www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber  02 Ağustos 2007
 

DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI: “MARKULLİ’NİN YAPTIĞI AÇIKLAMALAR, RUM LİDERLİĞİNİN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN SORUMLULUĞUNU KIBRIS TÜRK TARAFI İLE TÜRKİYE’YE YÜKLEMEYE ÇALIŞTIĞINI GÖSTERİYOR”

ERÇAKICA: “TÜRK TARAFI GÖRÜŞME TARİHİNİ BELİRLEMEYE VE GÖRÜŞMEYE HAZIR”

 


 
 

DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI: “MARKULLİ’NİN YAPTIĞI AÇIKLAMALAR, RUM LİDERLİĞİNİN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN SORUMLULUĞUNU KIBRIS TÜRK TARAFI İLE TÜRKİYE’YE YÜKLEMEYE ÇALIŞTIĞINI GÖSTERİYOR”

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Doç. Dr. Turgay Avcı, Rum Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markulli’nin ahiren yaptığı açıklamanın, Kıbrıs Rum liderliğinin Kıbrıs konusundaki çözümsüzlüğün sorumluluğunu her zaman olduğu gibi Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye’ye yüklemeye çalıştığını gösterdiğini bildirdi.

Bakan Avcı’nın yaptığı açıklamanın tam metni şu şekildedir:

“Rum Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markulli’nin ahiren yaptığı açıklama Kıbrıs Rum liderliğinin Kıbrıs konusundaki çözümsüzlüğün sorumluluğunu her zaman olduğu gibi Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye’ye yüklemeye çalıştığını göstermektedir. Hayal alemi içerisinde yüzen Bayan Markulli edep sınırlarını aşan saldırılarda bulunmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda görev yaptığı merkezlerde de aynı sakat görüşlerle Türk düşmanlığını sürdüren Markulli’den farklı ve yapıcı bir yaklaşım beklemenin mümkün olmadığı da ortadadır. Markulli’nin borazanlığını yaptığı Rum lider Papadopolos’un depreşen görüşme aşkının nereden kaynaklandığını yerli yabancı herkes çok iyi kavramaktadır. Kaldı ki bugüne kadar görüşmeden kaçanın da kim olduğunu uluslararası kamuoyu çok iyi bilmektedir.

1960 Ortaklık Cumhuriyeti’ni silah zoruyla gaspederek Kıbrıs sorununun ortaya çıkmasına neden olan ve sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti” ünvanının sağladığı ayrıcalığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk halkına karşı her fırsatta kullanan Rum tarafının mevcut durumdan duyduğu memnuniyet Kıbrıs konusunda bugüne kadar bir anlaşmaya varılamamasının esas nedenidir.

20 yıl devletsiz bırakılan Kıbrıs Türk halkının kendi kaderini belirleme hakkının bir tezahürü olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin karşılaştığı siyasi ve ekonomik kısıtlamaların ortadan kaldırılmasında Türkiye Cumhuriyeti ve onun tüm kurumları halkımızın tek dayanağıdır. Kıbrıs Rum tarafının Yunanistan ile “Askeri Doktrin” çerçevesinde yürütmekte olduğu silahlanma faaliyetleri karşısında Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs Türk halkının güvenliği için olmazsa olmaz bir unsurdur. Kıbrıs Türk halkının güvenlik ve refahını büyük bir özveriyle sağlayan Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik Markulli’nin bu asılsız iftiralarının esas gayesi Rum liderliğinin tek yanlı Avrupa Birliği üyeliğinin avantajlarını da kullanarak Türk tarafından ödün koparmaya çalışmaktır.

Türk tarafı Kıbrıs’ta siyasi eşitliğe, iki bölgelilik ve Birleşmiş Milletler parametrelerine dayalı yeni bir ortaklığa varılması için uğraş vermeye devam etmektedir. Halbuki Kıbrıs Rum tarafı, Markulli’nin de sözlerinden anlaşıldığı üzere, Kıbrıs Türk halkını bir “azınlık”, “osmosis”i de yegane anlaşma zemini olarak görmektedir.

8 Temmuz sürecinin ileriye götürülmesi için başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Kıbrıs Türk tarafınca yapılan samimi çağrılara Rum lider Papadopolos’un aradan bir yıl geçtikten sonra cevap vermesi, Rum liderliğinin samimiyeti konusunda ciddi şüpheler uyandırmaktadır. Rum liderinin bu gecikmiş cevabının 2008 yılının başında Güney Kıbrıs’ta yapılması planlanan Rum başkanlık seçimlerine yönelik bir adım olmamasını temenni ederiz.

Kıbrıs Rum liderliği bir yandan çağrılarımıza olumlu cevap verir gibi görünürken diğer yandan Kıbrıs Türk halkı üzerinde yıllardan beri uygulanmakta olan insanlık dışı ambargoların devamı için çaba göstermektedir. Buna karşın, her zaman barışçıl bir yön belirleyen Kıbrıs Türk tarafı liderler seviyesinde görüşmeyi kabul etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız, görüşmeyi kabul etmekle kalmamış, liderler seviyesindeki görüşmelerin sürekli olmasını da önermiştir. Böylece hem ortaya çıkan tıkanıklığın giderilmesine yardımcı olunacak hem de kapsamlı görüşmelere geçilebilecektir.

8 Temmuz sürecine sözde bağlı olduğunu iddia ederek uluslararası toplumu yanıltmaya çalışan Rum liderliğinin iki bölgelilik ve siyasi eşitlik gibi Birleşmiş Milletler parametrelerini gözeterek uzun uğraşlar sonunda hazırlanan BM Çözüm Planı’nı ortadan kaldırmaya çalışmakta olduğu Markulli ve diğer Rum liderlerinin açıklamalarından anlaşılmaktadır. Kıbrıs Rum liderliği, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla bugüne kadar gündeme gelen tüm planları Yunanistan ile birlikte reddettiklerini kamuoyu önünde açıkça dile getirmekten kaçınmamaktadır. Güney Kıbrıs’ı ziyaret eden Yunanistan Cumhurbaşkanı Papulyas ve Markulli’nin açıklamaları dikkate alındığında, Kıbrıs Rum liderliğinin, Kıbrıs Türk tarafıyla bir işbirliğine olumlu bakmasını beklemek iyimser bir yaklaşımın ötesine geçmeyecektir.”

 

ERÇAKICA: “TÜRK TARAFI GÖRÜŞME TARİHİNİ BELİRLEMEYE VE GÖRÜŞMEYE HAZIR”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, önceki gün düzenlediği basın brifinginde, Kıbrıs Türkü’ne uygulanan spor ambargosunu dünyanın gündemine getirmek amacıyla Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum lider Tasos Papadopulos’un görüşme tarihinin belirlenmesini engelleyen Türk tarafının artık tarih belirlemeye ve görüşmeye hazır olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türk tarafının, ara bölgedeki kara mayınlarının temizlenmesi faaliyetlerinin devamı için AB Mali Yardımı’nın 4 milyon Euro’luk bölümünün kullanılmasına onay vermesine de değinen Erçakıca şunları söyledi:

“Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs’taki kara mayınlarının temizlenmesi faaliyetlerinin devam edebilmesi için, Avrupa Birliği mali yardımının 4 milyon Eoru’luk bölümünün bu amaçla kullanılmasına olanak sağlamıştır.

Bilindiği gibi, Mali Yardım Tüzüğü, Kıbrıs Türk halkının ekonomik kalkınmasını amaçlamıştır. Bu tüzük kapsamında harcanması öngörülen 259 milyon Euro’nun da bu amaçla kullanılması gerekmektedir. Ne var ki, adadaki mayın temizleme faaliyetlerinin finansman sorunu nedeni ile tıkanması önemli bir sorun olarak ortaya çıkmıştı. Mayın temizleme faaliyetlerini sürdüren ekibin, bu sorun nedeni ile adadan ayrılması gündeme gelmiş bulunuyordu.

Kıbrıs Türk tarafı, bu sorunun aşılabilmesi için münhasıran ekonomik kalkınma için harcanması öngörülen bu kaynağın 4 milyon Euro’luk bölümünün mayın temizliğinde kullanılmasına onay vermiştir. Bu davranışımız ile mayın temizliğinin sürmesine verdiğimiz önemi gösterdiğimize inanıyoruz. Bu davranış, Kıbrıs’taki güvenliğe verdiğimiz önemin de göstergesi sayılmalıdır.

Son haftalarda, 8 Temmuz sürecinde yaşanan tıkanıklıkları aşmak için Cumhurbaşkanımız Sayın Mehmet Ali Talat ile Kıbrıslı Rum lider Tasos Papadopulos’un bir araya gelmesi üzerinde durulurken, Rum/Yunan tarafından yükselen sesler, böyle bir görüşmenin Kıbrıs sorununda yaşanan tıkanıklığı aşmaya yardımcı olabilmesi için dikkatli bir çaba harcanması gerektiğini göstermektedir.

Güney Kıbrıs’ı ziyaret eden Yunanistan Cumhurbaşkanı Papulyas, Kıbrıs sorununu çözmek için, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi ülkeler tarafından sıkıştırılmasını beklemeyi tercih ettiklerini “Avrupalı ortaklarımız er ya da geç Kıbrıs sorunuyla ilgilenmek zorundadırlar” ifadeleri ile dile getirmiştir.

Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Markulli ise, geçen hafta kullandığı ifadeleri tekrar etmeyi sürdürerek, Kıbrıs sorununun çözüm anahtarının Türk ordusunun elinde olduğunu ileri sürmeye devam etmiştir.

Bu demeçlerden anlaşıldığına göre, Kıbrıs Rum liderler ve Yunanistan Cumhurbaşkanı Papulyas’ı ilgilendiren başlıca konu, Kıbrıs sorununu çıkmazdan kurtarmak değil, uzun süren müzakerelerle hazırlanmış olan ve önemli miktarda emekle yoğrulmuş olan Birleşmiş Milletler Çözüm Planı’nı gündemden kaldırmaktır.

Yunanistan Cumhurbaşkanı, buna gerekçe olarak, bu planının Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilmiş olmasını gösteriyor.

Rum/Yunan tarafı bu plandan kurtulmak isterken, bu planın Kıbrıs Türk halkı tarafından desteklenmiş olduğunu unutmuş görünüyor. Unutulmuş olan diğer bir nokta ise, Kıbrıslı Rumların planı reddetmesi için resmi Kıbrıs Rum makamlarının ve bizzat Kıbrıs Rum lideri Papadopulos’un yalana dayalı bir kampanya sürdürdüğüdür. Papadopulos’un yalana dayalı kampanyasına rağmen, Kıbrıs Rum halkının iradesine saygı duyacak olsak bile, ayni şekilde Kıbrıs Türk halkının iradesine saygı duyulmasını beklemek hakkımız vardır.

Bu arada, bir hususa daha açıklık getirmek gerekiyor.

Kıbrıs Rum basını, geçtiğimiz hafta, BM Kıbrıs Temsilcisi Michael Moller ile Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Papadopulos’un Siyasi İşler Müdürü Tasos Conis’in Talat-Papadopulos görüşmesi konusunda KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Sayın Raşit Pertev’den telefon beklediklerini yazdı.

Talat-Papadopulos görüşmesi konusunda bizim yerine getirmemiz gereken bir yükümlülük yoktur. Bilindiği gibi, Sayın Cumhurbaşkanı ile Tasos Papadopulos’un sık sık bir araya gelmeleri gerektiği, bizim bilinen ve sıkça tekrarladığımız bir görüşümüzdür. Papadopulos’un böyle bir görüşme için neredeyse bir yıl sonra onay vermiş olmasını memnuniyetle karşıladığımızı da herkes bilmektedir. Buna karşın, Kıbrıs Rum tarafı, bu görüşmeyi bir “halkla ilişkiler çalışmasına” indirgemek için elinden geleni yapmaktadır. Nitekim, Kıbrıs Rum basınının Sayın Pertev’den telefon beklendiğini yazmasından bir gün sonra, Bayan Markulli de bu doğrultuda bir demeç vermiş ve beklentilerine resmiyet kazandırmaya çalışmıştır.

Sayın Pertev’in daha önce açıkladığı bir hususu tekrar etmek isterim: KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Sayın Raşit Pertev herkesin kolayca ulaşabileceği bir kişidir. Henüz daha yaz tatiline de çıkmamıştır. Telefonları tamamen servistedir ve arayan herkese yanıt verilmektedir.

Kıbrıs Rum basınında yayınlanan haberlerde, BM Kıbrıs Temsilcisi Michael Moller’in de Raşit Bey’den telefon beklemekte olduğu belirtilmiş olmasına karşın, Moller’in bu konuda bir açıklama yapmamış olması da anlamlıdır. Sayın Moller’in böyle bir beklentisi varsa, bunu Kıbrıs Rum basınından önce Sayın Pertev’in bilme hakkı vardır.

Görüleceği gibi, Talat-Papadopulos görüşmesinin verimli ve sonuç alıcı olması için ilgili bütün çevrelerin bu sürece katkı koyması gerektiği açıktır. Kıbrıs Türk tarafı, bu görüşmelerin etkinliği ve verimliliği üzerinde önemle durmaktadır. Konu ile ilgili bütün çevreleri de görüşmenin yapılması kadar, yararlı geçmesi konusunda da duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Kıbrıs Türk tarafı, önümüzdeki günlerde gerçekleşmesi beklenen Talat-Papadopulos görüşmesinin yararlı olması için gerekli çalışmaları yapmaktadır. Bu görüşmenin Kıbrıs sorununun içinde bulunduğu çıkmazı aşmamıza katkıda bulunması için gereken her şeyi yapmaya kararlıyız.”

İTALYAN PARLAMENTOSU ÜYESİ MİLLETVEKİLİ TURCO İLE İTALYAN RADİKAL PARTİ GENEL KONSEYİ ÜYESİ PERDUCA KKTC VATANDAŞLIĞINA MÜRACAAT ETTİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN 19 TEMMUZ 2007 TARİHİNDE YABANCI BASIN MENSUPLARI ONURUNA VERDİĞİ KAHVALTI TOPLANITISINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA METNİ
(19.07.07)

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU