriterleri ile Lizbon anlaşması gibi siyasi ve demokratik ilkeleri bütünlüklü olarak sürdürme yeteneğini sorgulamak durumunda kalacağını kaydetti.

 

Soyer, görüştüğü AB yetkililerine, BM Genel Sekreteri’nin izolasyonların kaldırılmasını vurgulayan son Kıbrıs raporunun Güvenlik Konseyi’nde onaylanması sırasında, izolasyonlara ilişkin bölümünün çıkarılması için yapılan Rum ve Rus işbirliğini anlattığını, Rumların, AB ile Kosova konusunda çelişkisi bulunan Rusya’dan, Kosova konusunda AB içinde takınacağı blokaj tavrını dikkate getirerek “imdat istediğini” kaydetti. Soyer, böylece Rusya’nın Güvenlik Konseyi’nde veto tehdidiyle izolasyon bölümünü karardan çıkarttırdığını AB yetkililerine de aktardığını söyledi. Soyer şöyle dedi:

 

“Amaca ulaşmak için her şeyi mubah sayan bir ilkesizlik AB kuralıysa ve AB buna ses çıkarmayacaksa, o zaman bu noktada kendi ilkeselliğini tartışmada tutacak. Kıbrıs Rumları ‘izolasyon yoktur, bu tali bir sorundur’ diyor. Bu nasıl tali bir sorundur ki Kıbrıs Rum tarafı BM Genel Sekreteri’nin raporunun onaylanmaması için uluslar arası siyaset sahnesinin tüm tehlikeli oyunlarını oynuyor ve AB siyasetini bloke etmeye çalışıyor.”

 

AB yetkililerine, izolasyonların kaldırılmasının Rumları masaya oturtmak için ne kadar elzem olduğunu anlattığını belirten Soyer, tüm AB ve Avrupa Parlamentosu yetkililerine, 2008’deki Rum seçimlerinden sonra görüşme yılı olacağı ümitlerini anımsatarak iki temel beklentiyi dile getirdiğini belirtti.

 

Soyer bunlardan birincisinin görüşme sürecinin bir an önce başlamasının desteklenmesi ve görüşme süreci başlarken de AB’nin vurgu yaparak “Bugünkü statüko sürdürülemez” demesi; ikincisinin ise görüşme süreci için makul bir takvimin olması ve iki lider görüşürken Uzlaşma Kurulu veya hakemlik gibi BM müesseselerine başvurulması olduğunu kaydetti.

 

Soyer, “bir tarafta AB üyesi olarak Rum tarafının, topu da, tüfeği de, bıçağı da, copu da, kalemi de olduğunu, diğer tarafta oturan Kıbrıs Türk tarafının ise sadece çıplak elleri, sevgi dolu yüreği, AB ilkeleri ve dünya barışına inanmış düşünceleri olduğunu” kaydetti.

 

Soyer, bu durumun çözümün sadece iki tarafça hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını gösterdiğini, görüşmeler başlarken AB’nin mutlaka adadaki statükonun sürdürülemeyeceğini vurgulaması ve BM ile uluslar arası camianın başarı için takvim ve uzlaştırma kurulu ile hakemlik müessesi ihtiyacını ortaya koymaları gerektiğini yineledi.

 

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, yıllarca sürmüş Kıbrıs sorununun çözüm sürecini hızlandıran unsurun AB üyeliğinin çekim gücü olduğunu, ancak “Annan Planı’na bağlı olduğunu” mektupla Genel Sekreter’e bildiren Papadopulos’un, üyelikten sonra tavrını değiştirdiğini vurguladı.

 

Soyer şunları söyledi:

 “Olli Rehn dâhil tüm AB yetkililerine şu mesajı vermek istiyorum: Lütfen Konsey ve Komisyon’un kapalı kapıları ardında Kıbrıs Türkü’nün şantaj, pazarlık ve tehdit unsuru olarak kullanılmasına izin vermeyin. Çünkü buna tahammülümüz kalmadı. Rehn’in, demokratik kimliği ve etkin şahsiyetiyle, Günter Verheugen’in gösterdiği kararlılığı göstereceğine inanmak istiyorum. Kıbrıs Türkü’yle ilgili pazarlık ve şantaj noktalarında sahip olduğu demokratik ilkeler temelinde ‘Artık yeter!’ demesini bekliyoruz.”

 

Soyer, adanın birleşmesiyle Doğu Akdeniz’i bir Avrupa ortak alanı haline getirmek ve Kıbrıslı Rumlarla siyasi eşitlik temelinde Kıbrıs’ı huzur adası haline dönüştürmek, AB içinde yer alarak bölgeye barış ve istikrar gelmesini sağlamak istediklerini kaydetti.

 

 

 

CUMHURBAŞKANI SÖZCÜSÜ ERÇAKICA: “RUSYA TAM BİR RUM MİLİTANI GİBİ HAREKET ETTİ”

             

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un raporunda yer alan izolasyonlarla ilgili ifadelerin BM Güvenlik Konseyi kararında yer almasının engellenmesinde Rusya’nın “tam bir Rum militanı gibi” hareket ettiğini söyledi.

