|
DENKTAŞ: “BOŞUNA ÇABA HARCIYORUZ.. GARANTİLERİ
ALANLARIN ANLAŞMA YAPMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR”
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’e
görüşmelerle ilgili garanti verilmesini değerlendirdi ve “O zaman biz
boşuna çaba harcıyoruz. Bu garantileri almış olan insanların bizimle
eşit şartlarda yeni bir ortaklık oluşturması, bizi ayni seviyede mütalaa
etmesi, bize can pahasına kurtarmış olduğumuz hakları layık görmesi,
bunlar çerçevesinde anlaşma yapması mümkün değildir” dedi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Lefkoşa-Girne anayolunun dünkü açılış
töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden de
Sorumlu Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel’in gelişiyle yüz yüze
görüşmelerin etkilindiğini yazanların, bir şeye dikkat etmediklerini,
aynı gazetelerinde “Dış dünyanın Klerides’e garanti verdiği”
haberini yazdıklarını anlatarak, garantiyi almış olan Rum tarafının Türk
tarafını nasıl gördüğünün de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Rumlar’a "Size bu garantileri verenler, eğer bize benzeri
garantileri vermezse, eşitliğimizi sağlamazsa, o zaman ne diye masa
başında bizim bir yerlere imza atmamızı bekliyorsunuz?” sorusunun
sorulması gerektiğini belirten Denktaş, şöyle devam etti:
"Bunu samimi bir uyarı olarak yapıyorum. Çünkü resmi ağızlardan
Rum tarafına, belirli devletlerin, uluslararası kuruluşların garanti
verdiği yazılmaktadır. Bu garantiler hakikatten verilmişse -ki ben
verildiğine inanıyorum- o zaman biz boşuna çaba harcıyoruz demektir.
Çünkü bu garantileri almış olan insanların bizimle eşit şartlarda
yeni bir ortaklık oluşturması, bizi ayni seviyede mütala etmesi, bize
can pahasına kurtarmış olduğumuz hakları layık görmesi, bunlar
çerçevesinde anlaşma yapması mümkün değildir.”
Avustralya`da süren İngiliz Uluslararası Topluluğu (Commonwealth)
toplantılarına Klerides`i temsilen katılan Rum Yönetimi Dışişleri
Bakanı Yannakis Kasulides, Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides`in,
"net güvenceler aldıktan sonra doğrudan diyaloğu kabul
ettiğini" söylemiş ve "bu güvencelerin, diyaloğun BM gözetiminde
ve BM kararları çerçevesinde yapılacağı şeklinde olduğunu"
ifade etmişti. Kasulides ayrıca, bu güvencelerin "Güvenlik Konseyi
daimi üyeleri ile özellikle, Kıbrıs`ın toprak bütünlüğü, bağımsızlığı
ve birliğinin garantörü durumunda olan İngiltere tarafından
verildiğini" ifade etti.
Doğrudan görüşmelerin ilk tur sonuçları hakkında bilgi veren
Kasulides, Türk tarafının adada iki ayrı bağımsız devlet istediğini,
bu talebin çözüme yol açmayacağını iddia etti. Kasulides, "BM
karar ve parametrelerinin, tek egemenliği, tek uluslararası kişiliği ve
tek vatandaşlığı olacak bir devlet öngördüğünü" söyledi.
Kasulides, "Bu devlet, BM Genel Sekreteri`nin 1990`daki raporunda
tarif edildiği gibi iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çerçevesinde
siyasi açıdan eşit olacak iki toplumdan oluşacak" dedi.
DENKTAŞ: “KIBRIS TÜRKLERİ DİRİ, AYAKTA VE GELECEĞE GÜVENLE
BAKMAKTADIR”
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 1963-1974 yılları arasında adanın %3’üne
mahkum edilmiş, etrafı Rum-Yunan silahlarıyla sarılı vaziyetteyken
ayakta durmasını bilen, bugün devletini kurmuş Kıbrıslı Türkler’in,
içinde bulunduğu ekonomik zorlukların aşılmasında Türkiyeli kardeşlerinin
işbirliğiyle yine diri ve ayakta olduğunu, geleceğe güvenle baktığını
söyledi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “KKTC Ekonomisinin Üretime Dayalı Büyümesi
İçin Kredilendirme Süreci ve İlkeleri” toplantısı için KKTC’ye
gelen Kıbrıs İşlerinden Sorumlu TC Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel
ve beraberindeki işadamları onuruna önceki akşam Dome’da yemek verdi.
Yemekte kısa bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, toplantı
için Kuzey Kıbrıs’a gelen Bakan Gürel’in basına yaptığı açıklamalarda
söylemek istediğini en veciz şekilde dile getirdiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türkü’ne ümit veren bu mesajların
“65 milyon Anadolu arkamızdadır; hürriyetiniz, egemenliğiniz,
devletiniz ve barış için” dediğini kaydetti.
