TALAT’TAN PAPADOPULOS’A MEKTUP…
Kıbrıs Türk tarafı, ileriki günlerde gerçekleşmesi beklenen
Talat-Papadopulos görüşmesiyle ilgili tutumunu dün bir mektupla Kıbrıs Rum
lider Tasos Papadopulos’a iletti.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca’nın verdiği bilgiye
göre Cumhurbaşkanı Mehmat Ali Talat, Papadopulos’a gönderdiği mektupta,
görüşmenin içeriğine dair düşüncelerini aktardı ancak mektupta tarih
belirtilmedi. Olası görüşme tarihi Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ile
Rum Yönetimi Başkanlığı Diplomatik Büro Şefi Tasos Conis’in yapacağı
görüşmeyle belirlenecek.
Cumhurbaşkanı Talat’ın mektupla, daha önce defalarca yapmış
olduğu çağrılar sonucunda Papadopulos’un nihayet görüşme zamanı geldiğini
düşünmüş olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdiğini ve görüşmenin
içeriğine dair düşüncelerini aktardığı kaydedildi.
Bu arada, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın gönderdiği
mektubun ardından, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, müzakere
prosedürünün başlatılması için BM’ye çağrıda bulundu.
Rum radyosunun haberine göre Papadopulos, BM Genel
Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller’den iki toplum lideri
düzeyindeki görüşmelerin başlaması için gerekli prosedürün ivedilikle
başlatılmasını istedi.
ERÇAKICA: “RUM TARAFI AB’Yİ SİLAH OLARAK
KULLANMAYA ÇALIŞIYOR”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca dün sabah
düzenlediği haftalık basın brifinginde, Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Erato
Markulli’nin demeçlerinin, ileriki günlerde gerçekleşmesi için çalışılan
Talat-Papadopulos görüşmesini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.
Erçakıca açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu arada, Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Markulli’nin
demeçlerinin önümüzdeki günlerde gerçekleşmesi için çalışılan
Talat-Papadopulos görüşmesini olumsuz etkileyebileceğine de dikkati çekmek
isteriz.
Markulli, göreve geldiği günden beridir Türk tarafına
özellikle de Türkiye’ye yönelik kışkırtıcı açıklamalar yapmaktadır.
Markulli son olarak, NTV’ye verdiği demecinde Kıbrıs’ta
anahtarın “Türk ordusunun elinde” olduğu yönündeki görüşünü tekrarlayarak,
Kıbrıs ile ilgili sorunları “Başbakan Erdoğan ya da Türk ordusuyla konuşmak
istiyoruz” demekten de çekinmemiştir.
Markulli’nin bu açıklamalarını son derece talihsiz ve
anlamsız bulduğumuzu bir kez daha yinelemek istiyoruz. İki lider arasında bir
zirve yapılması için çalışıldığı ve Kıbrıs sorununa ilgi duyan tüm tarafların
bu görüşmenin öze yönelik ve sonuç verici olmasını beklediği bu günlerde,
Cumhurbaşkanımız Talat’ın Kıbrıs sorununun temel konularını konuşma yetkisinin
olmadığını iddia eden Markulli, Papadopoulos’un bu görüşmede ne konuşmayı
düşündüğü veya ne gibi bir sonuç alınmasını beklediği konularına da açıklık
getirmelidir.
Markulli’nin tutumu ve açıklamaları, Kıbrıs Rum tarafının
bu görüşmeyi, sadece iç politika mülahazaları ile gerçekleştirmek istediği
yönündeki görüşleri güçlendirdiği gibi, bu görüşmeyi etkisizleştirmeye
çalışmak olarak da değerlendirilebilir.
Kıbrıs Türk tarafı, bu oyuna alet olmamak ve
Talat-Papadopulos görüşmesini, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulunması
çabalarının önünü açmak için değerlendirmek kararlılığındadır.”
Basın toplantısında, Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz
arama çalışmalarına da değinen Erçakıca, bu yöndeki çalışmaların gerginlik
kaynağı olmaya devam ettiğine işaret etti ve şöyle konuştu:
“Ne yazık ki, Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz aranması
ile ilgili çalışmalar gerginlik kaynağı olmaya devam ediyor. Geçen hafta bu
doğrultuda yapmış olduğumuz uyarı, kimi çevrelerce yanlış anlaşılmış, kimi
çevrelerce ‘aşırı’ bulunmuş olsa da, Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs sorunu
çözümlenmeden “egemen bir devlet” imiş gibi adımlar atmaya kalkışması, üstelik
Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye gibi önemli bir ülkenin haklarını görmezlikten
gelmesi, ciddi tehlikeler içermektedir ve gerginlik kaynağı olmaya devam
etmektedir.
Doğu Akdeniz’deki gerginliğin tırmanmakta olduğunu
gözlemlemekten dolayı üzgünüz. Bu gerginliğin kaynağı, kendini arızasız bir
devlet olarak gören ve 1 Mayıs 2004’te haksızca elde ettiği Avrupa Birliği
üyeliğini Kıbrıs Türk halkına ve Türkiye’ye karşı kullanmaya çalışan Kıbrıs
Rum tarafıdır.
Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı, geçtiğimiz hafta gerginliği
yatıştırmaya çalışmak yerine, Türkiye’yi AB üyeliği sürecini kesintiye
uğratmakla tehdit etmiş ve gerginlik yaratan girişimleri için nereden cesaret
aldıklarını ifşa etmiştir.
