Cumhurbaşkanı Denktaş, 28 Kasım günü cumhurbaşkanlığında,
TAK ve BRT’ye önemli açıklamalarda bulunarak, devletten vazgeçilmesi,
egemenlikte ve Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinde ısrar edilmemesi
ve Türkiye’siz bir AB yoluna girilmesi halinde Simistis (Yunan başbakanı)
ve Hristofyas’ın (Rum meclis başkanı) istediği yere varılacağını,
bunun da Yunan bayrağına monte edilmiş Kıbrıs, yani dolaylı Enosis
olacağını söyledi.
Denktaş, “Görüşmeci cumhurbaşkanı olarak seçildiğimizi
kimse unutmasın, halkın iradesine kimse karşı gelmesin… Papadopulos seçimlerden
sonra bir görüşme safhasının başlayacağının bilinci içerisindedir
ama bu kendi istediği zeminde değil gerçekler zemininde olacaktır. Her
iki taraf masaya oturmadan önce dolaylı görüşmelerle masaya hangi
çerçevede oturtulacağını görmesi ve bu konuda uzlaşması lazımdır.”
dedi.
"Devlet altımızdan giderse bir daha devlet kurma
imkanımız yoktur” diyen Denktaş, “Kurucu devlet safsatası ve
yalanıyla bir yere varılamaz” dedi. Denktaş “kurucu devlet” denilen
şeyin hiçbirşey kurmadığını bir nevi vilayet, hatta belediye
yetkisiyle donatıldığını ve bu yetkilerin süratle AB normları
altında ortadan kaldırılabilecek yetkiler olduğu görüşünü belirtti.
Papadopulos’un, "bölünmüşlüğe bir çözüm
bulmak amacıyla görüşmelerin yeniden başlatılması için seçimlerden
sonra BM’ye başvuracağını” duyduğunu ve Papadopulos’un yine “Denktaş
ile bir yere varamayız” dediğini ifade eden cumhurbaşkanı, “Eğer
devletimizi kabul etmeyecekse, egemenliğimizi reddetmeye devam edecekse,
bizim de hükümetimiz olduğu iddiasını sürdürecekse, Kıbrıs Türklerine
vatandaşı, azınlık vatandaşı olarak bakmaya devam edecekse, Türkiye’nin
garantörlüğünün sulandırılıp ortadan kaldırılması siyasetini güdecekse;
yani 1989 milli konsey kararlarının uygulanması için Annan Planı’na
sarılacaksa, ‘bunun felsefesini değiştiremeyiz’ demeye devam
edecekse, tabiatıyla Denktaş’ın ortadan kaldırılmasını isteyecektir”
dedi. Denktaş, şöyle konuştu:
"Görüşmeci cumhurbaşkanı olarak seçildiğimizi
kimse unutmasın, halkın iradesine kimse karşı gelmesin. Dolayısıyla
Papadopulos’un bu açılımı açılım değildir. Seçimlerden sonra bir
görüşme safhasının başlayacağının bilinci içerisindedir ama bu
kendi istediği zeminde değil gerçekler zemininde olacaktır. Her iki
taraf masaya oturmadan önce dolaylı görüşmelerle masaya hangi
çerçevede oturtulacağını görmesi ve bu konuda uzlaşması lazımdır.”
Louzidu konusuna da değinen Denktaş, bu kararın Türkiye
üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıldığını, değeri 100 bin
dolar olmayan bir emlak için Türkiye’yi bir milyon dolar kullanım
parası ödemeye mahkum etmenin ve böyle bir kararı diğer talepler için
ileride örnek olarak kabul etmenin Kıbrıs meselesinin hallini istememek
anlamına geldiğini, bu kararda ısrar edenlerin bu gerçeği göremediklerini
söyledi.
Denktaş, Kıbrıs’ta mal mülk meselesinin iki tarafın
siyasi olarak masada halledecekleri bir konu olduğunu, siyasi açıdan nüfus
mübadelesi yapıldığını, siyasi açıdan iki kesimli bir gelecek
üzerinde anlaşmaya varıldığını, Annan Planı’nın bunu bozmaya çalıştığını
ancak buna hakkı bulunmadığını ve bunu reddettiklerini söyledi.
Denktaş, iki kesimli bir konumda varılacak bir
anlaşmada Rumlarla yaptıkları 77-79 anlaşmalarına göre Rumların mal-mülk
edinmesinin kuzeyin yasalarına, kotasına bağlandığını, ara bölgenin
tecavüze uğratılmayacağına dair kararlar bulunduğunu, Louzidu’nun
ara bölgeye tecavüz ederek malına gelmek istediğini ve anlaşmayı
bozduğunu söyledi.
İki tarafın eşit haklarının olduğunun kabul
edilmesi gerektiğini belirten Denktaş, Papadopulos’un, Kıbrıs Türklerine
gasp ettikleri ve yakıp yıktıkları Türk malları için uzlaşmadan
sonra tazminat ödeneceğini söylediğini belirtti.