CUMHURBAŞKANI TALAT:“RUMLAR, AB’NİN ELİNDEKİ SICAK PATATESTİR”
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABHaber’e yaptığı açıklamada, Avrupa
Birliği’nin, siyasi sorunları bulunan, sınır sorunu olan bölünmüş bir adayı,
Kıbrıslı Rumları kendi değerlerini bile ihlal ederek üye yaptığını söyledi.
Rum tarafının AB üyeliğinin adada çözüme engel olduğunu da vurgulayan KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, AB ve BM’de tüm adayı ve kurumlarını Rumların
temsil etmesinin çözümden uzaklaşılmasının en önemli nedeni olarak gösterdi.
Talat, “Rum tarafı AB üyelerinin elindeki sıcak patatestir. Birçok AB üyesi
durumun farkında değil. Bazıları ise soruna bulaşmak istemiyor. AB üyesi
ülkeler arasındaki dayanışmadan dolayı, birlik üyesi ülkeler Kıbrıs sorunuyla
ilgili seslerini çıkaramıyorlar” diye konuştu.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Cumhurbaşkanı Papadoupulos’un adada çözüm
istemediğini, BM çerçevesinde ve parametresindeki çözümleri kabul etmediğini
hatırlatan Mehmet Ali Talat, şu anda herkesin Rum tarafında yapılacak genel
seçimleri beklediğini, seçimlerden sonra yeni bir girişimin başlayabileceğini
anlattı
Fransa devreye girdi..
Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in KKTC’ye davet ettiğini ancak
Rumların hemen devreye girerek AB Dönem Başkanlığı nezdinde Aliyev nezdinde
girişiminde bulunduklarını anlatan Mehmet Ali Talat, “Bakü ziyaretimde
Aliyev’i adaya davet ettim. Ancak Rumların baskısı yüzünden, Portekiz Büyük
elçisi olmadığı için Bakü’deki Fransız Büyükelçisi AB Dönem Başkanı sıfatıyla
Aliyev’e bu ziyaretten duyulan memnuniyetsizliği iletmiş” diye konuştu.
.
Rumların, Kıbrıs konusunda baskı yaparak Türkiye’den avantaj koparmak peşinde
olduğunu da vurgulayan Mehmet Ali Talat, Rumların, Malta’daki bir okulun müzik
festivali için KKTC’ye gelmesine bile engel olduklarını belirtti
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, mali yardım tüzüğünü bloke eden Rumlarla ilgili
olarak AB’ye çağrı yaparak, “AB inisiyatif alıp Rum tarafına,( sizin ülkeniz
bölünmüş, birleşik devlet için çaba göstermeniz gerekir. AB’nin değer ve
kurallarına ters düşer bir durumdasınız, sorunu çözün) demeli. Konseyin
izolasyonların kaldırılmasına izin vermesine rağmen Rumların izolasyon
çabalarını yoğunlaştırmalarına AB engel olmuyor. Rum tarafı, adada güç
paylaşımını istemediği için çözüm istemiyor. Rumlar, sorunu yavaştan alıp,
Türkiye’yi AB sürecinde baskı altına alıp taviz koparmak istiyor” dedi
BAŞBAKAN
YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI “KIBRIS TÜRK HALKI ÜZERİNDEKİ İNSANLIK
DIŞI İZOLASYONLAR KALDIRILMADAN YAPILACAK HER TÜRLÜ BARIŞ GİRİŞİMİNİN
BAŞARISIZLIĞA UĞRAMASI KAÇINILMAZDIR”
Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Kıbrıs’taki Barış Gücü’nün görev süresini uzatan
BM Güvenlik Konseyi’nin kararını eleştirdi.
Rum tarafının masaya
gelmesinin ancak Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonun kaldırılması gibi
somut ve gereken mesajı verecek girişimlerle mümkün olduğunu söyleyen Avcı,
Kıbrıs Türk halkı üzerindeki insanlık dışı izolasyon kaldırılmadan yapılacak
her türlü barış girişiminin başarısızlığa uğramasının kaçınılmaz olduğunu
belirtti.
Turgay Avcı, yaptığı
yazılı açıklamada, BM’nin adadaki Barış Gücü’nün görev süresini uzatma
kararının BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un izolasyonlarla ilgili önemli
tespitlerde bulunduğu raporunu göz ardı ederek rafa kaldırdığını kaydetti.
Avcı, Güvenlik
Konseyi’nin, yine Kıbrıslı Türklerin bulunmadığı bir ortamda, “Rumların adeta
sözcülüğünü yapan” Rusya gibi bazı üye ülkelerin baskılarına boyun eğdiğini ve
kararda gerçekleri düzgün bir şekilde yansıtmayan başka unsurlar da
bulunduğunu ifade etti.
Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, rapordaki müzakere masasına dönme çağrısının
doğru adresinin Rum liderliği olduğunu söyleyerek, Türk tarafının çözüm
önerilerini devamlı şekilde sunduğunu hatırlattı.
Kıbrıs Türk halkı
üzerindeki insanlık dışı izolasyon kaldırılmadan yapılacak her türlü barış
girişiminin başarısızlığa uğramasının kaçınılmaz olduğunu kaydeden Avcı, Rum
tarafının sürdürdüğü bu insanlık dışı politikalarının gerek AB gerekse BM
tarafından açıkça reddedilmemesi ve bunların kaldırılması yönünde somut
adımlar atılmamasının Rum liderliğinin Kıbrıs Türklerine adada yaşam hakkı
vermek istemeyen katı politikalarının daha da sertleştirmesine neden olacağını
belirtti.
Rum tarafının uygulamakta
olduğu katı izolasyon politikasının iki halk arasında zaten var olan
güvensizliği artırdığını, bu yüzden de iki toplumlu etkinliklere ilginin gün
geçtikçe azaldığını dile getiren Turgay Avcı, kararda sivil toplumun teşvik
edilmesi gerektiği yönündeki tespitin doğru olduğunu, fakat güven ortamının
tesisinin Rum tarafının sürdürdüğü tecrit politikalarını sona erdirmesinden
geçtiğinden söz edilmediğini söyledi.
Avcı, ayrıca Rum
Yönetimi’nin gasp ettiği “Kıbrıs Cumhuriyeti” unvanı ile Kıbrıslı Türklere de
hükmedebileceğini konusunda uyarılması gerektiğini de hatırlattı.
Rum Yönetimi Lideri
Papadopulos’un raporda durduğundan bahsedilen 8 Temmuz sürecini sahiplenir
gibi görünme çabası içerisinde olduğunu ifade eden Avcı, bunun sebebinin Rum
tarafında yaklaşan başkanlık seçimleri olduğunu belirtti.
Avcı, Güven Yaratıcı
Önlemlere ilişkin yapmış oldukları önerilerde de yer alan ve Güvenlik Konseyi
kararının sınır kapılarının açılması ile ilgili paragrafında yer bulan Ledra
kapısının açılması konusundaysa, diğer sınır kapılarındaki uygulamalar
çerçevesinde kapının açılması gerektiğini; bunun için Kıbrıs Türk tarafı
olarak bir engel görmediklerini yineledi ve kapının açılamamasının tek
sebebinin suni krizler çıkaran Rum tarafı olduğunu söyledi.
Kararda ayrıca ara bölge
içerisinde yapılan inşaat girişimlerine de yer verildiğini kaydeden Avcı, BM
Barış Gücü yetkilileriyle işbirliği içerisinde bölge kurallarına saygılı
olmaya özen gösterdiklerini, inşaat girişimlerinin Rum tarafına ait olduğunu
ifade etti.
Avcı, Akyar bölgesinin ise
ara bölge olarak değerlendirilerek sürekli olarak kararda yer almasının kabul
edilemez olduğunu vurgulayarak, KKTC sınırları içerisinde bulunan Akyar’da
yapılacak herhangi bir işlemin sadece KKTC otoritelerini ilgilendirdiğini
bildirdi.
Akyar’daki mevcut durumda
herhangi bir değişiklik yapıldığı yönündeki iddiaların tamamen asılsız
olduğunu vurgulayan Avcı, kararda yapılan bu maddi hatanın bundan sonraki
kararlarda yer almayacağını ümit ettiklerini de sözlerine ekledi.