www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber  08 Ağustos 2007
 

AVCI PİLELİ KIBRISLI TÜRKLERE DESTEK BELİRTTİ VE İNGİLİZ MAKAMLARINI KINADI

AVCI’NIN ERENKÖY DİRENİŞİ YILDÖNÜMÜ MESAJI

CUMHURBAŞKANLIĞI SÖZCÜSÜ ERÇAKICA: “DOĞU AKDENİZ’DE GERGİNLİK ARTACAK”

 


 
 

AVCI PİLELİ KIBRISLI TÜRKLERE DESTEK BELİRTTİ VE İNGİLİZ MAKAMLARINI KINADI

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, günlük ihtiyaçları için dahi KKTC’den evlerine herhangi bir mal ve eşya götürmelerine İngiliz Üssü makamları tarafından izin verilmeyen Pile’de yaşayan Kıbrıslı Türklerin gösterdikleri tepkinin son derece haklı olduğunu belirtti ve Pile’de yaşayan Kıbrıslı Türklerin İngiliz Üssü makamlarının yürütmekte olduğu çağdışı uygulamaları protesto etmek amacıyla gerçekleştirdikleri eylemlerini desteklediklerini kaydetti.

Turgay Avcı, yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi:

“Pile’de yaşayan Kıbrıslı Türklerin İngiliz Üs makamlarının yürütmekte olduğu çağdışı uygulamaları protesto etmek amacıyla gerçekleştirdikleri eylemlerini desteklerken, İngiliz makamlarını bu uygulamalarından ötürü esefle kınıyoruz. Günlük ihtiyaçları için dahi KKTC’den evlerine herhangi bir mal ve eşya götürmelerine izin verilmeyen Pile’de yaşayan Kıbrıslı Türklerin gösterdikleri tepki son derece haklıdır. Pile’de yaşayan vatandaşlarımızın sorunları ve sıkıntılarıyla ilgilenmeleri için Bakanlığımız bünyesinde kurduğumuz Pile Masası konuyu yakından takip etmektedir.

Avrupa Birliği tarafından halkımıza verilen sözler ve yapılan vaatler yerine getirilmezken bir de Pile’de yaşayan Kıbrıslı Türklere kendi vatanlarında yapılan muamele bir insanlık ayıbıdır.

İngiliz makamlarını uyguladıkları bu çifte standardı derhal kaldırmaya ve 21. yüzyılda medeniyet ve hürriyetlerin beşiği olduğunu iddia eden bir ülkenin makamlarının insan haklarını ayaklar altına alan bu uygulamalarını süratle terk etmeye davet ediyoruz. Tepkilerini tartışmasız desteklediğimiz vatandaşlarımızın sorunlarının bir an önce giderilmesi için gerekli tüm girişim ve çalışmaları halihazırda başlattığımızı bir kez daha vurgulamak isteriz.”

 

AVCI’NIN ERENKÖY DİRENİŞİ YILDÖNÜMÜ MESAJI

“KIBRIS TÜRK HALKI MEŞRU HAK VE ÇIKARLARINI SONSUZA DEK, HER NE PAHASINA OLURSA OLSUN KORUMA AZİM VE KARARLILIĞINDADIR”

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Erenköy direnişinin 43’üncü yıldönümü dolayısı ile yayımladığı mesajda, Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını, sonsuza dek, her ne pahasına olursa olsun koruma azim ve kararlılığında olduğunu belirtti.

Avcı, mesajında, şu ifadelere yer verdi:

“Kıbrıs Türkü’nün destansı mücadelelerle dolu tarihinin altın bir sayfası olan Erenköy direnişinin bugün 43. yıldönümüdür. Erenköy direnişi kalpleri vatan ve özgürlük aşkıyla çarpan bir avuç üniversite öğrencisinin kanlarıyla yazdığı bir özgürlük destanıdır. Aynı zamanda Erenköy ve civar köylerde yaşayan Kıbrıslı Türklerin kendilerinden sayıca ve silahça üstün bir düşmana karşı canları pahasına vermiş oldukları onurlu direnişin simgesidir. Kıbrıs Türkü bu direnişle hür ve onurlu bir yaşam için her türlü bedeli ödemeye hazır olduğunu dosta ve düşmana ispat etmiştir. Bu şanlı direniş sırasında hayatlarını cesurca ortaya koyarak şehit olan kardeşlerimizi saygıyla yad ederken bu özgürlük mücadelesine canları ve kanlarıyla katkı koyan Erenköylü kardeşlerimizi de şükranla anıyoruz.

Bu anlamlı günde, Kıbrıs Türk halkının kendi yurdunda huzur ve güven içerisinde yaşadığı bugünlere hangi badireleri atlatarak ve nelere göğüs gererek geldiğini bir kez daha hatırlıyoruz. Geçmişte yaşanan acıların tekrarlanmaması için Kıbrıs Türk halkı meşru hak ve çıkarlarını sonsuza dek her ne pahasına olursa olsun koruma azim ve kararlılığındadır.

