www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Haber 5 Ağustos 2002

 

TUĞGENERAL MENDİ:“KIBRIS TÜRKÜ’NÜ YOKETMEK İSTEYENLERE KARŞI AŞILMAZ BİR GÜÇ OLARAK DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN LİDERLERE DAVETİ RESMİLEŞTİ
DENKTAŞ: “DAVETİYE GELDİ VE YANIT VERDİK”

KIBRIS MÜZAKERE SÜRECİ

KIBRIS GERÇEKLERİ ABD KONGRESİ’NDE

MİLOSEVİÇ KARA PARALARI İÇİN ARAŞTIRMA BAŞLATTILAR

TASOS PAPADOPULOS’UN ADAYLIĞI VE ALMAN BASINI

YUNAN GENERALİ DİMİTRİS KANTEPE: “KIBRIS’TA TÜRKLER DENİZE DÖKÜLMELİDİR”

AĞROTUR’DA YİNE GÖSTERİ

 

TUĞGENERAL MENDİ:“KIBRIS TÜRKÜ’NÜ YOKETMEK İSTEYENLERE KARŞI AŞILMAZ BİR GÜÇ OLARAK DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Güvenlik Kuvvetlerİ Komutanı Tuğgeneral Galip Mendi, Güvenlik Kuvvetleri olarak vatanı ve barışı korumak görevini sürdüreceklerini vurgulayarak, “Güvenlik Kuvvetleri, Kıbrıs Türkü’nü yoketmek isteyenlere karşı aşılmaz bir güç olarak duracaktır” dedi.

Toplumsal Direniş Bayramı dolayısıyla, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı 1 Ağustos gecesi, Polis Genel Müdürlüğü bahçesinde bir resepsiyon verdi.

GK Komutanı Tuğgeneral Galip Mendi resepsiyonda yaptığı konuşmasında, GKK’nın, KTBK ile birlikte barışı ve vatanı korurken, Kıbrıs Türkünü yoketmek isteyenlere karşı da aşılmaz bir güç olarak durmaya devam edeceğini söyledi.

"Zor koşullar altında verdiği milli mücadelesini başarıyla sonuçlandıran, Kıbrıs Türkü’nün bağrından çıkan GKK, KTBK ile birlikte Kıbrıs Türkü’nün, her türlü tehdit ve tehlike durumunda, huzur ve güvence altında yaşamının sağlanması ve KKTC’nin varlığını sürdürmesi için daima görev başındadır” diyen Mendi bu bağlamda, TMT’den devraldıkları bayrağı daima yükseklerde tuttuklarını ifade etti.

GKK’nın üstün muharebe gücü, modern teçhizatı ve günümüzün gelişmiş silah sistemleriyle, çağdaş ve modern silahlı kuvvetleri durumuna geldiğini kaydeden Tuğgeneral Mendi, şunları söyledi:

"GKK mensupları, üzerinde yaşadığı ata yadigarı vatan topraklarını savunma azim ve kararlılığı içerisindedir. GKK kurulduğu günden itibaren, KTBK ile birlikte, barışı ve vatanı korumak için, Kıbrıs Türkü’nü yoketmek isteyenlere karşı da, aşılmaz bir güç olarak durmaktadır ve sonsuza kadar da durmaya devam edecektir.”

 

AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN LİDERLERE DAVETİ RESMİLEŞTİ
DENKTAŞ: “DAVETİYE GELDİ VE YANIT VERDİK”

Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komitesi’nin, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’i Kıbrıs sorunu ile AB üyeliği ışığında çözüm perspektifini kamuoyu önünde açık tartışmaya davet etme kararı resmileşti ve davetiyeler liderlere ulaştı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cuma günü Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides ile görüşmeye giderken bir soruya karşılık, “Davetiye geldi ve biz kabul ettiğimizi bildirdik” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Klerides’in davetle ilgili tutumu konusunda ise, “Gazetelerine bakılırsa reddetmemiş, ama Genel Sekreter’le konuştuktan sonra kesin kararını verecekmiş. Gidilmemesi daha iyi olur gibi bir kanı yaratmak istiyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Avrupa Parlamentosu’nun davetini geçtiğimiz gün şu ifadelerle yorumlamıştı:

"Böyle bir toplantı çok iyi olur. Şimdiye kadar Avrupa Kıbrıs meselesini tek yanlı olarak işitti. İki tarafın zorluklarını, yaklaşımlarını işitmesi ve ona göre teşhis koymaları çok yararlı olur. Çünkü meselenin halledilememesinin nedeni böyle bir teşhisin yapılmamış olmasıdır.”

 

KIBRIS MÜZAKERE SÜRECİ

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, aylardan beri devam eden Kıbrıs’la ilgili görüşmelerde tarafların beklentilerinin hala daha 180 derece farklı olduğunu söyledi ve “Esas olan bunları birleştirmektir. Bunun için de her iki tarafın da yeni bir değerlendirme yapması lazım” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın liderlerle Paris’te yapacağı görüşmeyle ilgili olarak da, “Meselenin taraflarca halledilmesine yardımcı olmasının ötesinde bir öneri koymaması gerekir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’le Cuma günü yaptığı yaklaşık bir saatlik görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı, 3 haftalık tatil öncesinde genel bir değerlendirme yaptı.

Görüşmelere 27 Ağustos’a kadar ara verildiğini ve bu 3 haftalık sürecin genel değerlendirme için kullanılacağını belirten Denktaş, tarafların bu arada tüm konularda kapsamlı bir çalışma yapacağını, belgeleri inceleyeceğini ve böylece bir sonuca varılıp varılmayacağının anlaşılacağını kaydetti.

Rum Yönetimi’nin görüşmede toprak ve kayıplar konusundaki görüşlerini masaya getirdiğini belirten Cumhurbaşkanı, Türk tarafının konuyla ilgili yanıtının da 27 Ağustos’ta yapılacak görüşmede verileceğini kaydetti.

Hala 180 Derece Farklı

Cumhurbaşkanı Denktaş, gazetecilerin görüşme süreciyle ilgili genel bir değerlendirme istemeleri ve herhangi bir konuda ilerleme olup olmadığını sormaları üzerine de özetle şunları söyledi:

"İki taraf da kendi görüşünü muhafaza etmektedir. Gelinen aşamada herhangi bir konuda uzlaşmadan, ilerlemeden bahsetmek yanıltıcı olur. Çünkü mesele, meseleyi halletmektir. Meselenin halledilmesi için kabul edilen prensip de, her konuda anlaşma olmadan hiçbir anlaşma olmadığıdır. Bu prensip ortadayken şurada, burada iyi gittik demek çok aldatıcı olur. Bunca zaman görüşme devam ettiğine göre her iki tarafın da bir beklentisi var. Ama bu beklenti aynı beklenti mi değil mi, bu sonunda meydana çıkacak. Zorluk da ordadır. Vizyonlar, beklentiler hemen hemen 180 derece hala ayrıdır. Esas olan bunları birleştirmektir ve bunun için de her iki tarafın yeni bir değerlendirme yapması lazım. Umut ederiz bu tatilden sonra bunu yaparız.”

Sütten Dili Yandı…

Cumhurbaşkanı Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın eylül ayında taraflarla yapacağı ortak toplantının Kıbrıs müzakere sürecine açılım getirip getiremeyeceğine ilişkin sorulara da, “Özel Temsilci De Soto bugüne kadar yapılan görüşmeleri değerlendirip kendisine birşeyler verecek. O da önüne konulmuş olan belge üzerinden bize bazı önerilerde bulunacak. Herhalde maksadı budur” dedi.

Denktaş, Genel Sekreter’in Paris’te yapılacak görüşmede öneri sunması halinde tutumunun ne olacağına ilişkin soruya ise şu karşılığı verdi:

"Genel Sekreter’in sütten dili yandığına göre yoğurdu üfleyerek yiyecektir. Öneri ortaya koyduğunda ya bir tarafın veya her iki tarafın da tepki gösterdiğini görüyor. Meselenin taraflarca halledilmesine yardımcı olmasının ötesinde bir öneri koymaması lazım.”

Diplomaside Tesadüf Yok

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Avrupa Parlamentosu ile BM Genel Sekreteri Annan’ın liderlere davetinin yakın tarihlere denk gelmesinin tesadüf olup olmadığına” ilişkin soruyu da, şu sözlerle yanıtladı:

"Diplomaside tesadüf yoktur. Bu, müdafaamızın esası, eti ve kemiği olduğunu gösterir. Bugüne kadar çağırmayanlar şimdi çağırıyorsa demek ki bu insanların söylediğinde birşey var, acaba nedir diye merak ediyorlar. Gelip giden ziyaretçiler de çoğaldı. Çünkü şimdiye kadar hiç üzerinde durmadıkları gerçekleri görüyorlar. Onlardan birşeyler çıkartıyorlar...”

 

KIBRIS GERÇEKLERİ ABD KONGRESİ’NDE

WASHİNGTON TEMSİLCİSİ ERTUĞ, RUM-YUNAN LOBİSİ’NİN PROPAGANDA GİRİŞİMİNE KARŞILIK KONGRE’YE KIBRIS GERÇEKLERİNİ ANLATTIĞI BİR YAZI YOLLADI

Washington Temsilcisi Osman Ertuğ, ABD’deki Rum-Yunan Lobisi’nin propaganda faaliyetlerine karşılık Kongre’ye yolladığı “Is it all history?” başlıklı yazıyla Kıbrıs gerçeklerini anlattı.

Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre Üyesi Dan Burton tarafından zabta geçirilen yazıda Kıbrıs sorunuyla ilgili bilgi verilip, çözüm olasılıkları ele alındı.

Ertuğ, yazısında Kıbrıs sorununun iddia edildiği gibi 1974’de değil, Rumların adayı Yunanistan’a bağlamak amacıyla 1963’de gerçekleştirdiği saldırılarla başladığını vurguladı.

Türkiye’nin yasal ve haklı müdahalesi sonucunda Kıbrıs Türkü’nün yok olmasının önlendiğini kaydeden Ertuğ, adada kalıcı bir anlaşmanın da, Kıbrıs Türkü’nün eşitlik ve egemenliğinin kabul edilmesi durumunda sağlanabileceğini belirtti.

Başta AB olmak üzere tüm uluslararası toplulukların Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni adanın tek yasal hükümeti kabul etmesinin Rumların uzlaşmazlığını körüklediğine dikkat çeken Ertuğ, anlaşma isteniyorsa öncelikle adada iki ayrı devlet ve egemenlik olduğu gerçeğinin kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

Ertuğ, uluslararası toplulukların da Rumları, 2 ayrı egemenliğe dayalı yeni bir ortaklık için teşvik etmesinin da şart olduğunu kaydetti.

 

MİLOSEVİÇ KARA PARALARI İÇİN ARAŞTIRMA BAŞLATTILAR

Güney Kıbrıs’ta yayınlanan Alithia Rum Başsavcılığı, Yugoslav Eski Devlet Başkanı Miloseviç’in kara para aklamada Güney Kıbrıs’ı kullanıp kullanmadığı, Rumlar’ın BM tarafından konan ambargoyu kırmada yardımcı olup olmadığı konusunda geniş çaplı bir araştırma başlattığını yazdı.

Gazeteye göre Başsavcılığın araştırma başlattığını bu gazeteyle söyleşisinde Rum Başsavcı Alekos Markides’in kendisi açıkladı.

Markides, Miloseviç kara para konusunu kesin şekilde açıklığa kavuşturmada kararlı olduğunu belirtirken şu gözlemlerde de bulundu:

"Bir şirket içerisinde avukatın rolü çok önemlidir ve görevine paralel olarak da sorumluluk taşır. Şunun da bilinmesinde yarar var; Kıbrıs’ın mali sisteminde temel zaafiyet bulunuyor. Çünkü BM tarafından konan ambargoların şahıslar tarafından kırılmasının suç teşkil ettiğiyle ilgili mevzuat yoktur. Uluslararası hukuka uymaları için şahısları zorlayacak imkanlara sahip değiliz. Bu da temel mevzuat eksikliğinden kaynaklanıyor. Bir avukatın dedektiflik yapma zorunluğu yok, ancak belli bir yasadışılık karşısında da gözlerini kapatamaz.”

 

TASOS PAPADOPULOS’UN ADAYLIĞI VE ALMAN BASINI

Güney Kıbrısta yayınlanan Alithia gazetesi, “Almanlar Da Tasos nedeniyle Kıbrıs’ı Teşhir Ediyor… Alman Gazetesi F. Timas’ı İzliyor” başlığıyla manşetten verdiği haberinde İngiliz Financial Times gazetesinden sonra şimdi Alman “Die Tage Szeitung” gazetesinin, Yugoslav eski diktatörü Slobodan Miloseviç’le muhtemel ilişkilerinden dolayı DİKO Parti Başkanı Tasos Papadopulos’u konu alan bir haber yayımladığına dikkat çekti.

Gazeteye göre Alman gazetesi haberini şu başlıklarla yayımladı:

"AB Adayı İçin Geçmiş’in Siyasi Hataları… Kıbrıs’ın Diğer Cumhurbaşkanı’nın İsmi Tasos Papadopulos Olabilir. DİKO Başkanı Olan Tasos Papadopulos’un Adı Sırbistan Eski Cumhurbaşkanı Miloseviç’le Ekonomik İlişkilere Karıştı.”

Haberde, Tasos Papadopulos’un avukatlık bürosunun, Miloseviç’in kara paralarının aklanmasında aldığı role işaret edildi.

 

YUNAN GENERALİ DİMİTRİS KANTEPE: “KIBRIS’TA TÜRKLER DENİZE DÖKÜLMELİDİR”

Haftalık olarak yayımlanan Kipros Simera isimli gazete, “Savunma ve Diplomasi” sayfasında, Strateji analisti Emekli Tümgeneral Dimitris Kantepe’nin “ ‘Barış’ Diye Bağırmakla Barış Elde Edilemez… Türk-Yunan Çekişmesi Kritik Dönüm Noktasında…” başlıklı bir analiz yazısını yayımladı.

Kantepe, Kıbrıs sorununda Elen tarafının 3 seçeneğe sahip olduğunu savundu.

Birinci seçenek, Türkler’le sınırların belirlenmesi, göçmenler, mal tazminatları gibi olası askıda kalan konularda müzakerelere başlamasıdır.

Elenler’in ikinci seçeneği, Kıbrıs’ın üniter bir devlet olduğu konusunda ısrar edilmesidir.

Üçüncü seçenek olarak da, oldu-bittileri kabul etmemek yanında, Elenlerin, haklarını silah zoruyla almaya karar vermeleridir. Kantepe bunun için; Kıbrıs hükümetinin 70 bin asker ve çağdaş silahlarla takviye ettiği RMMO’nun kullanılması ve daha önceden açıklanmış olan birleştirilmiş savunma sahası doktrininin hayata geçirilmesiyle, Türkler’in denize dökülmesi, Kuzey Kıbrıs’ın kurtarılması ve ait olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’yle birleştirilmesi olduğunu söyledi.

 

AĞROTUR’DA YİNE GÖSTERİ

Rum Çevreciler Hareketi geçtiğimiz Cuma günü Ağrotur’a yerleştirilecek olan antenleri protesto etmek amacıyla, antenlerin kurulacağı bölgede ani bir gösteri düzenlediler.

Cyprus Mail gazetesinin haberine gore George Perdikis başkanlığında, Yeşiller Partisi’nden 15 kişilik bir gurup, İngilizlerin Ağrotur Üs Bölgesi’nin merkez kapısını kapatarak kendilerini kapıya zincirlediler ve trafiğin akışını engellediler. Meydana gelen trafik karmaşası üs polisine zor anlar yaşatmasına rağmen gösteri bir saat içerisinde yetkililerin zincirleri kırmasıyla, hiçbir olay meydana gelmeden sona erdi. Perkides yaptığı açıklamada, bu gösterinin amacının kamuoyuna Ağrotur’daki anten olayını tekrar hatırlatmak ve çevrecilerin bu olayın peşini bırakmadığını göstermek olduğunu söyledi.


[ Webmaster]