|
CUMHURBAŞKANI TALAT “DAVALAR ARTARSA BARİKATLAR KAPANABİLİR”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat dün Rum tarafında
yayınlanan Politis Gazetesi’ne yaptığı açıklamada “son zamanlarda Kıbrıs
sorununun gidişatına ilişkin çok endişelerinin olduğunu, bugüne kadar sadece
siyasi liderlerin karşıtlık içerisinde bulunurken serbest dolaşım ve
iletişimin başlamasından itibaren birçok farklı sorunun iki toplumun
ilişkilerini zehirlemekte olduğunu” ifade etti.
Talat, mülkler konusunda açılan kişisel davaların yanı
sıra bir tarafta suç işleyen kişilerin diğer tarafa kaçması durumunun da
mevcut olduğunu ve durumun böyle devam etmesi halinde büyük toplumsal
sorunların ortaya çıkacağını ifade ederken BM’den Rum Yönetimi Başkanı
Papadopulos ile bir görüşme ayarlamaları talebinde bulunduğunu ancak
Papadopulos’tan tam bir ret cevabı aldığını vurguladı.
"Barikatların kapanmasını gerektirecek bir noktaya
varmamız mümkün mü?” şeklindeki bir soruya karşılık ise Cumhurbaşkanı Talat,
“Bizim bu yönde bir niyetimiz yok. Ancak mülkler konusunun almış olduğu
eğilim olayları bu noktaya getirebilir. Eğer Kıbrıslı Türklere yönelik
davalar artarsa o zaman tutuklanacakları korkusuyla Güney’e geçmekten
vazgeçecekler ve bunun sonucu da barikatların kapanması olacak” dedi.
Talat ayrıca 3 Ekim tarihinden önce müzakerelerin
başlayacağını umduğunu çünkü Türkiye’nin AB ile müzakere sürecinin çok
dinamik bir süreç olduğunu ve AB’nin tüm taraflara ve de özellikle
Papadopulos’a baskı uygulayacağını ifade ederek “bazı gelişmeler olmuş
olsaydı bir yıl içerisinde çözüme ulaşırdık” dedi.
SERDAR DENKTAŞ: “İKİ YIL DAHA ÇÖZÜM
ARAYIŞLARI İÇİNDE OLURUZ”
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş 15
Mayıs Pazar günü Uluslararası Rotary Kulüpleri tarafından düzenlenen
“Kıbrıs’ta Kalıcı Barışa Giden Yollar” toplantısında, Kıbrıs’ta iki yıl daha
çözüm arayışı içinde olacaklarını belirterek, “Çözüm olmazsa 40 yıl daha
Papadopulos’un bizi kabul etmesini bekleyecek değiliz” dedi.
"Rumlar, Türk ordusunun adadan çıkarılmasını ve Türkiye
kökenli Türklerin geri gönderilmesini istiyor. Türk ordusunun adadan
çıkarılmasını güven oluşturulmadan Kıbrıs Türküne kabul ettiremezsiniz.
Papadopulos’un bu tutumuyla maalesef şu anda kalıcı bir barış mümkün
görünmüyor. İki yıl daha tarafların eşit olarak haklarının korunması
koşuluyla çözüm arayışları içinde oluruz. Ondan sonra eğer çözüm olmazsa,
biz de 40 yıl daha Papadopulos’un bizi kabul etmesini bekleyecek değiliz. O
andan itibaren farklı bir çözüm arama yöntemi seçeriz. İki taraf arasındaki
kapıların açılması da sorunu çözmez. Bu, ancak mülk davalarını artırır”
diyen Denktaş Kıbrıs’ta çözümün ve kalıcı barışın, her şeyden önce sorunun
Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında olduğunu kabul etmekten geçtiğini
anlattı ve “Kıbrıs sorunu AB, Türkiye ve Yunanistan arasında çözülecek bir
sorun değildir” dedi.
Adanın iki sahibinin ilişki içinde olmasının ve
farklılıklarını kabul ederek birbirlerine saygı duymalarının önemini
vurgulayan Denktaş, taraflardan biri dünya tarafından adanın tek hukuki
temsilcisi olarak kabul edildiği sürece sorunun çözümünün zor olduğunu
vurgulayarak “Gelecekte Kıbrıs’ta kalıcı barış için şans var, yeter ki
taraflara eşit davranılsın” dedi.
"Kıbrıs’ı yeniden birleştirme” sözünün yanlış olduğunu
belirterek, “Kıbrıs ne zaman bir bütün oldu ki şimdi yeniden
birleştirilecek” diye soran Serdar Denktaş, şöyle devam etti: “1960’da
varılan anlaşma o günkü koşullarda hem Türkler’e, hem de Rumlar’a zorla
empoze ettirilmişti. Önemli olan çözüme zorla, baskıyla ulaşmamaktır. Bunun
için de öncelikle karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde bir çözüme zihinsel
olarak hazır olmak gerekir. Zorla da olsa ortak bir idare kurulamıyorsa iyi
komşuluk ilişkisi temelinde zamanla işbirliği ortamı yaratılmasına olanak
sağlayıcı alternatif bir çözüm modeli gündeme gelebilmeli.”
Rum Lider Papadopulos’un masaya gelme niyeti olmadığını
da vurgulayan Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, “İnsani konuları bile
konuşmayı reddeden bir anlayışa sahip bir Rum lider varken ben kiminle ve
nasıl bir çözüme varacağım” diyerek iki taraf arasında işbirliği alanlarının
geliştirilmesinin sorunun çözümüne katkı sağlayacağını belirtti. Denktaş,
serbest ticaretin gerçek anlamda başlamasının, AB’ın doğrudan ticaret
tüzüğünün hayata geçirilmesinin ve bunlara paralel olarak Türkiye’nin
limanlarını Rum bandralı gemilere açmasının sorununun çözümünü
kolaylaştırıcı etki yapacağını kaydetti.
Bugünkü koşullarda Rum Lider Papadopulos’u Kıbrıs Türk
tarafı ile ortak hareket etmeye motive edecek birşey bulunmadığını söyleyen
Denktaş, tarafların Kıbrıs’ta soruna çözüm istediklerini söylerken bunun
altını doldurmaları gerektiğini ekledi.
RUM TARAFI, TÜRK TARAFININ "ŞARTLI İSPATI
VÜCUT” TALEBİNİ KABUL ETTİ
Kıbrıslı Rumlar’ın mülkiyet talebiyle Kıbrıslı Türkler’e
açtığı ilk dava niteliğini taşıyan Çağıner Davası (Hurma Restaurant) ile
ilgili duruşma 13 Mayıs Cuma günü Larnaka Kaza Mahkemesi ’nde
yapıldı ve Türk tarafının “şartlı ispatı vücut” talebi kabul edildi.
"Şartlı ispatı vücut” talebindeki temel dayanak, belli
hatalar ile anayasa ve yasalara aykırılıktan kaynaklanan itirazlara
dayanıyor. Bu itirazların temel dayanak noktaları da isim hataları yanında,
her olayın kendi bölgesinde görüşülebileceğine ve Türkler’in ancak Türk
yargıçların da bulunacağı mahkemede yargılanabileceğine ilişkin Kıbrıs
Cumhuriyeti anayasasındaki düzenlemeler.
Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş,13
Mayıs Cuma günü Avrupa Birliği Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli
Rehn ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısı
sırasında bir gazetecinin “Çağıner davasında Türk tarafının “şartlı ispatı
vücut” talebinin kabul edildiğine ve Çağıner’in Avukatı Hakkı Önen’in
tebligatın iptali için başvuru haklarının doğduğunu açıkladığına” işaret
etmesi üzerine, “Bu güzel bir gelişme. Konuyu hukukçularla değerlendireceğiz
ve atılacak adımları ele alacağız” diyerek adına tutuklama emri çıkan
herhangi bir KKTC vatandaşının Rum mahkemelerine giderek olaya müdahil
olmalarını hükümet olarak tavsiye etmediklerini de bildirdi.
Denktaş ayrıca “büyük bir ihtimalle bu haftanın
içerisinde hem vatandaşlarımız hem de KKTC’de yaşayan yabancılar için Türkçe
ve İngilizce dillerinde hizmet verecek üç haneli acil bir telefon servisi
başlatarak, celpname getirenlerin veya insanımızı taciz edenlerin, rahatsız
edenlerin direkt olarak süratle şikayet edilmesi sağlanacaktır” dedi. |