|
TUĞGENERAL MENDİ:“KIBRIS TÜRKÜ’NÜ YOKETMEK
İSTEYENLERE KARŞI AŞILMAZ BİR GÜÇ OLARAK DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Güvenlik Kuvvetlerİ Komutanı Tuğgeneral Galip Mendi, Güvenlik
Kuvvetleri olarak vatanı ve barışı korumak görevini sürdüreceklerini
vurgulayarak, “Güvenlik Kuvvetleri, Kıbrıs Türkü’nü yoketmek
isteyenlere karşı aşılmaz bir güç olarak duracaktır” dedi.
Toplumsal Direniş Bayramı dolayısıyla, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı
1 Ağustos gecesi, Polis Genel Müdürlüğü bahçesinde bir resepsiyon
verdi.
GK Komutanı Tuğgeneral Galip Mendi resepsiyonda yaptığı
konuşmasında, GKK’nın, KTBK ile birlikte barışı ve vatanı korurken,
Kıbrıs Türkünü yoketmek isteyenlere karşı da aşılmaz bir güç
olarak durmaya devam edeceğini söyledi.
"Zor koşullar altında verdiği milli mücadelesini başarıyla
sonuçlandıran, Kıbrıs Türkü’nün bağrından çıkan GKK, KTBK ile
birlikte Kıbrıs Türkü’nün, her türlü tehdit ve tehlike durumunda,
huzur ve güvence altında yaşamının sağlanması ve KKTC’nin
varlığını sürdürmesi için daima görev başındadır” diyen Mendi
bu bağlamda, TMT’den devraldıkları bayrağı daima yükseklerde
tuttuklarını ifade etti.
GKK’nın üstün muharebe gücü, modern teçhizatı ve günümüzün
gelişmiş silah sistemleriyle, çağdaş ve modern silahlı kuvvetleri
durumuna geldiğini kaydeden Tuğgeneral Mendi, şunları söyledi:
"GKK mensupları, üzerinde yaşadığı ata yadigarı vatan
topraklarını savunma azim ve kararlılığı içerisindedir. GKK kurulduğu
günden itibaren, KTBK ile birlikte, barışı ve vatanı korumak için, Kıbrıs
Türkü’nü yoketmek isteyenlere karşı da, aşılmaz bir güç olarak
durmaktadır ve sonsuza kadar da durmaya devam edecektir.”
AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN LİDERLERE DAVETİ RESMİLEŞTİ
DENKTAŞ: “DAVETİYE GELDİ VE YANIT VERDİK”
Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komitesi’nin, Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’i Kıbrıs sorunu
ile AB üyeliği ışığında çözüm perspektifini kamuoyu önünde açık
tartışmaya davet etme kararı resmileşti ve davetiyeler liderlere
ulaştı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cuma günü Rum Yönetimi Başkanı
Glafkos Klerides ile görüşmeye giderken bir soruya karşılık, “Davetiye
geldi ve biz kabul ettiğimizi bildirdik” dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Klerides’in davetle ilgili tutumu konusunda
ise, “Gazetelerine bakılırsa reddetmemiş, ama Genel Sekreter’le
konuştuktan sonra kesin kararını verecekmiş. Gidilmemesi daha iyi olur
gibi bir kanı yaratmak istiyor” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Avrupa Parlamentosu’nun davetini geçtiğimiz
gün şu ifadelerle yorumlamıştı:
"Böyle bir toplantı çok iyi olur. Şimdiye kadar Avrupa Kıbrıs
meselesini tek yanlı olarak işitti. İki tarafın zorluklarını,
yaklaşımlarını işitmesi ve ona göre teşhis koymaları çok yararlı
olur. Çünkü meselenin halledilememesinin nedeni böyle bir teşhisin
yapılmamış olmasıdır.”
KIBRIS MÜZAKERE SÜRECİ
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, aylardan beri devam eden Kıbrıs’la
ilgili görüşmelerde tarafların beklentilerinin hala daha 180 derece
farklı olduğunu söyledi ve “Esas olan bunları birleştirmektir. Bunun
için de her iki tarafın da yeni bir değerlendirme yapması lazım” dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın liderlerle
Paris’te yapacağı görüşmeyle ilgili olarak da, “Meselenin
taraflarca halledilmesine yardımcı olmasının ötesinde bir öneri
koymaması gerekir” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’le
Cuma günü yaptığı yaklaşık bir saatlik görüşmenin ardından
gazetecilerin sorularını yanıtladı, 3 haftalık tatil öncesinde genel
bir değerlendirme yaptı.
Görüşmelere 27 Ağustos’a kadar ara verildiğini ve bu 3 haftalık sürecin
genel değerlendirme için kullanılacağını belirten Denktaş,
tarafların bu arada tüm konularda kapsamlı bir çalışma yapacağını,
belgeleri inceleyeceğini ve böylece bir sonuca varılıp
varılmayacağının anlaşılacağını kaydetti.
Rum Yönetimi’nin görüşmede toprak ve kayıplar konusundaki görüşlerini
masaya getirdiğini belirten Cumhurbaşkanı, Türk tarafının konuyla
ilgili yanıtının da 27 Ağustos’ta yapılacak görüşmede
verileceğini kaydetti.
Hala 180 Derece Farklı
Cumhurbaşkanı Denktaş, gazetecilerin görüşme süreciyle ilgili
genel bir değerlendirme istemeleri ve herhangi bir konuda ilerleme olup
olmadığını sormaları üzerine de özetle şunları söyledi:
"İki taraf da kendi görüşünü muhafaza etmektedir. Gelinen aşamada
herhangi bir konuda uzlaşmadan, ilerlemeden bahsetmek yanıltıcı olur.
Çünkü mesele, meseleyi halletmektir. Meselenin halledilmesi için kabul
edilen prensip de, her konuda anlaşma olmadan hiçbir anlaşma
olmadığıdır. Bu prensip ortadayken şurada, burada iyi gittik demek çok
aldatıcı olur. Bunca zaman görüşme devam ettiğine göre her iki tarafın
da bir beklentisi var. Ama bu beklenti aynı beklenti mi değil mi, bu
sonunda meydana çıkacak. Zorluk da ordadır. Vizyonlar, beklentiler hemen
hemen 180 derece hala ayrıdır. Esas olan bunları birleştirmektir ve
bunun için de her iki tarafın yeni bir değerlendirme yapması lazım.
Umut ederiz bu tatilden sonra bunu yaparız.”
Sütten Dili Yandı…
Cumhurbaşkanı Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın eylül ayında
taraflarla yapacağı ortak toplantının Kıbrıs müzakere sürecine açılım
getirip getiremeyeceğine ilişkin sorulara da, “Özel Temsilci De Soto
bugüne kadar yapılan görüşmeleri değerlendirip kendisine birşeyler
verecek. O da önüne konulmuş olan belge üzerinden bize bazı önerilerde
bulunacak. Herhalde maksadı budur” dedi.
Denktaş, Genel Sekreter’in Paris’te yapılacak görüşmede öneri
sunması halinde tutumunun ne olacağına ilişkin soruya ise şu
karşılığı verdi:
"Genel Sekreter’in sütten dili yandığına göre yoğurdu
üfleyerek yiyecektir. Öneri ortaya koyduğunda ya bir tarafın veya her
iki tarafın da tepki gösterdiğini görüyor. Meselenin taraflarca
halledilmesine yardımcı olmasının ötesinde bir öneri koymaması lazım.”
Diplomaside Tesadüf Yok
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Avrupa Parlamentosu ile BM Genel
Sekreteri Annan’ın liderlere davetinin yakın tarihlere denk gelmesinin
tesadüf olup olmadığına” ilişkin soruyu da, şu sözlerle yanıtladı:
"Diplomaside tesadüf yoktur. Bu, müdafaamızın esası, eti ve
kemiği olduğunu gösterir. Bugüne kadar çağırmayanlar şimdi çağırıyorsa
demek ki bu insanların söylediğinde birşey var, acaba nedir diye merak
ediyorlar. Gelip giden ziyaretçiler de çoğaldı. Çünkü şimdiye kadar
hiç üzerinde durmadıkları gerçekleri görüyorlar. Onlardan birşeyler
çıkartıyorlar...”
KIBRIS GERÇEKLERİ ABD KONGRESİ’NDE
WASHİNGTON TEMSİLCİSİ ERTUĞ, RUM-YUNAN LOBİSİ’NİN PROPAGANDA
GİRİŞİMİNE KARŞILIK KONGRE’YE KIBRIS GERÇEKLERİNİ ANLATTIĞI BİR
YAZI YOLLADI
Washington Temsilcisi Osman Ertuğ, ABD’deki Rum-Yunan Lobisi’nin
propaganda faaliyetlerine karşılık Kongre’ye yolladığı “Is it all
history?” başlıklı yazıyla Kıbrıs gerçeklerini anlattı.
Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre Üyesi Dan Burton tarafından zabta geçirilen
yazıda Kıbrıs sorunuyla ilgili bilgi verilip, çözüm olasılıkları
ele alındı.
Ertuğ, yazısında Kıbrıs sorununun iddia edildiği gibi 1974’de
değil, Rumların adayı Yunanistan’a bağlamak amacıyla 1963’de gerçekleştirdiği
saldırılarla başladığını vurguladı.
Türkiye’nin yasal ve haklı müdahalesi sonucunda Kıbrıs Türkü’nün
yok olmasının önlendiğini kaydeden Ertuğ, adada kalıcı bir
anlaşmanın da, Kıbrıs Türkü’nün eşitlik ve egemenliğinin kabul
edilmesi durumunda sağlanabileceğini belirtti.
Başta AB olmak üzere tüm uluslararası toplulukların Güney Kıbrıs
Rum Yönetimi’ni adanın tek yasal hükümeti kabul etmesinin Rumların
uzlaşmazlığını körüklediğine dikkat çeken Ertuğ, anlaşma
isteniyorsa öncelikle adada iki ayrı devlet ve egemenlik olduğu gerçeğinin
kabul edilmesi gerektiğini söyledi.
Ertuğ, uluslararası toplulukların da Rumları, 2 ayrı egemenliğe
dayalı yeni bir ortaklık için teşvik etmesinin da şart olduğunu
kaydetti.
MİLOSEVİÇ KARA PARALARI İÇİN ARAŞTIRMA BAŞLATTILAR
Güney Kıbrıs’ta yayınlanan Alithia Rum Başsavcılığı, Yugoslav
Eski Devlet Başkanı Miloseviç’in kara para aklamada Güney Kıbrıs’ı
kullanıp kullanmadığı, Rumlar’ın BM tarafından konan ambargoyu
kırmada yardımcı olup olmadığı konusunda geniş çaplı bir
araştırma başlattığını yazdı.
Gazeteye göre Başsavcılığın araştırma başlattığını bu
gazeteyle söyleşisinde Rum Başsavcı Alekos Markides’in kendisi açıkladı.
Markides, Miloseviç kara para konusunu kesin şekilde açıklığa
kavuşturmada kararlı olduğunu belirtirken şu gözlemlerde de bulundu:
"Bir şirket içerisinde avukatın rolü çok önemlidir ve
görevine paralel olarak da sorumluluk taşır. Şunun da bilinmesinde yarar
var; Kıbrıs’ın mali sisteminde temel zaafiyet bulunuyor. Çünkü BM
tarafından konan ambargoların şahıslar tarafından kırılmasının suç
teşkil ettiğiyle ilgili mevzuat yoktur. Uluslararası hukuka uymaları için
şahısları zorlayacak imkanlara sahip değiliz. Bu da temel mevzuat
eksikliğinden kaynaklanıyor. Bir avukatın dedektiflik yapma zorunluğu
yok, ancak belli bir yasadışılık karşısında da gözlerini kapatamaz.”
TASOS PAPADOPULOS’UN ADAYLIĞI VE ALMAN BASINI
Güney Kıbrısta yayınlanan Alithia gazetesi, “Almanlar Da Tasos
nedeniyle Kıbrıs’ı Teşhir Ediyor… Alman Gazetesi F. Timas’ı
İzliyor” başlığıyla manşetten verdiği haberinde İngiliz Financial
Times gazetesinden sonra şimdi Alman “Die Tage Szeitung” gazetesinin,
Yugoslav eski diktatörü Slobodan Miloseviç’le muhtemel ilişkilerinden
dolayı DİKO Parti Başkanı Tasos Papadopulos’u konu alan bir haber
yayımladığına dikkat çekti.
Gazeteye göre Alman gazetesi haberini şu başlıklarla yayımladı:
"AB Adayı İçin Geçmiş’in Siyasi Hataları… Kıbrıs’ın
Diğer Cumhurbaşkanı’nın İsmi Tasos Papadopulos Olabilir. DİKO
Başkanı Olan Tasos Papadopulos’un Adı Sırbistan Eski Cumhurbaşkanı
Miloseviç’le Ekonomik İlişkilere Karıştı.”
Haberde, Tasos Papadopulos’un avukatlık bürosunun, Miloseviç’in
kara paralarının aklanmasında aldığı role işaret edildi.
YUNAN GENERALİ DİMİTRİS KANTEPE: “KIBRIS’TA TÜRKLER
DENİZE DÖKÜLMELİDİR”
Haftalık olarak yayımlanan Kipros Simera isimli gazete, “Savunma ve
Diplomasi” sayfasında, Strateji analisti Emekli Tümgeneral Dimitris
Kantepe’nin “ ‘Barış’ Diye Bağırmakla Barış Elde Edilemez… Türk-Yunan
Çekişmesi Kritik Dönüm Noktasında…” başlıklı bir analiz
yazısını yayımladı.
Kantepe, Kıbrıs sorununda Elen tarafının 3 seçeneğe sahip olduğunu
savundu.
Birinci seçenek, Türkler’le sınırların belirlenmesi, göçmenler,
mal tazminatları gibi olası askıda kalan konularda müzakerelere başlamasıdır.
Elenler’in ikinci seçeneği, Kıbrıs’ın üniter bir devlet olduğu
konusunda ısrar edilmesidir.
Üçüncü seçenek olarak da, oldu-bittileri kabul etmemek yanında,
Elenlerin, haklarını silah zoruyla almaya karar vermeleridir. Kantepe
bunun için; Kıbrıs hükümetinin 70 bin asker ve çağdaş silahlarla
takviye ettiği RMMO’nun kullanılması ve daha önceden açıklanmış
olan birleştirilmiş savunma sahası doktrininin hayata geçirilmesiyle,
Türkler’in denize dökülmesi, Kuzey Kıbrıs’ın kurtarılması ve ait
olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’yle birleştirilmesi olduğunu söyledi.
AĞROTUR’DA YİNE GÖSTERİ
Rum Çevreciler Hareketi geçtiğimiz Cuma günü Ağrotur’a
yerleştirilecek olan antenleri protesto etmek amacıyla, antenlerin
kurulacağı bölgede ani bir gösteri düzenlediler.
Cyprus Mail gazetesinin haberine gore George Perdikis başkanlığında,
Yeşiller Partisi’nden 15 kişilik bir gurup, İngilizlerin Ağrotur Üs
Bölgesi’nin merkez kapısını kapatarak kendilerini kapıya
zincirlediler ve trafiğin akışını engellediler. Meydana gelen trafik
karmaşası üs polisine zor anlar yaşatmasına rağmen gösteri bir saat
içerisinde yetkililerin zincirleri kırmasıyla, hiçbir olay meydana
gelmeden sona erdi. Perkides yaptığı açıklamada, bu gösterinin amacının
kamuoyuna Ağrotur’daki anten olayını tekrar hatırlatmak ve
çevrecilerin bu olayın peşini bırakmadığını göstermek olduğunu söyledi. |