Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu,
TAK muhabirine, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu
Üyesi Günter Verheugen’in Sözcüsü Jean-Christophe Filori’nin
önceki günkü yazılı açıklamasını değerlendirdi.
Ertuğruloğlu, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun
Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen’in Sözcüsü Jean-Christophe
Filori’nin, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni, parlamentosunu ve
seçimlerini tanımıyoruz" açıklamasının, Avrupa Birliği’nin
"Annan Planı aracılığıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni
ortadan kaldırma ve Kıbrıs Türkü’nü Rum Cumhuriyeti içine
yamalayarak, Avrupa içinde yok etme" politikasının net bir göstergesi
olduğu görüşünü belirtti.
Ertuğruloğlu, Annan Planı’nı destekleyen muhalefeti
eleştirerek, Kıbrıs Türkünün Avrupa Birliği’ne doğru koşullarda,
statüsüyle ve olması gereken zamanda girmesi gerektiğinin altını
çizdi. Ancak şu anda KKTC olarak Avrupa Birliği’ne girme teklifi gibi
bir önerinin ortada bulunmadığına işaret eden Ertuğruloğlu, AB’a
seslenerek, “‘AB’a doğru koşullarda, statümüzle ve olması gereken
zamanda gireriz. Her ne pahasına olursa olsun değil” dedi.
Ertuğruloğlu, Annan Planı’nı destekleyen kesimlere
çağrı yaparak, "Doğu Almanya gibi hareket etmeyeceğimizi, her ne
pahasına olursa olsun devletimize sahip çıkacağımızı ve devletimizi
yaşatacağımızı her siyasi partinin benimsemesi ve ana politikası
haline getirmesi söz konusudur" dedi.
Söz konusu açıklamayı değerlendirirken, "AB’ın
özrü kabahatinden büyük" diyen Dışişleri ve Savunma Bakanı
Ertuğruloğlu, "Filori bizi doğrularcasına, ‘sizin ne devletinizi
ne parlamentonuzu ne de yapmış olduğunuz veya yapacağınız seçimleri
tanımıyoruz’ diyor. O zaman bizden istenen, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’
adı altında yıllardır seyahat eden Rum devleti içerisine yamalanmaktır.
Bu da Annan Planı’yla bağlantılıdır” dedi ve şöyle konuştu:
"Filori’nin açıklamalarında en fazla dikkati
çeken nokta şu:
Filori diyor ki; ‘Avrupa Birliği, KKTC’yi,
parlamentosunu ve dolayısıyla seçimleri tanımıyor. Ancak, Avrupa
Birliği’ne katılımdan yana olan muhalefetin seçimleri kazanmasının
Annan Planı çerçevesinde çözüm süreci açısından iyi bir şey
olacaktır.’
Şimdi bu sözcükleri, bu cümleleri iyice irdelememiz
lazım. Bugüne kadar hep şunu vurgulamıştık: Avrupa Birliği’ne
devletler üye olur. İçimizdeki muhalefet, halkı hep bu konuda
yanıltarak, Avrupa Birliği’ne girelim demiştir. Sanki KKTC olarak
Avrupa Birliği’ne girme teklifiyle karşı karşıyaymışız gibi...”
Avrupa Birliği üyeliğine “tamam” dediklerini, KKTC’de
belki de yüzde 100 oranında her Kıbrıs Türkünün, AB’ı bir hedef
olarak benimsediğini ifade eden Bakan Ertuğruloğlu, “Ancak AB’a
doğru koşullarda, statümüzle ve olması gereken zamanda girelim. Her ne
pahasına olursa olsun değil” diyerek, şöyle konuştu:
Filori’nin izahatı gerçekten de çok önemlidir. Çok
iyi değerlendirilmesi, analiz edilmesi gerekir. Ve yıllardır bizlerin
üzerinde hassasiyetle durduğu konularda ne kadar haklı olduğumuzu
kanıtlar türdedir.”
AB’a sadece devletlerin üye olabildiğini yineleyen
Ertuğruloğlu, KKTC’ye ‘ben sizi devlet olarak tanımıyorum’ diyen
Avrupa Birliği’ne, şu soruyu sordu:
"O zaman AB’a soruyorum: ‘Kim, nasıl, hangi
koşullarda, hangi statüyle girecektir?’ Muhalefet, ‘çözüm ve AB’
diyor.. Çözüm de onlara göre Annan Planı çerçevesinde bir çözüm..
Ancak Annan Planı çözüm getirmiyor. Annan Planı yıkım getiriyor,
teslimiyet getiriyor, statüsüzlük getiriyor, Kıbrıs Türkü’nün
Türkiye’den uzaklaştırılmasını, koparılmasını getiriyor. Bu
çerçevede yaratılacak senaryoya bu arkadaşlar sözde ‘çözüm’
diyor ve bunu halka bu şekilde satmaya çalışıyorlar. “
Filori’den gelen bu açıklama sonrasında KKTC’nin hükümeti
ve muhalefetiyle birlikte ulusal davaya sahip çıkarak, tek bir ağızdan
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yaşatacağız” deyip Avrupa
Birliği’nin karşısına dikilmesi gerektiğinin altını çizen Ertuğruloğlu,
“AB’yi, KKTC’yi kaale alma, KKTC’yi tanıma yönünde zorlamamızı
öneriyorum. Bunu yapmak mecburiyetindeyiz.” dedi.
Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:
"Dış dünya, Rum-Yunan, Avrupa, Amerika bizleri bu
şekilde bölünmüş gördüğü sürece Kıbrıs konusunda ve KKTC
konusunda yapılması gerekenleri yapma gereği duymuyordur. Dolayısıyla
onları bu yönde hareketlendirici yaklaşımları, ilk önce kendi evimizi
bir düzene sokarak gündeme getirmek mecburiyetindeyiz. Asli görevimiz
budur. KKTC devletinin egemen varlığı konusunda bütün bireylerin,
bütün siyasi partilerin tek vücut olma mecburiyeti vardır. Nasıl ki Güney
Kıbrıs’ta veya herhangi bir ülkede ulusal çıkarlar söz konusu oldu
mu, partiler üstü bir konu olarak herkes partisel farklılıklarını bir
kenara koyar ve ulusal çıkarlar doğrultusunda bütünleşebiliryorsa,
bizler de bu bütünleşmeyi bugüne kadar gerçekleştirememişsek, oturup
herkesin şapkasını önüne koyarak, artık bunun zamanının geldiğini,
artık bunu yapmanın kaçınılmaz olduğunu görerek, bu doğrultuda
hareket etmesi gerekir.”