www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber  10 Aralık 2007
 

CUMHURBAŞKANI TALAT: “KIBRIS’TA ARTIK SON ŞANSLAR YAŞANIYOR”

AVCI: “İZOLASYONLARIN KALDIRILMASI ULUSLARARASI TOPLUMUN,  ÖZELLİKLE DE AB’NİN SORUMLULUĞUDUR”

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI’DAN MATSAKİS’E YANIT

BAYINDIRLIK VE ULAŞTIRMA BAKANI USAR: “ALMAN VE KIBRISLI TÜRK SOSYAL DEMOKRATLAR KIBRIS  SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNDE BİRLİKTE HAREKET ETMELİ”

 


 
 

CUMHURBAŞKANI TALAT: “KIBRIS’TA ARTIK SON ŞANSLAR YAŞANIYOR”

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Denizli Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (DESİAD) davetlisi olarak gittiği Denizli’de sanayici ve işadamlarına Kıbrıs’taki son gelişmeleri içeren bir konferans verdi.

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs’ta gözlerin 2008 Şubat ayında Kıbrıs Rum kesiminde yapılacak olan başkanlık seçimine çevrildiğini ve herkesin o tarihi beklediğini ifade ederek, “Kıbrıs’ta son şanslar yaşanıyor” dedi.

 

Mehmet Ali Talat, Kıbrıs’ta bugün, 2004’e göre iki halkın birbirinden daha uzak ve birbirinden daha hoşnutsuz olduğunu da ifade ederek, “Kafalarda ve beyinlerde uzaklaşma vardır. Bölünme, siyasi elitten halka doğru ciddi bir yayılma yaşandı. Eğer 2008’den sonra da bu durum devam eder ve halk da kötüleşirse bölünme daha kalıcı hale gelir. Bu da bir gerçekliktir ve bütün dünya görmektedir. O yüzden Kıbrıs’ta son şanslar yaşanıyor. Kıbrıs sorununa 2008’de, BM müktesebatı çerçevesinde bir çözüm bulunması konusunda artık son girişimler yapılacak. Herkes de bunun sonucuna katlanacak” diye konuştu.

 

Annan Planı’nın hazırlanma ve görüşülme süreci aşamalarını anlatan Talat, Kıbrıslı Rumların Annan Planı’nın referanduma sunulmadan önce “nasıl olsa Kıbrıslı Türkler bu plana ‘hayır’ der” mantığıyla hareket ettiğini, ancak Kıbrıslı Türklerin plana “Evet” diyeceğini anlayınca kendilerinin “Hayır” dediğini belirtti. Bunun birçok kez Rumlar tarafından dile getirildiğini söyleyen Talat, ancak tüm buna rağmen Rumların AB üyeliğine kabul edildiğini kaydetti.

 

Rumların Annan Planı referandumuna kadar “Türkler çözüm istemiyor” diyerek dünyayı kandırdığını, ancak referandumdan sonra bu durumun değiştiğini ifade eden Talat, Kıbrıslı Türklerin tüm dünyaya ne kadar barışçı olduğunu ve çözüm istediğini gösterdiğini vurguladı.

 

Cumhurbaşkanı Talat, 2004 referandumunun 1974 gibi olmasa da Kıbrıs siyasi tarihinde çok önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade ederek, çünkü referandumla birlikte Türk tarafının çözüm istemeyen taraf olmadığının anlaşıldığını söyledi.

 

Bunun ardından referandumun etkileriyle Kıbrıs’ta yaşanan değişikliklere değinen Talat, artık diğer ülke büyükelçilerinin örneğin Başbakan ve Dışişleri Bakanı’nı parti binalarında değil makamlarında ziyaret ettiğini belirtti.

                                              

Talat, KKTC’ye uygulanan izolasyonların haksızlığına da vurgu yaparak, AB “kalkacak” demesine rağmen KKTC’ye uygulanan siyasi, kültürel, sportif ve ticari izolasyonların hala daha devam etmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

 

BM eski Genel Sekreteri gibi yeni Genel Sekreterin de raporunda KKTC’ye uygulanan izolasyonların kaldırılması yönünde çağrıda bulunduğuna dikkat çeken Talat, artık bunun kaçınılmaz olduğunu, çünkü Kıbrıslı Türklere yönelik olan yasağın uluslar arası alanda ciddi bir şekilde sarsıldığını dile getirdi.

                                  

2008 yılında Kıbrıs Rum kesiminde yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin tüm dünya tarafından merakla beklendiğini dile getiren Talat, şunları söyledi:

 

''BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, son raporunda '2008 önemli bir yıl olacak' diyor. Dolayısıyla seçimlerin hemen arkasından BM'nin bir inisiyatif almasını bekleyebiliriz. Biz o güne hazırlanıyoruz. Biz o günü karşılamak için haklı politikamızı, haklı çizgimizi koruyarak Kıbrıs Türk halkının ve tabii Türkiye'nin çıkarlarının gerektirdiği politikaların hazırlıklarını yaparak o güne yönlendiriyoruz. Bir müzakere sürecinin başlama ihtimali olup olmadığı sorusunun kesin bir cevabı yok. Çünkü bu Kıbrıs Rum tarafının tutumuna bağlı.

 

Talat, Kıbrıs’ta bugün 2004’e göre iki halkın birbirinden daha uzak ve birbirinden daha hoşnutsuz olduğunu da ifade ederek, konuşmasına şöyle devam etti:

 

“Kafalarda ve beyinlerde uzaklaşma vardır. Bölünme, siyasi elitten halka doğru ciddi bir yayılma yaşandı. Eğer 2008’den sonra, yani Rum tarafındaki seçimlerden sonra da bu durum devam eder ve halk da kötüleşirse bölünme daha kalıcı hale gelir.

 

Bu da bir gerçekliktir ve bütün dünya görmektedir. O yüzden Kıbrıs’ta son şanslar yaşanıyor. Kıbrıs sorununa 2008’de BM müktesebatı çerçevesinde bir çözüm bulunması konusunda artık son girişimler yapılacak. Herkes de bunun sonucuna katlanacak.”

 

Türkiye’de temaslarını sürdüren Cumhurbaşkanı Talat, Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu’nun (TÜGİK) Uşak’da düzenlediği “Kıbrıs Gündemi” konulu panelde Kıbrıs’taki son gelişmelerle ilgili bir konferans verdi.

           

 

AVCI: “İZOLASYONLARIN KALDIRILMASI ULUSLARARASI TOPLUMUN,  ÖZELLİKLE DE AB’NİN SORUMLULUĞUDUR”

 

Brüksel’de bulunan Dışişleri Bakanı Avcı, KKTC vatandaşlığı alan İtalyan milletvekilleri ile birlikte Avrupa Parlamentosu’nda basın toplantısı düzenledi.

 

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Kıbrıslı Türklere uygulanan insanlık dışı izolasyonların kaldırılmasının Avrupa Birliği’nin sorumluluğu olduğunu vurguladı.

 

Turgay Avcı, “Bu; uluslararası toplumun ve de özellikle Avrupa Birliği’nin bir sorumluluğudur; verdikleri sözleri tutmalarının zamanı çoktan gelmiştir” dedi.

 

Dışişleri Bakanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre toplantıda, Kıbrıs sorununun; Rumların iddia ettiği gibi, 1974 yılında bir gecede ortaya çıkmadığını anlatan Bakan Avcı, 1974 Barış Harekâtı’nın; Kıbrıs Rumlarının adayı Yunanistan’a ilhak etmek için yaptıkları girişimlerin sonucunda ortaya çıkan bir sorumluluk olduğunu kaydetti.

 

1960’ta Kıbrıslı Türklerle Rumların ortak kurdukları Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki ortaklığın sonlandırılmasına kadar giden süreci özetleyen Avcı, 1974 Barış Harekâtı’nın Rumların adayı Yunanistan’a bağlama sürecini hızlandırmak için yapılan darbe sonrasında olduğunu hatırlattı.

 

Kıbrıs sorununun yaklaşık 40 yıldır Birleşmiş Milletler’in gündeminde olduğunu belirten Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, “Kıbrıs sorununa çözüm bulunamıyor, çünkü Kıbrıs Rumları eski ortakları ile herhangi bir güç paylaşımına girmeyi kesinlikle reddediyor” dedi.

 

“Kıbrıs Rum tarafı, ‘Kıbrıs’ın meşru hükümeti’ muamelesi gördüğü sürece Kıbrıs sorunu ne yazık ki uzun yıllar daha devam edecek gibi görünüyor” diyen Turgay Avcı, “Eğer Kıbrıs’ta insan hakları ihlallerinden bahsedeceksek, en önde gelen insani hakları ihlali Kıbrıslı Türklere yönelik yapılandır” şeklinde konuştu.

 

İzolasyonların kaldırılmasının, Kıbrıslı Rumları Kıbrıs sorununu çözme konusunda daha yapıcı bir tutum içerisine girmeye zorlayacağına inandığını belirten Avcı, Kıbrıs’ta bir anlaşmaya,  ancak; Rumların BM’de kabul edilen parametreler ışığında iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm modelini kabul etmeleri ile ulaşılabileceğini kaydetti.

 

Kıbrıs Türk tarafının, 2004’te yapılan referandumda olduğu gibi, halen Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunması hedefine sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Türk tarafının, görüşmelerin başlamasına olanak tanıyacak ve Kıbrıslı Türklerle Rumların günlük yaşamlarında karşılaştıkları zorlukları ortadan kaldıracak teknik komitelerin kurulması ile ilgili çağrılarının 8 Temmuz sürecini doğurduğunu, ancak bu sürecin de Rum tarafının oyalama taktiklerine maruz kaldığını ve tıkandığını anlattı.

 

Kıbrıs’taki tıkanıklığı çözmek için yardım elini uzatma görev ve sorumluluğunun Avrupa Birliği’nde olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, bu sorumluluğun ise; Avrupa Birliği’nin, Kıbrıs Rum tarafını adada çözüm olmadan tam üye olarak kabul ederken yaptığı tarihi hatadan dolayı doğduğunu söyledi.

 

Kıbrıs Rum liderliğinin, Kıbrıslı Türklerin zamanla teslim olacaklarını ve Rumların çözüm için ısrar ettikleri parametrelerin kabul edileceğini umduklarını belirten Avcı, Kıbrıs Rum tarafının çözümden anladığının osmosisten başka bir şey olmadığını vurguladı.

 

Dışişleri Bakanı Avcı, Kıbrıs Rumları içerisinde Kıbrıslı Türkleri asimile etmek anlamına gelen osmosis politikasının, Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos tarafından bizzat Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 60. birleşiminde dile getirildiğini kaydetti.

 

Avcı, “Uluslararası camianın, Rumların bu tutumlarını değiştirmek için gerekli adımları atmasının zamanı gelmiştir” dedi. 

 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un son raporuna ve İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt’in ifadelerine de atıfta bulunan Dışişleri Bakanı Avcı, basın toplantısında, Avrupa Birliği’ne, organlarına ve tek tek üye ülkelere; Kıbrıslı Türklerle her seviyede temasların yapılabilmesi, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün daha fazla geciktirmeden kabul edilmesi, Kıbrıs Türk üniversitelerinin Bologna Süreci’nde yer alması, Kıbrıslı Türk milletvekillerinin Avrupa Parlamentosu’nda temsil edilmesi ve Türkçe’nin AB’nin resmi dillerinden birisi olarak kabul edilmesi için çağrı yaptı.

 

 

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI’DAN MATSAKİS’E YANIT

 

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Marios Matsakis’in Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen konferanstaki “suçlayıcı ifadelerine” yanıt verdi.

 

Dışişleri Bakanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre Bakan Turgay Avcı, Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen konferansta, Matsakis’in ifadelerinden sonra söz alarak, Kıbrıs’ta eşit statüde iki halkın yaşadığını ve ilişkilerinin eşitlik ve güç paylaşımı temelinde olması gerektiğini söyledi.

 

Bakan Avcı, Kıbrıs sorunun ortaya çıkışını anlattıktan sonra, Matsakis’in Annan Planı’yla ilgili ifadelerine karşılık vererek, Annan Planı’nın Rumlar tarafından kabul edilmiş olması durumunda, Matsakis’in “sorun” diye ortaya koyduğu unsurlardan hiç birinin gündeme getirilmiş olmayacağını söyledi.

 

Matsakis’in taşınmaz mal, güç paylaşımı, toprak ve garanti konularıyla ilgili görüşlerini de yanıtlayan Avcı, Annan Planı’nın, mal mülk konularına kabul edilebilir bir çözüm getirdiğini, ancak Rumların planı ret etmesiyle birlikte bu sorunun çözümü için bir fırsatın yitirildiğini söyledi. 

 

Bakan Turgay Avcı, mal mülk sorunun sadece Kıbrıslı Rumlara özgü bir sorun olmadığını, birçok Kıbrıslı Türk’ün de taşınmaz malını Güney Kıbrıs’ta bırakmak zorunda kaldığını anlatarak, Annan Planı’nın kabulü durumunda, mal mülk sorunun şu anda çözümleme sürecinde olmuş olacağını söyledi.  

 

Annan Planı’da garantiler konusu hakkında da çözüm öngörüldüğünü ifade eden Avcı, Annan Planı kabul edilmiş olsaydı, Rumların en büyük tartışma konusu haline getirdikleri Türk askerinin adadaki varlığının çoktan tartışma konusu olmaktan çıkmış olacağını kaydetti.

 “Bu plan her iki taraf için büyük fedakârlıklar içeriyordu. Bizler barışçıl bir çözüm uğruna cesaret gösterip kabul ettik” diyen Bakan Avcı, Kıbrıslı Türklerin halen Kıbrıs’ta çözüm istediklerini ve hemen kapsamlı çözüm görüşmelerine başlamaya hazır olduklarını ifade etti. 

 

 

BAYINDIRLIK VE ULAŞTIRMA BAKANI USAR: “ALMAN VE KIBRISLI TÜRK SOSYAL DEMOKRATLAR KIBRIS  SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNDE BİRLİKTE HAREKET ETMELİ”

 

Almanya’da temaslar yapan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar, Alman sosyal demokratlar ile Kıbrıslı Türk sosyal demokratların, Kıbrıs sorununun çözümü için birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti ve “Kıbrıslı Türkler adamızın yeniden federal çatı altında birleşmesi için sürekli devinim ve çaba içindedir” dedi.

 

Almanya’da koalisyon hükümetinin büyük ortağı Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) Hamburg Eyalet Milletvekili ve Türk-Alman Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Johannes Kahrs da, Kıbrıs Türk halkının adada çözüm uğraşlarını desteklediklerini belirterek, Kıbrıslı Türklere en üst düzeyde destek için elinden geleni yapacağını söyledi.

 

Bahar aylarında Kuzey Kıbrıs’ı ziyaret edeceğini belirten Kahrs, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğini de desteklediğini, bunun AB için de iyi olacağını ifade etti.

 

Bakan Usar, görüşmede yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkı ile Alman halkı arasında devam eden iyi diyaloğun, SPD’yle başladığını belirterek, diğer partilerle de görüşmeler yaptıklarını kaydetti.

 

Alman sosyal demokratlar ile Kıbrıslı Türk sosyal demokratların, Kıbrıs sorununun çözümü için birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade eden Salih Usar, “Kıbrıslı Türkler adamızın yeniden federal çatı altında birleşmesi için sürekli devinim ve çaba içindedir” dedi.

 

Salih Usar, referandum sonrasında AB’nin Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonların kaldırılacağı sözünü vererek bunu deklere ettiğini hatırlattı ve şöyle konuştu:“AB’nin verdiği bu sözü tutmaması, Kıbrıslı Türklerde AB’ye karşı güvensizlik yarattı, güvensizliği beslemeye başladı. 2004’te Kıbrıslı Türkler arasında AB’ye güven duyma oranı yüzde 60’ın üzerindeyken, sözünü yerine getirmediği için bugün yüzde 50’lere düşmüştür.

 

AB’nin en etkin ve büyük ülkesi Almanya’nın bu konuda yapacak bir şeyleri olduğunu düşünüyorum. Bu güvensizliğin artmaması için Almanya’nın AB içinde etkisini göstermesi lazım.”

 

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar, çözüm için her iki tarafın da çaba koyması halinde 2008’de çözüm olasılığına inandıklarını ifade ederek, federal çözüm konusunda Kıbrıslı Türklerin üzerine düşeni yaptığını, baskıya gerek olmadığını, ancak masaya gelmeyenin Rum lider Tasos Papadopulos olduğunu anlattı.

 

Usar, Şubat ayında Güney Kıbrıs’ta yapılacak seçimlerden sonra, BM’nin, AB’nin, Almanya’nın ve ilgili tüm tarafların görüşmelerin hemen başlaması ve kısa zamanda sonuçlanması için çaba göstermesini istediklerini, SPD’nin de bunu yapacağına inandıklarını kaydetti.

 

Adada iki halk arasındaki ekonomik dengesizliğin kaldırılmasının, adada bulunacak çözümün uzun vadeli olması sonucunu mutlaka getireceğini vurgulayan Bakan Usar, Kıbrıs Türk halkının ekonomik gelişmesinin artırılması için Almanya’nın Kuzey Kıbrıs’ta yatırımları ve ekonomik yardımları gündeme getirmesiyle, Rumların ekonomik seviyesine ulaşabileceklerine inandığını söyledi.

İTALYAN PARLAMENTOSU ÜYESİ MİLLETVEKİLİ TURCO İLE İTALYAN RADİKAL PARTİ GENEL KONSEYİ ÜYESİ PERDUCA KKTC VATANDAŞLIĞINA MÜRACAAT ETTİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN 19 TEMMUZ 2007 TARİHİNDE YABANCI BASIN MENSUPLARI ONURUNA VERDİĞİ KAHVALTI TOPLANTISINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA METNİ
(19.07.07)

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU