TALAT-PAPADOPULOS GÖRÜŞMESİ 5 EYLÜL’DE
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı
Raşit Pertev, iki liderin görüşme tarihini belirlemek amacıyla Rum Lider Tasos
Papadopulos’un Diplomatik Büro Şefi Tasos Conis ile dün yaklaşık 1 saat süren
bir görüşme yaptı.
Pertev, görüşmeden sonra
yaptığı açıklamada, Talat-Papadopulos görüşmesinin 5 Eylül 2007 tarihinde,
öğleden sonra yapılacağını söyledi. Raşit Pertev, görüşmenin ara bölgede BM
gözetiminde gerçekleşeceğini kaydetti.
Pertev, “Kıbrıs Türk
tarafı olarak amacımız bir an önce kapsamlı müzakereleri başlatmak ve kapsamlı
çözüme ulaşmaktır. Bu çerçevede 2 liderin biraraya gelmesini istiyoruz” dedi.
ERÇAKICA:
“MARKULLİ’NİN GERGİNLİK YARATMAYA YÖNELİK AÇIKLAMALARI ORTAMI ZEHİRLİYOR”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü
Hasan Erçakıca dün düzenlediği haftalık brifingte Rum tarafının, özellikle
Dışişleri Bakanı Markulli’nin açıklamalarını değerlendirdi. Markulli’nin
özellikle adadaki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin varlığını hedef aldığına işaret
eden Erçakıca, “Bir kez daha altını çizmekte fayda vardır ki, Kıbrıslı
Türkler’in adada kalıcı bir barış sağlanmadığı sürece güvenlik ihtiyacı ve
buna bağlı olarak da Türk ordusuna ihtiyacı devam edecektir” dedi.
Erçakıca, Kıbrıslı
Türkler’in huzur ve güvenliğini, ayrıca adada barışı sağlamak gibi bir görevi
olan Türk ordusunun burada caydırıcı bir güç bulundurmasının, Kıbrıs Rum
tarafının politikalarından kaynaklanan bir zorunluluk olduğunu söyledi.
Erçakıca, “Geçmişte, böyle bir gücün bulunmadığı dönemlerde, Kıbrıslı Türklere
karşı yapılan saldırılar ve yaşamak zorunda bırakıldığı koşullar herkesin
malumudur” şeklinde konuştu.
Erçakıca, şöyle devam
etti:
“Günümüzde ise, Kıbrıs Rum
yönetiminin adanın tümünün hükümeti olma iddiaları ortada dururken, Türk
askerinin olmadığı bir anda, sözde egemenliklerini adanın kuzeyine zorla kabul
ettirmeye yönelik bir çaba içine girmeyeceklerinin hiçbir garantisi yoktur.
Hatta, egemenlik iddiasında bulunan her devletin güç kullanmaya
yeltenebileceğini düşünerek, Türk ordusunun çekilmesi halinde, Kıbrıs Rum
tarafının hemen Kuzey’i işgale kalkışacağını kolaylıkla söyleyebiliriz”
Hasan Erçakıca, Türk
Silahlı Kuvvetleri’nin adadan ayrılmasının çözüm çabalarına değil, tam tersine
karmaşaya, hatta yeni bir savaşa neden olabileceğini söyledi.
Erçakıca, “Bu nedenle
Kıbrıs Rum tarafının Türk Silahlı Kuvvetleri’ne saldırısı, çözüm çabalarına
hizmet etmiyor. Tam tersine sorunun gerçek nedenlerini gizleyerek çözümsüzlüğe
arka çıkıyor” dedi.
Türkiye’nin 2004’de
kapsamlı çözüm planının kabulüyle ordusunu adadan çekmeyi taahhüt ettiğini ve
buna onay verdiğini hatırlatan Erçakıca, şöyle devam etti:
“Markulli’nin dediği gibi,
Kıbrıs konusunda tek söz sahibi olan merci Türk ordusu ise ve adadan çekilme
gibi bir amacı yok ise, Nisan 2004 referandumunda alınan bu tutumun izahı
nasıl mümkün olabilir. Türk ordusunun Kıbrıs’ta barıştan ve kalıcı bir
çözümden yana olan tutumunun bundan daha açık bir göstergesi olamayacağı gibi,
kendisini ispat etme gibi bir yükümlülüğü de yoktur. Tam aksine, sürekli
gerginlik kaynağı olan ve Kıbrıslı Türklerin haklarını her fırsatta gasp
etmeye çalışan Kıbrıs Rum tarafının, barış ve çözümden yana olduğunu ispat
etme yükümlülüğü vardır”
Hasan Erçakıca, adadaki
Yunan askeri varlığına da dikkat çekerek, 7 bin civarında olan Yunan askerinin
1964 yılında, Yunan cuntasının komutasında adanın Yunanistan’a bağlanması için
yapılan darbede rol oynadığını belirtti.
Erçakıca “Türk askerin ise
adaya Kıbrıslı Türklere karşı yapılan saldırıları ve enosisi engellemek için
1960 antlaşmalarından kaynaklanan görevlerini yerine getirerek müdahalede
bulunmuştur. İki askeri güç arasındaki bu farklılığa da dikkat etmek
gerekmektedir” dedi.
DIŞİŞLERİ
BAKANI AVCI: “GKRY’NİN SİLAHLANMASI VE PETROL-DOĞALGAZ ARAMASI KIBRIS’TAKİ
İSTİKRARI BOZMAYA YÖNELİK ADIMLARDIR”
Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY),
Yunanistan’ın da yardımıyla milyonlarca dolar ödeyerek silahlanmayı
sürdürmesinin ve petrol ile doğalgaz arama-çıkarma için başlattığı
girişimlerin, ancak, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki istikrarı bozmaya yönelik
adımlar olduğunu kaydetti.
Avcı, Doğu Akdeniz’deki
istikrarı bozacak girişimlerden kaçınmayan GKRY’nin haddini aşmaması konusunda
uluslararası toplum tarafından uyarılması gerektiğini vurgulayarak,
“Papadopulos’un seçim kazanmak için ucuz kahramanlık peşinde olduğu ve
gerginlik politikalarından medet umduğu aşikârdır” dedi.
Dışişleri Bakanı Turgay
Avcı, dün, Bakanlık Basın Merkezi aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada,
“Papadopulos’un seçim borazanı” Rum Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markullis’in
geçtiğimiz günlerde “iyice saçmaladıktan ve Türkiye’den hak ettiği cevabı
aldıktan sonra da atıp tutmayı sürdürüp”, 1974’ten beri Kıbrıs adasına huzur
ve barış getiren Türk Silahlı Kuvvetleri ile Türk Dışişleri’ne dil uzattığını
ifade ederek, Markulli ve gaspçı Rum yönetimi liderliğinin davranışlarının
altında yatan esas sebebin; “Rum tarafının tek yanlı ve yasadışı olarak Avrupa
Birliği üyeliğine kabul edilmesinin verdiği cesaret” olduğunu belirtti.
Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Avcı, Kıbrıs Türk halkına AB tarafından verilen hiçbir sözün
yerine getirilmemesinin, aksine 21. yüzyılda insanlık dışı ve utanç verici
ambargo ve izolasyonların uygulanmaya devam etmesinin, başında “eli kanlı bir
kara para aklayıcısının” bulunduğu Rum yönetimini daha da cüretkâr yaptığına
dikkat çekerek, uluslararası anlaşmalarla Kıbrıs’ta bulunan Türk Barış
Kuvvetleri’nin 33 yıldan beri bu adada barışın ve özgürlüğün gerçek bekçisi
olduğunu herkesin çok iyi bildiğini kaydetti.
“Papadopulos ve borazanı
Markullis’in tek üzüntüleri, 1963 yılında başladıkları katliamı ve etnik
temizliği 1974’te tamamlayamamaktır” diyen Avcı, açıklamasına şöyle devam
etti:
“GKRY’nin milyonlarca
dolar ödeyerek Yunanistan’ın da yardımıyla silahlanmayı sürdürmesi, petrol ve
doğalgaz arama/çıkarma için başlattığı girişimler, ancak, Doğu Akdeniz ve
Kıbrıs’taki istikrarı bozmaya yönelik adımlardır. Doğu Akdeniz’deki istikrarı
bozacak girişimlerden kaçınmayan GKRY’nin haddini aşmaması hususunda
uluslararası toplum tarafından uyarılması gerektiğini vurgulamak isteriz.
Papadopulos’un seçim kazanmak için ucuz kahramanlık peşinde olduğu ve
gerginlik politikalarından medet umduğu aşikârdır.
11 yıl süre ile Kıbrıs
Türklerine reva görülen ölüm ve yıkımı anımsamayarak trajedi ve insan hakları
ihlalinden bahseden Markulli’nin Kıbrıs’ta olası bir barış sürecine hiçbir
olumlu katkıda bulunması mümkün değildir. Ancak, Türk Barış Kuvvetleri
adamızda var oldukça eli kanlı gaspçı Rum yönetiminin Kıbrıs’ta yeni
trajediler sahneye koyması asla mümkün olamayacaktır.”