|
DENKTAŞ
WESTON İLE GÖRÜŞTÜ..DENKTAŞ: “HER ZAMANKİ GİBİ İYİ BİR DİNLEYİCİ…
YARDIMCI OLABİLECEK ÖNERİLERİ VAR”
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş dün temaslarda bulunmak üzere adaya gelen ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Kıbrıs Özel
Koordinatörü Thomas Weston ile görüştü.
Denktaş açıklamasında, Weston
ile çok iyi, içten bir görüşme yaptıklarını, ABD’li diplomatın
her zaman olduğu gibi iyi bir dinleyici olduğunu ve çeşitli konularda
yardımcı olabilecek önerileri bulunduğunu ifade ederek “Yine geleceğini
ümit ederiz” dedi.
Weston ise çok yararlı ve üretici görüş
alışverişinde bulunduklarını kaydederek, “Belirli bir hedefi denemek ve desteklemek amacıyla buradayım. Bu amacı
paylaştığımızı düşünüyorum. Her ne kadar bu hedefe ulaşmak için
zaman zaman farklı fikirlerimiz olsa da.. Görüşme ve bugünkü görüşmedeki
üretken yöntem için teşekkür ederim“ dedi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’la gerçekleştirilecek
görüşmenin bir değerlendirme toplantısı olacağını, taraflara
herhangi bir belge sunulmayacağını söyledi.
Bu arada bazı partilerin gençlik
kollarının da aralarında bulunduğu 6 gençlik örgütü, Ercan Devlet
Havaalanı’nın dışında oturma eylemi düzenledi.
ANNAN’LA
GÖRÜŞME --
Cumhurbaşkanı Denktaş, alanda
yaptığı açıklamada Annan’la görüşmek amacıyla gideceği
Paris’te, BM Genel Sekreteri’yle önce yalnız, daha sonra ise Güney Kıbrıs
Rum Yönetimi Lideri Galfkos Klerides’in de katılacağı yemekte biraraya
geleceğini söyledi.
Annan’la gerçekleştirilecek görüşmelerin
değerlendirme niteliğinde olduğunu vurgulayan Denktaş, “Genel Sekreter
bizim yaptığımız görüşmeleri nasıl değerlendirdiğini bize söylemiş
olacak. Biz de kendisine zorlukların nerede olduğunu tekrar, bir kere daha
duyurmuş olacağız” dedi.
Konuşmasında müzakerelerde karşılaşılan
zorluklara da değinen Denktaş, 39 yıldır aşılamayan zorluğun, Kıbrıs
Ortaklık Cumhuriyeti’ni Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’ne dönüştürmek için
planlı bir şekilde yıkmış olan Rum tarafının “meşru Kıbrıs hükümeti”
olarak tanınmasından kaynaklandığını söyledi. Denktaş, bu ünvanı
elden bırakmak istemeyen Rumların, yaptıklarının Türk tarafına neye
mal olduğunu hiç düşünmeden, geleceği, kanunsuzlukla elde edilen ünvanın
temeline bina etme çağrısında bulunduğunu kaydetti.
Ortada, biri Rumlar tarafından
1963’te inşa edilen, diğeri de Türk tarafının kurtardığı iki zemin
bulunduğuna işaret eden Denktaş, yeniden ortaklık kurulacaksa sözkonusu
iki zeminin de kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Denktaş, “Biz söylüyoruz,
sizin bu ismi kullanmanıza itiraz etmiyoruz. Ama bir hududun ötesinde de
KKTC var, siz de bunu kabul ediniz ki iki devlet arasında bir ortaklık
kurulabilsin…”
Rumların aldığı yolun devamından
yana olduğunu ve AB’yi de bu nedenle seçtiğine işarete den Denktaş,
Rum tarafını “meşru hükümet” kabul eden dünyanın da Kıbrıs
sorununa teşhis koyması gereğine de işaret etti.
BAŞBAKAN EROĞLU’NUN BRT’YE
DEMECİ “ANNAN’DAN KLERİDES’İ UZLAŞMAZ TUTUMUNDAN VAZGEÇİRMESİNİ
BEKLİYORUZ..”
Başbakan Derviş Erğlu, Cuma günü Paris’te yapılacak Kıbrıs
görüşmeleri öncesindeki durumu BRT’ye değerlendirdi.
Eroğlu, Cuma günü Paris’te
yapılacak Kıbrıs görüşmelerinden ne umut ettiklerinin sorulması üzerine
de BM Genel Sekreteri Kofi Annan’dan Türk tarafının doğrudan görüşmelerde
ortaya koyduğu görüşleri dikkate alarak Rum lideri Klerides’i uzlaşmaz
tutumundan vazgeçirmesini beklediklerini söyledi. Başbakan, Kıbrıs’taki
iki devlet gerçeğinin kabul edilmesi halinde bir anlaşmaya varılabileceğini,
ancak bunun için BM ve AB’ye görevler düştüğünü sözlerine ekledi.
Eroğlu, Rum-Yunan ikilisinin
AB’nin yanlış Kıbrıs politikası yüzünden Kıbrıs’ta bir anlaşma
yapma gereğini duymadıklarına dikkati çekti.
Başbakan Eroğlu, Klerides’in görüşme
masasında, Türk tarafının egemenliğinin sözünün bile edilmesine karşı
çıktığını, Türk topraklarının üçte birini istediğini ve
Rumlar’ın tapulu mallarına dönmesinin vazgeçemeyecekleri bir hak olduğunu
savunduğunu anımsattı.
Eroğlu, “Hepimiz AB’ı
istiyoruz. Bir anlaşmadan yanayız. Ama bu anlaşma egemenliğimize
dayanmalı, güvenliğimizi ve Türkiye’nin haklarını gözetmeli, bizi
yeniden göçmen durumuna düşürmemeli, geleceğimizi tehlikeye atmamalı.
AB ise ancak bir anlaşmadan sonra gündeme gelmeli” diye konuştu.
Başbakan Eroğlu, Kıbrıs
konusundaki bir anlaşma ile Türkiye’nin hakkı olan AB’ne üyeliği
arasında bağlantı kurulmasının, Kıbrıs konusunun çözümünü Türkiye’nin
üyeliği için öyle olmadığı halde bir koşul olarak göstermenin yanlış
olduğunu da sözlerine ekledi.
ERTUĞRULOĞLU,
RUM YETKİLİLERİN TAHRİKKAR DEMEÇLERİNİ YANITLADI: “YAYILMACI RUM
EMELLERİNİN ÖNÜNDEKİ BAŞLICA ENGEL BARIŞ HAREKATININ SAĞLADIĞI COĞRAFYA
VE BARIŞ ORTAMIDIR”
Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, saldırgan ve
yayılmacı Rum emellerinin önündeki başlıca engelin Barış Harekatı’nın
sağladığı coğrafya ve barış ortamı olduğunu belirtti.
Rum yetkililerin tahrikkar demeçlerini
yanıtlayan yazılı bir açıklama yapan Dışişleri ve Savunma Bakanı
Tahsin Ertuğruloğlu, “1974’ten bu yana Kıbrıs adasında eğer bir çatışma
yoksa, bu Türk silahlı kuvvetlerinin varolan caydırıcı gücü
sayesindedir” dedi.
Rum Milli Muhafız Ordusu Komutanı
Atanasios Nikoladimos’un “Boyunduruk altındaki toprakların kurtarılması
mücadelesi, ölülerimize karşı bir ödevdir. Bu hedefin başarılması için
sürekli teyakkuz ve hazırlık içinde olmak gerekir” şeklinde demecini
eleştiren Ertuğruloğlu, özetle şunları kaydetti:
“Kıbrıs’ta
Ada’nın gerçekleri temelinde bir uzlaşmaya varılması yönünde görüşmelerin
sürdüğü bir dönemde RMMO Komutanı’nın egemen KKTC topraklarından
‘kurtarılacak topraklar’ olarak sözetmesi ve bunun için teyakkuz çağrısı
yapması, tahrikkar olduğu kadar karşı tarafın gerçek niyetleri bakımından
da aydınlatıcı olmuştur.
Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi’nin çarpık zihniyetini ve çağdışı
mentalitesini sergileyen, kilise, sivil ve askeri otoriteleri tarafından
bir çok kez ifade edilen bu ve buna benzer görüşler, Rum tarafının gerçek
niyetini, saklanamayacak bir şekilde sergilemekte, uzlaşma için hiçbir
umut bırakmamaktadır.”
Rum
Yönetimi Başkanı Klerides, Meclis Başkanı Hristofyas, Dışişleri
Bakanı Kasulides’in benzer açıkalmalarından da alıntılar yapan Ertuğruloğlu,
şunları kaydetti:
“Artan
bir hızla devam etmekte olan Rum silahlanması ile Rum-Yunan Ortak Savunma
Doktrini unsurları da dikkate alındığında karşı karşıya bulunduğumuz
tablo ve içerdiği tehlikeler daha da belirgin olmaktadır.
Böylesi
bir mentaliteye sahip olan Rum tarafına sözde Kıbrıs Cumhuriyeti ve Kıbrıs
hükümeti muamelesi yapan uluslararası camianın da Kıbrıs’ta Rum uzlaşmazlığını
ve şımarıklığını körüklemekte olduğunu ve dolayısıyla olası bir
uzlaşıyı da engelleyici bir rol üstlenmiş olduğunu vurgulamakta yarar
vardır.
Egemen
KKTC topraklarında gözü ve emelleri olan Rum tarafıyla ve onu
cesaretlendirip, şımartmaya devam eden üçüncü taraflarla sağlıklı
ve netice alıcı görüşme süreçleri sürdürmenin olası olmadığı
gerçeğini 1968 yılından beridir zaten yaşamaktayız.
‘Çözüm
kapıda’ veya ‘AB kapıda’ gibi sloganlarla halkı aldatmaya ve halkın
sosyo-ekonomik sıkıntıları üzerine politika yapmaya çalışanları kapıda
neyin olup olmadığını bir kez daha değerlendirmeye davet ederim.”
|