www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Haber 8 Ağustos 2002

 

ERENKÖY DİRENİŞİ VE ŞEHİTLERİ BUGÜN ANILIYOR

CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ: “RUMLAR AB’YE ALINIRSA GÖRÜŞMELER SONA ERER”
 

ERENKÖY DİRENİŞİ VE ŞEHİTLERİ BUGÜN ANILIYOR

Şanlı Erenköy Direnişi’nin 38. yıldönümü ve bu direniş sırasında şehit düşenler bugün Erenköy’de düzenlenecek törenle anılacak.

Tören saat 09.40’ta Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın karşılanmasının ardından saat 10.00’da çelenklerin şehitliğe konulmasıyla başlayacak. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, şehitlik özel defteri imzalanacak.

Erenköy Direnişi: Kıbrıs Türk Mücadelesinin Dönüm Noktası

Erenköy halkının bazı sorunları, 1964 Erenköy Harekatı’ndan sonra da devam etti. İnsanların maneviyatı ve güven duygusu artmıştı ancak kalacak yer ve yiyecek sorunu çok büyük boyutlardaydı. Köylüler, evlerinin Rumlar tarafından yakılıp yıkılması nedeniyle mağaralarda yaşamaya başlamıştı. Kızılay çadırları gelene kadar uzun bir süre mağaralarda kalan Erenköy insanı, daha sonra derme çatma kerpiç evlerde yaşadı fakat can güvenliği korkusuyla geceleri yine mağaralarda kaldı. Erenköy halkı ancak 1969’da yine anavatan Türkiye’nin yardımıyla yapılan prefabrik konutlara geçebildi.

Erenköy Harekatı, ulusal Kıbrıs davamızda üç açıdan en önemli dönüm noktalarından biridir:

1- Türkiye ilk defa, 1960 Garanti Anlaşması’na dayanarak güç kullandı.

2- Kıbrıs’ta ilk kez sıcak savaş tehlikesi yaşandı.

3- Türkiye’nin, Enosis’in gerçekleşmesine izin vermeyeceğine dair ilk kesin ihtarı oldu.

O dönemde sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti”nin, Cumhurbaşkanı Makarios’un, Türkiye’nin hava harekatı sonrasında, ölen Rum askerlerini görmek için Baf Hastanesinin morguna gittiğinde gözyaşlarını tutamadığı görülmüştü. Fakat Newsweek muhabirinin 24 Ağustos 1964’de yazdığı gibi, ağlamak için “artık çok geç”ti. Türkiye’nin, vatanı için canını vermeye hazır olan Kıbrıslı Türkleri yalnız bırakmayacağını Makarios çok geç anlamıştı.

Kıbrıs Türkü’nün canı pahasına direnerek, Türkiye ile elele “tarih yazdığı” Erenköy, bugün sadece Güvenlik Kuvvetlerimiz tarafından korunmakta ve sivil yerleşime açık bulunmamaktadır. Kıbrıs Türkü’nün direndiği sürece Türkiye’yi hep yanında bulacağının bir işareti olarak Rumlara bırakılmayan Erenköy’de her yıl 8 Ağustos’ta şehitlerimiz anısına törenler yapılmakta ve Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesinin en önemli mihenk taşlarından biri olan Erenköy’ü gençlerimizin görüp ibret almalarına fırsat verilmektedir.

Erenköy nerededir?

Erenköy, Ada’nın kuzeybatısında uzanır. 1974 Barış Harekatı sırasında bölge halkının direnişi sayesinde, Erenköy Rumlara bırakılmamıştır. Bugün KKTC toprağı olmasına rağmen, KKTC ile kara sınırı bulunmayan tek bölgedir. Üç yanı Güney Kıbrıs topraklarıyla çevrili Erenköy’ün tek ulaşımı deniz yoluyla sağlanmaktadır. Yüzölçümü 19 kilometrekaredir.

Kıyıovası sahilde kesintili biçimde uzanır. Erenköy ve Mansura’nın kurulduğu alan, kışın akan sularla yer yer parçalanmıştır. Orta ve doğu kesimlerde tepeler hemen yükseldiğinden aşınmanın çokça olduğu görülür. Kalker tabaka yüzeye çıkmıştır. Daracık kıyı ovasının gerisinde Trodos Dağı’nın uzantıları, tepelik alanlar yükselir. Buraları yer yer çalılık ve makilerle kaplıdır. Vadi düzlükleri, tarım alanlarının en verimli bölgesini oluşturur. Savaş yıllarına kadar bölge nüfusu 1060 kişiydi. Halk geçimini tarım, hayvancılık, balıkçılık ve maden işçiliğiyle sağlardı. En önemli 2 ürün badem ve incirdi. 1974’teki Mutlu Barış Harekatı’ndan sonra Erenköy halkı, 1976 sonbaharından itibaren yeni ikametgahları olan bölgeye (şimdiki YeniErenköy) deniz yoluyla nakledilmiştir.

Erenköy: Türkiye’ye açılan tek kapı...

1950’li yılların ortalarından itibaren Rumların ENOSİS çabalarının yoğunlaşması üzerine, Ada’da bir silah dengesinin kurulması şart olmuştu. 1957’den itibaren küçük teknelerle Türkiye’den getirilen silahlar Erenköy’e indiriliyor, buradan da Adadaki Türk mücahitlere sevkiyatı yapılıyordu. Erenköy bu anlamda “Kıbrıslı Türklerin Türkiye’ye açılan kapısı” durumundaydı. Osmanlıların adayı aldığı 1571 tarihinden itibaren hiçbir zaman Rum eline geçmeyen bölge, 1974’e kadar Kıbrıs Türkü’nün tek ikmal üssü idi.

Kıbrıslı Rumların bütün gayesi, Türkler’in elinde bulunan bu 5 km’lik sahil kesimini ele geçirmek ve dolayısıyla bu noktadan yapılacak muhtemel bir Türk çıkarmasına, denizden yapılan personel, silah ve mühimmat ikmaline engel olmaktı. 1964 başından itibaren Rumlar, ne pahasına olursa olsun bu hayat damarını kesmek için hazırlıklara girişti.

Erenköy Direnişi: Kıbrıs Türk tarihinde şanlı bir sayfa...

Rumların, 1963’te “Kanlı Noel” ile başlayan türkleri yoketme harekatı ve Erenköy’ü ortadan kaldırma planları, Anavatan Türkiye’de ve Avrupa ülkelerinde yaşayan Kıbrıs Türk gençliğini ayağa kaldırmıştı. Dünyanın dört bir tarafından, önce Türkiye’ye gelen Kıbrıslı Türk gençler, 30 Mart 1964’ten itibaren küçük sandallarla Anamur’dan Erenköy’e akmaya başladı. 30 Haziran’a kadar, deniz yolu ile birçok imkansızlıklar ve zor şartlar altında, personel, silah ve mühimmat takviyesi bölgeye gelmeye devam etti. Tarih yaprakları Ağustos ayını gösterdiğinde, 322’si öğrenci olan 522 mücahit, yaşamlarının en kutsal andını içiyor ve teslim olmaktansa topluca şehit düşeceklerine yemin ediyorlardı.

General Grivas komutasında 5 bin Rum askeri; denizden 3 hücumbot, karadan 6 zırhlı araç, batarya, havan takımı, makinalı tüfekler ve ağır toplarla 6 Ağustos’ta taarruza geçti. 7 Ağustos saat 20.00’de Mansura’yı savunan Kıbrıslı Türk mücahitlere çekilme emri verildi. Aynı gün saat 21.00’de Bozdağ, saat 24.00’de ise Selçuklu ve Alevkaya mücahitleri geri alınarak Erenköy etrafında çepeçevre savunmaya geçildi. 8 Ağustos’ta artık durum son derece vahimdi. Rum askerlerinin taarruzu şiddetlenmiş ve Türk Mücahitler küçük bir bölgeye sıkıştırılmıştı. Türk uçaklarının hava desteği olmaması durumunda yüzlerce Türk gencinin Rum kıyımına uğraması kaçınılmaz olmuştu.

Ve Türk uçakları Kıbrıs semalarında...

Takvim yaprakları 8 Ağustos’u gösterdiğinde, Anavatan Türkiye, bu 500 genç ve cesur yüreği Rumlara karşı giriştikleri ölüm-kalım savaşında yalnız bırakmayacağını gösterdi. İlk önce saat 16.15’te 2 Türk uçağı keşif uçuşunu yaptı ve geri döndü. Keşif uçaklarının uzaklaşmasıyla Rum saldırılarının iddeti daha da arttı. Saat 17.30 sularında ise Türk uçakları filolar halinde tekrar göründüler. Rum mevzileri Pahiammos ve Romo Köyleri bombalandı. Takviye maksadıyla Trodos’tan ve Poli istikametinden gelen Rum kuvvetleri vurularak dağıtıldı. Uçakların Türkiye’ye geri dönmesinden sonra, Rum taarruzu durmuş ancak mevziler arası atış teatileri devam etmekte ve işgal edilen Türk köyleri tahrip ve yağma edilmekteydi. Bunun üzerine 9 Ağustos günü Türk uçakları tekrar havalanarak saat 13.05’te Rum saldırılarına son darbeyi indirdi. 8 Ağustos’ta uçağı vurulmasına rağmen canlı olarak yere inmeyi başaran pilot yüzbaşı Cengiz Topel ise, kendisini yakalayan Rumların işkenceleri sonucu şehit düştü. Erenköy Direnişi sona erdiğinde Türk tarafı 12 şehit, 4 kayıp ve 32 yaralı ile adını tarihe yazdırırken, Rum tarafı 53 ölü ve 125 yaralı ile geri çekiliyordu.

 

CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ: “RUMLAR AB’YE ALINIRSA GÖRÜŞMELER SONA ERER”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Güney Kıbrıs’ın tüm Kıbrıs adına Avrupa Birliği (AB) üyeliğine alınması halinde, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacıyla devam eden doğrudan görüşmelerin sona ereceğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün veda ziyaretinde bulunan 28. Tümen Komutanı Tümgeneral Bahtiyar Türker’le görüşmesi sırasında bir soru üzerine, Kıbrıs ve AB üyeliği konularında açıklamalar yaptı.

AB’ye "iyi hesap et" çağrısı yapan Denktaş “Kızgınlıkla, Kıbrıs Türklerine öfkeyle veyahut Türkiye’ye engel olsun diye ‘Biz Kıbrıs’ı alıyoruz’ diyerek Rumları alırlarsa, iş daha da karmaşık hale gelir. Kökten halletmiş olurlar. İkiye bölünen bir Kıbrıs. Biri üye, diğeri üye değil” uyarısında bulundu.

Denktaş, egemenliğini, eşitliğini, Türkiye’nin etkin garantörlüğünün devamını arzu eden bir halkın temsilcisi olarak masada oturduğunuı ve egemenliği destekleme yemini etmiş olanlardan da destek beklemeye devam edeceğini ifade etti.


[ Webmaster]