ERÇAKICA’NIN HAFTALIK BASIN BRİFİNGİ…
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü
Hasan Erçakıca, Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlediği haftalık rutin basın
brifinginde, Rum Yönetimi Lideri Papadopulos’un, hafta sonu Simerini
gazetesinde yayımlanan söyleşisinde dile getirdiği bazı görüşlerini
değerlendirdi.
Papadopulos’un, bu
söyleşide, Annan Planı olarak isimlendirilen BM kapsamlı çözüm planı temelinde
çözüm arayışlarına katılmayacağını açıkça ilan ettiğini belirten Erçakıca,
“Papadopulos, son yıllardaki bütün faaliyetlerinin bu plandan kurtulmak
olduğunu da itiraf ederek, büyük emekler verilerek ortaya çıkmış olan birikimi
bir çırpıda çöpe atmak niyetini sergilemiştir” dedi.
Erçakıca, Papadopulos’un
bu çabasına karşılık, bütün dünya gibi Kıbrıs Türk tarafının da Kıbrıs
sorununa bulunacak çözümün, BM genel Sekreteri’nin son raporunda da ifade
edildiği gibi “muhtemel bir anlaşma arayışı sırasında her iki tarafın da
kullanabilecekleri, hatta kullanmaları gereken, geçtiğimiz yıllar boyunca
halihazırda üzerinde çalışılmış olan önemli miktarda çalışma/müktesebat ve
kabul edilmiş parametreler konusundaki temel anlaşmalara dayalı olacağı”
görüşünde olduğunu anımsattı. Annan Planı’nın, BM Genel Sekreteri’nin son
raporunda “the considerable body of work” olarak tanımlanan bu çalışmaların en
önemli parçası olduğunu da kaydetti.
Papadopulos’un,
“Söylemekten yorulmayacağım.‘Son’ fırsatlar yoktur” şeklindeki sözlerine de
dikkat çeken Erçakıca, Rum liderin bu sözleriyle, bütün dünyanın umutla
beklediği Şubat sonrasındaki inisiyatifleri de sonuçsuz bırakmaktan
çekinmediğini şimdiden ilan ederken; sorunun çözümsüz kalmasından rahatsız
olmadığını da ortaya koyduğunu anlattı.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü
Erçakıca, Papadopulos’un söz konusu söyleşide, “Türkiye’nin Avrupa
perspektifini kesintiye uğratırsak, elimizde Türkiye’ye karşı hangi baskı
unsuru kalacak?” sorusunu ortaya atarak, Türkiye’nin AB üyeliği çabalarını,
basitçe kendi çıkarları için kullanmak stratejisini de bütün açıklığı ile
ortaya serdiğini belirterek “Kıbrıs Rum tarafının kapsamlı çözüm planına
‘hayır’ dedikten sonra, haksızca elde ettiği AB üyeliğini Kıbrıs sorununa
kendi istediği çözümü dayatmak için kullanma gayreti içinde olduğu bu söyleşi
ile bir kez daha açığa çıkmıştır” şeklinde konuştu.
Papadopulos’un çözüm
zeminini yok etme, sorunu çözümsüzlüğe itme ve Türkiye’nin AB üyeliği sürecini
Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı aleyhine kullanma çabalarının sonuçsuz
kalacağına işaret eden Erçakıca, şunları kaydetti: “Papadopulos’un çözüm
zeminini yok etme, sorunu çözümsüzlüğe itme ve Türkiye’nin AB üyeliği sürecini
Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı aleyhine kullanma çabaları elbette sonuçsuz
kalacaktır. Ne var ki, Papadopulos’un gayretleri ve seçim kampanyası nedeniyle
bu gayretlerini açıkça savunmak için ortaya koyduğu görüşler, Papadopulos ile
sadece çözümün değil, çözüm arayışlarını etkili bir şekilde sürdürmenin de
imkansız olacağını ortaya koymaktadır.”
Erçakıca, dünkü basın
brifinginde, Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov’un Güney Kıbrıs’a yaptığı
ziyareti de değerlendirdi.
“Üzücü ve olumsuz bir
gelişme” olarak nitelediği ziyaretin, Rusya’nın Kıbrıs konusundaki tutumu
konusundaki endişelerini bir kez daha teyit ettiğini kaydeden Hasan Erçakıca,
Lavrov’a, 2005 yılında Kıbrıs’a yaptığı ziyarette, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat ile görüşmemesinin üzüntüyle karşılandığının belirtilmiş olmasına
rağmen, aynı hatayı ısrarla tekrarlamasının, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi
üyesi olan bir ülkenin sergilemesi gereken hakkaniyetli tutumla bağdaşmadığını
vurguladı.
2004 yılında yapılan
referandumlardan sonra Kıbrıs’a yönelik olarak daha dengeli bir politika
izlemesini bekledikleri Rusya’nın, bu beklentileri boşa çıkardığını kaydeden
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, “Hatta Cumhurbaşkanımızın daha önce de dile
getirdiği gibi, BM Güvenlik Konseyi’nde adeta ‘Rum militanı’ gibi davranmaya
devam etmekte ve ‘Rum tarafınca reddedilen ifadelerin Güvenlik Konsey’i
tarafından onaylanmayacağını’ söyleyecek kadar diplomatik teamülleri
zorlamaktadır” dedi.
Erçakıca, Rusya Dışişleri
Bakanı Lavrov’un “zaman sınırlaması” gibi iki tarafın üzerinde uzlaşmaya
varması gereken bir konuda Rum tarafının bilinen pozisyonuna uygun, kesin ve
retçi bir anlayışı dile getirmesini de eleştirerek, bunu; “Rusya’nın Kıbrıs
sorunu konusunda oynaması gereken yapıcı rolün çok uzağında bir tutum” olarak
değerlendirdi.
Erçakıca, Rusya Dışişleri
Bakanı’nın, Kıbrıslı Rum lider Papadopulos’un politikasına verdiği açık
desteğin, uzlaşmazlığı bütün dünya tarafından kabul edilen bu politikayı
güçlendirmeye ve sonuçta Kıbrıs’ta çözümsüzlüğü sürdürmeye yardımcı olacağına
işaret etti.
BAŞBAKAN
SOYER, TÜRKİYE DEVLET BAKANI TÜZMEN’İ KABUL ETTİ
Başbakan Ferdi Sabit
Soyer, 7. Türk Dünyası Ekonomi, Bilişim ve Kültür Forumu’nun açılışına
katılmak üzere KKTC’de bulunan Türkiye Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ile
beraberindeki heyeti kabul etti.
Görüşmede ilk söz alan
Türkiye Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Türkiye ile KKTC arasındaki ticari ve
yatırım ilişkilerinin her geçen gün daha da artarak devam ettiğini
vurgulayarak, KKTC’nin kişi başına düşen Milli Gelir seviyesinin
yükselmesinden dolayı büyük bir memnuniyet duyduğunu kaydetti.
Tüzmen, iki ülke
arasındaki yatırım ve ticari ilişkilerin daha da artması için ellerinden gelen
gayreti göstereceklerini ifade etti.
Türkiye Cumhuriyeti’nin
son dönemdeki dış ticaretinde olağanüstü gelişmeler olduğunu ve bu gelişmenin
dünya coğrafyasında da önemli yer tuttuğunu ifade eden Tüzmen, bu gelişmenin
tabii ki Türkiye’nin ekonomisinden siyasetine bütün ilişkilerini etkilediğine
işaret etti.
Türkiye Devlet Bakanı
Tüzmen, dünya ekonomi ekseninin Atlas Okyanusu’ndan Pasifik Okyanusu’na doğru
kaydığını ve bu kaymadan Türk Cumhuriyetleri’nin denize açılan iki kapısı olan
Türkiye ile KKTC’nin büyük bir önem kazanacağını ifade ederek, bunun için de
önemli alanlarda ürün paylaşımı modelleriyle gerek KKTC ekonomisine gerekse
Türkiye ekonomisine gerekli desteği verebileceklerine inandığını söyledi.
Kürşad Tüzmen, KKTC’ye
büyük haksızlık yapılarak uygulanmasına devam edilen izolasyonun ortadan
kalkması ve özellikle Türk dünyasıyla KKTC arasındaki ticaret hacminin
artırılması için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini de söyledi.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer
ise ekonomik gelişmenin arttığı bu süreçte Kıbrıs sorununda kalıcı, kabul
edilebilir ve şerefli bir çözüm bulmayı hedeflediklerini ifade ederek,
Türkiye’nin ekonomik olarak gelişmesinin, dünyayla daha etkin bir şekilde
ilişkilerini artırmasının ve AB ile ilişkilerini sağlıklı bir şekilde
geliştirmesinin, hem Kıbrıs Türk halkının gelişimine, hem Kıbrıs sorununun
çözümüne, hem de bölge ve dünya barışına katkı sağladığını kaydetti.
Başbakan Ferdi Sabit
Soyer, Türkiye ile KKTC’nin birlikte çok daha güzel günlere gideceğini de
vurguladı.
7. TÜRK
DÜNYASI EKONOMİ, BİLİŞİM VE KÜLTÜR FORUMU YDÜ’DE BAŞLADI
7. Türk Dünyası Ekonomi,
Bilişim ve Kültür Forumu, dün Yakın Doğu Üniversitesi’nde (YDÜ) başladı.
Türkiye Başbakanlık Dış
Ticaret Müsteşarlığı ile Yakın Doğu Üniversitesi İşbirliği ve Türkiye Lefkoşa
Büyükelçiliği, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) ile
Türkiye Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen forumun açılışına TC Devlet
Bakanı Kürşad Tüzmen de katıldı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, başta Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan olmak üzere 9
Türk cumhuriyeti ve özerk cumhuriyetlerinden 80’in üzerinde akademisyen ve
katılımcının yer aldığı forumun açılışında yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türkü’ne
tecrit ve izolasyondan kurtulmasına olanak sağlayacak desteği Türk dünyasının
verebileceğini belirtti.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer
ise 21. yüzyılın dinamiği içerisinde ekonomide, bilim dünyasında, demokratik
kurumsallaşmada ilerlemek için dayanışma ve paylaşım gerektiğini söyledi.
TC Devlet Bakanı Kürşad
Tüzmen de, ticaret açısından Türkiye ve KKTC’nin konumunun önemine dikkat
çekerek, KKTC üzerindeki izolasyonların er veya geç kalkacağını ve buna
hazırlıklı olunması gerektiğini belirtti.
Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı ise, Kıbrıs Türk halkının adil ve kalıcı
çözümden yana iradesini referandumda ortaya koyduğunu, bunun akabinde AB
Konseyi’nin Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonların kaldırılması ve
ekonomik kalkınmasına yardımcı olmak için bir karar aldığına, İKÖ’nün bu
kararları takip ettiğine, BM Genel Sekreterinin de bu kararları desteklediğine
işaret etti, ancak bugüne kadar hiçbir somut adım atılmadığına dikkat çekti.
Turgay Avcı, Azerbaycan’da
17 Kasımda gerçekleştirilen Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı’nda
KKTC’ye yönelik sonuç bildirgesinde yer alan, “KKTC’nin tecritten çıkarılması
için tüm Türk devletlerinin diplomatik çabalarının birleştirilmesi, Kuzey
Kıbrıs ile siyasi, kültürel ve ekonomik ilişkilerin kurulması ve
geliştirilmesi ve uluslararası örgütler nezdinde haklarının müdafaası yönünde
Türkiye Cumhuriyeti’ne desteğin artırılması” kararın kendileri için çok önemli
olduğunu vurguladı.
Yıllardır haksız
ambargolar altında yaşamaya mahkûm edilen Kıbrıslı Türklerin bu destekle haklı
mücadelelerine daha sıkı sarılacağını dile getiren Avcı, Türk
cumhuriyetleriyle, özellikle ticaret, yüksek öğrenim ve kültür alanlarındaki
ilişkilerin daha da artırılmasının, izolasyonlara yönelik çabalarında
kendilerine büyük destek olacağını belirtti.
12 Aralık’ta sona erecek
forumun açılış bölümünün ardından “Türk Dünyası Ressamları Resim Sergisi”nin
açılışı yapılarak, panellere geçildi.