|

ERENKÖY DİRENİŞİ VE ŞEHİTLERİ BUGÜN ANILIYOR
Şanlı Erenköy Direnişi’nin 38. yıldönümü ve bu direniş
sırasında şehit düşenler bugün Erenköy’de düzenlenecek törenle anılacak.
Tören saat 09.40’ta Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın
karşılanmasının ardından saat 10.00’da çelenklerin şehitliğe
konulmasıyla başlayacak. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın
okunmasının ardından, şehitlik özel defteri imzalanacak.
Erenköy Direnişi: Kıbrıs Türk Mücadelesinin Dönüm Noktası
Erenköy halkının bazı sorunları, 1964 Erenköy Harekatı’ndan
sonra da devam etti. İnsanların maneviyatı ve güven duygusu artmıştı
ancak kalacak yer ve yiyecek sorunu çok büyük boyutlardaydı. Köylüler,
evlerinin Rumlar tarafından yakılıp yıkılması nedeniyle mağaralarda
yaşamaya başlamıştı. Kızılay çadırları gelene kadar uzun bir süre
mağaralarda kalan Erenköy insanı, daha sonra derme çatma kerpiç evlerde
yaşadı fakat can güvenliği korkusuyla geceleri yine mağaralarda kaldı.
Erenköy halkı ancak 1969’da yine anavatan Türkiye’nin yardımıyla
yapılan prefabrik konutlara geçebildi.
Erenköy Harekatı, ulusal Kıbrıs davamızda üç açıdan en önemli
dönüm noktalarından biridir:
1- Türkiye ilk defa, 1960 Garanti Anlaşması’na dayanarak güç
kullandı.
2- Kıbrıs’ta ilk kez sıcak savaş tehlikesi yaşandı.
3- Türkiye’nin, Enosis’in gerçekleşmesine izin vermeyeceğine dair
ilk kesin ihtarı oldu.
O dönemde sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti”nin, Cumhurbaşkanı
Makarios’un, Türkiye’nin hava harekatı sonrasında, ölen Rum
askerlerini görmek için Baf Hastanesinin morguna gittiğinde gözyaşlarını
tutamadığı görülmüştü. Fakat Newsweek muhabirinin 24 Ağustos 1964’de
yazdığı gibi, ağlamak için “artık çok geç”ti. Türkiye’nin,
vatanı için canını vermeye hazır olan Kıbrıslı Türkleri yalnız
bırakmayacağını Makarios çok geç anlamıştı.
Kıbrıs Türkü’nün canı pahasına direnerek, Türkiye ile elele “tarih
yazdığı” Erenköy, bugün sadece Güvenlik Kuvvetlerimiz tarafından
korunmakta ve sivil yerleşime açık bulunmamaktadır. Kıbrıs Türkü’nün
direndiği sürece Türkiye’yi hep yanında bulacağının bir işareti
olarak Rumlara bırakılmayan Erenköy’de her yıl 8 Ağustos’ta
şehitlerimiz anısına törenler yapılmakta ve Kıbrıs Türkü’nün
varoluş mücadelesinin en önemli mihenk taşlarından biri olan Erenköy’ü
gençlerimizin görüp ibret almalarına fırsat verilmektedir.
Erenköy nerededir?
Erenköy, Ada’nın kuzeybatısında uzanır. 1974 Barış Harekatı
sırasında bölge halkının direnişi sayesinde, Erenköy Rumlara bırakılmamıştır.
Bugün KKTC toprağı olmasına rağmen, KKTC ile kara sınırı bulunmayan
tek bölgedir. Üç yanı Güney Kıbrıs topraklarıyla çevrili Erenköy’ün
tek ulaşımı deniz yoluyla sağlanmaktadır. Yüzölçümü 19
kilometrekaredir.
Kıyıovası sahilde kesintili biçimde uzanır. Erenköy ve Mansura’nın
kurulduğu alan, kışın akan sularla yer yer parçalanmıştır. Orta ve
doğu kesimlerde tepeler hemen yükseldiğinden aşınmanın çokça olduğu
görülür. Kalker tabaka yüzeye çıkmıştır. Daracık kıyı ovasının
gerisinde Trodos Dağı’nın uzantıları, tepelik alanlar yükselir.
Buraları yer yer çalılık ve makilerle kaplıdır. Vadi düzlükleri, tarım
alanlarının en verimli bölgesini oluşturur. Savaş yıllarına kadar bölge
nüfusu 1060 kişiydi. Halk geçimini tarım, hayvancılık, balıkçılık
ve maden işçiliğiyle sağlardı. En önemli 2 ürün badem ve incirdi.
1974’teki Mutlu Barış Harekatı’ndan sonra Erenköy halkı, 1976
sonbaharından itibaren yeni ikametgahları olan bölgeye (şimdiki
YeniErenköy) deniz yoluyla nakledilmiştir.
Erenköy: Türkiye’ye açılan tek kapı...
1950’li yılların ortalarından itibaren Rumların ENOSİS çabalarının
yoğunlaşması üzerine, Ada’da bir silah dengesinin kurulması şart
olmuştu. 1957’den itibaren küçük teknelerle Türkiye’den getirilen
silahlar Erenköy’e indiriliyor, buradan da Adadaki Türk mücahitlere
sevkiyatı yapılıyordu. Erenköy bu anlamda “Kıbrıslı Türklerin
Türkiye’ye açılan kapısı” durumundaydı. Osmanlıların adayı
aldığı 1571 tarihinden itibaren hiçbir zaman Rum eline geçmeyen bölge,
1974’e kadar Kıbrıs Türkü’nün tek ikmal üssü idi.
Kıbrıslı Rumların bütün gayesi, Türkler’in elinde bulunan bu 5
km’lik sahil kesimini ele geçirmek ve dolayısıyla bu noktadan
yapılacak muhtemel bir Türk çıkarmasına, denizden yapılan personel,
silah ve mühimmat ikmaline engel olmaktı. 1964 başından itibaren Rumlar,
ne pahasına olursa olsun bu hayat damarını kesmek için hazırlıklara
girişti.
Erenköy Direnişi: Kıbrıs Türk tarihinde şanlı bir sayfa...
Rumların, 1963’te “Kanlı Noel” ile başlayan türkleri yoketme
harekatı ve Erenköy’ü ortadan kaldırma planları, Anavatan Türkiye’de
ve Avrupa ülkelerinde yaşayan Kıbrıs Türk gençliğini ayağa
kaldırmıştı. Dünyanın dört bir tarafından, önce Türkiye’ye gelen
Kıbrıslı Türk gençler, 30 Mart 1964’ten itibaren küçük sandallarla
Anamur’dan Erenköy’e akmaya başladı. 30 Haziran’a kadar, deniz yolu
ile birçok imkansızlıklar ve zor şartlar altında, personel, silah ve mühimmat
takviyesi bölgeye gelmeye devam etti. Tarih yaprakları Ağustos ayını gösterdiğinde,
322’si öğrenci olan 522 mücahit, yaşamlarının en kutsal andını içiyor
ve teslim olmaktansa topluca şehit düşeceklerine yemin ediyorlardı.
General Grivas komutasında 5 bin Rum askeri; denizden 3 hücumbot,
karadan 6 zırhlı araç, batarya, havan takımı, makinalı tüfekler ve ağır
toplarla 6 Ağustos’ta taarruza geçti. 7 Ağustos saat 20.00’de Mansura’yı
savunan Kıbrıslı Türk mücahitlere çekilme emri verildi. Aynı gün
saat 21.00’de Bozdağ, saat 24.00’de ise Selçuklu ve Alevkaya
mücahitleri geri alınarak Erenköy etrafında çepeçevre savunmaya
geçildi. 8 Ağustos’ta artık durum son derece vahimdi. Rum askerlerinin
taarruzu şiddetlenmiş ve Türk Mücahitler küçük bir bölgeye sıkıştırılmıştı.
Türk uçaklarının hava desteği olmaması durumunda yüzlerce Türk
gencinin Rum kıyımına uğraması kaçınılmaz olmuştu.
Ve Türk uçakları Kıbrıs semalarında...
Takvim yaprakları 8 Ağustos’u gösterdiğinde, Anavatan Türkiye, bu
500 genç ve cesur yüreği Rumlara karşı giriştikleri ölüm-kalım
savaşında yalnız bırakmayacağını gösterdi. İlk önce saat 16.15’te
2 Türk uçağı keşif uçuşunu yaptı ve geri döndü. Keşif uçaklarının
uzaklaşmasıyla Rum saldırılarının iddeti daha da arttı. Saat 17.30
sularında ise Türk uçakları filolar halinde tekrar göründüler. Rum
mevzileri Pahiammos ve Romo Köyleri bombalandı. Takviye maksadıyla Trodos’tan
ve Poli istikametinden gelen Rum kuvvetleri vurularak dağıtıldı. Uçakların
Türkiye’ye geri dönmesinden sonra, Rum taarruzu durmuş ancak mevziler
arası atış teatileri devam etmekte ve işgal edilen Türk köyleri tahrip
ve yağma edilmekteydi. Bunun üzerine 9 Ağustos günü Türk uçakları
tekrar havalanarak saat 13.05’te Rum saldırılarına son darbeyi indirdi.
8 Ağustos’ta uçağı vurulmasına rağmen canlı olarak yere inmeyi
başaran pilot yüzbaşı Cengiz Topel ise, kendisini yakalayan Rumların
işkenceleri sonucu şehit düştü. Erenköy Direnişi sona erdiğinde Türk
tarafı 12 şehit, 4 kayıp ve 32 yaralı ile adını tarihe yazdırırken,
Rum tarafı 53 ölü ve 125 yaralı ile geri çekiliyordu.
CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ: “RUMLAR AB’YE ALINIRSA GÖRÜŞMELER
SONA ERER”
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Güney Kıbrıs’ın tüm Kıbrıs adına
Avrupa Birliği (AB) üyeliğine alınması halinde, Kıbrıs sorununa
çözüm bulunması amacıyla devam eden doğrudan görüşmelerin sona
ereceğini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün veda ziyaretinde bulunan 28. Tümen
Komutanı Tümgeneral Bahtiyar Türker’le görüşmesi sırasında bir
soru üzerine, Kıbrıs ve AB üyeliği konularında açıklamalar yaptı.
AB’ye "iyi hesap et" çağrısı yapan Denktaş “Kızgınlıkla,
Kıbrıs Türklerine öfkeyle veyahut Türkiye’ye engel olsun diye ‘Biz
Kıbrıs’ı alıyoruz’ diyerek Rumları alırlarsa, iş daha da
karmaşık hale gelir. Kökten halletmiş olurlar. İkiye bölünen bir Kıbrıs.
Biri üye, diğeri üye değil” uyarısında bulundu.
Denktaş, egemenliğini, eşitliğini, Türkiye’nin etkin garantörlüğünün
devamını arzu eden bir halkın temsilcisi olarak masada oturduğunuı ve
egemenliği destekleme yemini etmiş olanlardan da destek beklemeye devam
edeceğini ifade etti. |