www.trncinfo.com

 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Makale ve YORUMLAR

Arşiv

 

ZÜRİH VE LONDRA ANLAŞMALARI GEREĞİNCE (3 Ekim 2001)

Tirajı günde 44 bin olan liberal Nezavisimaya Gazeta'nın 3 Ekim 2001 tarihli sayısında, yukarıdaki başlık altında ve Büyükelçi Nabi Şensoy imzasıyla yayımlanan yazının çevirisi şöyledir:

Gazetenizin 21 Temmuz 2001 tarihli nüshasında "Kıbrıs Sorununu Kim Çözecek?" başlığıyla yayımlanan makalede, Türkiye  tarafından 1974 tarihinde gerçekleştirilen askeri müdahaleden söz edilirken, bu müdahaleye yol açan gelişmelere değinilmektedir. Bilindiği gibi, Türkiye'nin Kıbrıs'a gerçekleştirdiği askeri harekat, Yunanistan'daki askeri cunta yönetiminin askeri darbe yoluyla adadaki yönetimi devirerek Kıbrıs'ı Yunanistan'a ilhak etme

(Enosis) teşebbüsü üzerine yapılmıştır. Türkiye askeri müdahale kararını, Türkiye, Yunanistan ve Ìngiltere ile Kıbrıs'ın Rum ve Türk liderleri tarafından imzalanan I959-1960 tarihli Zürih ve Londra aıılaşmaları gereğince almıştır.1974 olayları öncesindeki tarihe bakıldığında, makalede sözü edilen Kıbrıslı Rum ve Türklerin barış içinde. birarada yaşadıkları tezinin gerçeklerden çok uzak olduğu da ortaya çıkmaktadır. Kıbrıslı Türkler, 1960 tarihli anlaşmalar çerçevesinde adada kurulan eşit haklara dayalı cumhuriyeti yönetiminden 1963 yılında Kıbrıslı Rumlar tarafından silah zoruyla dışlanmışlardır. Bu kadarla da kalmamış Kıbrıs Türk halkı, "Akritas" planı gereğince kanlı bir katliam ve yok edilme girişimine maruz kalmıştır.

"Akritas" planının, Yunan ve Rum güçlerï tarafından ortaklaşa planlandığı bugün kesin olarak bilinmektedir. Yunan-Kıbrıs ortak planının hayata geçirilmesi sırasında çok sayıda Kıbrıslı Türk hayatını kaybetmiş, binlercesi evinden malından ve yurtlarından edilerek adanın yüzde 3'üne tekabül eden alanda hapsedilerek, insanlık dışı bir abluka altında yaşamaya zorlanmışlardı.

Bunun üzerine uluslararası toplum tarafından, Kıbrıslı Rumların saldırıları karşısında Kıbrıs Türk nüfusunu korumak amacıyla Mart 1964'te adaya Barış Gücü gönderilmiştir. Nitekim Barış Gücü'nün müdahalesi de barış ve huzuru sağlayamamıştır. Ancak, anılan anlaşma hükümlerine dayalı olarak Türkiye'nin 1974 yılında gerçekleştirdiği askeri müdahale ile sükunet ve barış ortamı tesis edilmiştir.

1975 yılında BM gözetiminde gerçekleştirilen gönüllü nüfus mübadelesinin ardından Kıbrıslı Türkler ve Rumlar adanın güneyinde ve kuzeyinde kendi yönetimlerini tesis etmişlerdir. BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde bu sorunun barış yoluyla çözüme ulaştırılması için yapılan görüşmeler 30 yılı aşkın bir süredir yapılagelmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk yönetimi, bu görüşmelerin devamı için yapıcı ve barışçı tekliflerde bulunmuştur. Ancak Kıbrıs Rum tarafı, sorunun federatif çözümüne ilişkin teklifı kabul etmemiştir. Bu konuda BM tarafından sunulan çeşitli belgeler Kıbrıslı Türklerce kabul görürken, Kıbrıslı Rum tarafınca sürekli reddedilmiştir. Kıbrıslı Rum tarafı, Kıbrıs Türk tarafının uluslararası anlaşmalarla tescil edilmiş eşit egemenlik haklarını tanımamış, eşitlik temelinde çözüm önerilerini geri çevirmiş, tüm Kıbrıs'ın hükümetini temsil ettiğini israrla iddia etmiştir.

Bu yaklaşım çerçevesinde, Avrupa Birliği'ne üyelik için tek taraflı olarak başvurmuş ve tüm çabasını bu üyeliği gerçekleştirmek üzerinde yoğunlaştırmıştır. Kıbrıs Rum tarafının Avrupa.Birliği'ne tek taraflı üyelik için yasadışı yaptığı bu müracaatın yürürlüğe konulması vahim bir hata teşkil etmiştir. Bu da Kıbrıs Rum yönetimine, barış sürecine karşı koyması için uzlaşmazlık doğrultusunda cesaretlendirnıiştir.

Kıbrıs'ta dil, din ve kültürü birbirinden farklı olan iki halk mevcuttur. Bu halklardan hiç birinin diğeri üzerinde egemenlik iddia etme veya temsil etme hakkı yoktur. BM Genel Sekreteri 12 Eylül 2001 tarihinde yaptığı açıklamada, "taraflardan birinin diğerini temsil etmediğini ve edemeyeceğini" açıkça dile getirmiştir. Kıbrıs Rum yönetimi, bu sözlere çok sert tepki göstererek, Rumların Kıbrıslı Türklerle eşitlik temelinde bir çözüme hala hazır olmadıklarını bir kez daha gösterıniştir.

Kıbrıs'ta, taraflardan birinin diğerini tahakkümü altına alamayacağı bir ortaklık zemininde iki halkın barış içinde yan yana yaşayabilmelerine katkıda bulunacak çözüm arayışları çerçevesinde, Kıbrıs Türk tarafı "kanfederasyon" önerisini ortaya atmıştır. Konfederasyon önerisi, bazı olumsuz değerlendirmelerin ve iddiaların aksine, iki halkın eşitlik temelinde birlikteliğini hedeflemekte, Kıbrıs'taki iki devletin bir konfederasyon çatısı altında ortak mevcudiyetleri öngörmekte, taraflar arasında zaman içerisinde güven tesis edildikçe işbirliği zemininin genişletilmesine de kapıyı açık bırakmaktadır.

Bu aşamada, uluslararası toplum ve Kıbrıs sorununun çözümüne katkıda bulunmak isteyen çevrelerce izlenebilecek en doğru yaklaşım, bunca zaman müzakerelerin niye başarıya ulaşmadığının nedenlerini doğru tespit etmek ve sonuç alıcı bir müzakere süreci için gerekli zemin ve ortamın oluşturulmasının yolunu açmaktır.


[ Webmaster]