Kıbrıs Rum tarafı, Avrupa Birliği’ni Kıbrıs Türk halkına ve
Türkiye’ye karşı bir silah olarak kullanmaya çalışıyor. Bu gerçek artık açıkça
ortaya çıkmıştır. Kıbrıs Rum tarafının elindeki bu silah oldukça tehlikelidir.
Bu silahın hoyratça kullanılmak istenmesi, sadece petrol arama konusunda
değil, her olayda tehlikeli gelişmelere neden olabilecektir.
Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Markulli’nin, Türkiye’nin Doğu
Akdeniz’deki haklarını koruma gayretine, “Avrupa Birliği üyeliği sürecini
kesintiye uğratma” tehdidi ile karşılık vermeye yeltenmesi, herkesten önce
Avrupa Birliği üyesi devletlerin tepkisi ile karşılanmalıydı. Avrupa Birliği
üyesi devletler, Kıbrıs Rum tarafının eline verdikleri bu silahın hoyratça
kullanılmak istenmesi halinde doğabilecek sonuçlardan sorumlu olacaklarını
unutmamalıdırlar.”
BARIŞ HAREKATI’NIN 2. AŞAMASININ YILDÖNÜMÜ…
Serdarlı’nın Kurtuluşunun 33’üncü Yıldönümü Törenle
Kutlandı (1)
Barış Harekatı’nın ikinci aşamasında özgürlüğüne kavuşan
Serdarlı’nın 33’üncü kurtuluş yıldönümü, dün düzenlenen törenle kutlandı.
Kurtuluş kutlamalarına katılan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, törende yaptığı konuşmada, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununa
bütünlüklü çözüm istediğini vurguladı ve “Oyalama olmadan, zaman kaybetmeden
Kıbrıslı Türklerin haklarını koruyacak onurlu bir barışa varmak hedefimizdir”
dedi.
Talat, geçmişten ders alarak barışın sağlam ve geri
dönülmez olmasının kendileri için son derece önemli olduğunun da altını çizdi.
Talat, “Bugün nasıl Serdarlı’nın kurtuluşunu kutluyoruz,
yarın Kıbrıs Türk halkının bütün bu kurtuluş günlerinin ve bu mücadelelerin
kararlılıkla elde ettiği gelecek güvencesini kutlayacağız” diye konuştu.
Talat, Kıbrıs’ta sağlam ve bozulamayan bir barış yapacaklarını, iki kesimli ve
iki kurucu devlete dayalı yeni bir ortaklığı sağlayacaklarını, Türkiye’nin
garantörlüğünde Avrupalı bir geleceği hep birlikte yakalayacaklarını
vurguladı..
Toplu Katliam Şehitleri Anıldı
Talat: “İnsanlık Tarihi İçin Kara Bir Leke”
Öte yandan, Muratağa-Sandallar ve Atlılar köylerinde Rumlar
tarafından topluca katledilerek katliam çukurlarına gömülen Kıbrıslı Türkler,
şehit edilişlerinin 33’üncü yıldönümünde törenlerle anıldılar.
Toplu katliam şehitleri için Muratağa,-Sandallar ile
Atlılar Şehitlikleri’nde iki ayrı tören düzenlendi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Muratağa-Sandallar
Şehitliği’nde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, “Zor bir anma
töreni…Nefesin, sözün bittiği, tarihi anlar” dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, insanları büyük acılara boğan böylesi
olayların, sadece o ülkenin değil dünya ve insanlık tarihinde de önemli bir
yer tuttuğunu, “kara bir leke” olarak anıldığını vurguladı.
Talat, böylesi olayların insanların sürekli hatırladıkları,
bir daha yaşanmaması için çalıştıkları önemli bir ders niteliğinde olduğunu
ifade ederek, “Biz bunu yaşadık. Kıbrıs Türkü çok büyük zorluklar yaşadı, çok
büyük acılarla karşı karşıya kaldı” dedi.
Muratağa, Atlılar ve Sandallar katliamlarının büyük kin ve
nefretle, Enosis hayallerinin sona ermesinin getirdiği tepkiyle İkinci Barış
Harekatı’nın başladığı günde gerçekleştirildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı
Talat, “Bu nasıl kin ve nefretti ki, küçük bebekler, yaşlı nineler öldürülüp
böylesi toplu mezarlara gömülüyordu. Bu nasıl kin ve nefretti ki sadece bir
değil, 3 köy birden katliamdan geçirildi” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türkü’nün bugün geriye bakarak
bu acı olayı anımsadığını ve bundan dersler çıkardığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Talat, yeni Rum Dışişleri Bakanı’nın
“Kıbrıs’ta anlaşmaya gerek yok, adanın bir bölümünü işgal eden Türk ordusu
çekilsin sorun çözülür” ifadelerine atıfta bulunarak, “Bu katliam mekanı bu
çiçeği burnunda sayın dışişleri bakanına verilecek en güzel yanıttır. Türk
ordusunun Kıbrıslı Türkleri nereden kurtardığının en güzel örneğidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, tarihi yaşamış ve büyük
acılar çekmiş bir halk olarak Kıbrıs Türk halkının geleceğe güvenle baktığını,
geçmişte kaybettiklerini de saygı ve minnetle anmaya devam ettiğini söyledi.