www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Haber 28 Kasım 2005
 

CUMHURBAŞKANI TALAT: “ÇÖZÜMSÜZLÜK KOŞULLARINDA KKTC KIBRIS TÜRK HALKININ KENDİ KENDİNİ YÖNETME HAKKIDIR...”

SERDAR DENKTAŞ’TAN ANNAN’A MEKTUP: “RUM TARAFININ PROVOKASYONLARI VE İHLALLERİ BARIŞA KATKI SAĞLAMIYOR”

HASİKOS’TAN İTİRAF
"ADA’YA GELDİĞİ VARSAYILAN TÜRK ASKER SAYISINA İLİŞKİN KENDİM RAKAMLAR ÜRETİYORDUM”

 

CUMHURBAŞKANI TALAT: “ÇÖZÜMSÜZLÜK KOŞULLARINDA KKTC KIBRIS TÜRK HALKININ KENDİ KENDİNİ YÖNETME HAKKIDIR...”

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs’ta temel hedeflerinin çözüm olduğuna vurgu yaptı, çözümsüzlük koşullarında ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türk halkının “kendi kendini yönetme hakkı” olduğunu belirtti. KKTC’nin tüm kurumlarıyla güçlendirilmesi ve etkinleştirilmesi gerektiğini, bunun “ayrılıkçılık” olmadığını söyleyen Talat, “Dünyanın KKTC’ye ‘Türkiye’nin ikincil yerel otoritesi’ diyemeyeceği mekanizmaları yaratmalıyız” diye konuştu.

TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Talat, özetle şunları söyledi:

"KKTC’nin ne olduğunu, ne anlama geldiğini çok iyi değerlendirmek lazım. Çözümsüzlük koşullarında KKTC, Kıbrıs Türk halkının kendi kendini yönetme hakkıdır. Dolayısıyla bu yönetim mekanizması Avrupalı bir toplum olan Kıbrıs Türk halkına layık olmalı ve demokratik, sosyal, kültürel, siyasal bütün beklentilere yanıt vermek gerekir. Bunun için de kurumları güçlendirilmeli, etkinleştirilmeli ve fonksiyonlarını yerine getirebilecek hale getirilmelidir.

Bu bağlamda, KKTC’nin kurumlarının fonksiyonlarını yürütebileceği ve Kıbrıs Türk halkının seçtiği yöneticiler tarafından yönetildiği hem içte, hem dışta vurgulanmalı, kabul edilmelidir. Bir çözüm durumunda KKTC Kıbrıs Türk kanadını temsil edecek. Bu bağlamda yukarda söylediğim fonksiyonlarını yerine getirebilir hale gelmesi daha da büyük önem kazanmaktadır. Kıbrıs Rum devletinin yanında yer alacak Kıbrıs Türk devleti, eşitliğini kağıt üzerinde değil, fiiliyatta da sağlayacak potansiyel ve güce sahiptir. Bu rekabet koşullarında Kıbrıs Türkü’nün ihtiyacıdır ama aynı zamanda Kıbrıs sorununun çözümüyle ortaya çıkacak birleşmenin sancısız gerçekleşebilmesinin de teminatıdır. Rahat, eşit olarak sorunları omuzlayacak bir mekanizmanın kurulabilmesi için de gereklidir.”

Talat, "Burada öyle bir mekanizma yaratmalıyız ki, artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kıbrıs Türk devletine, yani KKTC’ye, ‘Türkiye’nin ikincil yerel otoritesi’ diyemesin. Bunun için seçilmiş kurumlarımızı, organlarımızı, devleti çağdaş ve Avrupalı bir anlayışla düzenlemeliyiz. Kamu reformunu mutlaka gerçekleştirmeliyiz. Bunları yapabilmek için devlet organları yanında sivil toplum da üzerine düşeni yapmalı......” dedi.

"Bizim politikamız ayrılıkçı değil. Bunu ispatladık ve ayrılıkçı olmadığımız için dünyadan itibar, destek görüyoruz” diye konuşan Talat, çözüm yolunda elde edilebilecek temel hedefin ve en etkili yolun izolasyonların kaldırılması olduğunu yineledi.

Rum tarafının Avrupa Birliği’ne de girmenin avantajıyla Kıbrıs sorununu Türkiye ile kendi arasında bir sorun gibi göstermeye ve olayı bir işgal sorunu olarak takdim etmeye çalıştığını söyleyen Talat, bu konuda da şöyle konuştu:

"Türkiye ile müzakere ederek Kıbrıs’ın kuzeyinden Türkiye’yi uzaklaştırarak osmosis yoluyla kendi bünyesine katma politikası güdüyor. Papadopulos, ‘Türkiye görüşmeyi reddettiği için uzlaşma olmuyor’ diyor. Ne münasebet...Türkiye’ye kim sordu da Türkiye görüşmeyi reddetti...Muhatabı Türkiye değil Kıbrıslı Türklerdir. Ama o bunu Türkiye diye gösterip, Avrupa Birliği üyesi oluşunun avantajını ve Türkiye’nin de AB süreci yaşamasının zorluklarını kullanarak ozmosise gitmeye çalışıyor. Asimilasyona gitmeye çalışıyor. Ve bunu da bütün dünya görüyor. Diplomatlar, ülkeler Papadopulos’un çözüm diye bir gailesi olmadığını biliyorlar ve açıkça söylüyorlar. Çünkü iler tutar hiçbir politikası yok.”

Rum yönetimiyle karşılıklı görüşme taleplerine bugüne kadar yanıt alamadıklarını da tekrarlayan Talat, “Papadopulos kabul etmiyor. Kabul etse çok yararlı olacağını düşünüyorum. Çünkü öyle yanlış argümanları var ki, inanıyor mu bilmiyorum. Yani örneğin ‘eğer bir kurumda 3 Türk – 3 Rum olursa tıkanır, olmaz’ diyorlar.... Niçin... 3 Türk’le 3 Rum her zaman karşı görüşlerde mi olacak.... Eğer her zaman karşı görüşlerde ise bölünme kaçınılmazdır zaten.”

 

SERDAR DENKTAŞ’TAN ANNAN’A MEKTUP: “RUM TARAFININ PROVOKASYONLARI VE İHLALLERİ BARIŞA KATKI SAĞLAMIYOR”

Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Kıbrıs Rum tarafının provokasyonlarının ve ara bölge ihlallerinin, özellikle Kıbrıs Türk tarafının taraflar arasındaki güveni ve komşuluk ilişkilerini geliştirmeye çalıştığı bir dönemde, barışa katkı sağlamadığını vurguladı.

Avrupa Parlamentosu Milletvekili Marios Matsakis’in Akıncılar köyündeki Türk gözlem noktasından Türk Bayrağı’ni indirmesi olayının ara bölgenin toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini kaydeden Denktaş, BM’nin Rum tarafının taraflar arasındaki güvensiziliği artıran saldırgan davranışlarını sonlandırmasını sağlamak için birşeyler yapması yönünde ümit belirtti.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a gönderdiği ve BM belgesi olarak da yayımlanan 2 Kasım tarihli mektubunda Denktaş, bu olayın Kıbrıs Türk tarafına yönelik bir provokasyon olduğunu vurguladı ve Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türklere yönelik düşmanca hareketlerinin bir tırmanışı olarak tanımlanabileceğini ifade etti.

Matsakis’in, şantaj ve yasa dışı tarihi eser ticareti gibi suçlamaların üzerinde yarattığı sıkıntıdan kurtulmak için de böyle bir şey yapmış olabileceğini belirten Serdar Denktaş, Matsakis’in “Bayrağı indirmek parlamenter görevlerimden biridir” dediğinin de kayıtlarda bulunduğunu ifade etti.

Bu olayın Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türklere yönelik düşmanca politikalarının bir göstergesi olduğuna işaret eden Denktaş, Rumların 2005’i “EOKA Özgürlük Mücadelesini Hatırlama ve Anma Yılı” ilan etmeleriyle, 2005 Ekim’inde yaptıkları Nikiforos tatbikatının düşmanca hareketlerinin diğer iki örneği olduğunu da belirtti.

 

HASİKOS’TAN İTİRAF
"ADA’YA GELDİĞİ VARSAYILAN TÜRK ASKER SAYISINA İLİŞKİN KENDİM RAKAMLAR ÜRETİYORDUM”

Güney Kıbrıs’ta yayınlanan Simerini gazetesi, Alman Düşünce Havuzu “Bon” International Centre For Conversion”un adada güvenlikle ilgili son zamanlarda gerçekleştirdiği bir araştırmasına yer verdi.

Gazete, araştırmanın 9 Kasım’da Avrupa Parlamentosu’na sunulduğuna atıfta bulunurken Rum eski Savunma Bakanlarından Sokrotis Hasikos’un (DİSİ Asbaşkanı) Kıbrıs’taki Türk Barış Kuvvetleri sayısına ilişkin “düzmece haber” yapmasına dikkat çekti.

Alman araştırmacıların Hasikos’la yaptığı röportajda, Hasikos Türk tehditi olmadığı tezinin güçlendirmek için bir itirafta bulundu ve “geçmişte hükümette Savunma Bakanı olarak Ada’ya geldiği varsayılan Türk asker sayısına ilişkin kendim rakamlar üretiyordum” diye konuştu.

CUMHURBAŞKANI TALAT'IN AB LİDERLERİNE MEKTUBU

CUMHURBAŞKANI TALAT'IN İKİNCİ AYLIK BASIN TOPLANTISI

HÜKÜMET KOALİSYONUN 100 GÜNÜNÜ DEĞERLENDİRDİ

CTP-BG DP HÜKÜMET PROGRAMI

CTP-BG DP KOALİSYON PROTOKOLÜ

KKTC CUMHURBAŞKANI MEHMET ALİ TALAT'IN KKTC CUMHURBAŞKANLIĞI DEVİR-TESLİM KONUŞMASI, 24 Nisan 2005

KKTC 1. CUMHURBAŞKANI RAUF DENKTAŞ'IN KKTC CUMHURBAŞKANLIĞI DEVİR-TESLİM TÖRENİNDEKİ VEDA KONUŞMASI, 24 Nisan 2005

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

KKTC DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI RUM TARAFININ ÇÖZÜME ULAŞILMASINI ARZULUYORSA YAPICI TAVIR SERGİLEMESİ GEREKTİĞİNİ BELİRTTİ

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

KIBRISLI RUMLARIN REFERANDUMDAKİ BÜYÜK "HAYIR"I ULUSLARARASI TOPLULUKTA HAYAL KIRIKLIĞI YARATTI

DÜNYA BASININDA REFERANDUM

KIBRIS MÜZAKERE SÜRECİ

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU