www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber  11 Aralık 2007
 

BAŞBAKAN SOYER: “2008 YILINDA GÖRÜŞME SÜRECİNİN HIZLANDIRILMASI VE BİR    AN ÖNCE GÖRÜŞME MASASININ OLUŞTURULMASI GEREKİR” 

 


 
 

 

BAŞBAKAN SOYER: “2008 YILINDA GÖRÜŞME SÜRECİNİN HIZLANDIRILMASI VE BİR    AN ÖNCE GÖRÜŞME MASASININ OLUŞTURULMASI GEREKİR” 

 

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye’deki bir televizyon kanalına verdiği röportajda Kıbrıs konusunu ve iç gelişmeleri değerlendirdi.

 

Başbakan Soyer, 2008 yılında görüşme sürecinin hızlandırılması ve bir an önce görüşme masasının oluşturulması gerektiğini vurgulayarak, Kıbrıs sorununun her zaman için gerek Türkiye gerekse Kıbrıs Türk halkı için önemli olduğunu ve bu konuda tarihsel perspektiflerin hiçbir zaman unutulmaması gerektiğini söyledi.

 

Kıbrıs sorununun çözümü için iki noktanın çok önemli olduğunu dile getiren Başbakan Soyer, bunlardan birincisinin; Kıbrıs Türk halkının kendi bölgesinde kendi kendini yöneteceği ve Rum tarafı ile eşit olabileceği bir çözüm şekli olduğunu söyledi.

 

Başbakan Soyer, Türkiye’nin Kıbrıs’taki 1960 Garanti ve İttifak Anlaşmaları’nda yer alan garantörlüğün devamının ise ikinci temel nokta olduğunu kaydetti.

 

Soyer, bu iki temel konuyu zemin alan bir yaklaşımla Kıbrıs sorununu çözüme götürmenin mümkün olduğunu dile getirerek “Çözümsüzlük, hem Kıbrıs Türk halkına hem de Türkiye’ye sürekli sıkıntılar getirir” dedi.

 

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği’ne üye olmasıyla sahip olduğu avantajları kullanarak, çözümden daha fazla kaçamayacağını belirten Başbakan Soyer, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik birtakım fırsatların denendiğini, ancak Rum Yönetimi’nin olumsuz tavırları nedeniyle sorunun çözümlenemediğini kaydetti.

 

Başbakan Soyer, Kopenhag ve Lahey’de Türk tarafının sergilediği tutumdaki pozisyondan sonra Güney Kıbrıs ile Yunanistan’ın hak etmediği bir şansı kullandığının önemli bir konu olduğunu ifade etti.

 

“Kopenhag ve Lahey’de Kıbrıs Türk tarafı, pozitif bir yaklaşım sergileseydi Rum Yönetimi görüşme sürecine girmeyecekti. Nasıl ki referandumlarda ‘hayır’ dediler, o zaman da çözüme yönelik isteksizlikleri ortaya çıkacaktı ve Rumların uzlaşmacı olmadığı ortaya çıkacaktı. Kıbrıs sorunu çözümlenmeden de Avrupa Birliği’ne de giremeyecekti” diyen Başbakan Soyer, Rum Yönetimi’nin çözüm olmadan Avrupa Birliği’ne girmesinin olumsuz bir durum olduğunu söyledi.

 

Güney Kıbrıs’taki seçim kampanyalarında yapılan konuşmalarda Lahey’den sonra Rum Yönetimi’nin pozitif durum sergilediğinin, ancak Avrupa Birliği’ne üye olunsa bile Birleşmiş Milletler’e  anlaşma yönünde çabaların devam edeceği yönünde söz verildiğinin dile getirildiğini ifade eden Başbakan Soyer, Rum Yönetimi’nin bu söze uymadığını ve Tasos Papadopulos’un Bürgenstock’ta Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşmediğini, aynı zamanda da Annan Planı’nı reddettiğini, böylece çözümden kaçan taraf olarak belirlendiğini anımsattı.

 

Kıbrıs Türk halkının Annan Planı’na “evet” demesiyle gerek ekonomide gerekse dış politikada birçok gelişmeler yaşandığının altını çizen Başbakan Ferdi Sabit Soyer, dünyanın artık Kıbrıs Türk halkından söz ettiğini ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ismini söylediğini belirterek, “Dünya artık Kıbrıs Türkü’ne yönelik izolasyonların kaldırılması ve eşitlik gibi söylemlerde bulunuyor” dedi.

 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un yaptığı açıklamalar ile hazırladığı belgeyi “olumlu bir gelişme” olarak değerlendiren Soyer, Rum Yönetimi’nin Kıbrıs konusuna yönelik yürüttüğü siyasetin yanlış olduğu yönünde bir açıklama yapılmasının çok önemli olduğunu söyledi.

 

Başbakan Soyer, Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonların kaldırılması ve Kıbrıs sorununun çözümü için kararlı olunması gerektiğinin altını çizerek, sorunun çözümlenmesine yönelik bugüne kadar gösterilen çabanın bundan sonra da devam edeceğini vurguladı.

Ada’nın bütünündeki egemenlik hakları çerçevesinde Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs’ta eşit haklara sahip olduğunu dile getiren Soyer, Rum Yönetimi’nin Kuzey Kıbrıs’ta egemenlik hakkı bulunmadığını ifade etti.

 

Kıbrıs Türkü’nün 1995 yılına kadar ithalat ve ihracat yaptığını, ancak 1995 yılında mühürde değişiklik yapıldığını ve bu değişikliği Rum Yönetimi’nin Adalet Divanı’na götürerek oradan alınan karar ile ihracatlara gümrük vergisi istendiğini anlatan Başbakan Soyer, geçmişte yapılan bir hata ile ithalatın ve ihracatın durduğunu, ancak bu sorunun aşılması amacıyla Doğrudan Ticaret Tüzüğü ile Mali Yardım Tüzüğü’nün gündeme geldiğini anlattı.

 

Annan Planı’ndan sonra Kıbrıs Türkü’ne yönelik birçok gelişmeler yaşandığını anlatan Başbakan Soyer, Kuzey Kıbrıs’ta AB ofisi açıldığını ve 24 Nisan Referandumu’na kadar Ada’ya gelen diplomatların Güney’de kaldığını, ancak referandumlardan sonra Avrupa Birliği ofisinde çalışanların Kuzey’de kaldığını söyledi.

 

Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünde Rum Ortodoks Kilisesi’nin önemli bir etken olduğunu anlatan Soyer, Güney Kıbrıs’ta Kilise’nin sorunun çözümüne yönelik bir plan hazırladığını belirterek, böyle bir yapının nasıl bir laik devlet olduğunu ve nasıl Avrupa Birliği’nde yer aldığını sordu.

 

Başbakan Soyer, bu konunun sorgulanması ve dünyaya gösterilerek deşifre edilmesi gerektiğini vurguladı.

 

Kıbrıs Türk halkının demokratik olduğu kadar laik bir devlete sahip olduğunu da anlatan Soyer, “Biz toplumun inançlarını ve din özgürlüğünü her yönü ile idrak edip içselleştiriyoruz ve Rum tarafının bu tutumunu kaygı ile izliyoruz” dedi.

 

Avrupa Birliği’nin, Güney Kıbrıs’ı çözüm olmadan üye almasının hata olduğu yönünde son zamanlarda söylemlerde bulunduğunu ve bunun önemli bir adım olduğunu ifade eden Başbakan Soyer, Avrupa Birliği’nin yaptığı bu tespitten sonra, Birleşmiş Milletler temelinde bir çözümden yana Rum Yönetimi’ni ikna etmesi gerektiğini vurguladı.

 

“Birleşmeyi eşitlik temelinde isteyen, Avrupa Birliği’nin savunduğu bir tezi isteyen Kıbrıs Türk halkını Avrupa Birliği’nin dışında bırakıyorsun. Kosova’yı, Karadağ’ı tanıyorsun, o zaman Avrupa Birliği’nin ilkeselliği nerede?” diye soran Başbakan Soyer, 2008 yılında görüşme sürecinin hızlandırılması ve bir an önce görüşme masasının oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Başbakan Soyer, Rum Yönetimi’nin; Birleşmiş Milletler zeminini yok etmeye çalıştığına ve bütün yaşananları sil baştan yapmak istediğine de işaret etti.

İTALYAN PARLAMENTOSU ÜYESİ MİLLETVEKİLİ TURCO İLE İTALYAN RADİKAL PARTİ GENEL KONSEYİ ÜYESİ PERDUCA KKTC VATANDAŞLIĞINA MÜRACAAT ETTİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN 19 TEMMUZ 2007 TARİHİNDE YABANCI BASIN MENSUPLARI ONURUNA VERDİĞİ KAHVALTI TOPLANTISINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA METNİ
(19.07.07)

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU