Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Rum tarafının,
1960 anayasasında Kıbrıslı Türklere verilen hakları AB’ye “etnik
ayırıma dayalı yetkiler” şeklinde takdim ederek ortadan kaldırmaya
çalıştığını belirtti.
Ertuğruloğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başsavcısı Alekkos
Markides’in bir konferansta yaptığı konuşmada söylediği “Kıbrıs
anayasası ile AB müktesebatı arasında çelişkiler var. Bu konuda bir seçim
yapmak zorundayız. Egemen hükümet kararıyla AB müktesebatını
benimseme veya mevcut anayasada değişiklikler yapma seçenekleriyle karşı
karşıyayız. Anayasa değişikliğini referanduma sunacağız”
şeklindeki sözlerini TAK’a değerlendirdi.
Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, bir yandan AB’ye 1960
anayasasının geçerli olduğunu söyleyen Rumların, diğer yandan 39
yıldır “ölmüştür, gömülmüştür” dedikleri ve uygulamadıkları
anayasada değişiklik yapıp halkın referandumuna gitmekten söz ederek
göz boyamaya çalıştıklarına işaret etti.
"Hangi halkın referandumuna gideceklerdir? Kıbrıs Rumlarını ‘Kıbrıs
halkı’ addederek bir kez daha yalana ve hileye başvuruyorlar” diyen
Tahsin Ertuğruloğlu, Rumların 1960 anayasasını tümüyle ilga etmek
için görüşmelerde yeni bir anayasa yazılmasında ısrarlı
olduklarını ifade etti.
Tahsin Ertuğruloğlu, bununla “egemen Kıbrıs hükümeti” dedikleri
Rum idaresinin 1963’te yok ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yeni bir
kılık kıyafet giydirerek Kıbrıs’ın tümünü AB üyesi yapma oyunu
oynandığını kaydetti. Ertuğruluğlu, “Biz ‘iki devlet arasında
yapılacak bir anlaşma ile yeni bir ortaklık’ diyoruz, onlar ‘varolan
devletin anayasasını değiştirelim, size haklar tanıyalım, bu iş
bitsin.. AB’ye üyelik refahtır güzelliktir’ aldatmacasını
oynuyorlar” şeklinde konuştu.
AB’nin Kıbrıs Türkleri için refah ya da güzellik olabilmesi için
belirli kuralların hem AB hem de Rumlar tarafından kabul edilmesi
gerektiğini vurgulayan Dışişleri ve Savunma Bakanı Ertuğruloğlu, aksi
halde halkın yarıdan fazlasının evsiz-barksız, topraksız kalmasının
söz konusu olacağını söyledi.
Ertuğruloğlu, “Egemenliğimiz kabul edildiğinde, Türkiye AB’ye
üye olduğunda bile egemenliğe dayalı, çok sağlam, çok dikkatli bir
anlaşma yapılmadığı takdirde aynı tehlikelerle karşı karşıya
kalacağız” diye konuştu.
Bakan Ertuğruloğlu değerlendirmesini şöyle tamamladı:
"Rumlar ya yeni bir anayasa yapıp sözde Kıbrıs halkının (yani
Rumların) referandumu ile bizi mahkum edecekler, ya da ‘AB üyeliği
tatlıdır’ diyerek egemenliğimize dayanmayan bir anlaşma yapma, AB
üyesi olduktan sonra da ‘anlaşmanın şu veya bu maddesi AB normlarına
aykırıdır’ diyen mahkeme kararlarını uygulatma yoluna gidecekler. Bu
oyuna gelip gelmemek egemen halkımızın takdirine kalmıştır. Rum’un
maskesi düşmüştür, ancak görmek isteyen görür.”
20 Temmuz 1974 tarihinde adaya barış ve özgürlüğü getirmek üzere
garantör Türkiye tarafından gerçekleştirilen Barış Harekatı’nın
14 Ağustos’ta başlatılan ikinci aşamasının yıldönümü
etkinlikleri çerçevesinde Muratağa-Sandallar ve Atlılar katliamı
sırasında şehit düşenler bugün anılıyor. Serdarlı’nın kurtuluşu
da bugün düzenlenecek törenlerle kutlanacak.
Taşkent Katliamı’nda şehit düşenler ise 15 Ağustos Perşembe gün
düzenlenecek törenle anılacak.
Gazimağusa’nın Kurtuluşu da 15 Ağustos Perşembe günü Zafer Anıtı
ve Polat Paşa Bulvarı’nda düzenlenecek iki ayrı törenle kutlanacak.
Lefke’nin Kurtuluş törenleri ise 16 Ağustos Cuma günü gerçekleştirilecek.
Başbakan Derviş Eroğlu ise, 28 yıl önce savunmasız Kıbrıs Türkleri’ne
karşı EOKA çeteleri tarafından uygulanan soykırımın Türkiye’nin Kıbrıs’a
müdahalesinde ne kadar haklı olduğunun en açık kanıtı olduğunu
vurguladı.
Barış Harekatı’nın 14 Ağustos’ta başlayan ve 16 Ağustos’ta
tamamlanan ikinci aşamasıyla Kıbrıs Türk halkının, Gazimağusa’dan
Lefke’ye kadar özgürlükle kucaklaştığını anımsatan Eroğlu,
harekat esnasında ortaya çıkan toplu mezarların Kıbrıs Rumları’nın,
Kıbrıs Türkleri’ne reva gördüğü insanlıkdışı muamelenin çarpıcı
bir örneğini teşkil ettiğini ifade ederek şunları ekledi:
Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs’ı tekrar eski günlere taşıma
riskini içeren böylesi formüllere onay vermeme kararlılığında
olduğunu vurgulayan Başbakan Eroğlu mesajını şöyle tamamladı:
"Kıbrıs Türk halkı, bedeli, can, kan ve özveriyle ödenen KKTC’yi
yaşatma azmindedir. Siyasi platformlardaki ana hedefimiz, Barış Harekatı’nın
adaya getirdiği huzur ve barış ortamını kalıcı hale getirilmesini
teminen, adada iki ayrı devletin tescilini sağlamaktır. Anavatan Türkiye’nin
garantörlüğünde, Kıbrıs Türk Halkının eşit statüsünün ve egemen
varlığının kabulü ile ancak adada hakça ve kalıcı bir uzlaşıya
varılması olanaklı kılınacaktır. Tarih boyunca, koşullar ne olursa
olsun vatan bildiği topraklarına sahip çıkmayı başaran Kıbrıs Türk
halkı, en yüce değer bildiği özgürlük ve bağımsızlığından
ödün vermemiştir ve ödün vermemekte de kararlıdır.”