Kıbrıs Türkü’nün Gürel’in vermiş olduğu mesajı aldığını,
memnuniyetinin sonsuz olduğunu ifade eden Denktaş, verilen güven ve desteğe
teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı konuşmasında işadamlarına seslenip temaslarının
yararlı geçip geçmediğini sorarak, işadamlarının ticaret insanı
olarak bir ulusal müzakerede müzakerecinin nelere dayandığı
bildiklerini söyledi. Denktaş işadamlarına, müzakerecinin ayakta mı
durduğunu sordu.
Rum Yönetimi’nin, Türk tarafını temsil eden müzakereci “dimdik
ayakta bir halkı mı yoksa çökmek üzere bir halkı mı temsil ediyor”
gibi devamlı surette bu sorunun cevabını aradığını kaydeden
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların karşılarında çöken veya
çökmek üzere olan bir halkın temsilcisini görmek istediklerini
söyledi.
Devlet Bakanı Şükrü Gürel de yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı
Denktaş’a olan sarsılmaz güvenini ifade etti.
Gürel, Kıbrıs Türkü’nün bugüne kadar verdiği özverili
mücadelede kimliğinden ve Türk ulusundan kopmadığını, bundan taviz
vermediğini vurgulayarak halka sevgi ve saygılarını ifade etti.
TC DEVLET BAKANI GÜREL: "DENKTAŞ VE KLERİDES
SINIRLAMA OLMADAN GÖRÜŞEBİLMELİ”
Türkiye'nin Kıbrıs işlerinden de sorumlu Devlet Bakanı Şükrü Sina
Gürel, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla sürdürülen görüşmelere
zaman sınırlaması yapılmasına karşı olduğunu belirterek,
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides`in
hiçbir zaman sınırlamasına tabi olmadan görüşmeleri sürdürmeleri
gerektiğini söyledi.
Gürel, Bayrak Televizyonu`nda yayınlanan Akis programında yaptığı açıklamada,
“Kıbrıs görüşmelerinin geleceğinin belirlenmesi açısından haziran
ayının önemli olacağı” yönünde yapılan açıklamalarla yaratılan
yapay zaman sınırlamasına fazla itibar edilmemesi gerektiğini kaydetti.
Kıbrıs konusunun kendi dinamiği olan ve öncelikle adadaki iki halkı
ilgilendiren bir konu olduğunu ifade eden Gürel, “Burada iki halkın
lideri oturmuşlar doğrudan görüşmeler yapıyorlar ve onlara da
birileri, ‘aman bakın şu zamana kadar şu sonucu alın, yoksa filan’
diyecekler. Bu olmaz. Kıbrıs doğrudan görüşmelerini, sayın Denktaş
ve muhatabı, başkasının hiçbir zaman sınırlamasına tabi olmadan yürütebilmelidir.
Başka türlü de yürütülmez zaten” dedi.
Türkiye`nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini geliştirmek istediğini,
Türkiye`de hiçbir siyasi parti ve kurumun AB`ye karşı olmadığını,
herkesin AB üyeliğinden yana olduğunu ifade eden Gürel, şöyle konuştu:
"Ama nasıl, hangi koşullarda üye olmak gerekir dendiğinde
farklılaşmalar ortaya çıkıyor. Türk halkının ezici bir çoğunluğu,
‘her ne pahasına olursa olsun, hangi biçimde olursa olsun’ üye
olmaktan yana değil. Yani bize, eğer AB üyeliğiyle ilgili ve ilgili
olmayan bedeller ödetilerek, AB`ye kişiliğimiz törpülenerek,
tarihimizden, kimliğimizden ödün vererek, Kıbrıs`tan ödün vererek
gireceksek eğer o zaman girmeyelim diye düşünür Türk halkının büyük
bir çoğunluğu.”
Gürel, Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türkleri`nin egemen eşitliğini
kabul etmezse, bir çözüm bulunamayacağının altını çizerek, Türkiye
ile KKTC arasındaki sarsılmaz bağlara zarar verecek herhangi sözde bir
çözümün de Türkiye ve KKTC açısından kabul edilmeyeceğini
vurguladı. Türkiye ile KKTC`nin Kıbrıs konusundaki tavrının açık ve
net olduğunu belirten Gürel, “Oyun bozanlık yaptığımızı öne
sürmek de mümkün değil, bunlar olursa olur, olmazsa da olmaz. O zaman da
biz yolumuza devam ederiz ve bizim Kıbrıs Türkü ile beraber yolumuz aydınlıktır”
dedi.
Devlet Bakanı Gürel, AB`nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Gunter
Verheugen ve bazı AB yetkililerinin, “sorun çözümlenmese de Güney Kıbrıs`ı
üyeliğe alacakları” yönündeki sözlerinin hatırlatılması üzerine,
“Verheugen ve diğerlerinin, konuya katkı yapmak için başka şeyler söylemesini”
istedi.
Gürel, AB ve ilgili üçüncü taraflardan beklentinin, olumlu adımlar
atması ve KKTC`ye uygulanan ambargoların kaldırılması yönünde adım
atmaları olduğunu söyledi.
Türkiye`nin, kendi geleceğini KKTC`den ayrı düşünmediğinin
altını çizen Gürel, “Başkaları hangi adımları atarlarsa atsınlar,
biz Kıbrıs Türküyle birlikte gönencimiz için, güvenliğimiz için,
esenliğimiz için bütün gerekli adımları atmaya devam ederiz, yolumuza
devam ederiz” dedi.
Devlet Bakanı Gürel, Kıbrıs görüşmelerinin tamamlanan ilk turuyla
ilgili bir şey söylemenin mümkün olmadığını belirterek, ikinci turda
asıl müzakerelerin başlayacağını, görüşmelerle ilgili şimdiye
kadar Türkiye ve KKTC`den olumsuz açıklama yapılmadığını, asıl
olumsuz açıklamaların Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi tarafından
yapıldığını kaydetti.
RUM YÖNETİMİ`NİN SALDIRI HELİKOPTERİ ALIMI...
TC DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: “RUM YÖNETİMİNİN BU HAREKETİ, BM`NİN
GÖZETMEKTE OLDUĞU ASKERİ STATÜKOYA VE DEVAM ETMEKTE OLAN GÖRÜŞME SÜRECİNE
İLİŞKİN GENEL ANLAYIŞA AYKIRIDIR”
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Rum Yönetimi`nin saldırı
helikopteri alımı konusunda bir açıklama yaptı.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, Kıbrıs Rum Yönetimi`nin bu
hareketinin BM`nin gözetmekte olduğu askeri statükoya ve devam etmekte
olan görüşme sürecine ilişkin genel anlayışa aykırı bulunduğuna
dikkat çekildi.
Açıklamada şöyle denildi:
"Yıllardır ağır bir silahlanma faaliyeti yürütmekte olduğu
bilinen Kıbrıs Rum Yönetimi`nin son dönemde satın aldığı saldırı
helikopterleri Rum Yönetimi`nin bu çabalarına yeni bir boyut
katmıştır. Rum Yönetimi`nin maceraperest heves ve niyetlerle bu saldırı
helikopterlerine sahip olması, gerek Kıbrıs, gerek Doğu Akdeniz`de
barış ve istikrarı tehdit edebilecek riskler taşımaktadır.
Ayrıca, Kıbrıs Rum Yönetimi`nin bu hareketi, BM`nin gözetmekte olduğu
askeri statükoya ve halihazırda devam etmekte olan görüşme sürecine
ilişkin genel anlayışa aykırı bulunmaktadır. Bu gelişme, ülkemizin
ve KKTC`nin Kıbrıs ve Doğu Akdeniz bağlamındaki güvenlik endişelerini
haklı kılmaktadır. Türkiye buna karşılık gereken tedbirleri
alacaktır.”
2008 AVRUPA FUTBOL ŞAMPİYONASINA "KKTC`NİN DE
KATILMASI TALEBİ" ATİNA`YI KARIŞTIRDI
Yunanistan ile birlikte düzenlenmesi planlanan 2008 Avrupa Futbol
Şampiyonası`nda KKTC`nin de yer alması gerektiğine ilişkin Türk basınında
yer alan haberler, Atina`yı karıştırdı.
Yunan basınına göre, Yunanistan Futbol Federasyonu Başkanı Vasilis
Gagacis, “Eğer Türkiye Futbol Federasyonu, Başbakan Ecevit`in
yaklaşımı doğrultusunda hareket ederse, Yunanistan organizasyondan
çekilecektir” dedi.
Yunanistan ile Türkiye Futbol Federasyonlarının 2008 Avrupa Futbol
Şampiyonası finallerini ortak düzenlenmesi kararının, “2 ülkenin
arasında varolan siyasal sorunlardan uzak durulması” çerçevesinde alındığını
vurgulayan Gagacis, “Bu çok önemli organizasyonun vermesi gereken, barış,
karşılıklı anlayış ve işbirliği mesajı olmalıdır” dedi.
KKTC`nin şampiyonaya katılması konusunun hiç ele alınmadığını
belirten Gagacis, “Bundan sonra da ele alınması mümkün değildir”
ifadesini kullandı.
2 ülke federasyonlarının organizasyon için harcadıkları çabaların
“Politize edilecek bir konu” olmadığını vurgulayan Gagacis, “Türkiye
Futbol Federasyonu ile her konuda çok başarılı bir işbirliği içerisindeyiz.
Ancak, organizasyonu aldığımız takdirde şampiyonanın yapılacağı
2008 yılına kadar Başbakan Ecevit`in yaklaşımına benzer önerilerle
karşılaşırsak, bu, işbirliğimizin bitmesi anlamına gelir. Bunun da
sorumlusu biz olmayız” dedi. |