Kıbrıs Türk halkının 1963-74 yılları arasında verdiği varoluş mücadelesi neticesinde ve 11 yıllık Rum mezaliminden sonra kavuştuğumuz özgürlüğümüzün korunmasında bugüne kadar verdiği sarsılmaz desteğinden ötürü Anavatan Türkiye’ye bu vesileyle minnettarlığımızı bir kez daha yinelemek isterim.

Bu şanlı direnişin yıldönümü vesilesiyle, Rum-Yunan ikilisinin ENOSİS emellerini sonsuza dek toprağa gömen ve vatanımızda özgürce yaşamak için verilen varoluş mücadelesinde hayatlarını seve seve feda eden Aziz Şehitlerimizi saygıyla anıyor ve huzurlarında tazimle eğiliyorum.”

 

CUMHURBAŞKANLIĞI SÖZCÜSÜ ERÇAKICA: “DOĞU AKDENİZ’DE GERGİNLİK ARTACAK”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Rum tarafının Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama çalışmalarını 16 Ağustos’ta başlatma kararından sonra Türkiye’nin de bölgede çalışma başlatmasının gerginliği artıracağını söyledi.

Erçakıca’nın, dünkü haftalık basın brifingide yaptığu açıklamanın tam metni aşağıdaki gibidir:

“Kıbrıs Rum tarafının Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına 16 Ağustos’ta başlama kararı bir dizi karşı önlemi de beraberinde getirdi.

Bilindiği gibi, Türkiye Doğu Akdeniz’in bazı bölgelerinde petrol ve doğal gaz arama çalışmaları başlattı.

Kıbrıs Rum sözcüsü dün (06.08.2007) yaptığı açıklamada, Türkiye’nin henüz daha kara sularını ihlal etmediğini belirterek atmosferi yumuşatmaya çalıştı. Buna karşın, bu gelişmelerin devam etmesi durumunda, Doğu Akdeniz’deki gerginliğin artmasını beklemek gerekiyor.

Bunun başlıca nedeni, Kıbrıs Rum tarafının, kendini “hiçbir iç ve dış sorunu olmayan bir devlet” yerine koyarak Doğu Akdeniz’i parsellemeye kalkışmasıdır. Bilindiği gibi, Kıbrıs Rum tarafı, bu çabalarına Mısır ve Lübnan gibi ülkeleri de ortak ederek sorunu derinleştirmeye de çalışmıştır.

Kıbrıs Rum tarafının çabalarının önümüzdeki haftadan itibaren yoğunlaşması beklendiğine göre bu gerginliğin de giderek tırmanması beklenmelidir.

Kıbrıs Rum tarafının çabalarına karşın daha önce yaptığımız açıklamaları bir kez daha tekrar etmek istiyoruz. Kıbrıs, hem kendi içinde, hem de uluslararası alanda önemli sorunları olan bir ülkedir. Bu ülkedeki siyasi sorunları çözmeden, kapkaççı bir zihniyetle yapılacak uygulamalar, bölgemizdeki gerginliği tırmandırmaktan ve Kıbrıs’ta yaşayan iki halk arasındaki ilişkileri bozmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Kıbrıs Rum tarafı, Doğu Akdeniz’de yeni krizler yaratarak Kıbrıs sorununu kendi amaçları doğrultusunda ilerletmeye çalışmaktadır. Papadopulos, bu krizleri gerekçe yaparak, kendi yönetimlerini meşru göstermeye çalışmakta ve “devletinin” egemen olduğu söylemini sürekli olarak gündemde tutmaktadır.

Kıbrıs’ın kendisi gibi hava sahası ve karasuları da sorunlu bölgelerdir. Bu bölgelerdeki mevcut durumu taraflardan birinin lehine, diğerinin aleyhine olacak şekilde değiştirmeye çalışmak elbette tepki gösterilecek bir durumdur.

Kaldı ki, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Kıbrıs sorunundan bağımsız hakları olduğu ve bunun uluslararası deniz hukukuna dayandığı da bilinen bir gerçektir.

Bu nedenle, Doğu Akdeniz’de olduğu varsayılan petrol ve doğal gaz rezevlerinin bölge insanlarının yararına kullanılabilmesi için Kıbrıs sorununa erken ve adil bir çözüm bulunması gerekmektedir. Bu nedenle, konu ile ilgilenenler, bu kaynakların kimler tarafından kullanılacağından önce Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgilenmelidirler.

Bugün, hafta sonuyla birlikte yaşanan bir gelişmeye de dikkatinizi çekmek istiyorum. Pazar günü Türkiye gazetelerinden birinde yer alan bir haberde, Yunanistan’ın Rodos adasındaki Osmanlı eserlerinden birinin, Muradiye Camisi’nin Avrupa Birliği fonları da kullanılarak kiliseye çevrileceği haberi yer almıştır.

Bu haber, yapılan araştırmalardan sonra, dün (06.08.2007) bizzat Türkiye’nin Rodos Başkonsolosluğu tarafından yalanlanmıştır. Başkonsolos Sayın Ahmet Arda, konu ile ilgili açıklamasında çok kesin ifadeler kullanarak “Bu haberler tümüyle yalandır, provakasyondur” demiş ve Türkiye’nin iki ülke arasındaki ilişkilerin korunmasındaki hassasiyetini en iyi şekilde ifade etmiştir.

Bilinen bir gerçektir ki, Türkiye ve Yunanistan kamuoyları gibi, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halkları da bu tür haberlerden etkilenmektedirler. Bu nedenle bu haberlerin en iyi şekilde araştırıldıktan sonra yayınlanması kadar, yetkili makamların bu tür konuların istismarını önlemeye çalışması da önem taşımaktadır.

Ne yazık ki, Kıbrıs’ta özellikle Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi yetkililerinin Kuzey Kıbrıs’ta bulunan tarihi ve dini eserlerin durumunu istismar etmeye çalıştıklarına tanık olmaktayız. Kilise yetkilileri, bu tür istismarlar ile kendilerinin “milli dava” dedikleri amaçlarına hizmet etmeye çalışırken Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halkı arasındaki ilişkilerin olumsuz bir şekilde etkilenmesine de yol açmaktadırlar.

Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi yetkililerinin olumsuz tutumlarına karşın, Kuzey Kıbrıs’taki tarihi ve dini mirasın korunması için çalışılmaktadır. İlgili dairelerimizin bu konudaki çalışmalarının yanı sıra, KKTC Cumhurbaşkanlığı da maddi olanaklarının imkan verdiği ölçüde önemli dini yerlerin bakımını sürdürmektedir. Bu kapsamda 6 dini eserin bakamı yapılmıştır. Son olarak, daha önce çok sayıda habere konu olan Boltaşlı köyündeki Kanakarya Kilisesi’nin temizlik ve bakım işleri ile yardımcı binalarının tamir edilmesi tamamlanmak üzeredir.

Bu vesile ile bir kez daha belirtmek isteriz ki, tarihi ve kültürel miras bütün insanlığın ortak malıdır. Bu miras kullanılarak veya istismar edilerek siyasi sorunları etkilemeye çalışmak boşuna bir uğraş olduğu kadar, halklar arasındaki ilişkileri olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Farklı kültürlere ev sahipliği yapmış topraklarda, kültürel mirası siyasi malzeme yapmak, kültürel mirasın korunmasına hizmet etmemekte, tam tersine bu mirasın hor görülmesine ve hatta tehlikeye düşmesine neden olmaktadır.

Geçtiğimiz hafta sonu, Kıbrıs Rum tarafının Maraş’ın eski sakinlerine iade edilmesi istemi ile düzenlediği gösteri, Kıbrıs Rum tarafının çabasının ne olduğunu göstermesi bakımından önemli bir örnek oluşturmuştur.

Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümünün peşinde koşmak yerine, sorunun bazı yanlarını ilerletmek ve böylece osmosis politikasına destek sağlamak gayretindedir.

Bu vesile ile Kıbrıs Rum tarafına hatırlatmak isteriz ki, Maraş konusu, bütünlüklü çözümün bir parçasıdır. Bilindiği gibi, Kıbrıs Rum tarafı, bugüne kadar hazırlanmış olan en kapsamlı çözüm planı olan ve uluslararası desteğe sahip bulunan BM Kapsamlı Çözüm Planı’nı reddederek, önemli sayıda Kıbrıslı Rumun, kapalı Maraş gibi daha başka bazı bölgelere dönüşünü de engellemiştir.

Kıbrıs sorunu, tarafların kendi lehlerine olabileceğini düşündükleri hususları güncelleştirerek çözüm bulabilecekleri bir sorun değildir. Uzun yıllardan beri devam eden bu soruna, kapsamlı bir çözüm bulunması gerekmektedir. Türk tarafı bu çözümün aciliyeti üzerinde de önemle durmaktadır. Bu nedenle Maraş sorununun çözümlenmesini isteyen Kıbrıslı Rumlar, kapsamlı ve acil çözüm çabalarına destek olmalıdırlar.”

İTALYAN PARLAMENTOSU ÜYESİ MİLLETVEKİLİ TURCO İLE İTALYAN RADİKAL PARTİ GENEL KONSEYİ ÜYESİ PERDUCA KKTC VATANDAŞLIĞINA MÜRACAAT ETTİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN 19 TEMMUZ 2007 TARİHİNDE YABANCI BASIN MENSUPLARI ONURUNA VERDİĞİ KAHVALTI TOPLANITISINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA METNİ
(19.07.07)

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU