CUMHURBAŞKANI TALAT: “KIBRIS’TA ARTIK SON ŞANSLAR YAŞANIYOR”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, Denizli Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (DESİAD) davetlisi olarak
gittiği Denizli’de sanayici ve işadamlarına Kıbrıs’taki son gelişmeleri içeren
bir konferans verdi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, Kıbrıs’ta gözlerin 2008 Şubat ayında Kıbrıs Rum kesiminde yapılacak
olan başkanlık seçimine çevrildiğini ve herkesin o tarihi beklediğini ifade
ederek, “Kıbrıs’ta son şanslar yaşanıyor” dedi.
Mehmet Ali Talat,
Kıbrıs’ta bugün, 2004’e göre iki halkın birbirinden daha uzak ve birbirinden
daha hoşnutsuz olduğunu da ifade ederek, “Kafalarda ve beyinlerde uzaklaşma
vardır. Bölünme, siyasi elitten halka doğru ciddi bir yayılma yaşandı. Eğer
2008’den sonra da bu durum devam eder ve halk da kötüleşirse bölünme daha
kalıcı hale gelir. Bu da bir gerçekliktir ve bütün dünya görmektedir. O yüzden
Kıbrıs’ta son şanslar yaşanıyor. Kıbrıs sorununa 2008’de, BM müktesebatı
çerçevesinde bir çözüm bulunması konusunda artık son girişimler yapılacak.
Herkes de bunun sonucuna katlanacak” diye konuştu.
Annan Planı’nın hazırlanma
ve görüşülme süreci aşamalarını anlatan Talat, Kıbrıslı Rumların Annan
Planı’nın referanduma sunulmadan önce “nasıl olsa Kıbrıslı Türkler bu plana
‘hayır’ der” mantığıyla hareket ettiğini, ancak Kıbrıslı Türklerin plana
“Evet” diyeceğini anlayınca kendilerinin “Hayır” dediğini belirtti. Bunun
birçok kez Rumlar tarafından dile getirildiğini söyleyen Talat, ancak tüm buna
rağmen Rumların AB üyeliğine kabul edildiğini kaydetti.
Rumların Annan Planı
referandumuna kadar “Türkler çözüm istemiyor” diyerek dünyayı kandırdığını,
ancak referandumdan sonra bu durumun değiştiğini ifade eden Talat, Kıbrıslı
Türklerin tüm dünyaya ne kadar barışçı olduğunu ve çözüm istediğini
gösterdiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Talat, 2004
referandumunun 1974 gibi olmasa da Kıbrıs siyasi tarihinde çok önemli bir
dönüm noktası olduğunu ifade ederek, çünkü referandumla birlikte Türk
tarafının çözüm istemeyen taraf olmadığının anlaşıldığını söyledi.
Bunun ardından
referandumun etkileriyle Kıbrıs’ta yaşanan değişikliklere değinen Talat, artık
diğer ülke büyükelçilerinin örneğin Başbakan ve Dışişleri Bakanı’nı parti
binalarında değil makamlarında ziyaret ettiğini belirtti.
Talat, KKTC’ye uygulanan
izolasyonların haksızlığına da vurgu yaparak, AB “kalkacak” demesine rağmen
KKTC’ye uygulanan siyasi, kültürel, sportif ve ticari izolasyonların hala daha
devam etmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.
BM eski Genel Sekreteri
gibi yeni Genel Sekreterin de raporunda KKTC’ye uygulanan izolasyonların
kaldırılması yönünde çağrıda bulunduğuna dikkat çeken Talat, artık bunun
kaçınılmaz olduğunu, çünkü Kıbrıslı Türklere yönelik olan yasağın uluslar
arası alanda ciddi bir şekilde sarsıldığını dile getirdi.
2008 yılında Kıbrıs Rum
kesiminde yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin tüm dünya tarafından merakla
beklendiğini dile getiren Talat, şunları söyledi:
''BM Genel Sekreteri Ban
Ki-mun, son raporunda '2008 önemli bir yıl olacak' diyor. Dolayısıyla
seçimlerin hemen arkasından BM'nin bir inisiyatif almasını bekleyebiliriz. Biz
o güne hazırlanıyoruz. Biz o günü karşılamak için haklı politikamızı, haklı
çizgimizi koruyarak Kıbrıs Türk halkının ve tabii Türkiye'nin çıkarlarının
gerektirdiği politikaların hazırlıklarını yaparak o güne yönlendiriyoruz. Bir
müzakere sürecinin başlama ihtimali olup olmadığı sorusunun kesin bir cevabı
yok. Çünkü bu Kıbrıs Rum tarafının tutumuna bağlı.
Talat, Kıbrıs’ta bugün
2004’e göre iki halkın birbirinden daha uzak ve birbirinden daha hoşnutsuz
olduğunu da ifade ederek, konuşmasına şöyle devam etti:
“Kafalarda ve beyinlerde
uzaklaşma vardır. Bölünme, siyasi elitten halka doğru ciddi bir yayılma
yaşandı. Eğer 2008’den sonra, yani Rum tarafındaki seçimlerden sonra da bu
durum devam eder ve halk da kötüleşirse bölünme daha kalıcı hale gelir.
Bu da bir gerçekliktir ve
bütün dünya görmektedir. O yüzden Kıbrıs’ta son şanslar yaşanıyor. Kıbrıs
sorununa 2008’de BM müktesebatı çerçevesinde bir çözüm bulunması konusunda
artık son girişimler yapılacak. Herkes de bunun sonucuna katlanacak.”
Türkiye’de temaslarını
sürdüren Cumhurbaşkanı Talat, Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu’nun (TÜGİK)
Uşak’da düzenlediği “Kıbrıs Gündemi” konulu panelde Kıbrıs’taki son
gelişmelerle ilgili bir konferans verdi.
AVCI:
“İZOLASYONLARIN KALDIRILMASI ULUSLARARASI TOPLUMUN, ÖZELLİKLE DE AB’NİN
SORUMLULUĞUDUR”
Brüksel’de bulunan
Dışişleri Bakanı Avcı, KKTC vatandaşlığı alan İtalyan milletvekilleri ile
birlikte Avrupa Parlamentosu’nda basın toplantısı düzenledi.
Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Kıbrıslı Türklere uygulanan insanlık dışı
izolasyonların kaldırılmasının Avrupa Birliği’nin sorumluluğu olduğunu
vurguladı.
Turgay Avcı, “Bu;
uluslararası toplumun ve de özellikle Avrupa Birliği’nin bir sorumluluğudur;
verdikleri sözleri tutmalarının zamanı çoktan gelmiştir” dedi.
Dışişleri Bakanlığı Basın
Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre toplantıda, Kıbrıs sorununun; Rumların
iddia ettiği gibi, 1974 yılında bir gecede ortaya çıkmadığını anlatan Bakan
Avcı, 1974 Barış Harekâtı’nın; Kıbrıs Rumlarının adayı Yunanistan’a ilhak
etmek için yaptıkları girişimlerin sonucunda ortaya çıkan bir sorumluluk
olduğunu kaydetti.
1960’ta Kıbrıslı Türklerle
Rumların ortak kurdukları Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki ortaklığın
sonlandırılmasına kadar giden süreci özetleyen Avcı, 1974 Barış Harekâtı’nın
Rumların adayı Yunanistan’a bağlama sürecini hızlandırmak için yapılan darbe
sonrasında olduğunu hatırlattı.
Kıbrıs sorununun yaklaşık
40 yıldır Birleşmiş Milletler’in gündeminde olduğunu belirten Dışişleri Bakanı
Turgay Avcı, “Kıbrıs sorununa çözüm bulunamıyor, çünkü Kıbrıs Rumları eski
ortakları ile herhangi bir güç paylaşımına girmeyi kesinlikle reddediyor”
dedi.
“Kıbrıs Rum tarafı,
‘Kıbrıs’ın meşru hükümeti’ muamelesi gördüğü sürece Kıbrıs sorunu ne yazık ki
uzun yıllar daha devam edecek gibi görünüyor” diyen Turgay Avcı, “Eğer
Kıbrıs’ta insan hakları ihlallerinden bahsedeceksek, en önde gelen insani
hakları ihlali Kıbrıslı Türklere yönelik yapılandır” şeklinde konuştu.
İzolasyonların
kaldırılmasının, Kıbrıslı Rumları Kıbrıs sorununu çözme konusunda daha yapıcı
bir tutum içerisine girmeye zorlayacağına inandığını belirten Avcı, Kıbrıs’ta
bir anlaşmaya, ancak; Rumların BM’de kabul edilen parametreler ışığında iki
bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm modelini kabul
etmeleri ile ulaşılabileceğini kaydetti.
Kıbrıs Türk tarafının,
2004’te yapılan referandumda olduğu gibi, halen Kıbrıs sorununa kapsamlı bir
çözüm bulunması hedefine sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurgulayan Dışişleri
Bakanı Turgay Avcı, Türk tarafının, görüşmelerin başlamasına olanak tanıyacak
ve Kıbrıslı Türklerle Rumların günlük yaşamlarında karşılaştıkları zorlukları
ortadan kaldıracak teknik komitelerin kurulması ile ilgili çağrılarının 8
Temmuz sürecini doğurduğunu, ancak bu sürecin de Rum tarafının oyalama
taktiklerine maruz kaldığını ve tıkandığını anlattı.
Kıbrıs’taki tıkanıklığı
çözmek için yardım elini uzatma görev ve sorumluluğunun Avrupa Birliği’nde
olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, bu sorumluluğun ise; Avrupa
Birliği’nin, Kıbrıs Rum tarafını adada çözüm olmadan tam üye olarak kabul
ederken yaptığı tarihi hatadan dolayı doğduğunu söyledi.
Kıbrıs Rum liderliğinin,
Kıbrıslı Türklerin zamanla teslim olacaklarını ve Rumların çözüm için ısrar
ettikleri parametrelerin kabul edileceğini umduklarını belirten Avcı, Kıbrıs
Rum tarafının çözümden anladığının osmosisten başka bir şey olmadığını
vurguladı.
Dışişleri Bakanı Avcı,
Kıbrıs Rumları içerisinde Kıbrıslı Türkleri asimile etmek anlamına gelen
osmosis politikasının, Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos tarafından bizzat
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 60. birleşiminde dile getirildiğini
kaydetti.
Avcı, “Uluslararası
camianın, Rumların bu tutumlarını değiştirmek için gerekli adımları atmasının
zamanı gelmiştir” dedi.
Birleşmiş Milletler Genel
Sekreteri Ban Ki Moon’un son raporuna ve İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt’in
ifadelerine de atıfta bulunan Dışişleri Bakanı Avcı, basın toplantısında,
Avrupa Birliği’ne, organlarına ve tek tek üye ülkelere; Kıbrıslı Türklerle her
seviyede temasların yapılabilmesi, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün daha fazla
geciktirmeden kabul edilmesi, Kıbrıs Türk üniversitelerinin Bologna Süreci’nde
yer alması, Kıbrıslı Türk milletvekillerinin Avrupa Parlamentosu’nda temsil
edilmesi ve Türkçe’nin AB’nin resmi dillerinden birisi olarak kabul edilmesi
için çağrı yaptı.
BAŞBAKAN
YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI’DAN MATSAKİS’E YANIT
Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Marios
Matsakis’in Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen konferanstaki “suçlayıcı
ifadelerine” yanıt verdi.
Dışişleri Bakanlığı Basın
Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre Bakan Turgay Avcı, Brüksel’deki Avrupa
Parlamentosu’nda düzenlenen konferansta, Matsakis’in ifadelerinden sonra söz
alarak, Kıbrıs’ta eşit statüde iki halkın yaşadığını ve ilişkilerinin eşitlik
ve güç paylaşımı temelinde olması gerektiğini söyledi.
Bakan Avcı, Kıbrıs sorunun
ortaya çıkışını anlattıktan sonra, Matsakis’in Annan Planı’yla ilgili
ifadelerine karşılık vererek, Annan Planı’nın Rumlar tarafından kabul edilmiş
olması durumunda, Matsakis’in “sorun” diye ortaya koyduğu unsurlardan hiç
birinin gündeme getirilmiş olmayacağını söyledi.
Matsakis’in taşınmaz mal,
güç paylaşımı, toprak ve garanti konularıyla ilgili görüşlerini de yanıtlayan
Avcı, Annan Planı’nın, mal mülk konularına kabul edilebilir bir çözüm
getirdiğini, ancak Rumların planı ret etmesiyle birlikte bu sorunun çözümü
için bir fırsatın yitirildiğini söyledi.
Bakan Turgay Avcı, mal
mülk sorunun sadece Kıbrıslı Rumlara özgü bir sorun olmadığını, birçok
Kıbrıslı Türk’ün de taşınmaz malını Güney Kıbrıs’ta bırakmak zorunda kaldığını
anlatarak, Annan Planı’nın kabulü durumunda, mal mülk sorunun şu anda
çözümleme sürecinde olmuş olacağını söyledi.
Annan Planı’da garantiler
konusu hakkında da çözüm öngörüldüğünü ifade eden Avcı, Annan Planı kabul
edilmiş olsaydı, Rumların en büyük tartışma konusu haline getirdikleri Türk
askerinin adadaki varlığının çoktan tartışma konusu olmaktan çıkmış olacağını
kaydetti.
“Bu plan her iki taraf
için büyük fedakârlıklar içeriyordu. Bizler barışçıl bir çözüm uğruna cesaret
gösterip kabul ettik” diyen Bakan Avcı, Kıbrıslı Türklerin halen Kıbrıs’ta
çözüm istediklerini ve hemen kapsamlı çözüm görüşmelerine başlamaya hazır
olduklarını ifade etti.
BAYINDIRLIK
VE ULAŞTIRMA BAKANI USAR: “ALMAN VE KIBRISLI TÜRK SOSYAL DEMOKRATLAR KIBRIS
SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNDE BİRLİKTE HAREKET ETMELİ”
Almanya’da temaslar yapan
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar, Alman sosyal demokratlar ile
Kıbrıslı Türk sosyal demokratların, Kıbrıs sorununun çözümü için birlikte
hareket etmesi gerektiğini belirtti ve “Kıbrıslı Türkler adamızın yeniden
federal çatı altında birleşmesi için sürekli devinim ve çaba içindedir” dedi.
Almanya’da koalisyon
hükümetinin büyük ortağı Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) Hamburg Eyalet
Milletvekili ve Türk-Alman Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Johannes
Kahrs da, Kıbrıs Türk halkının adada çözüm uğraşlarını desteklediklerini
belirterek, Kıbrıslı Türklere en üst düzeyde destek için elinden geleni
yapacağını söyledi.
Bahar aylarında Kuzey
Kıbrıs’ı ziyaret edeceğini belirten Kahrs, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB)
üyeliğini de desteklediğini, bunun AB için de iyi olacağını ifade etti.
Bakan Usar, görüşmede
yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkı ile Alman halkı arasında devam eden iyi
diyaloğun, SPD’yle başladığını belirterek, diğer partilerle de görüşmeler
yaptıklarını kaydetti.
Alman sosyal demokratlar
ile Kıbrıslı Türk sosyal demokratların, Kıbrıs sorununun çözümü için birlikte
hareket etmesi gerektiğini ifade eden Salih Usar, “Kıbrıslı Türkler adamızın
yeniden federal çatı altında birleşmesi için sürekli devinim ve çaba
içindedir” dedi.
Salih Usar, referandum
sonrasında AB’nin Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonların kaldırılacağı
sözünü vererek bunu deklere ettiğini hatırlattı ve şöyle konuştu:“AB’nin
verdiği bu sözü tutmaması, Kıbrıslı Türklerde AB’ye karşı güvensizlik yarattı,
güvensizliği beslemeye başladı. 2004’te Kıbrıslı Türkler arasında AB’ye güven
duyma oranı yüzde 60’ın üzerindeyken, sözünü yerine getirmediği için bugün
yüzde 50’lere düşmüştür.
AB’nin en etkin ve büyük
ülkesi Almanya’nın bu konuda yapacak bir şeyleri olduğunu düşünüyorum. Bu
güvensizliğin artmaması için Almanya’nın AB içinde etkisini göstermesi lazım.”
Bayındırlık ve Ulaştırma
Bakanı Salih Usar, çözüm için her iki tarafın da çaba koyması halinde 2008’de
çözüm olasılığına inandıklarını ifade ederek, federal çözüm konusunda Kıbrıslı
Türklerin üzerine düşeni yaptığını, baskıya gerek olmadığını, ancak masaya
gelmeyenin Rum lider Tasos Papadopulos olduğunu anlattı.
Usar, Şubat ayında Güney
Kıbrıs’ta yapılacak seçimlerden sonra, BM’nin, AB’nin, Almanya’nın ve ilgili
tüm tarafların görüşmelerin hemen başlaması ve kısa zamanda sonuçlanması için
çaba göstermesini istediklerini, SPD’nin de bunu yapacağına inandıklarını
kaydetti.
Adada iki halk arasındaki
ekonomik dengesizliğin kaldırılmasının, adada bulunacak çözümün uzun vadeli
olması sonucunu mutlaka getireceğini vurgulayan Bakan Usar, Kıbrıs Türk
halkının ekonomik gelişmesinin artırılması için Almanya’nın Kuzey Kıbrıs’ta
yatırımları ve ekonomik yardımları gündeme getirmesiyle, Rumların ekonomik
seviyesine ulaşabileceklerine inandığını söyledi.