 

Erçakıca, Kıbrıs Rum tarafının bu sonucu elde edebilmek için Avrupa Birliği üyeliğini kullandığının ve Rusya’yla “AB içinde Rusya’nın sesi” olmanın karşılığında bu kararı elde ettiğinin “herkes tarafından bilinen bir sır” haline geldiğini belirtti.

 

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca bugün düzenlediği haftalık brifingte, BM Güvenlik Konseyi’nin son Kıbrıs raporunu değerlendirdi, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

 

Hasan Erçakıca, Rum-Rus-AB ilişkilerine değinirken, Kıbrıs Rum tarafının AB üyeliğini bu kadar olumuz bir şekilde kullanmasının herkesin dikkatini çektiğini belirtti, AB üyeliğinin, AB hedefleriyle bağdaşmayacak şekilde kullanılmasına son vermenin, AB üyelerinin sorumluluğunda olduğuna dikkat çekti.

 

Kıbrıs Türk tarafının BM Genel Sekreteri’nin raporunun yayınlandığı ilk andan itibaren izolasyonlara ilişkin tespitlerinin Güvenlik Konseyi kararında yer almayacağının bilincinde hareket ettiklerini belirten Erçakıca, “Ne var ki, izolasyonlarla ilgili ifadelerin kararda yer almaması, onların ne önemini ne de geçerliliğini ortadan kaldırmaktadır” dedi.

 

Ban Ki-Moon’un izolasyonların neden kaldırılması gerektiğini Kıbrıs Türk tarafının anlayışına çok yakın bir şekilde izah etmesinin dikkat çekici olduğunu kaydeden Erçakıca, şöyle devam etti:

 

“İzolasyonların kaldırılması gibi üzerinde önemle durduğumuz diğer bazı hususların daha BM Genel Sekreteri’nin raporunda yer alması, bizim bu konuda verdiğimiz mücadele için yeni olanaklar yarattı. Kıbrıs Türk halkı, hedefine bu mücadele sayesinde ulaşacaktır.”

 

Erçakıca, Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen kararda, “geleneksel olumsuzluklar” devam ederken, kararın 3. paragrafında “gelecek yılın, kapsamlı çözüm arayışlarında sonuca götüren ilerlemeler kaydedilmesi için önemli bir fırsat penceresi olduğuna” dikkat çekilmesinin önemli bir kazanım olduğunu kaydetti.

 

Hasan Erçakıca, şöyle devam etti:

“Kısa bir hazırlık sürecinin ardından, kapsamlı çözüm müzakerelerinin Kıbrıs sorununa 2008 yılı sonuna kadar bir çözüm bulunabilmesi hedefiyle başlatılmasına ilişkin Kıbrıs Türk tarafının önerisi bununla tam bir uyum içerisindedir ve hala masadadır.”

 

Erçakıca, Kıbrıs Rum tarafının karara ilişkin yarattığı “gürültünün”, yaklaşan seçimlere yönelik olduğunu belirtti.

Hasan Erçakıca, bir soru üzerine, Rusya’nın Kıbrıs sorununa bakış açısının nasıl etkileneceğinin Türk tarafı için çok önemli olduğunu ifade ederek, uluslararası ilişkilerde etkileme metodunun çıkarlara dayalı olduğunu unutmamak gerektiğini söyledi.

 

Balkanlardaki gelişmelerden rahatsız olan Rusya’nın Rum Yönetimi’ni “AB içindeki sesi” olarak kullandığını kaydeden Erçakıca, bölgedeki diğer güçleri de dikkate alması gereken Rusya’nın Türkiye’yle ilişkisinin, etkilemede bir zemin olarak kullanılabileceğini belirtti.

 

Hasan Erçakıca, Rusya’nın Kıbrıs’la ilgili tavrında zaman zaman “gel-gitler” yaşandığını, bunun da ekonomik ve siyasi ilişkilerin bir “kalıba oturmadığının” bir göstergesi olduğunu kaydetti. Erçakcıa, bu dengesizliğin Kıbrıs sorununu etkilediğini söyledi.

 

Erçakıca, bir başka soruya yanıtında, Cumhurbaşkanlığı’nın Güney Kıbrıs’taki Rusya Büyükelçiliği’yle ilişkilerinin son zamanlarda zayıfladığını kaydetti. Bunun Rus Elçiliği’nden kaynaklandığını ifade eden Erçakıca, “Bizim ilişkilerimizi zayıflatmak gibi bir lüksümüz olamaz” dedi.

 

Hasan Erçakıca, AP Kıbrıslı Türklerle Yüksek Temas Grubu’nun Avrupa Parlamentosu’na Kıbrıs Türkü’ne uygulanan izolasyonlar konusunda Türk tezini destekleyici bir mektup yolladığı yönündeki habelerin hatırlatılması üzerine, böyle bir mektup yollandığı konusunda bilgi sahibi olduklarını, diplomatik kaynaklara da doğrulattıklarını, ancak ellerinde öyle bir mektup bulunmadığını söyledi.

 

Erçakıca, AP Yüksek Temas Grubu Başkanı Grosette’nin mektupta Kıbrıslı Türklerle ilişkileri iyileştirmeyi amaçlayan bazı önlemler önerdiğini ve AP Başkanlar Kurulu’nun da olumlu bir tavır içinde olduğu yönünde duyumlar aldıklarını belirtti.

 

AP Kıbrıslı Türklerle Yüksek Temas Grubu’nun faaliyetlerinin zaman zaman Kıbrıslı Türkler tarafından da eleştirildiğine işaret eden Erçakıca, son gelişmelerin, Kıbrıslı Türkler’in bu gibi, çalışmalara katılmak ve temasları sürdürmekten “başka bir silahı bulunmadığının” bir göstergesi olduğunu söyledi.

 

 

 

KKTC’NİN ROMA TEMSİLCİLİĞİ AÇILDI

 

KKTC'nin Roma temsilciliği dün akşam düzenlenen törenle hizmete girdi. Kalabalık bir davetli topluluğunun katıldığı açılışta kurdeleyi, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı ile İtalyan Milletvekili Maurizyo Turko kesti. Avcı, ofis sayesinde İtalya'daki ticaret, kültür, turizm ve eğitim alanındaki faaliyetleri geliştirebileceklerine işaret etti

KKTC'nin Roma temsilciliği dün akşam düzenlenen törenle hizmete girdi. Açılışa Türkiye Cumhuriyeti Roma Büyükelçisi Uğur Ziyal, KKTC vatandaşı İtalyan Milletvekili Maurizyo Turko, Senatör De Angelis, Eski Başbakan Yardımcısı, Roma Eyaleti eski Başkanı Santarelli, KKTC Fahri Temsilcisi Prof. Augusto Sinagra, Ulusal İttifak Partisi Üyesi Eski Bakan Marco Alemeno'nun temsilcisi Bruno Lagana, İtalyan Türk Dostluğu Birliği Eşbakanı Karmelo Massina ve diğer yetkililerin yanı sıra İtalya'da yaşayan Türk vatandaşlar katıldı.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Doç. Dr. Turgay Avcı, açılışta yaptığı konuşmada, ofisin açılmasının İtalya ve İtalyan halkları ile var olan ilişkileri ileriye götürmekte önemli bir adım olacağının altını çizdi.

Avcı, ofis sayesinde İtalya'daki ticaret, kültür, turizm ve eğitim alanındaki faaliyetleri geliştirebileceklerine işaret ederek, Kıbrıs Türk halkının karşı karşıya kaldığı izolasyonların ortadan kaldırılması konusunda İtalyan hükümetine de çağrıda bulundu.

Bakan Avcı konuşmasında, Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklerin diğer ülkelerde ve uluslararası organizasyonlarda temsiliyetini dahi ortadan kaldırmak için elinden geleni yaptığına işaret ederek, ofisin açılmasının Kıbrıslı Türklerin sesinin duyurulmasında önemli bir adım olacağına inandığını söyledi.

Avcı, açılıştaki konuşmasında törene katılanlara KKTC'nin diğer ülkelerdeki temsilcilikleri hakkında da bilgiler vererek, Kıbrıs Türklerine 45 yıldır adaletsiz bir şekilde uygulanan izolasyonların ortadan kalkmasının Kıbrıs'ta varılacak olan bir anlaşmaya yardımcı olacağına işaret etti.

İtalyan milletvekili Maurizyo Turko da yaptığı kısa konuşmada, KKTC için önemli bir adımın atıldığına işaret ederek, Kıbrıs Türk halkının yanında olmaya devam edeceklerini, mücadelenin, kazanmak için süreceğini vurguladı.

Açılış töreninde daha sonra Roma Temsilciliği için hazırlanan anı defteri, katılımcılar tarafından dolduruldu. Anı defterine ilk yazıyı yazan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Doç. Dr. Turgay Avcı, şu ifadeleri kullandı:

"KKTC'nin Roma Temsilciliği'nin açılışını yapmaktan gurur ve kıvanç duymaktayım. Kıbrıs Türk halkının özveri ve emeğiyle kurulan devletimizin İtalya'da temsiliyetinin sağlanması ileriye doğru atılan çok önemli bir adımdır. Bu adım, yıllardır en temel insan hakları çiğnenen Kıbrıs Türk halkının dünya ile bütünleşme ve uluslararası camia içerisinde hak ettiği yeri alma mücadelesinin simgelemektedir. Azimli Kıbrıs Türk halkının bu onurlu mücadelesinde başarıya ulaşacağına inancım tamdır. Hepimiz için özel anlam taşıyan bu günde Roma'daki KKTC Temsilciliği'nin açılışı için destek veren ve emeği geçen herkese en içten teşekkürlerimi sunarım."

İTALYAN PARLAMENTOSU ÜYESİ MİLLETVEKİLİ TURCO İLE İTALYAN RADİKAL PARTİ GENEL KONSEYİ ÜYESİ PERDUCA KKTC VATANDAŞLIĞINA MÜRACAAT ETTİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN 19 TEMMUZ 2007 TARİHİNDE YABANCI BASIN MENSUPLARI ONURUNA VERDİĞİ KAHVALTI TOPLANTISINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA METNİ
(19.07.07)

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU