DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI: “MARKULLİ’NİN YAPTIĞI AÇIKLAMALAR, RUM
LİDERLİĞİNİN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN SORUMLULUĞUNU KIBRIS TÜRK TARAFI İLE TÜRKİYE’YE
YÜKLEMEYE ÇALIŞTIĞINI GÖSTERİYOR”
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Doç. Dr. Turgay
Avcı, Rum Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markulli’nin ahiren yaptığı
açıklamanın, Kıbrıs Rum liderliğinin Kıbrıs konusundaki çözümsüzlüğün
sorumluluğunu her zaman olduğu gibi Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye’ye
yüklemeye çalıştığını gösterdiğini bildirdi.
Bakan Avcı’nın yaptığı açıklamanın tam metni şu şekildedir:
“Rum Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markulli’nin ahiren
yaptığı açıklama Kıbrıs Rum liderliğinin Kıbrıs konusundaki çözümsüzlüğün
sorumluluğunu her zaman olduğu gibi Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye’ye
yüklemeye çalıştığını göstermektedir. Hayal alemi içerisinde yüzen Bayan
Markulli edep sınırlarını aşan saldırılarda bulunmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda
görev yaptığı merkezlerde de aynı sakat görüşlerle Türk düşmanlığını sürdüren
Markulli’den farklı ve yapıcı bir yaklaşım beklemenin mümkün olmadığı da
ortadadır. Markulli’nin borazanlığını yaptığı Rum lider Papadopolos’un
depreşen görüşme aşkının nereden kaynaklandığını yerli yabancı herkes çok iyi
kavramaktadır. Kaldı ki bugüne kadar görüşmeden kaçanın da kim olduğunu
uluslararası kamuoyu çok iyi bilmektedir.
1960 Ortaklık Cumhuriyeti’ni silah zoruyla gaspederek
Kıbrıs sorununun ortaya çıkmasına neden olan ve sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti”
ünvanının sağladığı ayrıcalığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk
halkına karşı her fırsatta kullanan Rum tarafının mevcut durumdan duyduğu
memnuniyet Kıbrıs konusunda bugüne kadar bir anlaşmaya varılamamasının esas
nedenidir.
20 yıl devletsiz bırakılan Kıbrıs Türk halkının kendi
kaderini belirleme hakkının bir tezahürü olan Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti’nin karşılaştığı siyasi ve ekonomik kısıtlamaların ortadan
kaldırılmasında Türkiye Cumhuriyeti ve onun tüm kurumları halkımızın tek
dayanağıdır. Kıbrıs Rum tarafının Yunanistan ile “Askeri Doktrin” çerçevesinde
yürütmekte olduğu silahlanma faaliyetleri karşısında Türk Silahlı Kuvvetleri
Kıbrıs Türk halkının güvenliği için olmazsa olmaz bir unsurdur. Kıbrıs Türk
halkının güvenlik ve refahını büyük bir özveriyle sağlayan Türkiye
Cumhuriyeti’ne yönelik Markulli’nin bu asılsız iftiralarının esas gayesi Rum
liderliğinin tek yanlı Avrupa Birliği üyeliğinin avantajlarını da kullanarak
Türk tarafından ödün koparmaya çalışmaktır.
Türk tarafı Kıbrıs’ta siyasi eşitliğe, iki bölgelilik ve
Birleşmiş Milletler parametrelerine dayalı yeni bir ortaklığa varılması için
uğraş vermeye devam etmektedir. Halbuki Kıbrıs Rum tarafı, Markulli’nin de
sözlerinden anlaşıldığı üzere, Kıbrıs Türk halkını bir “azınlık”, “osmosis”i
de yegane anlaşma zemini olarak görmektedir.
8 Temmuz sürecinin ileriye götürülmesi için başta Sayın
Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Kıbrıs Türk tarafınca yapılan samimi çağrılara
Rum lider Papadopolos’un aradan bir yıl geçtikten sonra cevap vermesi, Rum
liderliğinin samimiyeti konusunda ciddi şüpheler uyandırmaktadır. Rum
liderinin bu gecikmiş cevabının 2008 yılının başında Güney Kıbrıs’ta yapılması
planlanan Rum başkanlık seçimlerine yönelik bir adım olmamasını temenni
ederiz.
Kıbrıs Rum liderliği bir yandan çağrılarımıza olumlu cevap
verir gibi görünürken diğer yandan Kıbrıs Türk halkı üzerinde yıllardan beri
uygulanmakta olan insanlık dışı ambargoların devamı için çaba göstermektedir.
Buna karşın, her zaman barışçıl bir yön belirleyen Kıbrıs Türk tarafı liderler
seviyesinde görüşmeyi kabul etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız, görüşmeyi kabul
etmekle kalmamış, liderler seviyesindeki görüşmelerin sürekli olmasını da
önermiştir. Böylece hem ortaya çıkan tıkanıklığın giderilmesine yardımcı
olunacak hem de kapsamlı görüşmelere geçilebilecektir.
8 Temmuz sürecine sözde bağlı olduğunu iddia ederek
uluslararası toplumu yanıltmaya çalışan Rum liderliğinin iki bölgelilik ve
siyasi eşitlik gibi Birleşmiş Milletler parametrelerini gözeterek uzun
uğraşlar sonunda hazırlanan BM Çözüm Planı’nı ortadan kaldırmaya çalışmakta
olduğu Markulli ve diğer Rum liderlerinin açıklamalarından anlaşılmaktadır.
Kıbrıs Rum liderliği, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla bugüne kadar
gündeme gelen tüm planları Yunanistan ile birlikte reddettiklerini kamuoyu
önünde açıkça dile getirmekten kaçınmamaktadır. Güney Kıbrıs’ı ziyaret eden
Yunanistan Cumhurbaşkanı Papulyas ve Markulli’nin açıklamaları dikkate
alındığında, Kıbrıs Rum liderliğinin, Kıbrıs Türk tarafıyla bir işbirliğine
olumlu bakmasını beklemek iyimser bir yaklaşımın ötesine geçmeyecektir.”
ERÇAKICA: “TÜRK TARAFI GÖRÜŞME TARİHİNİ BELİRLEMEYE VE
GÖRÜŞMEYE HAZIR”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, önceki gün
düzenlediği basın brifinginde, Kıbrıs Türkü’ne uygulanan spor ambargosunu
dünyanın gündemine getirmek amacıyla Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum
lider Tasos Papadopulos’un görüşme tarihinin belirlenmesini engelleyen Türk
tarafının artık tarih belirlemeye ve görüşmeye hazır olduğunu söyledi.
Kıbrıs Türk tarafının, ara bölgedeki kara mayınlarının
temizlenmesi faaliyetlerinin devamı için AB Mali Yardımı’nın 4 milyon Euro’luk
bölümünün kullanılmasına onay vermesine de değinen Erçakıca şunları söyledi:
“Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs’taki kara mayınlarının
temizlenmesi faaliyetlerinin devam edebilmesi için, Avrupa Birliği mali
yardımının 4 milyon Eoru’luk bölümünün bu amaçla kullanılmasına olanak
sağlamıştır.
Bilindiği gibi, Mali Yardım Tüzüğü, Kıbrıs Türk halkının
ekonomik kalkınmasını amaçlamıştır. Bu tüzük kapsamında harcanması öngörülen
259 milyon Euro’nun da bu amaçla kullanılması gerekmektedir. Ne var ki,
adadaki mayın temizleme faaliyetlerinin finansman sorunu nedeni ile tıkanması
önemli bir sorun olarak ortaya çıkmıştı. Mayın temizleme faaliyetlerini
sürdüren ekibin, bu sorun nedeni ile adadan ayrılması gündeme gelmiş
bulunuyordu.
Kıbrıs Türk tarafı, bu sorunun aşılabilmesi için münhasıran
ekonomik kalkınma için harcanması öngörülen bu kaynağın 4 milyon Euro’luk
bölümünün mayın temizliğinde kullanılmasına onay vermiştir. Bu davranışımız
ile mayın temizliğinin sürmesine verdiğimiz önemi gösterdiğimize inanıyoruz.
Bu davranış, Kıbrıs’taki güvenliğe verdiğimiz önemin de göstergesi
sayılmalıdır.
Son haftalarda, 8 Temmuz sürecinde yaşanan tıkanıklıkları
aşmak için Cumhurbaşkanımız Sayın Mehmet Ali Talat ile Kıbrıslı Rum lider
Tasos Papadopulos’un bir araya gelmesi üzerinde durulurken, Rum/Yunan
tarafından yükselen sesler, böyle bir görüşmenin Kıbrıs sorununda yaşanan
tıkanıklığı aşmaya yardımcı olabilmesi için dikkatli bir çaba harcanması
gerektiğini göstermektedir.
Güney Kıbrıs’ı ziyaret eden Yunanistan Cumhurbaşkanı
Papulyas, Kıbrıs sorununu çözmek için, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi
ülkeler tarafından sıkıştırılmasını beklemeyi tercih ettiklerini “Avrupalı
ortaklarımız er ya da geç Kıbrıs sorunuyla ilgilenmek zorundadırlar” ifadeleri
ile dile getirmiştir.
Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Markulli ise, geçen hafta
kullandığı ifadeleri tekrar etmeyi sürdürerek, Kıbrıs sorununun çözüm
anahtarının Türk ordusunun elinde olduğunu ileri sürmeye devam etmiştir.
Bu demeçlerden anlaşıldığına göre, Kıbrıs Rum liderler ve
Yunanistan Cumhurbaşkanı Papulyas’ı ilgilendiren başlıca konu, Kıbrıs sorununu
çıkmazdan kurtarmak değil, uzun süren müzakerelerle hazırlanmış olan ve önemli
miktarda emekle yoğrulmuş olan Birleşmiş Milletler Çözüm Planı’nı gündemden
kaldırmaktır.
Yunanistan Cumhurbaşkanı, buna gerekçe olarak, bu planının
Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilmiş olmasını gösteriyor.
Rum/Yunan tarafı bu plandan kurtulmak isterken, bu planın
Kıbrıs Türk halkı tarafından desteklenmiş olduğunu unutmuş görünüyor.
Unutulmuş olan diğer bir nokta ise, Kıbrıslı Rumların planı reddetmesi için
resmi Kıbrıs Rum makamlarının ve bizzat Kıbrıs Rum lideri Papadopulos’un
yalana dayalı bir kampanya sürdürdüğüdür. Papadopulos’un yalana dayalı
kampanyasına rağmen, Kıbrıs Rum halkının iradesine saygı duyacak olsak bile,
ayni şekilde Kıbrıs Türk halkının iradesine saygı duyulmasını beklemek
hakkımız vardır.
Bu arada, bir hususa daha açıklık getirmek gerekiyor.
Kıbrıs Rum basını, geçtiğimiz hafta, BM Kıbrıs Temsilcisi
Michael Moller ile Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Papadopulos’un Siyasi İşler Müdürü
Tasos Conis’in Talat-Papadopulos görüşmesi konusunda KKTC Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Sayın Raşit Pertev’den telefon beklediklerini yazdı.
Talat-Papadopulos görüşmesi konusunda bizim yerine
getirmemiz gereken bir yükümlülük yoktur. Bilindiği gibi, Sayın Cumhurbaşkanı
ile Tasos Papadopulos’un sık sık bir araya gelmeleri gerektiği, bizim bilinen
ve sıkça tekrarladığımız bir görüşümüzdür. Papadopulos’un böyle bir görüşme
için neredeyse bir yıl sonra onay vermiş olmasını memnuniyetle karşıladığımızı
da herkes bilmektedir. Buna karşın, Kıbrıs Rum tarafı, bu görüşmeyi bir
“halkla ilişkiler çalışmasına” indirgemek için elinden geleni yapmaktadır.
Nitekim, Kıbrıs Rum basınının Sayın Pertev’den telefon beklendiğini
yazmasından bir gün sonra, Bayan Markulli de bu doğrultuda bir demeç vermiş ve
beklentilerine resmiyet kazandırmaya çalışmıştır.
Sayın Pertev’in daha önce açıkladığı bir hususu tekrar
etmek isterim: KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Sayın Raşit Pertev herkesin
kolayca ulaşabileceği bir kişidir. Henüz daha yaz tatiline de çıkmamıştır.
Telefonları tamamen servistedir ve arayan herkese yanıt verilmektedir.
Kıbrıs Rum basınında yayınlanan haberlerde, BM Kıbrıs
Temsilcisi Michael Moller’in de Raşit Bey’den telefon beklemekte olduğu
belirtilmiş olmasına karşın, Moller’in bu konuda bir açıklama yapmamış olması
da anlamlıdır. Sayın Moller’in böyle bir beklentisi varsa, bunu Kıbrıs Rum
basınından önce Sayın Pertev’in bilme hakkı vardır.
Görüleceği gibi, Talat-Papadopulos görüşmesinin verimli ve
sonuç alıcı olması için ilgili bütün çevrelerin bu sürece katkı koyması
gerektiği açıktır. Kıbrıs Türk tarafı, bu görüşmelerin etkinliği ve
verimliliği üzerinde önemle durmaktadır. Konu ile ilgili bütün çevreleri de
görüşmenin yapılması kadar, yararlı geçmesi konusunda da duyarlı olmaya
çağırıyoruz.
Kıbrıs Türk tarafı, önümüzdeki günlerde gerçekleşmesi
beklenen Talat-Papadopulos görüşmesinin yararlı olması için gerekli
çalışmaları yapmaktadır. Bu görüşmenin Kıbrıs sorununun içinde bulunduğu
çıkmazı aşmamıza katkıda bulunması için gereken her şeyi yapmaya kararlıyız.”